İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/170 E. 2025/1046 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/170
- Karar No
- 2025/1046
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/170 Esas KARAR NO : 2025/1046
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/02/2023 KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile borçlu davalı arasındaki ticari ilişki gereği, davacı şirket davalı borçlunun ilanını - reklamını .... Gazetesi' nde yayınlandığını, davalı borçlunun da davacı şirkete bu ilan reklamlar karşılığında ödeme yapması gerektiğini ancak davalı ödemesi gereken bedelleri ödemediğini, davacı şirket cari hesap kaydını davalıya defalarca bildirmesine rağmen ödemesini yapmadığını, borçlu verilen hizmetin karşılığı olan ödemesi gereken cari hesap bedelini ödemediğini, davalı - borçlu ile defalarca ödeme noktasında iletişime geçildiğini ancak olumlu bir yanıt alınamadığını, işbu sebeple de icra takibi başlatma gereği hasıl olduğunu, davacı şirket, alacağının tahsili için davalı borçlu aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü .... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davacı vekili davanın kabulünü, davalının davalı-borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket ile davacı ... arasındaki ticari ilişki gereği her iki tarafta karşılıklı edimler yüklenmiş olup davalı şirket bu ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, Müvekkilinin, davacı ... hiçbir borcu olmadığı halde, davacı ... Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyası ile haksız ve hukuka aykırı icra takibi başlatıldığını, davalıya tebliğ edilen ödeme emrinde takip konusu alacağın sebebi belirtilmediğini, herhangi bir dayanak belgede sunulmadığını, davalının sözde alacaklıya ödeme emrinde belirtilen şekilde herhangi bir borcu olmaması ve icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olması sebebiyle; borca ve yetkiye dair itiraz edilmiş olup takip 02.04.2018 tarihinde durdurulduğunu, takibin durdurulmasından yaklaşık 4 sene sonra davacı ... ticari dava şartı olarak arabulucuya gitmiş tarafların anlaşmaya varamaması sebebiyle huzurdaki haksız ve hukuka aykırı dava açıldığını, Mahkemenin bilgi ve takdirlerinde olduğu üzere ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamadığını, borçlu, takip dosyasına yasal sürede itiraz etmiş olsa dahi alacaklıya tebligat yapılmaması nedeniyle dava açma sürelerinin başlamaması uygulamada karşımıza bir keyfiyet olarak çıkmakta ve alacaklıya dava açma süresi bakımından hakkın kötüye kullanılmasına sebebiyet verdiğini, davacı ... da bu hakkı kötüye kullanmış, davalı şirketin icra takibine olan haklı itirazının üzerinden geçen bunca zaman sonra haksız ve hukuka aykırı olarak itirazın iptali davasının açılmasına sebebiyet verdiğini, yetkili Mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, hesap kayıtlarına bakıldığında anlaşılacağı üzere bir karşılıksız borçlandırma, alacak/borç ilişkisi bulunmadığını belirterek davalı vekili davanın reddini, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir. ARAŞTIRMA; 1-Bakırköy ... İcra Dairesi' nin ... esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı ... Anonim Şirketi tarafından, davalı ... Limited Şirketi aleyhine başlatılan cari hesap alacağı nedenine dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 49.052,12-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) 30/03/2018 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2-Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 06/03/2023 Tarih ve ... yazısı ile; davalı tarafın 2016 yılına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. 3-Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 28/03/2023 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın 2016 yılına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. 4-Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 20/04/2023 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın 2013-2014-2015 yıllarına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. 5-Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 10/05/2023 Tarih ve .... yazısı ile; davalı tarafın 2013-2014-2015 yıllarına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. 6-... Bankası Anonim Şirketi'nin 18/07/2023 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; dava konusu çeklerin ibraz bilgisi getirtilmiştir. 7-... Bankası Anonim Şirketi'nin 24/07/2023 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; 14/03/2014 tarihli 15.930,85-TL ve 13/05/2014 tarih 1.416,00-TL tutarlı işlemlere ait dekontlar getirtilmiştir. 8-Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 24/07/2023 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; davalı tarafın 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. 9-Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 26/07/2023 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. 10-.... Bankası Anonim Şirketi'nin 31/01/2025 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; dava konusu ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı çeklerin ibraz bilgisi getirtilmiştir. Mahkememizce mali müşavir bilirkişisinden rapor aldırılmıştır. 18/09/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda; 1. Davacının 2012-2013-2014-2015 ve 2016 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı ve lehe delil olabileceği, 2. Davalının 2011-2012-20113-2014-2015 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı ve lehe delil olabileceği, 3. Dava dışı Faktoring Şirketinin dosyaya sunulu 2004-2013 arası cari hesap ekstrelerinin eksik, hatalı olduğundan İhticaca Salih olmadığı, 4. Davacının incelenen 2004-2012 arası cari hesap ekstrelerine göre davalıdan alacağının bulunmadığının görüldüğü, 5. Davacının davalı adına düzenlediği hizmet fatura alacaklarının dava dışı ... Faktoring (...) şirketine temlik ettiği, ayrıca davalı tarafından davacı adına düzenlemiş iade, ilan prim bedeli faturalarının da davacı tarafından ticari defterine davalı alacağı olarak kaydedildiği, ancak davalının yaptığı ödeme ve düzenlediği iade/ilan prim faturalarının da dava dışı şirkete temlik edilmiş olduğu görülmekle birlikte, davalı tarafından 2004-2005 ve 2006 yıllarında düzenlenmiş iade/prim faturalarının dava dışı şirket tarafından cari hesaba kayıt edilmemiş olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında, dava dışı şirketin 49.301,84 TL. tutarındaki davalı ödemelerini davacının alacağından mahsup etmediğinin belirlendiği, 6. Davalının 2011 yılında 18 adet fatura bedeli ile 2010 yılından devreden borcunu, 2012 yılında ise 11 adet fatura bedeli ile 2011 yılından devreden borcunu çek ve ilan prim ciro faturaları ile davacıya ödediğinin belirlendiği, davacının 2011 ve 2012 yılında düzenlediği 13 adet fatura tutarlarının da davalı tarafından ... faktoring tarafından davalı adına düzenlendiği görülen çek tahsil makbuzları ile ödendiğinin açık ve net olduğu, Yukarıdaki bilgiler ışığında davacının geri devir/temlik işlemi olarak 2013 yılında kayıtlarına davalının borcu olarak işlediği faturaların davalı tarafından ödendiği ve davalının incelenen defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya borçlu olmadığının belirlendiği, bu durumda, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. 19/06/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda; Dava dosyasına sunulan itiraz ve beyanlar dikkate alınarak yapılan inceleme sonucunda Kök raporda değişikliği gerektirecek bir hususun mevcut olmadığı ve bu nedenle kök raporda detaylı olarak açıklanan görüşünün devam ettiğini bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, faturalara dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların; davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazında haksız olup olmadığı, haksızsa icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ödemelere ilişkin banka dekontları, çek ile yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı tarafından, davalı aleyhine, 49.052,12-TL asıl alacağın tahsili amacyla başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, takip dayanağının "muhtelif fatura alacağı" şeklinde yazılı olduğu, davalı (borçlunun) süresi içinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkememize davacı tarafa, dava konusu icra takibinin dayanağını oluşturan faturaları sunması için süre verilmiş, dava vekilinin 27/02/2023 tarihli dilekçesi ekinde herhangi bir fatura sunmadığı, cari hesaba ilişkin kayıtlar sunduğu görülmüştür. Davalının da aralarındaki cari hesaba ve yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar sunduğu görülmüş, söz konusu ödeme kayıtları ve çekle yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar ilgili bankalardan celpedilerek dosyamız arasına alınmıştır. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). Mahkememiz dosyası tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda özetle; "Davacının 2012-2013-2014-2015 ve 2016 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı ve lehe delil olabileceği, Davalının 2011-2012-20113-2014-2015 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı ve lehe delil olabileceği, Dava dışı Faktoring Şirketinin dosyaya sunulu 2004-2013 arası cari hesap ekstrelerinin eksik, hatalı olduğundan İhticaca Salih olmadığı, Davacının incelenen 2004-2012 arası cari hesap ekstrelerine göre davalıdan alacağının bulunmadığının görüldüğü, Davacının davalı adına düzenlediği hizmet fatura alacaklarının dava dışı ... Faktoring (...) şirketine temlik ettiği, ayrıca davalı tarafından davacı adına düzenlemiş iade, ilan prim bedeli faturalarının da davacı tarafından ticari defterine davalı alacağı olarak kaydedildiği, ancak davalının yaptığı ödeme ve düzenlediği iade/ilan prim faturalarının da dava dışı şirkete temlik edilmiş olduğu görülmekle birlikte, davalı tarafından 2004-2005 ve 2006 yıllarında düzenlenmiş iade/prim faturalarının dava dışı şirket tarafından cari hesaba kayıt edilmemiş olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında, dava dışı şirketin 49.301,84 TL. tutarındaki davalı ödemelerini davacının alacağından mahsup etmediğinin belirlendiği, Davalının 2011 yılında 18 adet fatura bedeli ile 2010 yılından devreden borcunu, 2012 yılında ise 11 adet fatura bedeli ile 2011 yılından devreden borcunu çek ve ilan prim ciro faturaları ile davacıya ödediğinin belirlendiği, davacının 2011 ve 2012 yılında düzenlediği 13 adet fatura tutarlarının da davalı tarafından .... faktoring tarafından davalı adına düzenlendiği görülen çek tahsil makbuzları ile ödendiğinin açık ve net olduğu, Yukarıdaki bilgiler ışığında davacının geri devir/temlik işlemi olarak 2013 yılında kayıtlarına davalının borcu olarak işlediği faturaların davalı tarafından ödendiği ve davalının incelenen defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya borçlu olmadığının belirlendiği, bu durumda, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, taraflar rapora karşı itirazlarını sunmuşlardır. Mahkememizce tarafların kök bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesi için dosya bilirkişiye verilmiş, Ek Raporunda özetle; "davalının denetime uygun, usulüne uygun tutulmuş ve lehe delil olma kabiliyeti bulunan kanuni defterlerine kaydedilmiş açık hesap borç/alacak işlerinde, davacıya olan ilgili yıllardan devir eden bakiye borçlarını, davacının düzenlediği tüm faturaların ve yaptığı ödemelerin eksiksiz olarak kayıt altına alındığı, davacı davalı ile 2004 yılından beri devam eden hizmet satım ilişkisinde yıllık mutabakat yapmadığı, davalının yaptığı ödemeler için (çek, havale ve prim faturaları) herhangi bir itirazda bulunmadığının açık ve net olduğu, o halde davacının kök rapora itirazında davalının bir kısım faturaları kayda almadığı veya eksik ödeme yapmış olabilir iddiası; davalının denetime ve usulüne uygun tutulmuş açık hesap ekstrelerine göre ispata muhtaç kaldığı, zira davalının, 2010 devir bakiyesi 19.849,20-TL ve 2011 yılı fatura toplamı 90.524,02-TL olmak üzere toplam 110.373,22-TL'lik borcu için davacıya 107.560,45-TL ödeme yaparak, 2011 devir bakiyesi 2.812,77-TL ve 2012 yılı fatura toplamı 40.157,31-TL olmak üzere toplam 42.970,08-TL borcunu eksiksiz olarak 42.970,08-TL ödeyerek açık hesabı kapatmış olduğu, hal böyleyken, yani davalının 2011 ve 2012 yılında aldığı hizmetler için düzenlenmiş fatura bedellerini ödemiş olmasına rağmen, davacının 2011 yılından 6 adet faturanın, 2012 yılından 7 adet fatura bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 2011 ve 2012 yılında sıfır bakiye veren açık hesabına, 2013 yılında kayıt yaparak tahsilini talep etmesinin mevcut belgelere göre ispata muhtaç kaldığı, sonuç olarak kök raporda değişikliği gerektirecek bir hususun mevcut olmadığı" bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan kök ve ek rapor, dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil olma vasfını haiz oldukları, her iki tarafın incelenen ticari defter kayıtlarına göre aralarında 2004 yılından itibaren bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacının, davalı adına düzenlediği hizmet faturalarının tamamını dava dışı ... Faktoring A.Ş'ye temlik ettiği, davacının 2011 ve 2012 yılında bazı fatura bedellerinin davalı şirket tarafından dava dışı faktöring şirketine ödenmediği, faktöring şirketi tarafından kendisine geri temlik edildiği, geri temlik edilen muhtelif faturalardan dolayı 49.052,12-TL alacağı bulunduğu iddiası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre 31/12/2012 tarihine kadar davalı ile olan cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu, dava dışı faktöring şirketinin incelenen kayıtlarına göre, ayrıntısı bilirkişi raporundan gerekçeli ve denetime elverişli olacak şekilde belirtildiği üzere, dava dışı faktöring şirketinin kayıtlarının ihticaca salih olmadığı, davalı tarafından yapılan belgeye dayalı ödemelerin kaydedilmediği, davalının ticari defter kayıtlarında ise, davacının düzenlediği tüm faturaların ve davalının yaptığı ödemelerin eksiksiz olarak kayıt altına alındığı, ödemelerin belgeye dayalı olup açıkça ortaya konulduğu, davalının defter kayıtları ve banka kayıtları ile, aralarındaki açık hesap ilişkisi kapsamında 2011 ve 2012 yılında düzenlenen fatura bedellerinin ödenmiş olduğunun ispatlandığı, zaten her iki tarafın ticari defter kayıtlarına göre de 31/12/2012 tarihi itibariyle hesap bakiyesinin sıfır olduğu, uyuşmazlığın davacının, davalıdan olan alacaklarını temlik ettiği dava dışı faktöring şirketinin kayıtlarının düzgün tutulmamasından ve davalı tarafından yapılan ödemelerin eksik kaydedilmiş olmasından kaynaklandığı, sonuç olarak, davacı her ne kadar 2011 ve 2012 yıllarından muhtelif fatura bedellerinin davalı tarafından ödenemediğini iddia etmiş ise de, tüm dosya kapsamına göre iddiasını ve alacağını ispat edemediği anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı taraf kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, davacını takip konusu alacağının ispat edememesi nedeniyle davanın reddine karar verildiği, dosya kapsamında davacının kötü niyetle takip başlattığının kabulünü gerektirecek delil olmadığı, mahkememizce teknik bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulduğu, bu nedenlerle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartları oluşmadığı kanaatine varıldığından, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Alınması gereken 615,40-TL karar harcından dava açılırken yatırılan 592,43-TL peşin harçtan mahsubu ile 22,97-TL eksik harcın davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 1.000,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınması ile davalıya verilmesine, 6-Alınması gereken 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 7-Davalı şirket yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır