İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/376 E. 2023/617 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/376
Karar No
2023/617
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2020/72 Esas KARAR NO:2023/951 DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/01/2020 KARAR TARİHİ:27/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; konu trafik kazası sonucu; davalı ... şirketince ... nolu poliçe numarası üzerinden zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında rizikosu üstlenilmiş olan, davalı ... adına kayıtlı ve davalı ... hakimiyetindeki ... plakalı araç 14/11/2018 tarihinde ... ili, ... İlçesi, ... Caddesi güzergahından ... Sokak mevkline dönüş yaptığını, burada yaya olarak yürümekte olan müvekkilene çarparak Müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, davalı sürücü ...; ... Caddesi üzerinden ... Sokağa girdiği esnada trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili zorunluluk ve yükümlülüklere aykırı davrandığını, yaya kaldırımı bulunmayan sokakta yayaların taşıt yolu üzerinde yürümek mecburiyetinde kaldıkları hususunu dikkate almadığını, sevk ve idaresinde bulundurduğu aracını yaya trafiği durumunun gerektirdiği şartlara uymadan trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde kullandığını, kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, olayla ilgili olarak, davalı ... hakkında; taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçundan dava açıldığını,.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ceza dosyası ile görülmekte olan davanın hala derdest olup, dosya için yapılacak olan duruşma söz konusu mahkemedeki iş yoğunluğu sebebi ile 11.06.2020 tarihine bırakıldığını, meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığını, vücudunda kırıklar meydana geldiğini, müvekkilinin vücudunda oluşan kırıkların hayati fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğunu, dava konusu trafik kazası sonucunda müvekkilinin beden gücü kaybına uğradığını, kaza sonrası müvekkilinin bacağına platin takıldığını ve yatağa bağımlı hale geldiğini, emekli olan müvekkilin hayatının emeklilik sonrası dönemini rahat bir şekilde geçirmek isterken başına gelen dava konusu kaza sebebiyle hayatı alt üst olduğunu, sağlıklı bir bireyken bakıma muhtaç hale geldiğini, davalı sürücünün kusurlu hareketi nedeniyle kazada her ne kadar müvekkilin bir kısım tedavi giderleri kaza sonrası kaldırıldığı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesince karşılanmış ise de, müvekkilinin kaza tarihi ile tamamen iyileşinceye kadar geçen sürede pek çok zorunlu masrafı oluştuğunu, bu süreçte müvekkilinin tedavi masrafları sebebiyle çok zor günler geçirdiğini, birikiminin büyük bir kısmını tedavisi için kullanmak zorunda kaldığını, bacağına takılan platin ile yatağa bağlı yaşamak zorunda kaldığı için hayatı boyunca aktif bir çalışma yapamayacağı alınan raporlar ile belirlendiğini, müvekkilinin büyük bir ruhsal sıkıntı yaşadığını, zararların karşılanması için kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS poliçesi uyarınca davalı ... şirketine dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu, zararın karşılanması için sigorta şirketine verilen dilekçe sigorta şirketince 10/04/2019 tarihinde teslim alındığını, her ne kadar davalı ..., 26.11.2019 tarihli sulh teklifi sunmuş olsa da, davacının beden gücü kayıp oranına, aktif ve pasif dönem zarar sürelerine, tedavi masraflarına ve davalı sürücünün kusur durumuna göre teklif edilen miktar son derece yetersiz olduğundan bu teklif kabul edilememiş ve tüm maddi zararların davalı ... ve diğer davalılardan faiziyle birlikte tahsilini sayın mahkemenizden talep etmeleri gerektiğini, davaya konu uyuşmazlık ile ilgili olarak; ... ... Bürosu'nun 2019/... Numaralı dosyası ile Arabulucuya başvurulduğunu, 06/01/2020 tarihinde yapılan üçüncü oturumda anlaşma sağlanamadığını belirterek davalı ...'un maliki bulunduğu ... plaka sayılı araca veya işleten ve sürücünün herhangi birine ait olan taşınır, taşınmaz mal, hak ve üçüncü kişilerdeki her türlü alacaklarına ihtiyaten tedbir konulmasını, kısmi olarak 10.000 TL Maddi Tazminatın işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden; sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılara ödetilmesini, Müvekkilinin maruz kaldığı acı, elem ve üzüntüden dolayı 50.000 TL Manevi tazminatın 14.11.2018 tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılara ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddia ettiği üzere müvekkillerinin kullanımında olan aracın davacıya çarpıp çarpmadığı, davacının gelip Müvekkil arabasına çarpıp çarpmadığının belli olmadığını, İş bu duruma ilişkin Cumhuriyet başsavcılığınca iki kere bilirkişi raporu aldırıldığını, ilk raporun davacının kusurlu olabileceği yönünde düzenlendiğini, bunun ardından davacı tarafın iddia edilen kaza olayını görmeyen ama tanık olarak ceza dosyasına sunulan kişilerin verdiği beyan sonrasında müvekkili ...'nın kusurlu olduğu yönünde rapor düzenlendiğini, bunun yanında davacı taraf sürekli müvekkili ...'nın kendisine çarptığını belirterek sayın mahkemenizi yönlendirmeye çalıştığını, bu duruma ilişkin ispata dair bir delil bulunmadığını alınan bilirkişi raporu doğrultusunda da belirtildiğini, müvekkilinin haksız olduğuna dair ispat edilebilmiş, kesin bir delil, kamera kaydı ve sair ibare bulunmadığını, Müvekkili ... ilgili ceza mahkemesinin ilk duruşmasında alınan ifadesinde "aracı ... caddesine çıktığımda gidilebilecek en asgari hız ile gittiğinin hızının 5-10 km hızı geçmediğini" beyan ettiğini, görüleceği üzere müvekkilinin en azami oranda trafik kurallarına riayet ettiğini, ancak devam eden süreçte müvekkilinin verdiği ifadeden de durumun muğlaklığı ortaya çıkmadığını, Savcılık tarafından aldırılan ayrı ayrı iki rapor da bu ikilemi ortaya koyduğunu, Müvekkilinin kontrolündeki araç ... ... caddesini dikine kesen iki sokak arasında geçiş yapmak istemiş ve yolun sonuna geldiğinde bir anda yukarıda bahsettiğimiz şekilde kendisine seslenilmesi üzerine aracı durduğunu, müvekkilinin herhangi bir hatası olmadığını, davacı tarafın yaya olarak gerekli özen yükümlülüğünü göstermemesinden kaynaklı söz konusu olay vuku bulduğunu, Söz konusu davayı kabul etmemekle birlikte davacı taraf öncelikle kendisinin "emekli" olduğunu beyan ettiğini, bu durum davacı tarafın sosyal bir korumasının olduğunu ve her türlü sağlık hizmetlerinden faydalanabildiğini göstermekte olduğunu, davacının maddi tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, müvekkillerinin davacıya gerek maddi gerekçe manevi anlamda destek olmak adına sürekli aradıklarını, herhangi bir ihtiyacı olup olmadığını sürekli sorduklarını, davacının müvekkillerinin taleplerini hiçbirini kabul etmediğini, davacının engelli durumunu gösterir herhangi bir rapor sunmadığını belirterek davanın reddi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Aş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanını ATK'ya gönderilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik taleplerinin tedavi teminatı içerisinde değerlendirilemediğinden teminat dışında kaldığını, söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, iş kazası ise SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin sorulup tanzim edilmesi gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinde hesaplanması gerektiğini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurunun tenzilinin gerektiğini, müvekkil şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, dava tarihine kadar herhangi bir ihbar bulunmadığını, bakıcı giderlerinin talep edilmesi halinde ise tedavinin sona ermiş olması ve kalıca maluliyet söz konusu olması gerektiğini, sigorta şirketi nezdinde artık tedavi gideri kalemi şeklinde bir teminat kalmadığını, refakatçi talepleri için davacının SGK'ya yönlendirilmesi gerektiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, davacıların tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa hükmedilmesini talep etmiştir. Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlık; kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumu ve davacının talep edebileceği tazminat miktarı noktasındadır. Mahkememizin 22/09/2021 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca davacı tanıklarının bir sonraki celse de dinlenilmesi için davetiye çıkarılmasına karar verilmiş olup, 02/02/2020 tarihli celsede dinlenilen davacı tanığı ...'ın beyanında;" Ben kaza sırasında davacı olan ağabeyimin yanında değildim, ağabeyim kazadan sonra 15 gün kadar hastanede yattı, bu süreçte davalı taraftan bizimle ilgilenen olmadı, biz maddi ve manevi olarak sıkıntılar yaşadık, ağabeyim asker emeklisidir, kazadan önce ... ... ... Köyünde ikamet etmekteydi ve orada tarım ve hayvancılık yapmaktaydı, kazadan sonra uzun mesafe yürüyemez ve patika çıkamaz hale geldiği için tarım ve hayvancılığı bırakmak zorunda kaldı Ben kaza sırasında davacı olan ağabeyimin yanında değildim, ağabeyim kazadan sonra 15 gün kadar hastanede yattı, bu süreçte davalı taraftan bizimle ilgilenen olmadı, biz maddi ve manevi olarak sıkıntılar yaşadık, ağabeyim asker emeklisidir, kazadan önce ... Köyünde ikamet etmekteydi ve orada tarım ve hayvancılık yapmaktaydı, kazadan sonra uzun mesafe yürüyemez ve patika çıkamaz hale geldiği için tarım ve hayvancılığı bırakmak zorunda kaldı" dediği görüldü. Mahkememiz dosyasında dosyanın ATK ya gönderilerek davacının 14/11/2018 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle uğramış olduğu geçici ve sürekli maluliyetin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre belirlenerek rapor düzenlenmesine karar verilmiş olup, 18/08/2022 ATK raporunda özetle;" 1. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 14/11/2018 tarihli ve ... nolu genel adli muayene raporunda; araç dışı trafik kazası, sağ ayak bileğinde deformite, açık yara mevcut olduğu, 2. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 14/11/2018 yatış ve 27/11/2018 çıkış tarihli, ... nolu epikriz raporunda; trimalleolar kırığın redükte edildiği, servise yatışının planlandığı, opere edildiği, kırığın plak vida ile redükte edildiği, 3. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 10/12/2021 tarihli ve ... dosya nolu raporunda; yapılan ortopedik fizik muayenesinde dört yıl önce sağ ayak bileği kırığı olan hastanın sağ ayak bileği, medialinde yaklaşık 6-7cmlik eski insiyon skarı mevcut olduğu, her iki alt ekstremite kalça ve diz rom tam açık, ağrısız sağ ayak bileği dorsifleksiyonu 10 derece, sağ ayak bileği plantar fleksiyonu 20 derece, sol ayak bileği dorsifleksiyonu 20 derece, plantar fleksiyonu 40 derece, her iki ayak inversiyonu 10 derece, her iki ayak eversiyonu 15 derece, sağ alt ekstremite patella 10cm üzerinden ölçülen uyluk çapı 43cm, sol alt ekstremite patella 10cm üzerinden ölçülen uyluk çapı 44cm, sağ alt ekstremite kruris en geniş yerinden yapılan çap ölçümü 41cm, sol alt ekstremite kruris en geniş yerinden yapılan çap ölçümü 43cm ölçüldüğü, grafide tibia ve fibula distal uçta cerrahi fiksasyon materyalleri ve posttravmatik değişiklikler izlendiği, sağ femur 544mm, sol femur 545mm, sağ tibia 443mm, sol tibia 444mm, sağ bacak uzunluğu 987mm, sol bacak uzunluğu 989mm ölçüldüğü, 4. Dosyaya ekli grafilerin Kurulumuzca incelenmesinde; “14/11/2018 tarihli BT ve grafilerde, sağ ayak bileğinde, medial ve posterior malleolde kırık, lateral malleolde avülse kırık, fibula distal diyafizde kırık, 06/11/2019 tarihli grafide posterior ve medial malleold kaynamış kırık sekelleri, K teli ve plak vida tespitleri, lateral malleolde kırığın kaynamış olduğu, fibula distal diyafizde plak vida tespiti ve kallus oluşumu başlamıi olan kırık sekeli” tespit edildiğine göre; SONUÇ Mevcut belgelere göre; Mehmet ve Gülizar oğlu, 01/01/1950 doğumlu, ...’ın 14/11/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliği dikkate alındığında; Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, eklem hareket açıklığı, ayak bileği hareket kısıtlılığı, Tablo 3.10’a göre alt ekstremite özürlülük oranı %7, %7 olup Tablo 3.2’ye göre; 1. Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %7 (yüzdeyedi) olduğu, 2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur. " şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur. Mahkememizin 02/02/2022 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca davacı tanığı ...'ın bir sonraki celse de dinlenilmesi için davetiye çıkarılmasına karar verilmiş olup, 13/05/2022 tarihli celsede dinlenilen ...'ın beyanında;" en kaza sırasında babamın yanında değildim, kazadan sonra haber verilmesi üzerine hastaneye gittim, babam ... Eğt. Ve Arş. Hastanesine götürülmüştü, ayağına platin takılması gerektiği ancak malzeme bulunmadığından malzeme beklenileceği söylenildi, sonrasında araya acil hastalarında alınması nedeniyle babamın tedavi süreci geciktirildi, ayağının şişmesi ve morarması üzerine özel hastanelerle iletişime geçtik, 8000 TL ameliyat masrafı olacağı söylenildi, olay mahallindeki tanıkların çarpan aracın plakasını bildirmeleri üzerine ben kendi araştırmamla plaka sahibini buldum, kendisi ile konuştuğumda araç sürücüsünün daha öncede bir takım kazalar yapmış olduğunu söyledi, özel hastane ile görüşmelerim sonrasında araç şoförü ile irtibata geçerek özel hastane masrafının yarısının kendisi tarafından karşılanmasını istedim, araç şöförü bizimle pazarlık yapmaya çalışarak 4000 TL nin fazla olduğunu söyledi, ... Eğt. Ve Arşt. Hastanesinde babamın başka hastaneye sevk edemeyeceklerini sorumluluğu bizim almamız halinde taburcu edeceklerini söylemeleri sebebiyle özel hastaneye nakil yapılmadı, 1-2 hafta sonrasında kaldığı hastanede ameliyatı yapıldı, kazadan önce babam dağlık bölgede ikamet etmekteydi, orada kendi ihtiyacı için tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktaydı, kazadan sonra tarım ve hayvancılıkla uğraşamaz hale geldi, bir süre ayakta beklediğinde bacaklarında şişme ve morarmalar meydana gelmektedir, ameliyattan sonra 5-6 ay yatmak zorunda kaldı bu süreçte banyoya dahi koltuk değnekleri ile gidebiliyordu, babam ben ve annem bakıyorduk, ben çalıştığım için her zaman yanında olamıyordum, evde yalnız kaldığı zamanlarda bir kaç kez yere düştüğü olmuştu bildiklerim bundan ibarettir şu anda koltuk değneği kullanmıyor ancak artık bahçe ekip hayvan bakamıyor, uzun süre yürüyemiyor, karşı taraf kazadan sonra manevi anlamda da destek olmadı, geçmiş olsun dahi demedi, ben aradığımda da pazarlık yapmaya çalıştı, ben aradıktan sonra geldiler." dediği görüldü. Mahkememiz dosyasında dosyanın bir doktor, bir aktüerya ve bir trafik bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile, kazanın oluşumunda kazaya karışan tarafların kusur oranları ile, davacının talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanmasına karar verilmiş olup, 27/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" ... plakalı otomobil sürücüsü ... 'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak; başlıklı. Madde 52 Sürücüler: “a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, Zorundadırlar.” maddesindeki kuralları ihlal ettiğinden ve kazaya sebebiyet verdiğinden dolayı ASLİ DERECEDE KUSURLU OLDUĞU, %60 (Yüzde Altmış) ... plakalı otomobilin çarptığı yaya ... 'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Yayaların uyacakları kurallar; başlıklı. Madde 68 Yayaların uyacakları kurallar aşağıda belirtilmiştir: “b) Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır.” maddesindeki kuralları ihlal ettiğinden ve kazaya sebebiyet verdiğinden dolayı TALİ DERECEDE KUSURLU OLDUĞU, %40 (Yüzde Kırk) olduğu, Davacı ... 'ın, 14.11.2018 tarihli araç dışı trafik kazası sonrası BELGELİ TEDAVİ GİDERİNİN BULUNMADIĞI ve toplam 4.250,00 -TL BELGESİZ TEDAVİ GİDERİ harcaması yapmış olduğu, Davalı ... 'nın 96 60 kusur oranına isabet eden bedelin 2.550 -TL olduğu, Karayolları Trafik Kanunu “nun bazı maddelerinde değişiklik yapan, 09.06.2021 Tarihinde TBMM “de Kabul edilerek 19.06.2021 tarihinde Resmi Gazete 'de yayınlanan kanunun yürütmesi ile ilgili “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu” tarafından 04.12.2021 tarihinde Resmi Gazete 'de yayınlanarak yürürlüğe giren “KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL ŞARTLAR” yürürlüğe girdiği 04.12.2021 tarihinden sonra düzenlenen Poliçeleri kapsayacağından, Rapor/Hesap tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada en güncel yüksek yargı kararlarından olan T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi nin 27.09.2021 Tarihli 2021/... E. , 2021/... K. Sayılı ve benzer kararları da dikkate alınarak; ilgili kurumlarca görüş değişikliği yapılıncaya kadar yaşam tablosu olarak 'TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, Davacı ... 'ın hesaplanan; Hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararının 3.961,06 TL, Tedavi Gideri zararının 2.500,00 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle Geçici İş Göremezlik ve Tedavi Giderleri zararlarının karşılanacağı ZMMS Şahıs Başına Sağlık Giderleri Teminatı Limitinin 360.000,00 TL olduğu, teminat limitini aşan zararının olmadığı, Hesaplanan Sürekli İş göremezlik zararının 31.943,88 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle Sürekli İş Göremezlik zararının karşılanacağı ZMMS Kişi Başı Ölüm ve Sakatlanma Tazminatı Limitinin 360.000,00 TL, ZMMS teminat limitini aşan zararının olmadığı,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur. Mahkememiz dosyasında dosyanın ... Trafik kürsüsünden seçilecek 3 kişilik bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine tevdii ile raporlar arasındaki çelişki giderilerek kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranının tespiti noktasında rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, 19/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" ... plakalı ticari taksi sürücüsü davalı ... yönüyle; Sevk ve idaresindeki araç ile, araç trafiğine kapalı olan ... Caddesinin metal dubalarla ile ayrılmış bazı kesimlerinde araçların bir taraftan diğer tarafa geçiş yaptıkları bilinmekle, dosyaya sunulu krokide görüleceği üzere kontrolsuz 4'lü kavşak olduğu anlaşılan olay mahallinde, ... sokağından ... tarafındaki ... sokağına geçmek üzere metal dubalar ile ayrılmış bölümü kullanarak ... sokağına geçiş yaptığı, tek yönlü araç trafiğine açık olan ... sokağının giriş kesiminde sokak içerisinde yaklaşık 5 metrelik bölümünde yaya kaldırımının bulunmadığı dolayısıyla yayaların da aynı taşıt yolu üzerinde yürüdüklerinin anlaşıldığı, ifadelerden araç sürücüsünün yaya şahsa arkasından çarptıktan sonra diğer vatandaşlar tarafından ikaz edildiği ve bunun üzerine durduğu anlaşılmakla, sürücünün seyir halinde iken etrafına ve yoğun yaya trafiğinin olduğu yola yeteri kadar dikkat etmediği, böylece sevk ve idaresindeki otomobil ile taşıt trafiğine kapalı olan ... Caddesinden gelip kontrolsüz şekilde ... Sokağa giriş yapmaya çalıştığı sırada davacı yayaya arkadan çarpmış olmakla, 2918 sayılı KTK Md.52/1:"Sürücüler,a) Kavşaklara yaklaşırken,...hızlarını azaltmak, zorundadırlar" şeklindeki kuralını ihlal ettiği gibi aynı kanunda yer alan asli kusur hallerinden Md.84:"d) Arkadan çarpma" hali uyarınca asli kusurlu olduğundan, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı ticari araç sürücüsü davalı ...'nın %100 oranında kusurlu olduğu Yaya davacı ... yönüyle; Araç trafiğine kapalı olan ... Caddesinden ... sokağının giriş kesiminde sokak içerisinde yaklaşık 5 metrelik bölümünde yaya kaldırımının bulunmadığı, dolayısıyla yayaların da aynı taşıt yolu üzerinde yürüdüklerinin anlaşıldığı, ... sokağının giriş bölümünde sırtı ... Caddesine dönük vaziyette yürüdüğü sırada arkadan kontrolsüz bir şekilde gelip kendisine çarpan vasıtaya karşı mahal şartları, yol genişliği ve olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında tedbir alması mümkün olmadığı anlaşılmakla, meydana gelen olayda yaya davacı ...'a herhangi bir kusur atfedilemediği. SONUÇ; Yukarıda detaylandırıldığı üzere, 14.11.2018 tarihli trafik kazasının meydana gelmesinde, özetle; ... plakalı ticari araç sürücüsü davalı ...'nın %100 oranında kusurlu olduğu. (bu kusurun sonuçlarından) Araç maliki olarak, 2918 sayılı KTK Md.85 uyarınca, davalı ...'un müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu. Diğer davalı ...'nin düzenlediği sigorta poliçesi şartları dahilinde sorumlu olduğu. Davacı yaya ...'a herhangi bir kusur atfedilemediği...." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur. Mahkememiz dosyasında dosyanın aktüerya bilirkişiye tevdii ile güncek asgari ücrete göre hesaplama yapılmak üzere ek rapor düzenlenilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup; 04/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Kök rapor sonrası dosyaya kazandırılan 19.05.2023 tarihi bilirkişi heyet raporundaki kusur oranları ve 2023 Yılı 2. Altı Aylık Asgari Ücret Verisi dikkate alınarak iş bu ek raporun hazırlandığı, Karayolları Trafik Kanunu “nun bazı maddelerinde değişiklik yapan, 09.06.2021 Tarihinde TBMM 'de Kabul edilerek 19.06.2021 tarihinde Resmi Gazete 'de yayınlanan kanunun yürütmesi ile ilgili “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu” tarafından 04.12.2021 tarihinde Resmi Gazete 'de yayınlanarak yürürlüğe giren “KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL ŞARTLAR” ın 14.02.2023 “de Resmi Gazete “de yayınlanan Anayasa Mahkemesi 2022/..K. Sayılı kararı ile iptal edildiği de dikkate alınarak, Rapor/Hesap tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada en güncel yüksek yargı kararlarından olan T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 'nin 2021/... E. , 2021/.... Sayılı ve benzer kararları da dikkate alınarak yaşam tablosu olarak TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, Davacı ...''ın hesaplanan; Hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararının 6.601,77 TL, (kök rapordaki diğer heyet üyesinin değerlendirmesi dikkate alınarak) Tedavi Gideri zararının 2.500,00 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle Geçici İş Göremezlik ve Tedavi Giderleri zararlarının karşılanacağı ZMMS Şahıs Başına Sağlık Giderleri Teminatı Limitinin 360.000,00 TL olduğu, teminat limitini aşan zararının olmadığı, Hesaplanan Sürekli İş Göremezlik zararının 68.010,25 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle Sürekli İş Göreme: zararının karşılanacağı ZMMS Kişi Başı Ölüm ve Sakatlanma Tazminatı Limitinin 360.000,00 TL, ZMMS teminat limitini aşan zararının olmadığı,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur. Davacı vekilinin 04/09/2023 tarihli ıslan dilekçesi ile 67.112,02 TL arttırdıklarını 72.112,02 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir. Mahkememiz dosyasının 13/12/2023 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca Davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile artırdığı bedelin ne kadarının hangi alacak kalemine ilişkin olduğu (14 nisan 2021 tarihli beyan dilekçesinde maddi tazminat talebine ilişkin 4 kalem alacak bildirilmiş olmakla) hangi alacak kaleminin ne tutarda ıslah edildiği açık olmadığından davacı vekiline ıslah dilekçesini açıklamak üzere 1 hafta süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekilinin 20/12/2023 tarihli beyan dilekçesi ile 5.101,77 TL si Geçici İşgörmezlik Zararı, 67.210,25 TL si Sürekli İşgörmezlik Zararı, 2.250 TL si Tedavi Gideri Zararı olduğunu beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde; geçici ve sürekli işgücü kaybı ile bakıcı giderine ilişkin kısmi dava olarak 10.000,00-TL maddi tazminat ve 50.000,00-TL manevi tazminat talebi isteminde bulunmuştur. Davacı vekili 15/04/2021 havale tarihli beyan dilekçesinde; maddi tazminat talebine konu alacak kalemlerini açıklamış 1.500,00-TL geçici işgöremezlik, 8.000,00-TL sürekli işgöremezlik, 250,00-TL tedavi gideri ve 250,00-TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak açıklamıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusurlu olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup bu maddeye göre vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir. Yargılama esnasında davacı asilin tedavi evrakları celp edilerek ATK'dan davacının maluliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin olarak rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup dosyaya ibraz edilen 20/09/2022 havale tarihli raporda; kişinin tüm vücut engellilik oranının %7 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği mütala edilmiştir. Alınan maluliyet raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması sebebiyle mahkememiz 28/10/2022 tarihli celsesinde dosyanın bir doktor , bir aktüerya ve 1 trafik bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile; kazanın oluşumunda kazaya karışan tarafların kusur oranları ile , davacının talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 27/01/2023 tarihli raporda meydana gelen kazada tarafların kusur durumlarının irdelenmesi yönünden yapılan değerlendirmede ; davalı sürücü ...'nın %60 oranında, davacı yaya ...'ın ise %40 oranında kusurlu bulunduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Dosyamıza konu trafik kazası ile ilgili ceza yargılaması sırasında ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasından aldırılan kusura ilişkin ATK raporunda sürücü ...'nın asli kusurlu, davacı yaya ...'ın ise kusursuz olduğu kanaatina varıldığının bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce alınan kusur raporu ile ceza mahkemesince alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğu görüldüğünden mahkememiz 8 nolu celsesinde, dosyanın ... Trafik kürsüsünden seçilecek 3 kişilik bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine tevdii ile raporlar arasındaki çelişki giderilerek kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranının tespiti noktasında rapor aldırılmasına karar verilmiştir. Ara kararımız gereği 3 kişilik trafik uzmanından oluşan 19/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; meydana gelen kazada davalı ... Baltanın %100 kusurlu olduğu, davacı yaya ...'a ise herhangi bir kusur atfedilemeyeceğinin bildirildiği görülmüştür. İş bu rapordaki kanaat ile ceza mahkemesi yargılaması sırasında alınan rapor içeriğindeki kanaatler birbiri ile örtüştüğünden, çelişkiyi giderir nitelikteki bu rapora itibar edilmiş ve davalı sürücünün meydana gelen kazaya %100 kusuru ile sebebiyet verdiği kanaati ile yapılan hesaplamalara göre hüküm kurulmuştur. Mahkememizce akabinde dosyanın aktüerya bilirkişiye tevdii ile güncek asgari ücrete göre hesaplama yapılmak üzere ek rapor düzenlenilmesinin istenilmesine karar verilmiş, dosyaya sunulan 04/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının geçici işgöremezlik zaranının 6.601,77-TL , tedavi gideri zararının 2.500,00-TL ve sürekli işgöremezlik zararının 68.010,25-TL olduğu mütalaa edilmiştir. Davacının maddi tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendimede; davacının, davalı araç sürücüsünün kusurlu davranışı sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralandığı, davacının geçici ve sürekli olarak maluliyetinin bulunduğunun dosya kapsamında alınan ATK raporu ile sabit olduğu, dosyaya sunulan 04/08/2023 tarihli raporda belirtilen maluliyet oranı ve iyileşme süresi dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacının 6.601,77-TL geçici işgöremezilik tazminatı alacağına, 68.010,25-TL sürekli işgöremezlik tazminatı alacağına hak kazandığı anlaşılmakla davacı tarafça sunulan bedel artırım dilekçesi ile de bu tutarların talep edildiği görülmekle bu alacak kalemlerine ilişkin talebin kabulünün gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının tedavi gideri alacağına ilişkin tabile yönünden yapılan değerlendirmede; mahkememizin dosyası ile benzer mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2020/... E., 2020/... K. Sayılı emsal mahiyetteki kararında " .. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK..., E. 1995/11-... K.1995/...)" şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür. Mahkememizce davacının tedavi giderlerinin hesaplanması için hesap bilirkişi raporunun alındığı bilirkişi heyetine doktor bilirkişi de eklenerek rapor tanzim edilmesi istenildiğinden ve bilirkişi heyete tarafından yapılan hesaplama sonucu davacının 2.500,00-TL tutarında tedavi gideri alacağının bulunabileceği rapor edildiğinden davacının ıslah dilekçesi doğrultusunda bu alacak kalemine ilişkin isteminin de kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ıslah dilekçesinde her biri alacak kaleminin ayrı ayrı belirtilmediği görülmekle, mahkememiz 10. Celsesinde, davacı vekiline ıslah dilekçesi ile artırdığı bedelin ne kadarının hangi alacak kalemine ilişkin olduğu (14 nisan 2021 tarihli beyan dilekçesinde maddi tazminat talebine ilişkin 4 kalem alacak bildirilmiş olmakla) hangi alacak kaleminin ne tutarda ıslah edildiği açık olmadığından davacı vekiline ıslah dilekçesini açıklamak üzere 1 hafta süre verilmesine karar verilmiş, akabinde davacı vekili tarafından açıklama dilekçesinin sunulduğu görülmüş ,mahkememiz 11 no.lu celsesinde sunulan beyan dilekçesinde ıslah edilen tutar ile ayrılan alacak kalemleri hususunda çelişki bulunduğundan HMK 31. Md kapsamında davacı vekilinden sorulmuş, davacı vekilini beyanında ;" Benim daha önce dosyaya sunduğum açıklama dilekçemdeki alacak kalemlerinden ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıptan kastım aynı zamanda sürekli iş göremezlik içerisinde değerlendirilmesi gereken alacak kalemidir, açıklama dilekçemizde işlem hatası yapılmış olabilir, bilirkişi raporu doğrultusunda davamızı ıslah ettik, bilirkişi raporunda belirtilen alacak kalemlerindeki miktarlar üzerinden davamızın kabulüne karar verilsin." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüş ve buna göre değerlendirme yapılmıştır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türü olduğundan davalı ... şirketin poliçe limitleri dahilinde davacının uğradığı zarardan sorumlu tutulmuş, diğer davalılar ise araç sürücüsü ve araç işleteni olmakla meydana gelen zarardan davacıya karşı sorumlu tutulmuşlardır. Davacı vekilinin manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi (818 sayılı BK 49. maddesi) hükmüne göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır (Yargıtay 4. HD 2015/13580 ,2017/6362). Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu olayda zararlandırıcı eylemin tarihi, olayın meydana geliş şekli, kusur durumu (davalı sürücü %100 kusurlu), davacının maluliyet oranı ve iyileşme süresi, paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak ayrıca dosyaya sunulan poliçe içeriğinde manevi tazminat klozu da yer aldığından davalı ... şirketinin de manevi tazminattan diğer davalılarla birlikte sorumlu olduğu değerlendirilmekle, davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2023/376 E., 2023/617 K. sayılı kararı) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olması gerektiği şeklindeki düzenlemesi uyarınca dosyaya sunulan deliller incelendiğinde davacı tarafından işbu dava açılmadan önce 10/04/2019 tarihinde davalı ... şirketine başvuru yapılmış olduğu görülmekle yasal olan 8 iş günlük sürenin bitiminden sonra 23/04/2019 tarihi itibari ile davalının temerrüde düşmüş olduğu görülmekle sigorta şirketi yönünden bu tarihten, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile alınmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile; 1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 6.601,77-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 68.010,25-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.500,00-TL tedavi gideri zararı olmak üzere, toplam 77.112,02-TL maddi tazminatın davalı ...Ş. yönünden 23/04/2019 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise 14/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalı ...Ş. yönünden 23/04/2019 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise 14/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3- Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 8.683,02 TL harçtan, peşin alınan 2.171,65 TL harcın ( 1.024,65 dava açılırken + 1.147,00 TL ıslah harcı olmak üzere ) mahsubu ile bakiye 6.511,37 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 4- Davacı tarafından yatırılan 62,20-TL ilk masraf (başvuru+vekalet harcı), 1.024,65-TL Peşin Harç, 1.147,00-TL Islah Harcı, 9.100,00-TL Bilirkişi ücreti, 590,50-TL müzekkere ve tebligat gideri, 1.035,00 TL Adli Tıp Kurumu faturası olmak üzere toplam 12.959,35‬ TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5- Maddi tazminat yönünden Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6- Manevi tazminat yönünden Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, 8- Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, Dair, davacı vekilinin (e duruşma ile) ve duruşmaya katılan davalılar vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı, Davalı ... şirketinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/12/2023 Katip ... (e-imza) Hakim ... (e-imza)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/376, K. 2023/617, T. 14.02.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-376-e-2023-617-k-df232490cae7