İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/178 E. 2025/283 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/178
- Karar No
- 2025/283
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/178 Esas KARAR NO:2025/283
DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:14/03/2023 KARAR TARİHİ:24/04/2025
DAVA :Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, davalının ... San Tic Ltd Şti'nin münferiden temsile yetkili müdürü olduğu dönemde dava dilekçesinde sıralanan işlem ve olaylar nedeniyle ... San Tic Ltd Şti'ni zarara uğrattığını belirterek, müvekkili şirketin 01.11.2017 tarihli genel kurul toplantısında şirket ortakları tarafından oybirliği ile alınan “Ancak şirketin halen ortakları olan kişiler veya şirketin ortaklarının 651 hissedar olduğu tüzel kişiler tarafından iş bu genel kurul kararından sonra açacakları her bir mağaza için bir kereye mahsus olarak 4.000 $ (Dörtbin dolar) ...ne lisans bedeli ödemelerine" şeklindeki 4 nolu genel kurul kararı gereğince davalı yanın sahibi olduğu ... ... ... San. Ve Tic. A.ş. 'nin açtığı şube sayısınca müvekkili şirkete ödemesi gereken lisans bedelinin belirlenmesi ile, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik davalı tarafından 01.11.2017 tarihli genel kurul kararı sonrasında açılan 3 Şube için ödenmesi gereken 12.000 $ (Oniki bin dolar) lisans bedelinin dava tarihindeki karşılığı olan 227.7 19.20 TL (İki yüz yirmi yedi bin yedi yüz on dokuz Türk Lirası yirmi kuruş) Türk lirasının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, davalı yanın, ortağın bağlılık yükümlülüğü ve Türk Ticaret Kanunu'ndan kaynaklanan sair yükümlülüklerine aykırı ve haksız rekabet teşkil eden davranışları ile müvekkili şirketin nezdinde münferiden temsile yetkili müdür olduğu dönemde gerçekleştirdiği müdürün Türk Ticaret Kanunu 626. Maddesi ve sair mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal eden eylemleri, ayrıca müvekkili şirketin Genel Kurulunun 01.11.2017 tarihli kararlarına aykınlık teşkil eden eylemlerinden dolayı müvekkilinin uğradığı 250.000,00 TL manevi zararın, yine davalının müvekkili şirkete karşı mahkememizce yükümlülüklerini ihlali nedeni ile müvekkilinin uğradığı maddi zararlara ilişkin, yapılacak hesaplama sonucu arttırlmak üzere şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalı tarafından müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELLİLER VE GEREKÇE : Dava, davalı tarafın ... San Tic Ltd Şti'yi münferiden temsile yetkili müdürü olduğu dönemde zarara uğrattığı gerekçesi ile tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin 12/12/2023 tarihli duruşmasının 2.nolu ara kararı ile "Dava şirket tarafından açıldığından yöneticiye karşı sorumluluk davasının görülebilmesi için, yönetici hakkında sorumluluk davası açılması hususunda genel kurul kararı gerektiğinden davacı şirket vekiline bu hususta alınan yada alınacak genel kurul kararını dosyaya sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine, " şeklinde davacı vekiline süre verilmiştir. Dosya uyuşmazlık noktaları olarak belirlenen , 01/11/2017 tarihli genel kurul toplantısından sonra davalı tarafından açılan mağazalar için 4.000USD'nin davalı tarafça davacı şirkete ödenmesinin kararlaştırıldığı iddia edildiğinden, bu kapsamda davalı tarafından 01/11/2017 tarihinden sonra açılan mağaza sayısı ve davacı şirkete ödenmesi gereken bedelin tespiti ayrıca davalının davacı şirketin yöneticisi olduğu dönemde davacı şirketi zarara uğrattığı iddia edilen eylemlerden şimdilik istenen tazminat miktarları davacı vekilinin 26/10/2023 tarihli dilekçesinde tablo halinde sayılmış olup bu dilekçe de iddia edilen eylemler nedeniyle, davalının davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı ve tablodaki sıra takip edilerek her bir eylem için zarar miktarının tespiti ayrıca yine davacı vekilinin 26/10/2023 tarihli dilekçesinde ki tabloda sıralanan eylemler nedeniyle davacı şirketin manevi tazminat isteminde haklı olup olmadığı hususlarında rapor tanzim etmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişiler tarafından mahkememize ibraz edilen raporda ; "Davacı şirketin kanuni temsilcisi ... ... ve davalı ...'nın, davacı şirketin 24.11.2017 tarihli genel kurul kararı ile (5) yıl boyunca davadışı ... ... ... Ltd. Şti.ni müşterek imzaları ile temsile yetkili kılındıkları şirketin (Bkz: TTSG 01.12.2017/9464) davacı şirketin 06.02.2019 tarihinde genel kurul kararı ile davalı ...'yı 06.02.2022 tarihine kadar davacı şirketi münferiden temsil ve ilzam etmesine karar verildiği kararın 25.02.2019 tarihli ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği, Davacı şirketin 04.01.2022 t. genel kurul toplantısında, Tarık ... ... ve Suat ... ...'nın 06.01.2023 tarihine kadar davacı şirketin müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili müdürü olarak tayin suretiyle görev süresi 06.02.2022 de sona erecek şirket müdürü davalı ...'nın müdürlük görevinden 04.01.2022 t. itibariyle azledildiği (Bkz: TTSG 05.07.2022/10613 sayfa 1574), huzurdaki davayı açan davacı şirket müdürlerinin (... ...+... ...) görev sürelerinin bittiği davanın ise 06.01.2023 tarihinden sonraki bir tarihte (06.03.2023) açılmış bulunduğu, Davacı şirket ana sözleşmesinde mevcut, şirket müddeti 06.12.2019 tarihli genel kurul toplantısında (3) yıl olarak tadil edilmiş olmakla davacı şirket tüzel kişiliğinin 06.12.2022 t. itibariyle TTK.m.636/1-a hükmü gereği sona erdi; Huzurdaki davanın, davacı şirket müdürlerinin görev sürelerinin dolduğu (04.01.2023) tarihinden sonraki bir tarihte (23.01.2023) açıldığı, bu nedenle davacı şirketin 04.01.2023 tarihi itibariyle organsız kaldığı, bu noktada TTK m. 362'de azami süre olarak belirlenen 3 yıllık görev sü geçmemesi sebebiyle, TBK m. 513/2 uyarınca şirket menfaati sebebiyle ifa yükümlülüğünün devam edip etmediğine ilişkin takdirin Sayın Mahkemede olduğu, Sayın Mahkeme tarafından yapılan uyuşmazlık tespiti dikkate alındığında, ilk tespiti gereken hususun “01.11.2017 tarihli genel kurul toplantısından sonra davalı tarafından açılan mağazalar için 4.000 USD'nin davalı tarafça davacı şirkete ödenmesinin kararlaştırıldığı iddia edildiğinden, bu kapsamda davalı tarafından 01.11.2017 tarihinden sonra açılan mağaza sayısı ve davacı şirkete ödenmesi gereken bedelin tespiti” olduğu, bu hususun iş bu Raporumuzun (21).sayfasında tespit edildiği, Dosya münderecatından davalı ...'nın şahsen tacir olmadığı; kendi adına kısmen veya tamamen işlettiği herhangi bir işletmenin mevcut olmadığı; 01.11.2017 tarihli genel kurul toplantısından sonra şahsen herhangi bir mağaza açmadığı hususlarının anlaşıldığı, bu bağlamda, davalı ...'nın 01.11.2017 tarihli genel kurul toplantısı sonrasında şahsen herhangi bir mağaza açmadığı tespit edildiğinden, davalının davacı şirkete şahsen ödemesi gereken herhangi bir borcunun mevcut olmadığı, Davacı şirket, lisans bedelinden kaynaklı talebini 01.11.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara dayandırdığı, davacı şirketin iddialarına dayanağı olan kararda “... ...” Markası Ve Şirketin Diğer Markalarını Mağaza İsmi Olarak kullanılması” karşılığında bir lisans bedeli belirlendiği, diğer bir ifadeyle, davacı şirketin ortakları veya ortaklarının %51 hissedarı olduğu tüzel kişilerin açacağı mağazalarda “... ...” Markası Ve Şirketin Diğer Markaları” mağaza ismi olarak kullanılabilmesi için davacı şirkete her bir mağaza için bir defaya mahsus 4.000 USD bedel ödenmesi gerektiği, Davacı şirketin 01.11.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara dayalı olarak davalıdan lisans bedeli talebinde bulunabilmesi için davalının ortağı olduğu dava dışı ... ... ... A.Ş.'nin açtığı (4) şubede “... ...” markasını mağaza ismi olarak kullandığının ticaret sicili kayıtları ile sabit bulunduğu, ancak davadışı şirketin ticari defter kayıtlarına göre “... ...” ve/veya “...” markalı ürün imal etmediği gibi ... ... Şubesi adı altında açtığı şubelerde “... ...” ve/veya “...” markalı ürünleri satmadığı, huzurdaki davada davacı limited şirket tüzel kişi tarafından davadışı şirkete husumet tevcih edilmediği, kaldı ki davacı şirketin 01.11.2017 t. ortaklar kurulu kararının sadece mirasen marka kullanma hakkına sahip davacı şirketçe bağlamadığı, ortaklarını bağladığı, davadışı şirket tüzel kişiliğini bağlamadığı, 26.10.2023 tarihli dilekçede, davalı ...'nın davacı şirketi münferit imzası ile yetkili yöneticisi olduğu dönemde (01.11.2017-06.01.2022) davacı şirketi zarara uğrattığı iddia edilen bir diğer eylemin davalının sahibi olduğu dava dışı şirketin konkordato talep etmesi nedeniyle basında çıkan haberlerden davacı şirketin marka sahibi şirket sıfatıyla olumsuz yönde etkilenmesi olduğu, ancak gayrifaal durumdaki davacı şirketin bu iddiasını hangi haber nedeniyle hangi satışlarının (cirosunun) düştüğü noktasında somutlaştıramadığı (TBK.m.50 hükmüne göre ispat yükü davacıdadır), buna bağlı olarak, davacı şirketin ticari defterlerinde basında çıkan haberler nedeniyle bir gelir kaybına uğrayıp uğramadığı konusunda bir inceleme yapılabilmesinin mümkün olamadığı, Davacı şirketin, TTK.m.617 mucibi yıllık olağan ortaklar kurulu toplantılarını yapmadığı eş deyişle şirketin yıllık bilanço ve gelir tablosu hesaplarının tasdiki ve şirket yöneticilerini ibrası konularında gerekli kararları almadığı, hususunun huzurdaki davaya tesirinin hukuki yorum gerektirmekle yüce mahkemeye ait olduğu, Davacı şirketin 26.10.2023 tarihi ilekçesinde, davalı ...'nın davacı şirketi Önce müşterek sonrada münferit imzası ile yetkili yöneticisi olduğu dönemde (01.11.2017-06.01.2022) davacı şirketi zarara uğrattığını iddia ettiği eylemlerin her biri incelenmişse de yapılan bu incelemeler sonucunda, “... ...” ve “...” markalarından başka varlığı bulunmayan ve yıllardır gayrifaal olan ve 31.12.2023 t. İtibari ile borca batık durumundaki davacı limited şirketin maddi veya manevi bir kayba (zarar ile borca batık durumdaki davacı ve ziyana) uğradığının tespit edilemediği," yönünde görüş bildirmişlerdir. Bilirkişi kök raporuna karşı taraf vekillerince itiraz edilmesi neticesinde , taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda ek rapor tanzim edilmek üzere dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup bilirkişilerce mahkememize ibraz edilen ek raporda ; "Davacı vekilinin 01.07.2024 günlü kök rapora vaki itirazlarının, kök raporda (sayfa 26) ; Gelinen noktada “... ...” ve “...” markalarından başka varlığı bulunmayan/gayrifaal davacı limited şirketin 26.10.2023 tarihli dilek; ide, davalı ...'nın davacı şirketin önce müşterek ve sonra da münferit imzası ile yetkili yöneticisi olduğu dönemde (01.11.2017-04.01.2022) davacı şirketi zarara uğrattığını iddia ettiği eylemlerin her biri ayrı ayrı incelenmişse de yapılan bu incelemeler sonunda davacı şirketin maddi veya manevi bir kayba uğradığı tespit edilememiştir." şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizin 26/09/2024 tarihli duruşmasında alınan 2 nolu ara kararı ile "Davacı vekiline, iş bu davanın açılabilmesi içi genel kurul kararı gerektiğinden dosyaya sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine, bu amaçla davacı vekilinin bu celse ki beyanında dava açacağını bildirmesi nedeniyle, dava açıldığında buna ilişkin dava dilekçesini ve ilgili belgeleri dosyaya sunulmasının istenilmesine, " şeklinde karar verilmiştir. Davalı vekilince mahkememize ibraz edilen 24/04/2025 tarihli dilekçesi ekinde "... San Tic Ltd Şti'nin 18/04/2025 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı" nı sunmuş olup, toplantı tutanağının 10.nolu maddesi ile ; "2017-2022 yılları arasında müdür olarak görev yapan ...'nın 01.11.2017 tarihli genel kurul kararları ile ortaklık ve müdürlük görevlerinden kaynaklanan sorumluluğuna ilişkin şirket tarafından ikame edilen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/178 E sayılı dosyası ile görülmekte olan davaya devam edilip edilmeyeceği konusu oylamaya sunulmuş, ...'nın oy kullanmadığı oylamaya geçilmiştir. 8.500,00-TL tutarındaki kabul oyu ile davaya devam edilmemesine oyçakluğuyla karar verildi." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Mahkememizin 24/04/2025 tarihli duruşmasında ; Davacı vekili , davaya devam edilmesi için genel kurulu kararının gerektiğini, sunulan genel kurul toplantı tutanağında ise davaya devam edilmesi için genel kuruldan olumlu karar çıkmadığını, dava şartıyla ilgili değerlendirmeyi mahkememiz takdirine bıraktığını beyan etmiştir. Davalı vekili ise aynı tarihli duruşmada, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini istediklerini, dava şartı nedeniyle usulden davanın reddine karar verilmesi halinde davacı taraftan vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin taleplerinin bulunmadığı şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Yargıtay 11.H.D.'nin 2016/8829 esas , 2017/4095 karar ve İstanbul BAM 13.H.D.'nin 2018/84 esas 2018/958 karar nolu ilamlarında da belirtildiği üzere, sorumluluk davasının şirket tarafından açılması halinde, yöneticisi hakkında sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı ile onay verilmesi gerekmektedir. Şirket tarafından yöneticileri hakkında açılan sorumluluk davasının görülebilmesi için genel kurul tarafından, açılan davaya onay verilmesi gerektiğinden bu husus dava şartı olduğundan yukarıda açıklandığı üzere de onay verilmediğinden ve taraf vekillerinin duruşmada alınan beyanları da dikkate alınarak davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin talebinin dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş ise de vekalet ücreti talebinde bulunmaması nedeniyle , davalı taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürülüğünce resen ilgilisine iadesine, 5-Zorunlu Arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-Bu dava sebebiyle 615,40 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 8.243,64TL harcın mahsubu ile fazla alınan 7.628,24TL karar ve ilam harcının talep edilmesi halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/04/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır