İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/112 E. 2024/455 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/112
Karar No
2024/455
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/112 Esas - 2024/455 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/112 KARAR NO : 2024/455

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 28/07/2023 KARAR TARİHİ : 31/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalının SMK m.5/1,ç hükmüne göre verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, redde mesnet alınan ... sayılı markanın, kendisine katılma yoluyla birleşen şirkete yani kendisine ait olduğunu belirterek itirazda bulunduğu, davalının itirazını inceleyen ...’nın ... sayılı kararıyla, redde mesnet markanın davalıya ait olması sebebiyle itirazın kabulüne karar verdiği ve başvurunun 12.01.2022 gün ve ... sayılı ... ilanına karar verildiği, Davacının, davalı başvurusunun 12.01.2022 gün ve ... sayılı ... yayınlanan 39/1.sınıf hizmetler bakımından reddi istemiyle de 07.03.2022 tarihinde itirazda bulunduğunu, ... yapmış olduğu incelemeleri neticesinde; davaya konu marka ile davacı markalarının (6/1) Benzerlik/Karıştırılma ihtimali - Haksız Bulunmuştur. Davalı adına tescilli ... tescil numaralı ve “...” ibareli markanın varlığı dikkate alınarak ... sayılı karar ile ... Bültende yayımlanmasına karar verilen “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” bakımından Md. 6/1 kapsamında yapılan inceleme sonucunda marka/markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığının tespit edildiği ve itiraz gerekçesinin yerinde bulunmadığı, (6/5) Tanınmışlık - Haksız Bulunmuştur. (6/9) Kötü Niyet- Haksız Bulunmuştur.” Yönünde karar verildiği, davacı şirketin, davaya konu marka başvurusunu 27.07.2021 tarih ve ... sayılı sayılı ... yayınlanan 35/1-4+5(1,5,29, 30, 31, 32, 33, 34), 37/1-2 ve 39/2-9.sınıf hizmetler bakımından başvurunun, adına tescilli markalarla karıştırma ihtimali yaratacağı, tanınmışlığına zarar vereceği, kötüniyetli başvuru olduğu ve diğer haklar gerekçelerine dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğu, ..., 02.11.2022 tarihli kararıyla muterizin ... sayılı ... yayınlanan hizmetlere yönelik itirazının kısmen kabul edildiği, davalı başvurusunun 35/1-4+5(1,5,29, 30, 31, 32, 33, 34), 37/1-2 ve 39/2-9.sınıf hizmetler bakımından red edildiği, bu kararla birlikte davaya konu markanın 27.07.2021 tarih ve ... sayılı ... yayınlanan tüm hizmetleri için başvurunun red edildiği, müvekkili şirketin “gıda, temizlik ve her türlü tüketim maddesi üretimi ve toptan satışı” sektörüne adım attığı ilk günden bu yana birçok alanda faaliyet gösterdiğini, müşterileri ile iş yaptığı kişi ve kurumlarca taktir edilen bir firma olduğunu, “...” ibareli müvekkili markasının tüketici nezdinde tanınmışlığı yüksek bir marka olduğunu, uzun yıllardır “...” markası altında tüketicilere aralıksız şekilde hizmet sunmakta olduğunu, müvekkiline ait ... markasını taşıyan 60’ın üzerinde mağazasının bulunduğunu ve bu mağazaların büyük çoğunluğunun İstanbul’un çeşitli ilçelerinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresini içeren neredeyse 80 adet markası bulunduğunu, bu ibare kullanılarak seri marka yaratıldığını, işbu davaya konu “... ... ... ” markasının tescil halinde bu marka altında yapılacak olan her türlü ürün, proje ve tanıtımların, müvekkiline ait olduğu izlenimi doğacağını, “...” markasını gören ve müvekkilinin Türkiye’nin önde gelen firmalarından olduğunu bilen tüketicinin davalı markası ile sunulan hizmetleri/malları müvekkilinin hizmetleri/malları ile karıştırabileceğini, dolayısıyla itiraz edilen markanın tescili talep edilen tüm sınıflarda reddi gerektiğini, markaların iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğunu, markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu, itiraza gerekçe olarak gösterilen müvekkili markası ile itiraza konu markanın aynı sınıfı kapsadığını, davalı yanın müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını ve kötüniyetli olarak başvuruda bulunduğunu iddia ederek, ... başvuru numaralı “... ... ...” ibareli markanın herhangi bir karışıklığı bertaraf etmek ve haksız rekabete mahal vermemek amacıyla 20.06.2023 tarih ve ... sayılı marka başvurusuna ilişkin itirazın reddi kurum kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini, iptal kararının ise ilgili bültende yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, itiraz gerekçesi markanın ... ...'nca benzer bulunduğu ve başvurunun kapsamından itiraz gerekçesi markanın kapsadığı hizmetler ile aynı ve aynı tür hizmetlerin çıkartıldığını, markaların benzerliği hususu itiraza konu ... ... kararında da kabul edilmiş olduğu, Kurul da, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu yönündeki tespiti onadığını, ancak, ... sayılı markanın varlığı da dikkate alındığında başvuru kapsamında kalan Sınıf Kodu 39 “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” bakımından markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşıldığını, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6(5) maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazın haklı görülmediğini, başvurunun kötü niyetli olarak gerçekleştirildiği yönünde davacı yanca itiraz aşamasında yeterli delil sunulmadığından ve kötü niyet iddiası da kötü niyetin varlığı için tek başına yeterli bir sebep olamayacağından, bu iddiaya da itibar etmenin mümkün olmadığını, ... kararının yerinde olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davaya konu ... kararı ve marka tescilinin hukuka uygun olduğunu, ... kararının iptali istemiyle dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, hükümsüzlük koşullarının bulunmadığını, davaya konu markanın 27.07.2021 tarih ve ... sayılı ... yayınlanan tüm hizmetleri için başvurunun red edildiği, davacının itirazının tümden kabul olduğunu, bununla birlikte ... aynı kararın ekinde, aslında itirazın konusu olmamasına karşın “Davalı adına tescilli ... tescil numaralı ve “...” ibareli markanın varlığı dikkate alınarak ... sayılı karar ile ... Bültende yayımlanmasına karar verilen “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” bakımından Md. 6/1 kapsamında yapılan inceleme sonucunda marka/markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığının tespit edildiği ve itiraz gerekçesinin yerinde bulunmadığı, (6/5) Tanınmışlık - Haksız Bulunmuştur. (6/9) Kötü Niyet- Haksız Bulunmuştur.” şeklinde açıklamada bulunulduğu,” gerekçesi ile karar verdiği, davacının ... sayılı ...yayında olmayan 39/1.sınıf hizmetleri itirazına dahil etmediğini, davacının ... düştüğü yanılgıyla aynı yönde hareket ettiğini ve itirazına konu 27.07.2021/... sayılı ... 39/1.sınıf hizmetler de yayınlanmış gibi, ... kararına karşı ...’ya itirazda bulunduğunu, ...’nın hukuki yarar yokluğundan itirazı reddetmesi gerekirken ... sayılı ... yayınlanan hizmetler içinde 39/1.sınıf hizmetler varmış gibi ... sayılı kararla itirazın reddine karar verdiğini, davacının ...’nın bu kararının iptali ve hükümsüzlük istemiyle işbu davayı açtığını, davacının müvekkili başvurusunun ... sayılı ... yayınlanan 39/1.sınıf hizmetler bakımından reddi istemiyle de 07.03.2022 tarihinde yaptığı itirazın önce ... ve nihai olarak ...’nın ... sayılı kararıyla reddine dair kararın iptali ve hükümsüzlük istemiyle ... Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında dava açtığını, davacının işbu davayı ... sayılı ... yayınlanan 35/1-4+5(1,5,29, 30, 31, 32, 33, 34), 37/1-2 ve 39/2-9.sınıf hizmetler için yaptığı itiraz üzerine açtığını, itirazının tüm mallar yönünden kabul edildiğini, bu yayında 39/1.sınıf hizmetlerin bulunmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının “iptal kararının ilgili bültende yayınlanmasına karar verilmesi” yönündeki isteminin reddine karar verilmesini, ... kararının iptali istemli dava açılmasında hukuki yarar olmaması karşısında; dava tarihi itibariyle tescilli olmayan ... sayılı markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın, dava tarihi itibariyle tescilli marka olmaması sebebiyle reddine karar verilmesini, davacının “iptal kararının ilgili bültende yayınlanmasına karar verilmesi” yönündeki isteminin reddine karar verilmesini, ... kararının iptali istemli dava açılmasında hukuki yarar olmaması karşısında; müvekkiline ait ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep ettiğini, davacının ... kararının iptali istemli davayı açma yetkisinin bulunmaması nedeniyle, müvekkiline karşı açmış olduğu hükümsüzlük istemli davayı ilk talepten bağımsız ayrı bir dava nitelinde olduğunu, ...’in açılan hükümsüzlük davasında husumet düşmediğini, bu yönden davada husumetin sadece müvekkiline yönelik olduğunu, müvekkiline ait ... sayılı marka tescil başvurusu 10.12.2020 tarihinde yapıldığını, davacının itiraz ve yargılamada istinat ettiği ... sayılı markaları, müvekkilinin başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğunu, öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, davacının hükümsüzlüğe dayandığı markalarına ilişkin kullanmama def’inin hem ... kararının iptali ve hem de hükümsüzlük istemi yönünden yapıldığını, davacının bu markaları için, ... kararının iptali ve hükümsüzlük istemi bakımından kullanmama def’inde bulunması gerektiğini, davacının bu yönde bir ispatı sağlayamazsa, davanın reddinin gerekeceğini, müvekkilinin ... sayılı marka tescil başvurunun adına tescilli ... sayılı markanın serisi olduğunu, ... ibaresi üzerindeki müktesep hak sahipliğinin bulunduğunu, 39/1.sınıf hizmetler bakımından ... ibaresini içeren ... sayılı markasının öteden beri tescilli olup kullanıldığını, markanın kullanımı gerek kendisiyle 2021 yılında katılma yoluyla birleşen tescil sahibi şirket ve gerekse tescil sahibinin rızasıyla müvekkili ... ŞİRKETİ tarafından kesintisiz biçimde gerçekleştirildiğini, ... markasının 23.06.2005 tarihinde adına tahsis ettirdiğini, ... alan adlı internet sitesinde de sürekli biçimde kullanmış ve tanıtımını yaptığını, ... alan adlı internet sitesinde markanın geçmişe dair kullanım görüntüleri bulunduğunu, anılan siteden 22.10.2007 tarihli sayfa görüntüsünde ... ibareli markanın 39.sınıf hizmetler için kullanımının net biçimde göründüğünü, İnternet sitesinin sonraki 2007-2020 yıllarda yapılan tüm yenilemelerinde de aynı markanın kullanımına yer verildiğini, 2021 yılından sonra da marka revize edilerek dava konusu başvurunun kullanımına yer verildiğini, müvekkilin ... sayılı markasının esas ve ayırt edici unsurunun ... olduğunu, ilgili markanın 07.09.2005 tarihinde 39/1.sınıf hizmetler de tescilli olduğunu, tescilinden dava tarihine kadar 18 yıldan uzun bir süre geçtiğini, anılan markanın tescil edildiği tarihten buyana, kesintisiz olarak yoğun ve yaygın biçimde kullanıldığını, gerek tescil ve gerekse fiili kullanımlar nedeniyle ... ibaresi üzerinde müktesep hakkı bulunduğunu, ... sayılı marka başvurularının yapıldığı dönemde, davacının ve hatta başka bir kişinin ... ibareli 39.sınıf hizmetleri içeren bir markası bulunmadığını, davacının ... ibareli markalarının tanınmış olmadığını, davacının bu iddiasını her bir markası için ispatlaması gerektiğini, kabul anlamıma gelmemek kaydıyla bir an için davacının markasının 35.sınıftaki hizmetler için tanınmış sayılsa bile, davacının markasının kapsamındaki hizmetler için sınırlı biçimde elde ettiği tanınmışlık yahut bilinirlikten doğan imajın 39.sınıf hizmetlere transferinin mümkün olmadığını, müvekkili markasının alenen davacının da bilgisi dahilinde kullanılmaktayken ve bunun üzerinden 18 yıl geçmişken, artık hükümsüzlüğüne karar verilebilme olanağı da bulunmadığını, ... ibaresinin 39.sınıf hizmetler için müvekkil, 35.sınıf hizmetler için davacı tarafından eş zamanlı, uzun süreli, yoğun ve yaygın kullanımıyla birlikte var olma koşulları oluşturduğunu, davacı markalarının hiç birinde 39.01 alt grubunda yer alan hizmetlerin yer almadığını, 18 yıldan uzun zamandan buyana 39 ve 35.sınıf hizmetler için karıştırma veya haksız yararlanma gibi olgular gerçekleşmemişken, müvekkilin yeni başvurusuyla bu yönde iddiada bulunulmasının gerçekliğe aykırı olduğunu, taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığını, davacının ticaret unvanı tesciline dayalı korumadan yararlanma olanağı bulunmadığını, müvekkili marka başvurusunun iyi niyetli olduğunu bu nedenle kötü niyet iddiasının dayanaksız olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun 20/06/2023 Tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline ve dava konusu ... sayılı “... ... ...” ibareli marka ve görselinin hükümsüzlüğüne ve iptaline karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; başvuru konusu ... sayılı ibareli başvurusunun 27.07.2021 tarih ve ... sayılı ...’nde kısmi yayınlanmasına, ... marka tescil başvurusunu SMK m.5/1ç hükmünü mesnet alarak 07.07.2021 tarihli sayılı kararıyla 39/1.sınıftaki yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” bakımından reddetmiş, kalan 35/1-4+5(1,5,29, 30, 31, 32, 33, 34), 37/1-2 ve 39/2- 9.sınıf hizmetleri için 27.07.2021 tarih ve ... sayılı ...’nde ilanına karar verildiği, söz konusu yayına karşı işbu dosyanın davacısı tarafından itirazda bulunulduğu, yapılan itirazların ... tarafından reddedildiği, bunun üzerine söz konusu kararın bir kez daha değerlendirilmesi adına davacı tarafından yeniden itirazda bulunması üzerine itirazı inceleyen ... tarafından verilen 20.06.2023 tarih ... sayılı karar sonucunda özetle; ''...Markaların benzerliği hususu itiraza konu ... kararında da kabul edilmiş Kurul da, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu yönündeki tespiti onamaktadır. Ancak, ... sayılı markanın varlığı da dikkate alındığında başvuru kapsamında kalan Sınıf Kodu 39 Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” bakımından markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve markanın tescili halinde 6/5 te belirtilen koşulların oluşmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Başvurunun iyi niyet kurallarına aykırı biçimde yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötüniyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (...) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir.” Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.'' şeklindeki gerekçeler ile itirazların bir kez daha reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu ... sayılı marka kapsamında kalan 39.01 alt grubunda yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri”. Hizmetlerinin tamamı bakımından, davacı ve davalı markaları arasında aynı – aynı tür düzeyde emtia ilişkisinin mevcut olduğu, -Bununla birlikte taraf markalarını oluşturan işaretler arasında özellikle görsel ve işitsel unsurlar ve bu unsurların bütüne olan etkileri bakımından, tüketiciyi yanılgıya düşürebilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olduğu, dolayısıyla işaretler arasında iltibas ilişkisinin mevcut olduğu, -Taraf markalarının tanınmış olduğu yönünde bir kanaate varılamadığı gibi uyuşmazlık konusu ... kararının gerekçesinin de bu kapsamda olmadığı, -Davalı yanın önceki tescilinin dava konusu marka bakımından “alan 39.01 alt grubunda yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” Hizmetler yönünden müktesep hakka neden olacağı, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Davalı taraf markasıyla, davacı tarafa ait sadece ... başvuru numaralı markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğu, -Emtia sınıflarının 39.Sınıf hizmetler kapsamında, sadece ... başvuru numaralı “...” ibareli markalar ile aynı/benzer olduğunu, ... numaralı “...” ibareli davacı taraf markaları ile olan benzerliklerden kaynaklı SMK 6/1 maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu ve iltibas ihtimali bulunduğundan, ... tarafından verilen 20.06.2023 tarih ve ... (...) sayılı kararın yerinde olmadığı, -Davalı tarafın kötü niyetli olduğunun ispatının olmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Yargıtay kararlarında kazanılmış hak sağlayan önceki markaların belirlenmesi yönünden bazı ölçütler getirilmiş ve getirilen bu kriterler güncel kararlarda geçerliliğini korumuştur. Buna göre; -Öncelikle kazanılmış hak sağlayan markanın tescilli olması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi gerekir. (Bkz aynı doğrultuda ...) -İkinci olarak bu markaya dayalı olarak yapılan sonraki başvuruda kazanılmış hak sağlayan markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması gerekmektedir. Zira önceki markanın asli unsuru dahi değişmiş ise bu artık yeni bir marka başvurusu olacağından önceki markanın zaman içindeki değişikliklere uyarlanması için yapılmış bir başvuru olduğu kabul edilemez. (Bkz aynı doğrultuda ...) -Son olarak sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları içermesi, kapsamını genişletme yoluna gitmemesi zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

... ... ... ... ... (39. sınıf) ... (01, 02, 04, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 22, 23, 24, 26, 27, 28, 29, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 44, 45. Sınıflar)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka ile davacı yana ait markaların 39. Sınıftaki “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama,” hizmetlerini ortak olarak kapsadıkları; bu anlamda bu emtialar bakımından taraf markalarının kapsamları itibariyle ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmaksızın, benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki emtiaları kapsadıkları görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ...+... şeklindeki markanın, beyaz zemin üzerine lacivert ve altın sarısı renk ile oluşturulduğu, ... kelimesinin, tümü büyük harf, stilize yazı karakteri ile kelimenin hemen alt kısmında kelimeye nazaran daha küçük punto ile tasarlanmış “...” kelimesi ve bu kelimenin altında ise daha küçük puntolar ile ... ibaresinin yer aldığı, kelimelerin hemen üst kısmında dünya şeklini anımsatan figüratif ... unsurunun bulunduğu, dava konusu markanın esas unsurunun ... kelimesi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacıya ait markaların ise; beyaz zemin üzerine kırmızı bir çerçeve içinde mavi/lacivert renklerde yazılmış .../.../... kelimelerinden oluştuğu, davacı markalarının tamamında ... kök sözcüğü ayırt edici esaslı unsur konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Taraf markalarının ayırt edici esaslı unsuru olan ... ibaresini anlamsal olarak incelediğimizde; ... Güncel Türkçe Sözlük uyarınca; “1- Birinin bir yere gelmesini isteme, davet. 2- ... cihazı” anlamlarını haizdir. Taraf markalarının sözlük anlamlarının birebir aynı olduğu, birbirlerinden türetilmiş/çekimlenmiş kelimeler oldukları, nitekim aynı harf dizilimine sahip olmalarından ötürü yine kelimelerin telaffuzları açısından da aralarında yüksek düzeyli bir benzerliğin mevcut olduğu değerlendirilmektedir. Davacı markalarının bir kısmının “...” sesine eklenen “m”- ”cı” takılarının kelimeye ... kökünden uzaklaşan yeni bir anlam ise katmamıştır. ... ve ... markalarının ... kelime kökünden türetilen markalar oldukları, anlamsal olarak taraf markalarının benzer olduğu, dava konusu markanın “...” şeklinde, davacı markalarının ise “...” şeklinde telaffuz edildiğinden; yani davacı markası içinde davalı markası aynen okunduğundan, markalar arasında işitsel benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davacı markları farklı ... unsurları ve renkler kullanılarak oluşturulduklarından aralarında görsel açıdan farklılık bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Davacı şirketin ... esas unsurlu seri markaların sahibi olduğu, ... ibaresinin davacının lider/çatı markası olup firmanın mal/hizmetlerinin tamamına yakınında kullanılmaktadır. Markalar arasında özellikle taraf markalarının ortak “...” unsurunu içeriyor olması, tüm markalarda bu sözcüğün ilk bakışta fark edilebilir bir algı yaratacak şekilde konumlandırılmış olunması ve davacı markalarının uzun yıllara sair tüketici nezdinde yarattığı bilinirlik nedeniyle, önceki markalardaki esas unsuru bir bütün halinde içeren dava konusu marka ile davacı markaları arasında ortalama düzeyde bir görsel benzerliğin bulunduğundan, dava konusu markanın, davacı markalarına ait serinin zincirinde bir marka olarak algılanması mümkündür. Davaya konu markada vurgu ve ayırt edicilik, asıl olarak ... kelimesinin üzerinde toplanmıştır. Markaların ayırt edici, esaslı unsurları (...) AYNIDIR. Davacının ... markasını, aynı/aynı tür ve benzer mallar üzerinde gören bir tüketicinin; davalı malının, davacı markası ya da işletmesi ile ilişkili olduğu yanılgısına kapılması kuvvetle muhtemeldir. “...” markasını taşıyan emtianın, davacının ... markalı mal ve hizmetlerinin yeni bir versiyonu, yenilenmiş hali ya da lisanslı kullanımı olduğunun düşünülmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu yanılma biçimleri de iltibas kapsamındadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli ".../.../..." esas ibareli markalar ile davalının "... ...+..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ...+..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, SMK 6/1 koşullarının oluştuğu, Davacı yanın işlem dosyasına “...” markalarının kullanımın gösterir bir kısım deliller ibraz ettiği görülmekte ise de söz konusu delillerin herhangi bir marka için olağan nitelikteki kullanımlardan ibaret olduğu, kaldı ki uyuşmazlığın temelinin davacı başvurusunun SMK m. 6/1 kapsamında reddine dair verilen kararın oluşturması nedeniyle davacı markasının tanınmış olup olmamasının ... kararı açısından sonuca etki eden bir duruma zaten sebebiyet veremeyeceği; benzer şekilde davalı markası ile ilgili olarak da işlem dosyasına sunulan deliller yine davalı markasının olağan kullanımlarını gösterir nitelikteki deliller olup sunulan bu sınırlı sayıdaki delilin davalının tanınmışlık kapsamlı bir korumadan yararlanması için yeterli olmadığı; SMK 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı; Davalının müktesep hak şartlarının bulunmadığı kabul edilmiştir. kabul edilerek 20.06.2023 tarih ... sayılı ... kararının İPTALİNE, ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE SİCİLDEN TERKİNİNE karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-20.06.2023 tarih ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 2-... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE SİCİLDEN TERKİNİNE, 3- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 6.910,10-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 31/10/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 578,10-TL GİDER AVANSI :6.332,00-TL TOPLAM :6.910,10-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/112, K. 2024/455, T. 31.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-112-e-2024-455-k-97548d7a3165