İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/289 E. 2026/201 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/289
Karar No
2026/201
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/289 Esas KARAR NO : 2026/201

DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ : 24/03/2023 KARAR TARİHİ : 26/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2026 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; davalı şirketi en az iki kişi ile kurulması yasal zorunluluk olduğundan eski eşiyle birlikte kurduğunu, davacının ortağı bulunduğu davalı şirket 2003 yılında 2 ortaklı olarak kurulduğunu ve kuruluşa ilişkin ana sözleşmenin, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin ... tarih, ... sayısında yayımlandığını, ... sicil numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı göründüğünü, davacının, davalı şirketi inşaat malzemeleri satmak ve inşaat işleri yapmak için kurduğunu, o tarihteki cari mevzuat hükümlerine göre şirketlerin en az iki kişi ile kurulması zorunlu olduğundan davalı şirketi boşandığı eşi ...'la ortak kurduklarını, davacının şu anda faal durumda olmayan davalı şirketin aktif bir şekilde çalıştığı dönemde diğer ortağın hiçbir emeği ve katkısı bulunmaksızın şirketin her türlü işlerini kendi emek ve çabasıyla yürüttüğünü, diğer ortağın başka bir şirkette sigortalı olarak çalıştığını, bu durumu diğer ortağın SGK kayıtları ile sabit olduğunu, davalı şirketin diğer ortağının davacıya karşı K. Çekmece ... Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından boşanma davası açması ile şirketin ortakları arasında ihtilaflar ve husumet başladığını, işbu boşanma davasından sonra davalı şirketin ortakları ayrı yaşamaya başladıklarını, bu davanın açılmasından sonra taraflar arasındaki husumetin gittikçe büyüdüğünü ve ceza davalarına konu olan olaylar yaşandığını, boşanma davası dosyasından takdir edilen nafaka bedellerinin davacı tarafça ödenemediğinden davalı şirketin diğer ortağı olan davacı şirkete karşı icra takibi başlattığını, ilgili icra takibinden davacının emekli maaşına haciz uygulandığını, yıllarca davacının emekli maaşını alamadığını, hakkında çok sayıda nafaka hükümlerine uymamak suçundan ceza davaları açıldığını, boşanma davasından verilen tazminat alacaklarının tahsili için davalı şirketin diğer ortağı davacı hakkında icra takibi başlattığını, bu icra takibine konu borcu ödeyemeyen davacının tüm malvarlığına haciz uygulandığını, mal rejiminden kaynaklı alacak davaları halen devam ettiğini, davalı şirketin diğer ortağı davacının şirket temsilciliğinden azli için Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasından dava açtığını, işbu mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının şirket temsilciliğinden azline karar verildiğini, şirket temsilcisi olarak yaptığı taşınmaz satışının iptali için diğer ortak tapu iptal ve tescil davası açtığını, işbu mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu İstanbul ... ilçesi, ... Mah. ... parsel, zemin kat 1 bağımsız bölüm sayılı taşınmazın davalı şirket adına kayıt ve tesciline karar verildiğini, davalı şirketin ortakları arasında husumet bulunmadığını, bir araya gelme imkanları olmadığını, davacının 1 yıldan fazla süredir Hollanda' da yaşadığını, davalı şirketin gayri faal olduğunu, bu durum vergi dairesi kayıtları ile sabit olduğunu, davalı şirketin haklı nedenlerle feshini talep edebilmek için kanunun aradığı unsur ve şartlar oluştuğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. Maddesinin haklı sebebin varlığı halinde şirketin feshinin talep edilebileceğini hüküm altına aldığını, şirketimizin faaliyetlerinin tamamen durduğunu ve uzun bir zaman önce fiilen son verildiğini, şirketin devamının ve amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, ortaklar arasındaki güven ilişkinin sağlıklı olmadığını, şirketin %50 payının davacıya, diğer %50 payın ise davalı eşi ....' e ait olduğunu, şirket ortakları arasında çok sayıda dava bulunduğunu, iki ortaklı limited şirkette 636/3 gereği boşanan ve iki ortak olarak sürdürülmesi imkansız olan şirketlerde feshe haklı gerekçe olarak emsal Yargıtay kararlarının bulunduğunu beyanla davalı .... Limited Şirketi'nin diğer ortağı ...'ün temsil yetkisinin kaldırılmasına, şirketin feshine ve tasfiyesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı şirket kendisine yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, Küçükçekmece .... Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, Küçükçekmece ... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... esas, ... esas ve ... esas sayılı dosyası, Küçükçekmece .... İcra Ceza Mahkemesi'nin .... esas ve ... esas, Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, Küçükçekmece CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyası, Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin .. esas sayılı dosyası, tapu kayıtları, Küçükçekmece .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, araç kayıtları, mahkememizce aldırılan 07/10/2024 tarihli bilirkişi kök raporu, 07/10/2025 tarihli bilirkişi ek raporu,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava davalı şirketin TTK 363/3.maddesi uyarınca feshi isteminden ibarettir. Davalı şirket yetkilisi ... 27/03/2023 davalı şirket tarafı olarak davaya fer'i müdahale talebinde bulunduğu, mahkememizce talebin kabul edilerek dosyaya fer'i müdahil olarak eklenmiştir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 207/10/2024 tarihli bilirkişi kök raporu, 07/10/2025 tarihli bilirkişi ek raporu, bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle birlikte değerlendirilerek hükme esas alınmıştır. 6102 sayılı TTK. Madde 636- (1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Bir ortağın muhik sebeplerle şirketin fesih ve tasfiyesini isteyebilmesi için fesih ve tasfiyeyi gerektiren olaylarda kendi kusurunun bulunmaması gerekir. Limited şirketin sona ermesine ilişkin TTK. m. 636/3 hükmüne göre, “haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir”. Ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesinde büyük önem taşımaktadır. Güven ilişkisinin herhangi bir nedenle zedelenmesi, ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldırabilmektedir. Aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların, şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Böyle bir durumda, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak kişilik haklarına aykırılık teşkil edecektir (Nuri Erdem, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul 2012, s. 50 vd. ; Halil Arslanlı/ Hayri Domaniç, Ticaret Kanunu C. III, Limited Ve Hisseli Komandit Şirketler, İstanbul 1989, s. 753 vd.; Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi”, Prof. Dr. Yavuz Alangoya İçin Armağan, İstanbul 2007, s. 667; Murat Yusuf Akın, Şirketler Hukukunda Ve Özellikle Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Sadakat Borcu, İstanbul 2002, s. 234 vd.; Hamdi Yasaman, “Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi”, İsviçre Borçlar Kanunu’nun İktibasının 80. Yılında İsviçre Borçlar Hukuku’nun Türk Ticaret Hukuku’na Etkileri, İstanbul 2009, s. 716). Limited şirketler ile ilgili olarak haklı sebep kavramına ilişkin kanunlarımızda açık bir tanımlama bulunmamakla birlikte, sürekli borç ilişkileri doğuran sözleşmelerde, taraflara haklı sebeplerin varlığında taahhüt ettikleri sözleşme hükümlerini tamamen veya kısmen feshetme yetkisi tanınmaktadır. Haklı sebep, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur. TTK. m. 245 hükmüne göre, “şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması” haklı sebep olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım limited ortaklıklar bakımından ancak niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanabilir. Haklı sebebin “ortağı ortak olmaya iten nedenleri ortaklık ilişkisini sürdürmesini kendisinden beklememizi olanaksız kılacak oranda değiştirecek olan hukuki olgu”, “azınlığın hakkaniyete uygun ve fakat objektif olarak ortaklığın devam etmesinden umduğu faydaları ortadan kaldıran olgular” şekillerinde de tanımlanması mümkündür (Forstmoser/Meıer-Hayoz/Nobel, Schweizerisches Aktienrecht, Bern 1996. § 55, n.72) Sürekli hukuki ilişkilere son verme imkanı sağlayan haklı sebeple fesih kavramının temelinde, dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkesi bulunmaktadır. Zira, hiç kimseden kendisi için çekilmez bir hale gelen bir hukuki ilişkiye devam etmesi beklenemez. Bu nedenle, tarafların şahsını ilgilendiren veya taraflar dışındaki olaylar, sözleşme ilişkisini taraflardan birisi için çekilmez hale getiriyorsa, haklı sebeple fesih hakkı doğmaktadır. Haklı sebep, her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Duruma bağlı olarak, şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık ve husumet, şirketin mahkemece feshi için haklı bir neden olarak görülebilir (Y. 11. HD.’nin E. 2000/55, K. 2000/1242 sayı ve 21.2.2000 tarihli kararı; Y. 11. HD.’nin E. 2003/2194, K. 2003/8154 sayı ve 22.9.2003 tarihli kararı). Mali hakların özellikle kar payı hakkının ihlali, ortaklığa katılım, bilgi alma, denetleme haklarının ihlali, amaç ve konunun öznel olarak imkânsız hale gelmesi (TTK. m. 529/1-b), ortaklığın kar elde edemez, mali durumu kötülemiş hale gelmesi (TTK. m. 376), organların işlevsiz, çalışamaz hale gelmesi (TTK. m. 530), kötü yönetim, iş göremezlik, kişisel anlaşmazlıklar da haklı sebep olarak sayılmaktadır (Erdem, s. 111 vd.; Y. 11. HD.’nin E. 2004/7433, K. 2005/1213 sayı ve 15.2.2005 tarihli kararı). Ortakların davranışları ortaklığın faaliyetlerini önleyecek, zarara uğratacak yahut karşılıklı güveni sarsmış ve ortaklar artık bir arada olamayacaklar ve ortaklık faaliyetlerini sağlıklı şekilde yürütemeyecekler ise haklı sebeplerin varlığını kabul gerekir. Nitekim Yüksek Mahkemenin uygulamasında da pek çok çeşitli ve hatta kişisel sayılabilecek olgunun ortaklığın feshinde haklı sebep olarak yorumlandığı görülmektedir. Örnek olarak, şirket mükellefiyetlerinin yerine getirilmemesi, rekabet yasağının ihlali, sadakat borcuna aykırı hareketler, şirket defterlerinin düzgün tutulmaması gibi ortaklığa ilişkin sebepler yanında diğer ortaklar ve yakınlarına rencide edici sözler söylemek, haksız fiilde bulunmak (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 1997/9084; K. 1997/8442, T. 21.11.1997, Kazancı İçtihat) tutuklanma gibi sebeplerle ortaklık işlerinden uzak kalma ve boşanma (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2003/3080, K. 2003/9839, T. 27.10.2003, Kazancı İçtihat) gibi kişisel sebeplerin de uygulamada haklı sebep olarak nitelendirildiği görülmüştür. Kişisel sebepler, pay sahiplerinin maddi haklarının ihlal edilmesinden bağımsız olarak ortaklığın haklı sebeple feshine gerekçe teşkil edecek ise, bu sebeplerin, ortaklığın devamına ve pay sahiplerinin bundan sonra birlikte çalışmasına engel teşkil edecek ağırlıkta olmalarını aramak gerekir. Bu da ancak pay sahiplerinin kişiliklerinin önemli olduğu şahıs şirketi benzeri aile şirketlerinde yahut az ortaklı küçük anonim ortaklıklarda söz konusu olabilir (Erdem, s. 154-155). Şirket maksadının gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi durumunda şirketin feshine karar verilmesi gerekir. YTD, 26.03.1963 tarih ve E. 3438, K. 1963/4856 sayılı kararında, “...TTK. 434/2’de geçen ‘şirket maksadının husulünün imkansızlaşması’ şeklindeki ifade, sadece işletme konusu işin bünyesinden doğan imkansızlıklara taalluk etmektedir. İdarecilerin kötü idaresi hakkında ayrıca hükümler sevkedilmiştir. Kar elde edememe halinin, maksat ve mevzuun husulünü imkansız hale getirdiğini kabul, ancak uzun müddet kazanç sağlanamaması ve kazanç ihtimalinin tamamen ortadan kalkması halinde mümkün olur” görüşüne yer vererek, uzun süre kazanç sağlamama ve kazanç ihtimalinin ortadan kalkması durumunda maksadın imkansızlaştığının kabul edilmesi gerektiğini" belirtmiştir. Ticaret Sicil Kayıtlarının incelenmesi :

Fesih ve tasfiyesi talep edilen ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin, ... Mah. ... Cad.n.176 Avcılar/ İstanbul adresinde mukim olduğu, sermayesinin 100.000,00 TL olduğu, 50.000,00 TL'lik sermayesinin davacı ....'a, 50.000,00 TL'lik sermayesinin feri müdahil ...'e, münferiden müdürün ...'ün temsile yetkili olduğu anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan kök ve ek raporlar ile tüm dosya kapsamına binaen; Somut olayda; davacının davalı şirketin TTK 363/3.maddesi uyarınca feshini talep ettiği, davalı şirketin inşaat malzemeleri satmak ve inşaat işleri yapmak için kurulduğu, davalı şirketin %50 payının davacıya, diğer %50 payın ise davacının eski eşi ...'e ait olduğu, şirket ortakları arasında Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile "şirket ortağından mal kaçırmak amacı ile şirket müdürünün şirkete ait taşınmazı muvazaalı biçimde sattığı nedeniyle tapu iptali ve tescili" talepli dava bulunduğu, yine taraflar arasında Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyası ile mahkememiz davacısının tasfiyesi talep edilen şirketteki müdürlük görevinin azline, yönetim hak ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verildiği, davalı şirketin 2020 yılı itibariyle re’sen terk halinde olduğu 2020 yılından itibaren ticari defterlerinin muhasebe kayıtlarının bulunmadığı ve beyannamelerinin verilmediği, davalı şirkete ait elde edilebilen en güncel bilançonun 31.12.2019 tarihli bilanço olduğu, 31.12.2019 tarihli bilançoda kaydi özkaynak değeri 206.315,22 TL olarak görüldüğü, davalı şirketin 2020 yılında resen terk işlemi uygulanmış olduğu, ticaret sicil kayıtlarında askıya alınmış olduğundan şirket envanterinde yer alan ürünlerin tespitinin de mümkün olmadığı, dosyaya mevcut 2020 yılı 1. dönem ve 2. dönem geçici vergi beyannamelerinden de anlaşıldığı üzere şirketin gelir-gider kalemlerinde herhangi bir alış-satış işleminin bulunmadığının görüldüğü, 2 ortaklı limited şirket olan davalı şirketin ortakları arasındaki davalaşma, şirketin gayrifaal olduğu, faaliyetlerine devam etmediği, kuruluş amaç ve gayesini gerçekleştirme imkanının bulunmadığı, ortakların bir araya gelip karar alma iradesinin olmadığı, fer'i müdahil şirketi sürdürme gayesinde ise de; şirketin gayrifaal olması ve şirketin borçları bakımından, lehe olarak yorumlanamayacağı (kamu borçları, Vergi, SGK bakımından ek sorumlulukların olabileceği), ortaklık payının da tespitinin mümkün olmadığı ve özellikle borçlar açısından risk barındırdığı, ekonomik değerinden düşük olabileceği ve tasfiye aşamasında pay sahiplerinin şirketin kalan malvarlığı üzerinde oranına göre alacak hakkına sahip olacağı ve tasfiye memurundan bilgi de isteyebileceği anlaşılmakla, TTK. m. 636/3 hükmünde öngörülen haklı sebeple fesih şartlarının oluştuğu, TTK. m. 633 ve 634 hükümlerinin yollamasıyla uygulama alanı bulan TTK. m. 376/2 hükmü uyarınca, şirketin kanun gereği (TTK. m. 636/3) münfesih hale geldiği, dolayısıyla tasfiyesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... sicil numarasında kayıtlı ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİNİN, TTK 636/3 maddesi gereğince FESİH VE TASFİYESİNE, 2-Tasfiye memuru olarak ... T.C. Kimlik Numaralı ....'in atanmalarına, yapılacak işin mahiyetine göre tasfiye memuruna bir defaya mahsus olmak üzere 3X50.000,00-TL olmak üzere ( 3 aylık olarak toplamda (150.000,00TL) ) ücret takdirine, takdir edilen ücret ileride şirket kasasından tahsili sağlanmak üzere, davacı tarafça Bakırköy Mahkemeler veznesine depo edildiği ve karar kesinleştiği takdirde tasfiye memurunun göreve başlatılmasına, 3-Tasfiye memurlarının görevinin tasfiye kararının tescil edileceği tarihe kadar devamına, 4-Keyfiyetin tescil ve gazete ile ilanına, masrafın davacılar vekili tarafından karşılanmasına, 5-Tasfiye işlemleri neticesinde davacıların her birinin tasfiye alacağının mevcut olması halinde kendilerine ödenmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik 552,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 17.280,00 TL posta masrafı, bilirkişi ücreti vb. giderler ile ile toplam harç gideri 359,80 TL olmak üzere toplam 17.639,80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 45,000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere DAVACI VEKİLİNİN YÜZÜNE karşı diğer tarafın yokluğunda karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/02/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/289, K. 2026/201, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-289-e-2026-201-k-85bd02942bb8