İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/100 E. 2026/20 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/100
- Karar No
- 2026/20
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/100 Esas KARAR NO : 2026/20
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi DAVA TARİHİ : 31/03/2023 KARAR TARİHİ : 27/01/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı, hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü müzik albümü ile bu albümde yer alan eserlerin, davalılar tarafından herhangi bir izin ve lisans alınmaksızın dijital müzik platformlarında (...) kullanıldığını ve umuma iletildiğini , izinsiz kullanımın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, davacının mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmaksızın hak ihlalinin açıkça anlaşılabilir olduğunu, tecavüzün tespiti ve önlemesi ile tedbire karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. SAVUNMA; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...’nın meslek birliklerine üye olmadığı veya bu davayı ikame etmeye yetkili bulunmadığını, aktif dava ehliyetinin yokluğu gözetilerek davanın reddi gerektiğini, Dava dilekçesinde URL’leri belirtilen yayınların davalı ... tarafından yapıldığı, diğer davalı ...’in dava konusu eserlere ilişkin herhangi bir yayın veya kullanımının bulunmadığını, bu nedenle ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle dinlenemeyeceğini, davalı ... bakımından ise; davacı sanatçıdan, dava konusu albümlerde yer alan müzik eserlerinin icralarının tespiti ile eser sahibi ve icracı sanatçıya ait mali hakların kullanımı için gerekli izinlerin alındığı, bu izin kapsamında fonogramların ilk tespitinin ... tarafından gerçekleştirildiğini, Fonogramlar üzerinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 80/1-B maddesi uyarınca fonogram yapımcısının münhasır hak sahibi olduğu, icracı sanatçıların icralarına ilişkin haklarının tespit edilen fonogram üzerinde doğmadığı, icracı sanatçının fonogram üzerindeki umuma iletim dahil olmak üzere herhangi bir hakkının bulunmadığını, davacının, icracı sanatçı sıfatıyla dava konusu müzik eserlerine ilişkin fonogramların dijital veya fiziki olarak umuma iletimi yönünden hak sahibi olduğuna dair iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; Esere tecavüzün tespiti, ref ve meni kapsamında açılmıştır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. Bilirkişiler .., ..., ... tarafından düzenlenen 26/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının davalı ... ile yapmış olduğu 1996 ve 1998 tarihli muvafakatname, yayın izni-muvafakatname tarihlerinde FSEK m. 25 internet yoluyla umuma iletim hakkı (FSEK m.25/2) düzenlemesi mevcut olmadığından, FSEK m. 25/2 kapsamındaki hakların icracı sanatçı davacıda kalacağı ve bir eserin icracı sanatçının izni olmaksızın internet sitesine yüklenmesi ve umuma açılması eylemlerinin icracı sanatçının umuma erişilebilir kılma hakkını ihlal ettiğini, Bilişim bilirkişisinin yapmış olduğu tespitlerde dava konusu edilen albüm ve bu albümde yer alan eserlere ilişkin raporda yer alan linklerin çalıştığı ve online olarak dinlenebildiği davalı ...’in de söz konusu eserleri FSEK m/25/2 kapsamında davacı icracı sanatçıdan herhangi bir izin almadan ilgili linklerde dijital olarak umuma ilettiği ve yine diğer davalı ...’in de fonogram yapımcısı olarak FSEK m. 25/2 kapsamında davacı icracı sanatçıdan herhangi bir izin almadığı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişiler ..., ..., ...'ın 07/07/2025 tarihli bilirkişi raporlarında; davacının icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahibi olduğu müzik eserlerinin internet üzerinden ve dijital platformlar vasıtasıyla umuma iletimine ilişkin mali hakkın 2001 yılında yapılan değişiklikle FSEK kapsamında ihdas edildiğini, dosya kapsamında celp edilen eser işletme belgelerine göre dava konusu edilen albümlerde yer alan eserlerin kayıt ve tescilinin 1996 ve 1998 tarihlerinde yapıldığı, tespit araçlarının compakt disk ve ses kasedi olarak belirlenmiş ve yapımcı davalı ...’in 2001 yılındaki değişiklikten önce ses kasedi ve compact disk üretim ve dağıtım ve yayımı için eser işletme belgesi aldığını, dijital mecralarda iletim hakkına ilişkin düzenlemeler ise FSEK m.25/2 kapsamında yapılmış olduğunu ve netice olarak bu mecralarda için 25/2 maddesindeki hakların icracı sanatçıda kalacağı, icracı sanatçının izni olmadan digital alanda umuma iletilemeyeceği, umuma iletimin eser sahibinin iznine bağlandığı, FSEK m.51’de bu manada devir veya devirden vazgeçme içeren sözleşmelerin geçersiz olduğu, eserlerin davalılar tarafından herhangi bir izin ve lisans sözleşmesine dayanmaksızın dijital müzik platformlarında kullanıldığı ve umuma iletildiği, bu suretle mali hakların ihlal edildiğini, Eser sahibinin izni olmaksızın gerçekleştirilen umuma iletim fiilinin, hukuka aykırı bir kullanım teşkil ettiğini bildirmişlerdir. Davalılar tarafından dosyaya uzman görüşü sunulmuş olup; ... tarafından düzenlenen 19/11/2024 tarihli uzman görüşünde ve ... tarafından düzenlenen 25.10.2024 tarihli uzman görüşünde özetle; tespit üzerindeki hakkın ilk tespiti yapan fonogram yapımcısına ve bu hakkı devralan kişilere ait olduğu, FSEK'in 80/1-B maddesinde yer alan fonogram yapımcılarına tanınan münhasır mali hakların Roma Sözleşmesi'nin 10. maddesi ile aynı doğrultuda olduğunu, fonogram yapımcılarının tespitleri üzerinde münhasır çoğaltma, yayma ve kamuya erişilir kılma haklarına sahip oldukları bildirilmiştir. Ancak huzurdaki davada tartışma konusu davalının fonogram yapımcılığından kaynaklı tespitleri üzerinde münhasır çoğaltma, yayma ve kamuya erişilir kılma haklarının digital alanda icracı sanıtçılardan izin alınmadan kamuya sunulup sunulamayacağı hususu olup, uzman görüşlerinde ise net olarak icracı sanatçıdan izin alınmadan bu hakkın kullanılabileceği yönünde bir belirleme bulunmamaktadır. Kaldi ki raporlar ve uzman görüşleri da dahil son nihai karar Mahkemeye aittir. Davalı her ne kadar husumet itirazında bulunmuş ise de; Davacı tarafından sunulan ve “...” tarafından seslendirilen “...” isimli albümde yer alan “...” isimli müzik eserlerinin ...isimli dijital platformlarına ait belirtilen linklerde...isimli dijital platformlarda güncel olarak yayında olduğu, ... isimli dijital platformlarda güncel olarak yayında olmadığı, ancak dosyaya davacı tarafça sunulan ekran görüntüleri incelendiğinde...ve ... isimli dijital platformlarda geçmişte yayında olduğunun anlaşıldığı, Dijital platformlarda ilgili eserlerin ... isimli dijital platformlarda “...” isimli kullanıcı/kanal üzerinden, ... isimli dijital platformda ise “...” isimli kullanıcı/kanal üzerinden yayınlandığı, “keza “...” isimli albümde yer alan “...” isimli müzik eserlerinin ... isimli dijital platformlarına ait belirtilen linklerde; ... isimli dijital platformlarda güncel olarak yayında olduğu, ...isimli dijital platformlarda güncel olarak yayında olmadığı, ancak dosyaya davacı tarafça sunulan ekran görüntüleri detaylıca incelendiğinde ...isimli dijital platformlarda geçmişte yayında olduğunun anlaşıldığı, Dijital platformlarda ilgili eserlerin ... isimli dijital platformlarda “...” isimli kullanıcı/kanal üzerinden, Youtube isimli dijital platformda ise “...” isimli kullanıcı/kanal üzerinden yayınlandığı, Davacının sunmuş olduğu “...” linklerinde müzik eserlerin yayınlandığı “...” isimli kullanıcı/kanal hakkında yapılan incelemelerde kanalın profilinde kanalın sahip firma ünvanının “... Tic. AŞ.” olduğu, ayrıca videoların açıklamalarında “...'nın, Tempa etiketiyle yayımlanan "..." isimli şarkısı, ... kanalında” şeklinde ve “...’nın, ...etiketiyle yayımlanan "..." isimli albümü ... kanalında” şeklinde belirtildiği, bilirkişilerin teknik incelemeleri kapsamında davalılar arasında teknik açıdan organik bağın bulunduğu ve her iki davalının ihlal nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından husumet itirazı yerinde görülmemiştir. Davalılar ayrıca davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de; Meslek birliklerine verilen/yada verilecek eserlerin dijital yolla umuma iletim hakkının kullanımıyla ilgili yetki belgelerinin mali hakların devri anlamına gelen bir belge niteliği bulunmadığı, yetki belgesine konu hakları münhasıran takip etmeye yetkisinin meslek birlikleri yönünden devren iktisap olarak yorumlanamayacağı, sanatçıların haklarının meslek birliklerince takip ediliyor olmasının , uyuşmazlık konusu bakımından önem taşımadığı yani dava yetkisinin devri anlamına gelmediği dolayısıyla sanatçıların tek başına tecavüzün önlenmesi davacını açabilecekleri gözetilerek aktif dava yönünden ileri sürülen itirazın da yerinde olmadığı gözetilerek davanın esası incelenmiştir. Toplanan deliller, Meslek birliklerinden gelen yazı içerikleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı eser işletme belgesi , bilirkişi raporları, uzman görüşleri, bilimsel görüşler, yüksek yargı uygulamaları, taraf iddia ve savunmaları ve feri müdahilce sunulan beyanlar hep birlikte değerlendirildiğinde: YASAL MEVZUAT ve DELİLLERİN GEREKÇELENDİRİLMESİ ; Dava da tartışılması gerekli uyuşmazlık konuları; dava konusu edilen müzik eserlerine ilişkin davacının icracı sanatçılıktan kaynaklı haklarının izin alınmadan digital alanda davalılarca yayınlanıp yayınlanamayacağı, davalı fonogram yapımcısı haklarının niteliği, 2001 yılı değişikliği sonrasında icracı sanatçının haklarının ve fonogram yapımcısının haklarının niteliğine göre davacının huzurdaki davada tecavüzün tespiti ve önlemeye yönelik taleplerin haklı olup olmadığı incelenecektir. Huzurdaki uyuşmazlık da HMK 266 kapsamında linkler üzerinde teknik olarak inceleme yapılmış, ancak hukuki nitelendirmemenin mahkemeye ait olduğu hususu bilirkişilerce tespit edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 inci maddesinde belirtilen "hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle bilirkişi raporundaki hukuki nitelendirme ve gerekçeler Mahkememizi bağlamamaktadır. Mahkememizce uyuşmazlık ihtisas Mahkemesi sıfatıyla yüksek yargı uygulamalarına ve yasal düzenlemelerin amaç ve ruhuna göre incelenmiş ve gerekçelendirilmiştir. 5846 sayılı yasının 80. Maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar”başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274; İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, “kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse” olarak tanımlamıştır (Yargıtay 7. CD, Tarih, 05.05.1988, 1988/ 20198 E., 1988/5637 K., Bkz.: Güneş, s. 175). 5846 sayılı yasının 80. Maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir. FSEK m. 80 / B uyarınca “ Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir. (1) Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran fonogram yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir. (2) Fonogram yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir. (3) Fonogram yapımcısı, icraların tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla tespitlerin dağıtım ve sunulması yapımcının yayma hakkını ihlal etmez. Fonogram yapımcıları eser niteliğinde olsun olmasın, bir ses icrasını veya diğer sesleri ilk olarak ses taşıyıcısına kayıt eden yapımcılardır. Eğer kayıt edilen ses, eser niteliğinde ise eser sahibi veya icracı sanatçıdan izin alınması gerekir. Dolayısıyla fotogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmış olmasıdır. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Y. 11. HD T: 20.4.2006, E:..., K: ...). Ancak belirtmek gerekir ki fonogram yapımcısının devraldığı, mali hakların kendisi değildir. Bunları kullanma yetkisidir. Burada bir hakkın değil, kullanım hakkının devrine (ruhsata) ilişkin bir durum vardır. Fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olabilmesi için “icra ürünü ve sair sesleri ilk defa tespit eden” olması gereklidir. İkinci defa tespiti yapanlar bu kapsamda değerlendirilmezler (Kılıçoğlu, s. 242-243). Komşu Haklar Yönetmeliği m. 7 uyarınca daha önce tespit edilmemiş icraların tespitinde icracı sanatçının izni aranır. Yönetmelik m. 8 uyarınca bir icracı sanatçı ile yapımcı arasında yapılan sözleşmeyle “çoğaltma, kiralama, icranın telli ve telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili yolu ile faydalanma hakkı uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredilmişse, icracı ve yorumcu sanatçıların yazılı izni aranmaz. 5846 sayılı yasının 25. Maddesi 2001 yılında 4630 sayılı kanunla değiştirilmiştir. Madde başlığı “İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı”şeklinde içeriği ise “Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece görüntü nakline yarayan araçlarla ve yine bu kapsamda dijital platformlar yoluyla umuma iletim hakkı eser sahibine tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir. 5846 sayılı yasının 51. maddesi ile mali hakların devrine ve kullanımının devrine ilişkin sözleşmelere bir kısıtlama getirmiştir. Buna göre ilerde çıkarılacak kanun ile tanınacak mali hakların peşinen devrine ya da başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmeler batıldır. Hüküm şu şekildedir: “İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir.” Kanun koyucu FSEK m. 51 ile eser ve bağlantılı hak sahiplerini korumak istemiştir. Böylece ilerde çıkarılacak kanun ile kendilerine tanınacak hakları peşinen devretmeleri hukuka aykırı sayılmış ve butlar yaptırımına tabi tutulmuştur (Kılıçoğlu, s. 320). Davacının icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahibi olduğu müzik eserlerinin internet üzerinden ve dijital platformlar vasıtasıyla umuma iletimine ilişkin mali hakkın 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas ettiği, dosya kapsamında celp edilen eser işletme belgesi kapsamına göre: “...” albümde yer alan “...”, “...”, “...”, “...” “...”, “...”, “...”, “...”, (...) ve “...” isimli eserlerde, ...’nın icracı sanatçı olduğu, “...” adlı albümde yer alan “...", “...”, “...”, “...” “...", “...”, “...”, “...”, “...”, “İhtimal” isimli eserlerde, ...isimli albümün 24.4.1998 ve Rüyam ve Sen isimli albümün 31.10.1996 tarihinde yapıldığı compack disc/ses kasedi olarak tespit araçlarının belirlendiği, icracı sanatçının davacı ... olduğu, eser sahibi olarak davalı ...ŞİRKETİ’nin yapımcı /üretici firma olarak eser işletme belgesinde yer aldığı, davacı sanatçıdan alınan muvafakatnamelerin içinde digital alana ilişkin bir kayıt bulunmadığı (Davacının davalı ... ile yapmış olduğu 1996 ve 1998 tarihli muvafakatname, yayın izni-muvafakatname tarihlerinde FSEK m. 25 internet yoluyla umuma iletim hakkı (FSEK m.25/2) düzenlemesi mevcut olmadığından ,eserin icracı sanatçının izni olmaksızın internet sitesine yüklenmesi ve umuma açılması eylemlerinin icracı sanatçının umuma erişilebilir kılma hakkını ihlal ettiği), zira yapımcı davalının da 2001 yılındaki değişiklikten once compack disc üretim ve dağıtım ve yayımı için o anki umuma iletim vasıtaları olanlar yönünden eser işletme belgesi aldığı, yine davalıların sunduğu cevap dilekçesi ekinde belgelerde icracı sanatçının dava konusu albümde yer alan icralara ait eserlerin söz yazarı, bestecisi, aranjörü olarak belirtildiği, Mahkememizce alınan teknik raporda dava konusu eserlerin ... platformlarında yani digital alanda yayında olduğunun ,bir kısmının ise yayından kaldırıldığının ve eserin ... ANONİM ŞİRKETİ tarafından umuma iletildiğinin teknik inceleme kapsamındaki raporlar ile tespit edildiği, son raporun 6.sayfasında ise eserlerin geçmişte yayında olduğu, albümün ...isimli kanal üzerinden yayınlandığı, dolayısıyla davalı yanca ileri sürülen husumet itirazının yerinde olmadığı, her iki davalı tarafından icracı sanatçıdan izin alınmadan umuma iletim yapıldığı, davalılarca davacıdan izin aldığına dair belge sunmadığından keza eserin digital iletimine ilişkin mali hakkın 5846 ayılı FSEK'in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davacı yanca compac disc ve ses kasedine tespit edilecek icralar yönünden umuma iletim yönünden verilen muvafakatin 2001 yılı değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK'in 51. maddesinin ileride çıkarılacak Mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada değerlendirildiğinde, davacının umuma iletim hakkının ihlal edildiği , yasa değişikliğinden sonra davalıların eserin digital platformlarda yayınlanması için icracı sanatçıdan izin aldığı yada mali hakları devir aldığı yönünde de belge sunmadığından , ispat hukuku kurallarına göre sunulu bilirkişi raporu ve eser işletme belge içeriği ile HMK 266 madde kapsamında sunulan rapor içerikleri dikkate alındığında; Davacının davaya konu albümler ve içerdiği eserler (“...” albümde yer alan “....”, “...”, “...”, “...” “...”, “... ve “...” isimli eserler VE “...” adlı albümde yer alan “...”, “...”, “...”, “...” “..."ve içerdiği icralara yönelik olarak davalıların eylemlerinin davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine dair aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulması gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile; - Davaya konu albümler ve içerdiği icralara yönelik olarak davalıların eylemlerinin davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine, 2-732 TL ilam harcının yatırılan 179,90 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 552,1 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı yanın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç , 300 TL tebligat , 1000-TL müzekkere masrafı, 9000- TL bilirkişi gideri toplam 10.659,8 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair karar davacı, davalı vekilinin yüzüne karşı ,gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 27/01/2026
Katip ¸
Hakim ¸