İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/826 E. 2024/796 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/826
Karar No
2024/796
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***

HAKİM : *** KATİP : ***

DAVACILAR : 1- *** 2- *** 3- *** VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- *** VEKİLİ : Av. *** DAVALI : 2- *** VEKİLLERİ : Av. *** Av. DAVALI : 3- *** VEKİLİ : Av. *** DAVA : Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı- Sürekli İş Göremezlik Zararı- SGK tarafından Karşılanmayan Tedavi Gideri) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :***

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/06/2021 günü davalı ... sevk ve idaresindeki 35 ... plakalı aracın murisi ...ve ...'a çarptığından bahisle davacı ... için ve Çocuk ... ve ... için 500,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ve her bir davacı için vefat nedeni ile şimdilik 500,00 TL'lik manevi tazminat, ...'ın yaralanması için 500,00 TL efor kaybı tazminatı, 500,00 TL'lik belirsiz manevi tazminat, 500,00 TL'lik kalıcı iş göremezlik nedeni ile tazminat, 500,00 TL tedavi giderinin tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... süresinde olmayan cevap dilekçesi ile manevi tazminat bölünemediği için bedel artırım ve ıslah yapamayacağını ZMSS poliçesinin manevi tazminattan sorumlu olmadığını, 410.000,00 TL limitleri bulunduğunu, kusura itiraz ettiğini, teknik faiz ve TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini belirterek, ... için rapor alınması gerektiğini kaza tarihindeki maluliyet yönetmeliklerinin uygulanması gerektiğini, tedavi masraflarının teminat dışı olduğunu, faiz itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile açılan manevi tazminat kısmını kabul ettiklerini, trafik kazası öncesinde müvekkilinin önünde seyreden aracın müvekkilinin önünde trafiği tehlikeye düşürücü manevra yapmasının kazanın oluşmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin vicdan azabı çektiğini, müvekkilinin ZMMS şirketi olan ... A.Ş.'nin sigorta poliçesi kapsamında sorumluluğu bulunduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. ... cevap dilekçesi ile aracı kaza tarihinden sonra üçüncü kişiden satın aldığını, herhangi bir araçla kaza tarihinde bağı olmadığını savunarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Mahkememiz 02/02/2023 tarihli celsede ara karar gereği dosyanın işlemden kaldırıldığı, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yenileme dilekçesi gönderdiği ve Mahkememizin 03/02/2023 tarihli tensip tutanağı düzenlendiği ve taraflara duruşma gün ve saatinin tebliğ edildiği görülmüştür. Davacılar ..., ... ve ...'ın davalıların tamamına karşı açmış olduğu, 500,00'er TL'lik ölüm nedeni ile manevi tazminat davasının ve davacı ... tarafından dava dilekçesinin talep sonucundaki 500,00 TL'lik ilk kısmın ve davacı ...'ın 500,00 TL'lik manevi tazminata ilişkin davasının tefrik edilerek ...E sayılı dosyasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. 09/06/2023 tarihli Adli Tıp Kurumundan gelen rapora göre Yasin kızı 02.09.2019 doğumlu ...’ın 05.06.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla; 1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2.İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 4(dört) aya kadar uzayabileceği, 3.Sürekli bakıcı ihtiyacının olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 (iki) ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği, 4.Söz konusu engel oranı 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ÇÖZGER’in mevzuatla uyumu arandığında kullanılacak tablo dikkate alındığında, küçüğün özel gereksinimi yoktur şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Adli Tıp raporunun taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı ... A.Ş. Vekilinin ATK raporuna karşı beyan ve itirazları hakkında dilekçe sunduğu görülmüştür.Davacılar vekilinin 15/10/2023 tarihli dilekçesi ile ATK raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesi sunduğu görülmüştür. Kayseri 5. SHM'ye müzekkere yazılarak ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderildiği, görülmüştür. Bilirkişi Makine Mühendisi ...'dan alınan 09/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 1.Kaza olayının maddi hasarlı, ölümlü ve yaralanmalı tek araçlı bir Trafik Kazası olduğu,

2.Raporun 3. Maddesinde belirtildiği üzere kazadaki kök neden; 35 ... plakalı araç sürücüsü ... aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde asli kusurlu sayılan trafik kurallarından ve yukarıda detaylıca bahsetmiş olduğum ilgili maddelerindeki hallerini ihlal etmiş, sürüş esnasında dengesini kaybederek bisiklet ve yaya yolu üzerine çıkarak hatalı bir davranış sergilemiş, sürüş esnasında aracını kullanırken yol ve trafik durumuna dikkat etmemiş, kavşaklara yaklaşırken aracının hızını azaltmamış, yerleşim yeri içerisinde hız limitlerinin üzerinde bir hızla araç kullanmış, yolda aracı ile giderken şerit takibine dikkat etmeyerek şeridi dışına çıkmış, aracı ile çıkmış olduğu yaya kaldırımı üzerinde 45 metre kadar tehlikeli bir şekilde yol almış, araç kullanımı esnasında başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini yeterince sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle sürücü ...' ın meydana gelen olayda tamamen sorumlu olduğu,

3.Raporun 4. Maddesinde belirtildiği üzere; söz konusu kazada 35 ... plakalı aracın teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin olmaması, sürücü ...' ın sevk ve idaresindeki 35 ... plakalı aracı ile seyrederken kaldırımda yaya halinde bulunan kişilere çarpması, dosya içeriğindeki Kaza Tespit Tutanağı, teknik değerlendirme ve inceleme sonrasında yaya halde bulunan ... ile bebek arabasındaki çocuğu ...' ın kaza olayında bir ihmallerinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmedikleri, 4.Kazanın meydana geldiği yolda trafik işaretlemesi ve yola bağlı bir problemin tespit edilmediği, bu nedenle Karayolundan sorumlu kurum veya kuruluşun hizmet eksikliği ve sorumluluğunun bulunmadığı, 5.Kaza olayının yaşanmasında başkaca kişi ya da kişilerin etkilerinin olmadığı, 6.Kazada aracın teknik problemlerinden kaynaklanan bir problemin tespit edilmediği, kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Bilirkişi ...'den alınan 17/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 1- Davaya konu kazada yaralanan ...'ın; - Geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı (Talep 500,00 TL), - Sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı (Talep 500,00 TL), - Bakıcı gideri zararının 7.115,00 TL olduğu (Talep 500,00 TL), söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 430.000,00 TL) kapsamında kaldığı, 2- Davaya konu kazada desteğini yitiren; - Davacı eş ...'ın destek zararının 4.683,93 TL (Talep 500,00 TL), olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 755,38 TL ile sınırlı olduğu, - Davacı çocuk ...'ın destek zararının 486.364,21 TL (Talep 500,00 TL), olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 78.436,09 TL ile sınırlı olduğu, - Davacı çocuk ...'ın destek zararının 787.046,70 TL (Talep 500,00 TL), olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 126.927,24 TL ile sınırlı olduğu, kanaatini mahkememize bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Bilirkişi Adli Tıp uzmanı ...'den alınan 22/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 2019 doğumlu ...'ın 05.06.2021 tarihinde trafik kazası geçirdiği, sağ tibia ve fibula cisim, sol distal tibia fraktürü nedeniyle opere edilerek tıbbi takip ve tedavisini yapıldığı anlaşılmaktadır. Erciyes Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesinin 29.05.2023 tarihli faturasının tedavi amaçlı olmaması, Mahkeme yazısı doğrultusunda adli rapor alınması için yapılan muayenenin ücreti olması nedeniyle hesaplamaya alınmamıştır. Bu tip bir hastanın tedavi giderlerinin kesin ve net olarak tahmin edilmesi mümkün olmadığından Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, yerleşik yargısal kararlara göre tedavi giderlerinin yalnızca hastane ve hekim masrafları ile sınırlı olmayıp yaralanmanın kişinin bütünüyle iyileşip eski sağlığına kavuşuncaya kadar geçecek sürede yaptığı ve ileride yapacağı doğrudan veya dolaylı tüm masrafları kapsadığı, bu çerçevede hastane, hekim, ameliyat ilaç gibi SGK kapsamındaki tedavi giderlerinin yanı sıra sağlık hizmetlerine ulaşım, yeme-içme özel diyet, konaklama, evde özel bakım, pansuman, fizik tedavi rehabilitasyon, özel hastane muayene farkı vb ücretlerin belgelenmesinin mümkün olmadığı yaralanmasının ağırlığı dikkate alınarak toplu taşıma araçlarından faydalanamayacağı, SGK kapsamında ödemesi yapılmayan özel hastane, hekim seçme hakkı çerçevesinde ameliyat farkı, ulaşım vb giderler olduğu, dikkate alındığında SGK tarafından karşılanmayan ilaç, ulaşım vb giderlerinin 10.000,00 (onbin) TL civarında olduğunun kabulü gerektiği kanaatini mahkememize bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Kayseri 5. Sulh Hukuk mahkemesinin ... E sayılı dosyasının gerekçeli karar ve kesinleşme şerhinin yazı ekinde gönderildiği görülmüştür. Davacılar vekilinin 05/06/2024 tarihli ıslah ve bedel artırım dilekçesi sunduğu, harcının ikmal edildiği ıslah ve bedel artırım dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı taraf, 05/06/2021 günü davalı ... sevk ve idaresindeki 35 ... plakalı aracın murisi ...ve ...'a çarptığından bahisle davacı ... için ve Çocuk ... ve ... için 500,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı, ...'ın yaralanması için 500,00 TL efor kaybı tazminatı, 500,00 TL'lik kalıcı iş göremezlik nedeni ile tazminat, 500,00 TL tedavi gideri talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık noktalarını destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... için tedavi gideri ve sürekli iş göremezlik nedeni ile tazminat, davalı ...'nin işleten olup olmadığı noktasında toplanmıştır. Sigorta poliçesinin ve dosyadaki soruşturma evraklarının Kayseri 1 Ağır Ceza Mahkeme'sinin ... esas sayılı dosyası incelenmesinde; kazaya karışan 35 ... plakalı araç sürücüsünün ... olduğu, tescil kayıtlarına göre ise araç malikinin ... olduğu ve davalı sigorta bünyesinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Davalı ... haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar. -Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, Mahkememiz ceza dosyasını dosyamız arasına almış, kaza tespit tutanağını incelenmiş olup, 05.06.2021 tarihinde saat 21:15 sürücü ... sevk ve idaresindeki 35 ... plakalı aracı ile İldem mezarlık istikametinden Kay-Kop istikameti yönüne seyir halinde iken Şehit J. Onbaşı Hakan TÜRK caddesi ile ... caddesi trafik ışıklarının bulunduğu kontrollü kavşağı geçtikten sonra, aracının kontrolünü kaybederek gidiş yönünün sağ tarafında yoldan yol kenarındaki bordür taşlarına çarpması sonrasında bisiklet yolu ile yaya yolunun üzerine çıkıp, burada Kay-Kop istikametinden İldem mezarlık istikametine yürümekte olan yaya şahıs ... ile bebek arabasında bulunan çocuğu ... isimli şahıslara aracının sol ön kısmı ile çarpması sonucu meydana gelen tek araçlı, ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası olayı gerçekleşmiştir. Olayda davacıdan ...'ın eşi ... ölmüş, çocuk ... yaralanmıştır. 35 ... plakalı araç sürücüsü ... aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu 56, 84/b-f, 94-c ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde 101 ve 157/2-6 maddelerindeki asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal etmiş, sürüş esnasında dengesini kaybederek bisiklet ve yaya yolu üzerine çıkarak hatalı bir davranış sergilemiş, sürüş esnasında aracını kullanırken yol ve trafik durumuna dikkat etmemiş, kavşaklara yaklaşırken aracının hızını azaltmamış, yerleşim yeri içerisinde hız limitlerinin üzerinde bir hızla araç kullanmış, yolda aracı ile giderken şerit takibine dikkat etmeyerek şeridi dışına çıkmış, aracı ile çıkmış olduğu yaya kaldırımı üzerinde 45 metre kadar tehlikeli bir şekilde yol almış, araç kullanımı esnasında başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini yeterince sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle sürücü ...' ın meydana gelen olayda %100 oranında kusurludur. -Destekten yoksun kalma tazminatına dair değerlendirmede; Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı). Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A-1.maddesindeki, “Sigortacı, bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlemesi yer almaktadır. -Davalı ...'nin sorumluluğuna dair değerlendirmde; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Somut olayda, davalı ... kaza tarihinde malik olmadığı makin kaza tarihi itibariyle malikinin ... olduğundan ilgiliye husumet düşmediğinden ilgili yönünden dava reddedilmiştir. - Mahkememizce maluliyet ait değerlendirmesinde; Mahkememiz ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan rapor almıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekmektedir. ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3153 E,2021/2473 sayılı ilamı doğrultusunda) Anılan düzenlenme uyarınca mahkememizce rapor almıştır. Anılan raporların incelenmesinde ATK tarafından sunulan raporda, 4 ay geçici iş göremez olduğu, %0 oranında sürekli iş göremez olduğu, 2 ay bakıcıya muhtaç olduğu tespit edilmiştir. Anılan rapor yöntemine uygun olduğundan esas alınmıştır. -Aktüerya hesabına ve kaçınılmaz tedavi giderine ilişkin dair değerlendirmede; HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması ve Adli Tıp Uzmanından SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin belirlenmesi hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir. Alınan raporların değerlendirilmesinde; davaya konu kazada yaralanan ...’ın; geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 430.000,00 TL) kapsamında kaldığı, davaya konu kazada desteğini yitiren; davacı eş ...’ın destek zararının 4.683,93 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin garameten hesaplama sonucu sorumluluğunun 755,38 TL ile sınırlı olduğu, davacı çocuk ...’ın destek zararının 486.364,21 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin garamaten hesaplama sonucu sorumluluğunun 78.436,09 TL ile sınırlı olduğu, davacı çocuk ...’ın destek zararının 787.046,70 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin garameten hesaplama sonucu sorumluluğunun 126.927,24 TL, yine ...'ın SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının 10.000,00 TL tespit edilmiştir.. Alınan raporun yöntemine uygun olduğundan mahkememizce esas kabul edilmiştir. Anılan miktarlar uygun görüldüğünden kabul edilmiştir. Davacı ...'ın sürekli iş göremezlik zararı bulunmadığından reddedilmiştir. - Mahkememizin tedavi giderinin teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmesinde; 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Bu halde tedavi giderleri zararı tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir. Mahkememiz ise ilgili istemin kabulüne karar vermiştir. -Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrütfaizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca davacıların destekten yoksun kalma tazminatı yönünden başvuru tarihi dikkate alınarak temerrüt tarihi 09/08/2021 olarak belirlenmiş, gerçek kişi yönünden ise vefat tarihi olan 05/06/2021 temerrüt tarihi olarak belirlenmiştir. Davacı ...'ın kendi yaralanmasına dair kısımda ise taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur. Kazaya karışan araç ticari olmadığından yasal faiz uygulanmıştır. -Bakıcı giderine dair değerlendirmede; Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK mad.83, HMK mad.176) (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001,s 3965). Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. (Prof.Dr.Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuk, C.I.II.B,5, İstanbul 1992 s.534.) Kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür. Ne var ki; ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK'nun 26.09.2011 tarih, 2011/1-364 E.- 2011/453 K.sayılı ilamı) Bu durumda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de yeni dava konusu, önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Dolayısıyla ıslahla, dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. Açıklanan gerekçeler ile davacı dava dilekçesinde yer almayan bakıcı gideri masrafı istemini ıslah ile eklemek suretiyle dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmeye çalıştığından ve ilgili talebe kanun cevaz vermediğinden ıslah istemi reddedilmiş ve geçersiz bir ıslah olarak değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, ıslah işlemi geçersiz olup, hiç yapılmamış sayılacağından, ıslah ile artırılan tutar dava değerine dahil olmamıştır. Bu halde, gerek vekalet ücretinin belirlenmesi gerekse de taraflarca yapılan yargılama giderlerinin paylaştırılması açısından, ıslah ile artırılan tutarın dikkate alınmadan hüküm sonucu tesis edilmesi gereklidir. (Benzer mahiyette Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2018/7348 E. 2018/22253 K. Sayılı ilamı bulunmaktadır.) Anılan kıstaslar çerçevesinde yargılama gideri hesaplanmıştır. - Davalı ... lehine vekalet ücreti takdirine dair kısım yönünden; AAÜT 7/1: "Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar; davanın nakli, davanın açılmamış sayılması yahut görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmemesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez." demekle vekalet ücretinin nisbi takdir edilmiştir. İlgili yönünden talep arttırım olmadığından dava dilekçesindeki talep sonu esas olarak değerlendirilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: 1-Davacılar ... ... ve ...'ın davalı ...'ye karşı ikame etmiş olduğu tüm davaların ayrı ayrı reddine, 2-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... hakkındaki destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 17/01/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan ... AŞ'nin sakatlık/ölüm ölüm teminat limiti üzerinde yapılan garame hesabına göre 755,38 TL 'lik kısmından davacının başvurusu dikkate alınarak temerrüd tarihi olan 09/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'ın ise 4.683,93 TL 'nin tamamından trafik kaza/vefat tarihi olan 05/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşuluyla adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... hakkındaki destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 17/01/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan ... AŞ'nin sakatlık/ölüm ölüm teminat limiti üzerinde yapılan garame hesabına göre 126.927,24 TL 'lik kısmından davacının başvurusu dikkate alınarak temerrüd tarihi olan 09/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'ın ise 787.046,70 TL 'nin tamamından trafik kaza/vefat tarihi olan 05/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşuluyla adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... hakkındaki destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 17/01/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan ... AŞ'nin sakatlık/ölüm ölüm teminat limiti üzerinde yapılan garame hesabına göre 78.436,09 TL 'lik kısmından davacının başvurusu dikkate alınarak temerrüd tarihi olan 09/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'ın ise 486.369,21 TL 'nin tamamından trafik kaza/vefat tarihi olan 05/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşuluyla adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 5-Davacılar ..., ... ve ...'ın davalı sigorta şirketi yönünden tazminata ticari avans faizi uygulanması talebinin reddine, 6-Davacı ...'ın davalılar ... AŞ ve ... hakkındaki sürekli iş göremezlik zararına ilişkin davasının reddine, 7-Davacı ...'ın davalılar ... AŞ ve ... hakkındaki SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri davasının kabulü ile 10.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan kaçınılmaz tedavi gideri zararının davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesinin sağlık / tedavi giderleri teminatından karşılanması ve ... AŞ ve ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı ...'ın bakıcı giderine ilişkin ıslah istemi hakkında bu konuda açılmış usule uygun bir dava bulunmadığından, bu talebin usulden reddine, 9-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 87.989,76-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 102,47-TL peşin harç ve 4.360,21 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.462,68-TL harcın mahsubu ile bakiye 83.527,08-TL harcın davalılar ... A.Ş. ve ...'tan müştereken ve müteselsilen (davalı ... A.Ş.'nin 14.763,06-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.400,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul-ret oranına göre hesap edilen: 0,54-TL'sinin davacılardan alınarak, 1.399,46-TL'sinin davalılar ... A.Ş. ve ...'tan müştereken ve müteselsilen (davalı ... A.Ş.'nin 234,80-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 11-Davacı tarafından peşin yatırılan 102,47-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç ve 4.360,21-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.543,38-TL harcın davalılar ... A.Ş. ve ...'tan müştereken ve müteselsilen (davalı ... A.Ş.'nin 183,17-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak davacıya verilmesine, 12-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, adli tıp, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 9.682,20-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen: 9.678,44-TL'sinin davalılar ... A.Ş. ve ...'tan müştereken ve müteselsilen (davalı ... A.Ş.'nin 1.623,87-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 13-Davalı *** tarafından yapılan 150,00-TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davalıya ödenmesine, 14-Davalılar ... ve ... A.Ş. tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 15-Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 4.683,93-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen (davalı ... A.Ş.'nin 755,38-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak bu davacıya ödenmesine, 16-Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 117.586,54-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen (davalı ... A.Ş.'nin 19.728,87-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak bu davacıya ödenmesine, 17-Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin hükümleri 67.091,69-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen (davalı ... A.Ş.'nin 11.256,76TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak bu davacıya ödenmesine, 18-Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 80'er-TL vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı alınarak bu davalıya ödenmesine, 19-Davalılar ... ve ... A.Ş. kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi 500,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davalılara ödenmesine, 20-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/09/2024

Katip *** e-imzalıdır

Hakim *** e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/826, K. 2024/796, T. 05.09.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-826-e-2024-796-k-cc147a162bb0