İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/105 E. 2026/45 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/105
Karar No
2026/45
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/105 Esas KARAR NO : 2026/45

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/02/2023 KARAR TARİHİ : 14/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından yapılan ortaklık görüşmeleri ve ... tarafından yatırım yapılacağı vaadi üzerine teminat istemesiyle birlikte davaya konu senet düzenlendiğini, teminat senedi olsa da güvence amaçlı bu ibarenin yer alması lehdar tarafından istenmediğini, Müvekkilleri şirket yetkilisi de güven ilişkisi nedeniyle bunu kabul ettiğini, ... tarafından senet ...'a ciro edildiğini, ... müvekkilleri şirket yetkilisi ... ile ... A.Ş. Şirketinde ortak olup şirket araçlarının tarafınca haksız iktisabı ve şirket değerlerine ilişkin aralarında yaşanan itilaf sebebiyle önce ikili ilişkisini kullanarak ... tarafından senedin kendine ciro edilerek müvekkillerine karşı icra takibi yaparak müvekkillerinin ticari faaliyetlerini durdurmayı amaçladığını, iş karşılığı olmayan, karşılığı olması ihtimaline binaen verilmiş senetin bu sebeple iptali için davayı ikame gereği hasıl olduğunu, söz konusu kambiyo senedi adına ciro edilen ..., ... ile birlikte ...A.Ş. (...) şirketinde hissedar ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, ... hakkında, diğer şirket ortakları tarafından ''emniyeti suistimal'', '' haksız rekabet'', '' dolandırıcılık'', ''güveni kötüye kullanma'' suçlarından hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, yabancı yatırımcı olan ... ... ile enerji yatırımları konusunda yapılacak olan ortak girişimler kapsamında bir güvence olması sebebiyle verilen kambiyo senedi karşılığında ayni, nakdi herhangi bir mal, hizmet, herhangi bir para, nukud, senet ya da kıymetli evrat vs. Alınmadığını, imzalanan kambiyo senedi ticari hayatta sıkça uygulanan müstekar yargı kararlarında da ifadesini bulan ''hatır'' olarak adlandırılabilecek bir evrak olup, karşılığı bulunmadığını, bu sebeple borca, faize, faiz oranına ve Fer’ilerine itiraz; Her ne kadar icra takibi ile alacağın sebebi bono gösterilmiş ise de, müvekkillerinin, davalı şahıslar ile takibe konu bono nedeniyle hiçbir borcu bulunmadığından, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe konu bonodaki borca, faize ve borcun sair tüm ferilerine itiraz ettiklerini belirterek bedelsiz kalan bononun iptaline, icra işlemlerinin durdurulması konusunda öncelikle ihtiyati tedbir kararının verilmesine, yargılama giderlerinin ve kötü niyetli icra takibine konu olmasına nedeniyle %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizin 17/02/2023 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 17/02/2023 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin %15 teminat ile kısmen kabul kısmen reddine, icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya dava sonuna kadar ödenmemesine, takibin durdurulması talebinin ise reddine karar verilmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ikame edilen davanın Bononun İptali Davası koşullarını taşımadığı sabit olduğundan davanın reddine karar verilmesini, huzurdaki menfi tespit davası nispi harca tabi davalardan olup, davacı tarafından huzurdaki dava ikame edilirken herhangi bir harç ödemesi yapılmadığını, mahkeme tarafından tensip kararı ile eksik harcın tamamlanmasına karar verilmiş olmakla kesin süre içerisinde davacı tarafından harcın tamamlanmaması halinde başkaca hiçbir inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesini, huzurdaki menfi tespit davası, niteliği gereği genel hükümlere ve yazılı yargılama usulüne tabi dava olup, bu nedenle nispi harca tabi olduğunu, ancak huzurdaki davada davacı tarafından harca esas değer olarak 3.948.538,00-TL gösterilmiş ise de hiçbir harç ödemesi yapılmaksızın davanın ikame edildiğini, sayın Mahkeme tarafından tensip tutanağının (14) numaralı bendi ile davacıya 61.971,15-TL harcın yatırılması için 1 haftalık kesin süre verilmiş olmakla iş bu kesin süre içerisinde eksik harcın tamamlanmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, davacı anonim şirket niteliğindeki tüzel kişilik tarafından dava dilekçesinde adli yardım talebinde bulunulmuş ise de HMK 334. Ve devamı hükümlerinde kimlerin adli yardımdan faydalanabileceği hükmedici nitelikte belirtildiğini, HMK'nın "Adli Yardımdan Yararlanacak Kişiler" başlıklı 334/2. maddesinde; "Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler." hükmünü havi olduğunu, huzurdaki davada davacı anonim şirket niteliğinde ticari sermaye şirketi olup, kamuya yararlı dernek ve vakıf niteliğinde olmadığından adli yardımdan yararlanabilmesi mümkün olmadığını, bu nedenle davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının teminat olarak verdiğini iddia ettiği senedin hatır senedi olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’idir. Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebildiğini, davacı şirket yetkilisi ile müvekkilleri arasında yapılan yazışma içeriğinde görüldüğü üzere, müvekkilleri hissesi olan şirketteki ortaklığı sona erdirmek istediğini söylediğinde "önce Dina'nın borcunu ödeyelim sonra konuşuruz" şeklinde beyanda bulunduğunu, ayrıca müvekkilleri tarafından senedin icraya konmaması için 6 ay boyunca Dina'yı ikna etiğini, akabinde de ...'nın İstanbul'a geldiğini, parayı istediğini ve senedi müvekkillerine ciroladığını, hatta davacı şirket yetkilisi diğer davalı ...'ya olan borç için 115.000-USD yeni bir senet yapalım, diğer senedi alalım diye müvekkillerini ikna etmeye çalıştığını, hal böyle iken senedin teminat senedi olduğu, karşılığının yerine getirilmediğinden bahsedilmiş, dava dilekçesinin son kısmında da herhangi bir karşılığa dayanmayan hatır senedi olduğu, adına ciro edilen kişi dediği davalı müvekkilleri hakkında da birden fazla şikayette bulunduklarını belirterek son derece anlamsız ve hiçbir hukuki ilişki ya da duruma dayanmayan mesnetsiz açıklamalar yaptığını, davacı tarafından ortaya atılan iddialar tamamı ile birbirinden farklı dayanak ve hukuki nitelemeye dayandırılmış, hatta kambiyo takibine itiraz dilekçesinden kopyala yapıştır yapılarak bir açıklamaya yer verilmiş, sonuç olarak talep ise bononun iptali talebi ile sona erdiğini, basiretli tacir olan davacı tarafından huzurdaki menfi tespit davasına konu senedin çelişkili beyanları ile teminat için verildiği ve hatır senedi olduğu iddia edilmekte ise de senet metninde senet bedelinin "nakden" ahz olunduğu ve senet metninde başkaca bir kayıt olmadığı açıkça yer aldığını, Kambiyo senetleri bono, çek ve poliçe olmak üzere üçe ayrılmakta ve hukukumuzda kambiyo senetleri sınırlı sayıda yani bir diğer ifade ile numerus clausus şeklinde ifade edildiğini, kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemez ve başkalarına da devredilemez, vasıflı ve soyut bir borç ikrarı niteliğinde olduğunu, Bono keşidecisinin, bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir vaadde bulunmakta olup, kambiyo senetleri illetten mücerret senetler olduğunu, ayrıca bono, mücerret kıymetli evrakın doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyut olmakla, kıymetli evrak bir defa doğduktan sonra, doğumuna sebep olan ilişkideki bir aksaklık veya bozukluk kıymetli evrakın geçerliliğine etkili olamayacağından, kıymetli evraktaki mücerretlik ilkesi gereğini, senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağ ortadan kalkmayacağını, davacı, borçlu olmadığını veya borcun itfa veya imhal edildiğini, ancak resmi veya imzası alacaklı müvekkilleri tarafından ikrar edilmiş bir belge ile ispat edebileceğini, borçlunun bu itirazlarının ispatı için tanık veya yemin delillerine başvuramayacağı gibi bononun hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, senetle ispat sınırından yukarıda olduğundan ancak ve ancak senet (kesin delil) ile ispat olunması mümkün olduğunu, icra takibine konu olan senet kambiyo senedi olup, şekli açıdan unsurları tam olan bono üzerinde senedin hangi amaçla düzenlendiğine ilişkin bir kayıt da bulunmadığını, Kaldı ki, hukuki ilişkiden mücerret olan senetteki keşideci imzası da inkâr edilmediğini, kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan eldeki menfi tespit davasında davacı-borçlunun senedin bedelsizliğini de usul hükümleri gereğince yazılı delille ispatlaması gerektiğini, bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetle ikame olunan davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesine, hukuki dayanaktan yoksun sebeplerle ve kötü niyetli ikame olunan dava nedeniyle davacı borçlu aleyhinde %20 oranından az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Şirket ile davalı ve diğer davalı ... arasında enerji yatırımlarına ilişkin ortak girişim amacıyla bir ticari ilişki kurulduğunu, Müvekkillerinin yatırımcı sıfatıyla girişimlere dahil olması üzerine, Davacı Şirket tarafından 04.01.2020 tarihli, 200.000 USD bedelli bir bono düzenlenmiş ve Müvekkillerine verildiğini, davacı Şirket’in kendi beyanlarından da anlaşıldığı üzere, söz konusu senet yatırım güvenliği ve teminat amacıyla keşide edildiğini, bununla birlikte, Davacı Şirket dava dilekçesinde çelişkili ifadelerde bulunarak, bir yandan senedin teminat senedi olduğunu, diğer yandan da “hatır senedi” olduğunu ileri sürmüştür. Oysa söz konusu senet, Türk Ticaret Kanunu’nun 776. maddesi uyarınca tüm şekli unsurları taşıyan geçerli bir kambiyo senedi olup sebepten mücerret olduğunu, bu nedenle, bedelsizlik veya geçersizlik iddialarının ancak senet kuvvetinde bir belge ile ispatlanması mümkün olduğunu, davacı Şirket’in imzaya yönelik bir itirazı da bulunmadığını, ayrıca, Davacı Şirket yetkilisi ... ile diğer davalı ... arasındaki yazışmalarda, Davacı Şirket’in Müvekkillerine olan borcunu “Önce ...’nın borcunu ödeyelim”, “...’ya yeni bir senet yapalım 115.000 USD” şeklindeki ifadelerle açıkça ikrar ettiği görüldüğünü, bu durum, borcun varlığını ve senedin dayandığı hukuki ilişkiyi doğruladığını, Davacı Şirket’in kötü niyetli biçimde açtığı bu dava, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu senet, geçerli bir kambiyo senedi olup Davacı Şirket’in borcu ortadan kalkmadığını, müvekkilleri alacağı halen devam etmekte olup, senedin iptali ve icra işlemlerinin durdurulması yönündeki talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, bonoya dayalı icra takibinden dolayı İİK 72. maddesine göre menfi tespit talebidir. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, davacı şirket ticaret sicil kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır. ... 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyanın incelenmesinde, davalılardan ... tarafından davacı ve diğer davalı aleyhine, keşidecisi davacı, davalı lehtarı ... olan, 04.01.2020 düzenleme tarihli, düzenleme yeri ..., 30.09.2020 vade tarihli ve 200.000,00 USD tutarlı bono dayanak yapılarak icra takibi başlattığı görülmüştür. Dosya Mali Müşavir, Enerji Sektöründe Uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 16/11/2025 tarihli raporda; mali yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacı ... A.Ş.’nin 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin e-defter olduğu, beratlarının uygun ve suresinde tasdik ettirildiği, e-defter uygulamasında yalnız envanter defterinin noter tasdikine tabi olduğu, bu bab’da HMK. 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. Gereğince ve mevcut haliyle davacının 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin suresinde tasdik ettirildiği ve usulüne uygun olduğunun kanaatine varıldığı, davacı ...A.Ş.’nin tarafımıza sunmuş olduğu 2020 yılına ait 104 sayfalık yevmiye defteri incelenmiş olup, Dava konusu olan rapor içeriğinde 3.1.4 bölümünde görüntüsüne yer verilen düzenlenme tarihi 04.01.2020 tarihi olan Davacı şirket tarafından Davalı ... adına düzenlenen senettin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve Davacı şirketin incelenen kendi ticari defterlerinde Davalı ... ile ilgili ticari bir kayıt görülmediği, aynı zamanda Davalı ... tarafından davacı şirkete enerji yatırımı veya ödeme olarak 200.000,00 USD tutarında yapmış olduğu iddia edilen ödemeye istinaden dosya içeriğinde bir belge bulunmadığı, dosya içeriğine sunulu olan WhatsApp yazışmasının takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Dosya içeriği ve Davacı şirketin ticari defterleri incelenmesi neticesinde Dava konusu senedin Ticari defterlerde kayıt olmadığından, ticari bir işlem için değil Teminat Senedi olarak verildiğinin düşünülebileceği, bu kapsamda huzurdaki davada 2 seçenekli sonuca varılabileceği, bunların, sonuç 1; Mahkemece ilgili senetin Teminat senedi olarak kabul edilmesi halinde İhtilafa vuku Teminat Senedi yönünden Davacının borcu ve alacağı olmayacağı, sonuç 2; Mahkemece ilgili senetin Teminat senedi olarak kabul edilmemesi halinde ise Davacının ihtilafa vuku senet tutarı kadar borcu olacağı, genel inceleme ve değerlendirmeler neticesinde ; davacının, bahse konu senetdin teminat olarak verildiğini iddia ettiği, bir senedin teminat senedi niteliğini haiz olabilmesi için senedin üzerine teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığı açık bir şekilde yazılması veyahut sözleşmede teminat senedinin vasıf ve unsurları belirtilerek açıkça atıf yapılması gerektiği; ancak dosyaya sunulan senet metni incelendiğinde, senedin teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, senet metninde bedelinin nakden alındığının yazıldığının görülmediği, bu yönü bahse konu senetlerin teminat senedi niteliğini haiz olmadığı düşünülmekte olup; nihai takdir ve kanaatin Muhterem Mahkemeye ait olduğu, bununla birlikte kambiyo senedinin kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içerdiği, üzerinde yer alan taahhüdün herhangi bir kayda ve şarta bağlanamaması nedeniyle kambiyo senetlerinin, temel olarak Türk Borçlar Kanunu m. 18 anlamında soyut borç ikrarı içeren bir belge niteliğini haiz olduğu; bahse konu senet üzerinde teminat amacıyla verildiğine dair ibareye rastlanılamadığı bu yönü ile: Mahkemece kambiyo senetlerinin borç ilişkisinden soyut olduğu, dava konusu senedin davacı tarafça düzenlendiği ve teminat amacıyla verilmediği kanaatinde olunması halinde davacının senede dayanan borcun tamamından sorumlu olacağının ifade edilebileceği, buna karşın Sayın Mahkemece “dava konusu olan rapor içeriğinde 3.1.4 bölümünde görüntüsüne yer verilen düzenlenme tarihi 04.01.2020 tarihi olan Davacı şirket tarafından Davalı ... adına düzenlenen senettin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve Davacı şirketin incelenen kendi ticari defterlerinde Davalı ... ile ilgili ticari bir kayıt görülmediği, aynı zamanda Davalı ... tarafından davacı şirkete enerji yatırımı veya ödeme olarak 200.000,00 USD tutarında yapmış olduğu iddia edilen ödemeye istinaden dosya içeriğinde bir belge bulunmadığı, dosya içeriğine sunulu olan WhatsApp yazışmasının takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, dosya içeriği ve davacı şirketin ticari defterleri incelenmesi neticesinde dava konusu senedin Ticari defterlerde kayıt olmadığından, ticari bir işlem için değil Teminat Senedi olarak verildiğinin düşünülebileceği” kanaatinde olunması durumunda ise davacının senede dayanan borçtan sorumluğundan bahsetmenin mümkün olmayacağı belirtilmiştir. Davacı dava dilekçesinde dava konusu bononun hem yatırımlar için teminat senedi, hem de hatır senedi olduğunu beyan ederek, daha en başta çelişkiye düşmüştür. Zira teminat senedi, taraflar arasındaki geçerli bir hukuki ilişkinin teminatı olarak alınan, hukuki ilişkiye uyulmaması halinde lehtara bozdurma hakkı doğuran; bu haliyle hukuken bir karşılığı olan senettir. Hatır senedi ise, keşideci ile lehtar arasında hiçbir hukuki borç ilişkisi olmadığı halde, üçüncü kişiler nezdinde kullanılmak üzere keşideciden alınan senede denir; bu durumda keşideci ile lehtar arasında bir alacak/borç ilişkisi yoktur. Keşideci lehtara karşı bunu ispat ettiği ve ciro alan üçüncü kişilerin de bunu bildiğini ispat ettiği halde hatır senedi sebebiyle borçsuzluğunun hükme bağlanmasını isteyebilir. Ama dava dilekçesindeki "yatırımlara karşılık" alındığı ikrarından, davacının dava konusu senedi teminat senedi olarak verdiğini ileri sürdüğünün kabulü gerekmiştir. O halde, senet üzerinde nakden yazdığı halde, bu nakden kaydının aksine bunun teminat olarak verildiğini davacı aynı kuvvette delil ile ispat etmesi gerekir. Davalılardan ..., verdiği cevap dilekçelerinde teminat senedi olduğunu inkar etmiş ve mücerret hakları defi olarak ileri sürmüş ise de diğer davalı ... vekili, verdiği cevap dilekçesinde ve ıslah dilekçesi adı altında verdiği dilekçede bunun teminat senedi olduğunu ikrar etmiştir. Senet lehtarının bu ikrarının, diğer davalıyı da bağladığı kanaatine varılmıştır. Zira diğer davalı ... ciranta olup, aynı zamanda davacı şirketin yetkilisi olan ...ile dava dışı ...şirketinde ortaktırlar. Dolayısı ile davacı şirketin bu senedi lehtar olan ...'ye teminat olarak verdiğini bilebilecek konumdadır. Bu sebeple iyi niyetli üçüncü kişi olarak kabul edilmemiştir. Dolayısı ile davalı ...'nin ikrarı sebebiyle, davacının dava konusu bonoyu teminat senedi olarak verdiğini ispat ettiğinin kabulü gerekmiştir. O halde dava konusu senet bir teminat senedidir. Şu durumda, somut olayda olduğu gibi bir teminat senedinin bozdurulabilmesi için davacının vadesi gelen bir borcunu vadesinde ödememesi ve bu sebeple teminatın devreye alınması, yani bozdurulabilir hale gelmesi gerekir. O sebeple öncelikle davacının davalı ...'ye borcu olup olmadığının irdelenmesi gerekmiştir. Davacı şirket yetkilisi ile davalı ve aynı zamanda şirket ortağı olan ... arasında geçen WhatsApp adlı uygulamanın ekran görüntüleri dosyaya sunulmuş, burada davacı şirket yetkilisinin açıkça "önce Dina nın borcunu ödeyelim, sonra konuşuruz" ifadesini kullandığı görülmüştür. Bu yazışmalar hiçbir aşamada davacı tarafça inkar edilmemiştir. O halde HMK 199. maddesi bağlamında belge hükmünde olan bu yazışmalarla, davalı taraf davacının, senet lehtarı...'ye borçlu olduğunu ispat etmiş durumdadır. Davacı aşamalarda ...'ye olan ve senetle teminat altına alınan borcunu ödediğini savunmadığı gibi ispat da edememiştir. O halde davacının, senette yazılı vadede davalı ...'ye olan borcunu ödemediği için, teminat olarak alınan bu senedi devreye alarak bedelini istemesinde, haliyle bu hususta icra takibi başlatmasında hukuka aykırı bir yan görülmediğinden, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 61.239,15-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 548.339,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/01/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/105, K. 2026/45, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-105-e-2026-45-k-f1fd03ce56ac