İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/108 E. 2026/7 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/108
Karar No
2026/7
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/108 Esas KARAR NO : 2026/7

DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 01/02/2023 KARAR TARİHİ : 12/01/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 15/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Davalı bir yandan müvekkillerinin yetkilisi olduğu şirket kapsamında yaptığı satışlardan hak edilen komisyon alacağını tahsil etmesine rağmen müvekkillerine ödemediğini, öte yandan ... Gayrimenkul Dan. Ltd. Şti kurarak isim benzerliği ile müvekkilleri şirketmiş imajı ile ev satışları yaptığını, haksız komisyon alacakları tahsil ettiğini bu ortaya çıktığında müvekillerine senet verdiğini fakat bu borçlarını ödemediğini belirterek dava tarihi itibari ile 50.000,00 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacının müvekkilleri ile aralarında hiç bir sözleşme ilişkisi olmadığını davacının dayandığı senetlerin, senet vasfı taşımadığı gibi sahte ve tahrif edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın, davalının, davacıya ait taşınmaz satışından kaynaklı komisyon alacaklarını haksız şekilde tahsil edip etmediği, davacıya benzer bir şirket kurup davacı şirketmiş gibi davranarak davacı müşterilerini yanlış yönlendirip taşınmaz satarak davacı aleyhine haksız kazanç elde edip etmediği, davacıya verilen bonoların söz konusu davacı zararını tazmin etmek üzere verilip verilmediği, kambiyo vasfına haiz olup olmadıkları, davacının davalıdan talep edebileceği zarara ilişkin tazminat ve alacak miktarının ne olduğuna ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda; davalı tarafından davacı şirket adına emlak satışında aracılık edildiği ancak ilerleyen zamanlarda davalı tarafından davacı şirket ile isim benzerliği olacak şekilde ... Gayrimenkul Dan. Ltd. Şti ( V.D....) kurulduğu, emlak satışlarının bu şirket üzerinden yapılması nedeniyle davacının bir kısım zararlarının bulunduğunu iddia ettiği, ayrıca davalının borçları kapsamında davacı ... Dan. Ltd. Şti ( V.D....) lehine 752.000,00 TL ve 655.000 TL miktarlı iki adet bono düzenlendiğinin iddia edildiği, senetlerin ödeme tarihi geldiğinde müvekkil davalıya ulaşamadığı gibi bir çok kişinin davalı tarafından dolandırıldığı iddiası ile zararlarının tazminin talep ettiği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise bahse konu senetlerin tahrif edildiklerini bu nedenle kambiyo vasfına haiz olmadıklarını belirterek iddiaların ve davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Her ne kadar davacı benzer isimde şirket faaliyetleri nedeniyle ve daha önceden taşınmazların satışına ilişkin kurulan anlaşmaların davalı eylemleri ile satılamamasına bağlı olarak zararının bulunduğunu iddia etmiş ise de işbu zarar ile davalı eylemleri arasında illiyet bağının bulunması en azından ispatlanabilmesi gerekmektedir. Bu minvalde taraflara sürek verilerek ticari defterlerinin sunulması istenmiş aynı zamanda mevcut banka hesapları ve davacı tarafından ileri sürülen diğer deliller toplanılarak dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Davacı tarafından sunulan ticari defterler ve mübrez evrak kapsamında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup 27/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda "1. Davacının defterlerin yasal süre içerisinde tasdik ettirildiği, kebir ve yevmiye defterinin birbiriyle uyumlu olduğu, defterler üzerinde denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, muhasebe ve teknik usullerine uygun tutulduğu, defterlerin kesin delil niteli taşıması hususu ise Sayın Mahkemenizin Tamamen Takdirindedir. Dosyaya mübrez belgeler ile birlikte hareket edildiğinde davacı ve davalı arasındaki sözleşmesel ilişkinin tespit edilemediği; davalının ne kadar gayrimenkulü sattığı, ne kadarından bedel elde ettiği, bu kısımdan ne kadarını davacıya vermesi gerektiğinin de dosya kapsamından anlaşılamadığı diğer bir deyişle bu hususu tevsik eder vesaikin dosya kapsamında görülemediği; hal böyle iken tarafımızca davalının davacıya olan borcunun tespit edilemediği, " şeklinde raporun düzenlendiği davacı tarafından zararının olup olmadığı, zararlarının ne kadar olduğu ve davalı ile aralarında herhangi bir ilişkinin bulunup bulunmadığının belirlenemediği tespit edilmiştir. Davacı tarafından dinlenmesi talep edilen tanıkların davacı şirket ile iş ilişkilerinin bulunduğunun anlaşılması nedeniyle beyanlarına önem atfedilmemekle birlikte işbu beyanlarında davalının davacı şirket ile çalıştığını beyan ettikleri ancak zararların gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında şüpheden uzak ifadelerinin yer almadığı anlaşılmakla davacının emlak satışından kaynaklı uğradığını iddia ettiği zararları ispat edemediği kanaatine varılmıştır. Davacının senetler yönünden iddiasının incelenmesinde ise; davalı tarafından 14.03.2020 düzenlenme tarihli, 01.05.2020 ödeme günlü 653.000 TL tutarlı ve 16.03.2020 düzenlenme tarihli, 01.05.2020 ödeme günlü 752.000 TL tutarlı senet verildiği, işbu senetlerin alacak iddialarından bağımsız olarak değerlendirilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından ileri sürülen kambiyo vasfına haiz olmadığı iddiası kapsamında yapılan incelemede her iki bonoda da düzenleme yerinin bulunmadığı belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 776/1-f maddesi gereğince, senette düzenleme yerinin yazılı olması gereklidir. Aynı Kanunun 777/4. maddesine göre ise, düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun 02/10/1996 gün ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması gerekli ve yeterli olup, ayrıca adres gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bonolar incelendiğinde davaya konu edilen davalının keşideci, davacının lehtar olarak yer aldığı senette düzenleme yeri bulunmadığından ve davalı keşidecinin isminin yanında herhangi bir idari birim yazılı olmadığından senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, takibe dayanak senedin açıklandığı üzere düzenleme yerinin bulunmaması nedeni ile adi senet olarak kabulünün gerektiği, bu belgeye dayanarak kambiyo yolu ile icra takibi yapılamayacağı, ancak alacaklının adi belgeden kaynaklanan yasal haklarını kullanabileceği anlaşılmaktadır ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18/03/2021 tarihli 2020/3040 Esas 2021/2619 Karar sayılı ilamı). Davalının dava konusu senetlerdeki imzaya ilişkin açıkça itiraz etmediğinin anlaşıldığı, işbu ervaklar bono vasfında değil ise de, hukuki ilişkinin tarafları için muayyen bir meblağın ödenmesi taahhüdünü içermekte olması nedeniyle adi senet sayılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Davaya konu senetlerin adi senet olduğu, senetlerin taraflar arasında düzenlendiği, davalının adi senet ile kayıtsız şartsız borç ikrarı olduğu, o halde ispat yükünün davalıda olup borcu ödediğini ispat etmesi gerektiği ancak davalının buna ilişkin bir savunması bulunmadığı gibi borcu ödediğine ilişkin dosyaya sunduğu bir belge de bulunmadığı görülmekle birlikte bahse konu senetler yönünden davacı iddialarının kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (Emsal İçtihatlar Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2021/3772 Esas, 2022/9109 karar sayı ve 14/12/2022 tarih; Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2012/18117 Esas, 2012/29058 karar sayı ve 19/12/2012 tarih; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/12-1075 Esas, 2016/557 Karar sayı ve 27/04/2016 tarihli emsal içtihatlar) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile Davaya konu 01.05.2020 ödeme günlü 653.000 TL tutarlı ve 16.03.2020 düzenlenme tarihli, 01.05.2020 ödeme günlü 752.000 TL tutarlı senetler yönünden taleple bağlılık ilkesi gereğince 50.000,00 TL asıl alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, işbu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.415,50.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 853,88.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 2.561,62.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 179,90.-TL başvurma harcı ile 853,88.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 24.000,00 TL bilirkişi ücreti 1.594,75 posta ücreti olmak üzere toplam 25.594,75 -TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/01/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/108, K. 2026/7, T. 12.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-108-e-2026-7-k-f3b58ca705bc