İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/10 E. 2024/199 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/10
- Karar No
- 2024/199
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/10 Esas KARAR NO : 2024/199
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/01/2023 KARAR TARİHİ : 12/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında 09.06.2021 tarihli Dekor Uygulama Sözleşmesi ve 09.06.2021 tarihli Stant Sözleşmesi imzalandığını, tarafların bahse konu sözleşmeler kapsamında 17-18 Haziran 2021 tarihinde gerçekleştirilen... Fuarı etkinliğine ilişkin stant ve dekor montaj ve demontajı konusunda anlaştığını, müvekkili şirket, davalı şirket ile akdetmiş olduğu bahse konu sözleşmelere istinaden davalı şirkete 05.07.2021 tarih, ... fatura numaralı, 118.000,00 TL miktarlı faturayı düzenleyerek gönderdiğini, davalı şirkete tebliğ edildiğini, hiçbir itirazda bulunmadığını, davalı, müvekkili şirketin fatura konusu miktara ilişkin 75.000,00 TL bakiye fatura alacağı bulunduğunu, müvekkili şirket, davalı şirkete bakiye fatura alacağının ödenmesi için defalarca iletişime geçtiğini, davalı şirket tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından, davalı şirket aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı borçlu şirketin icra takibine kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini, takibin durduğunu, tüm bu sebeplerle haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın kaldırılmasını, icra takibinin devamını, davalı borçlu şirket aleyhine haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı borçlu şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi davalı şirkete tebliğ edilmiş, davalı şirket tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile itirazın iptali davasıdır. 7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava 03/01/2023 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır. İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden alınmış, yapılan incelemesinde; davacı alacaklı tarafından davalı aleyhine 80.147,07 TL toplam alacağın tahsili için takip başlatıldığı, takip dosyasında ödeme emrinin tebliği ile davalının süresinde icra müdürlüğünün yetkisine, borca, faize ve ferilerine itiraz ederek borcunun bulunmadığını bildirdiği tespit edilmiştir. Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine celse ara karar uyarınca talimat yazılmış, talimat sonucunda; talimat yazıları doğrultusunda ihtaratlı tebligatlara rağmen defterlerin sunulmadığı ve defterlerin yerini bildirir beyan dilekçesi verilmediği görülmekle gerekli bilirkişi incelemesi yaptırılamamış olduğundan talimatın iade edildiği görüldü. Bilirkişi İrfan Demirci tarafından hazırlanan 11/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle dava cının 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edildiğini, davacının incelenen 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinde davalı ile ticari bir ilişkisinin mevcut olduğu, her iki tarafın incelenen BA ve BS formlarında ilgili faturanın her iki taraftada kayıtlı olduğunu, faturanın davalı tarafından kabul edildiği, dava konusunun, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı yan tarafından davalı adına düzenlenen faturadan kaynaklı oluşan 75.000,00 TL cari hesap bakiye alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığını, davacının incelenen ticari defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi olan 30.11.2021 tarihi itibariyle kendi defterlerinde 118.000,00 TL alacaklı olduğu, ancak takipte 75.000,00 TL talep ettiğinden, taleple bağlılık ilkesi gereği 75.000,00 TL alacaklı olacağı, takipten sonra ise 3095 sayılı yasaya istinaden ödeme tarihine kadar değişen oranlarda faiz talep edebileceğine ilişkin rapor düzenlenmiştir. İki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusunun, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı yan tarafından davalı adına düzenlenen faturadan kaynaklı oluşan 75.000,00 TL cari hesap bakiye alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, yapılan bilirkişi incelemesinde davacının defterlerinini usulüne uygun tutulduğu, dava konusu faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu, davalının defterlerini kendisine verilen sürede ibraz etmediği bu sebeple defterlerinin incelenemediği, davacı tarafından dava konusu faturaların vergi dairesine bildirildiği, davalı her ne kadar defter ibraz etmemişse de dava konusu faturaları vergi dairesine bildirdiği, 2 adet faturanın davalı tarafa tebliğ edildiği, davalıya ulaşmayan bir fatura için karşı yanın BA mutabakatı vermesinin mümkün olmadığı, davalıya fiziken veya elektronik ortamda ulaşan faturaların BA formuyla GİB'e zamanında bildirildiği, ibraz edilen faturalar için iade faturası düzenlemediği, itiraz etmediği Vergi Dairesine bildirimde bulunduğu anlaşılmaktadır. BA formu ile bildirimde bulunan davalının yerleşik yargı kararlarına göre mal veya hizmeti aldığının kabulü yerleşik yargı uygulaması gereğidir. (Yargıtay 11 HD'nin 2020/4548 esas, 2021/6954 karar, 08/12/2021 tarihli, 2021/442 esas 2022/4573 karar 07/06/2022 tarihli, 2020/5545 esas 2021/50 karar 18/01/2021 tarihli vb. emsal ilamları ) davacı takip talebinde işlemiş faiz talep etmiş ise de taraflar arasında ödeme tarihinin kararlaştırılmadığı, İcra takibinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bilgi ve belge dosyaya sunulmadığından faiz talebi yerinde görülmemiş, asıl alacak akımından takibin devamına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 15.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacak bakımından aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında 15.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Karar harcı 5.123,25 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 967,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.155,27 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 179,90 TL başvurma harcı ve 967,98 TL peşin nispi harç, 25,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.173,48 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 175,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 2.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 2.175,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 2.035,32 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranları gözetilerek 100,18 TL'sinin davacı taraftan, 1.459,82 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 9-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/03/2024
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır