İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/178 E. 2024/477 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/178
Karar No
2024/477
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/178 KARAR NO : 2024/477 HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... Mersis No: ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : 1- ... Mersis No:... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : 2- ... - ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Tescili DAVA TARİHİ : 13/11/2023 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka tescili davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; dava konusu ... “...” markasının ayırt ediciliği haiz özgün bir marka olduğu, davalının ... "... ..." markasının ayırt ediciliği haiz olmayan ek ve işaretlerle oluşturulduğu, ... harfleri büyük puntolarla markanın bütünlüğü içerisinde esas teşkil edecek şekilde olduğu, davalının bu markayı, mobil uygulama ismi olarak kullandığı, ... numaralı “...’ ...” markası incelendiğinde, markanın tek sözcükten ve kesme işaretiyle ayrılan “‘ ...” takısından meydana geldiği, dava konusu markalar içerisinde ortak unsurun “...” olduğu, tek başına “...” sözcüğünden yola çıkılarak, bu ibareyi içinde bulunduran yahut bu ibareyi çağrıştıran tüm markaların benzer olduğunu söylenemeyeceği, ortalama dikkate sahip bir tüketicinin markaları kolayca ayırt edebileceği, bir an için tek başına ..." ibaresiyle müvekkile ait “...” ibaresinin benzer olduğu kanaati oluşsa dahi, ..." markalarının birden fazla sözcükten meydana geldiği ve karma nitelikte yapıları gözetilerek hem görsel hem de işitsel olarak barındırdıkları farklılıklar gözetilerek benzer olmadığına karar verilmesi gerektiği, “...’ ...” ibaresinin “...” yani “marka” kelimesinden türetildiği, davalı şirkete ait ... web adresinde yer alan “hakkımızda” kısmında “prestijli dünya marka mixini genişleterek bir ... markası olan ...., ve daha birçok dünya markasının satışını gerçekleştirmektedir.” şeklindeki açıklama gereğince “...’ ...” markasının yapılan hizmeti tanımlar mahiyette olduğu, bu bağlamda “...” esas unsurlu markaların ayırt edicilik gücünün zayıf olduğu, bu sebeple “...” kelimesinin davalı tekeline bırakılmaması gerektiği belirtilerek; 15.09.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... numaralı “...” ibareli markanın başvuruda talep edilen tüm mal ve hizmet kapsamında tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davaya konu ... sayılı “...” marka başvurusunun davalı markalarına SMK 6/1 anlamında benzer olduğu, davalı markalarının serisi olarak algılandığı, bu sebeple halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılmaya yol açtığı, davalının ...ve daha birçok dünya markasının satışını gerçekleştirdiği, ... Havaalanı mağazaları dahil 20'yi aşkın ayrı mağaza çatısı altında hizmet verirken, ...online satış kanalıyla tüm Türkiye’ye ulaştığı, sektördeki saygınlığını koruyabilmek, ürün ve hizmet kalitesinden ödün vermemek ve bunları zedeleyebilecek her türlü taklit olayından kendisini koruyabilmek amacı ile uzun yıllardır ticaret hayatında kullandığı “...” markalarını üçüncü kişilere karşı hukuksal koruma sağlamak için ... nezdinde tescil ettirerek 6769 sayılı SMK hükümlerine göre koruma altına aldığı, markaların davalı ile özdeşleştiği, somut olayda m. 6/1 koşullarının bulunduğu, ayrıca davacı markalarının Türkiye’ de ulaştığı tanınmışlık düzeyi çok yüksek olup “...” markasının satışından haksız fayda sağlanabileceği veya markanın zarar görebileceği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun 15.09.2023 Tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... numaralı “...” ibareli markanın başvuruda talep edilen tüm mal ve hizmet kapsamında tesciline karar verilmesi taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davacının 17.05.2022 tarihinde "..." ibaresinin 24, 25 ve 35. sınıf mal/hizmetlerde tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun ... sayılı ve 27.06.2022 tarih ve 399 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği, marka yayınına davalı firma tarafından 6769 sayılı SMK m. 6/1, 6/3 ve 6/5 kapsamında ve ... markaları ile itiraz edildiği, başvuru sahibi-davacı tarafından itiraza karşı görüş sunulduğu, ... 04.04.2023 tarihli kararında; SMK m. 6/1 kapsamında itirazı haklı bularak başvurunun reddine karar verdiği, başvuru sahibi-davacı tarafından karara itiraz edildiği, davalı firmanın karşı görüş sunduğu, ... ...’nın 15.09.2023 tarih ve ... sayılı kararıyla; “Yapılan incelemede, ... numaralı "..." ibareli başvuruya konu marka ile itiraza mesnet ... sayılı "...", "... , ..." ibareli markaların görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu görüşüne varılmıştır. Buna ilaveten, başvuru ile itiraza mesnet markaların 6. madde kapsamında verilen ret kararı gereğince reddedilen 24, 25 ve 35. sınıflara dahil mal ve hizmetler bakımından aynı / aynı tür ve benzer nitelikte mal ve hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında, 6. madde kapsamında verilen ret kararı gereğince reddedilen mal ve hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...'nca verilen ret kararı yerinde görülmüştür.” şeklinde olduğu ve itirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1.Davacının tescil talebinde bulunduğu 24, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin tamamının davalı markalarının tescilli olduğu mal/hizmetler ile aynı olduğu, 2.Dava konusu marka işaretleri arasında benzerlik şartının gerçekleştiği, 3.Somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/1 koşullarının oluştuğu, 4.Dava konusu 15.09.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali ve dava konusu ... numaralı “...” ibareli markanın başvuruda talep edilen tüm mal ve hizmet kapsamında tescili taleplerinin nihai takdirinin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1.Davacının tescil talebinde bulunduğu bi mal ve hizmetlerin tamamının, davalı markasının tescilli mal ve hizmetleriyle aynı olduğu, 2.Dava konusu marka ile davalı markalarının benzer olduğu, 3.Dava konusu başvuru ile redde gerekçe markalar arasında SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir ( ...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ...’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davacı Markası Örnek Davalı Markaları

... ... (24, 25, 35. sınıf) ... ... (18, 24, 25, 35. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davacının tescil talebinde bulunduğu 24, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin TAMAMININ davalı şirket markalarında AYNI olarak yer aldığı, 24. ve 25. sınıf mallar ve bu malların perakendeciliğine ilişkin 35.05.sınıf hizmetler bilinçli tüketicilere yönelik olmayıp ortalama alıcıları toplumun her kesiminden kimseler olabileceği, 35. sınıfın 01, 02, 03 ve 04. alt sınıfındaki hizmetler ise tüketicinin gündelik, rutin ihtiyaçlarını karşılamayan, sık sık satın alınan emtialardan olmayıp görece daha profesyonel kişilere hitap ettiğinden, ortalama düzeydeki tüketicinin bilinç/dikkat/bilgi ve özen seviyesi daha yüksek olacağı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Yargıtay HGK’nun 13.06.2012 tarih ve ... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Davacının markasının incelenmesinde; davacı ... işareti küçük harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluştuğu, marka işaretinde bulunan “...” kelimesi ülkemizde yayın olarak kullanılan, bilinen bir sözcük olduğu gibi, tekstil ve giyim ürünleri ile bunların satışı hizmetlerinde de hitap edilen tüketici kesimini/yaş grubunu yani “çocuk ürünlerini” işaret eden tanımlayıcı bir kelime olduğu, bu sebeple işaretin “...” ve “...” olarak iki ayrı sözcükten oluştuğu anlaşılmaktadır. Davalının markalarının incelenmesinde; davalının markalarının ...şeklinde olduğu, ... ibareli markanın kelime markası olduğu, ... ibaresinden hemen sonra kesme işareti ile ... harfinin ayrıldığı, markanın kelime markası olduğu ve markadaki esas unsurun ... ibaresinin kendisi olduğu, davalının ...l markasında yer alan “ ...” ibaresinin “markanı seç” anlamına geldiği ve slogan niteliğinde olduğu, bu ifadenin marka işaretinde konumlandırılışı da dikkate alındığında tali/yardımcı unsur olduğu, markanın esas unsurunun “...’...” olduğu, ... markasında ise “...” harfleri “ ...” kelimelerinin baş harflerinden oluştuğu, ancak başvuruyu oluşturan kelime kombinasyonu dava konusu mal/hizmetler bakımından ayırt edici niteliği haiz olduğundan marka işareti bir bütün olarak dikkate alınması gerektiği, “...” harfleri bütüne göre ön planda konumlandırıldığından markanın esas unsuru “ ...” ibarelerinin bütünü olduğu, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ...'nun 08.06.2016 gün ve ...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli " ..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; uyuşmazlığın dava konusu markalarda ortak olarak yer alan ... ibaresinden kaynaklandığı, çeşitli İngilizce-Türkçe sözlüklerde yapılan araştırmada, ... kelimesinin “bir içki” türünü ifade ettiği, ... kelimesi sözlük anlamı itibariyle dava konusu mal/hizmetler bakımından tanımlayıcı olmadığı, davacı işaretinin başlangıç kısmında yer alan ... kelimesi davacının tescilli ...’... markaları ile özdeş olduğu, davacı markasında ... sözcüğünün esas unsur olarak konumlandırıldığı, “soldan sağa okuma” prensibi gereğince tüketicilerin işaretin başlangıç kısmına yoğunlaşacağı, bu bağlamda markalar/işaretler arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, dava konusu işaret/markalar arasında davacı ... başvurusu kapsamında bulunan 24, 25 ve 35. sınıf mal/hizmetlerin tamamı bakımından 6769 sayılı SMK m. 6/1 koşullarının oluştuğu dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/178, K. 2024/477, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-178-e-2024-477-k-46c8b8eccce4