İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/683 E. 2024/1018 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/683
- Karar No
- 2024/1018
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/683 Esas KARAR NO : 2024/1018 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 23/08/2022 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davalı sigorta şirketince... nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olan; ...'nin sevk ve idaresindeki...plaka nolu araç sürücüsü İsmail'in ; 28.08.2021 tarihinde... Plakalı motosikleti kullanan davacının kavşaktan geçişi esnasında kavşaktan geçiş önceliğine uymaması neticesinde davacıya cismani zarara uğradığı kazanın oluşmasına asli kusuru ile neden olduğunu, kazanın oluşumunda davacının kusursuz olduğunu, davacı trafik kazasına bağlı olarak sol tibia-fibula deplase multifragmente fraktürü ve başkaca bedeni hasarlar ile duyu iletim hızında yavaşlama meydana geldiğini, Davalı sigorta şirkete yapılan başvuru neticesinde, kalıcı oran bildiren Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalınca düzenlenen 29.07.2022 tarihli...sayılı rapor sunulmuş ancak anlaşmaya varılamadığını, gerçek zararın tamamı talep edilmesine rağmen hiçbir ödeme yapılmaması üzerine, İzmir Arabuluculuk bürosunun... Büro Dosya Numaralı, ... Arabuluculuk numaralı dosyası ile Arabulucu atanmış ve anlaşmaya varılamadığıni, açıklanan nedenlerle davacı...nin kalıcı iş göremezlik oranının, geçici iş göremezlik süresinin, Bakıcıya ihtiyacı olup olmadığının ne kadar süre ihtiyacının olduğunun ve tedavi, iyileştirme giderlerinin ayrı ayrı tespiti'ne, her bir alacak kalemi için fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla davacı için şimdilik 100,00-TL kalıcı iş görmezlik tazminatı, 100,00 -TL geçici iş göremezlik tazminatı 50,00-TL tedavi ve iyileştirme gideri ile 50,00-TL bakıcı giderinin haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 28.08.2021 tarihinden itibaren; ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile; fazlaya dair haklarımızı saklı tutmak kaydı ile Davanın miktarını maddi tazminat yönünden 300,00 TL den 211.371,59 TL ye ıslah talebimiz doğrultusunda, 211.371,59TL maddi tazminatın , haksız filin işlendiği kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, masraf, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı sigorta şirketine ve diğer davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davalı şirket nezdinde sigortalı ... plakalı araca ait 25.12.2020 - 25.12.2021 vadeli... numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalısı olduğunu, Yetkisiz mahkemede açılan işbu davanın usulden reddine karar verilerek İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunun tespitini, Davacı tarafından Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları düzenlemelerindeki yükümlülükler yerine getirilmeden, davalı şirkete eksik evrak ile başvuruda bulunularak; doğrudan dava yoluna başvurmuş olması nedeniyle, HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, taraflar arasında maluliyet oranı hususunda da uyuşmazlık bulunduğundan davacının maluliyet oranının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi adına Adli Tıp Kurumu marifetiyle inceleme yaptırılmasını, itirazlarımız baki kalmak kaydıyla her durumda TRH 2010 Tablosu’na göre %1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılmasını, Davacının SGK’dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının kesin ve net olarak tespit edilmesini, ödeme alınması durumunda mükerrer ödemeye mahal vermemek için davacının taleplerinin reddini, her halükarda geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri tazminatına ilişkin taleplerin teminat dışı olması nedeniyle reddine karar verilmesini, sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi adına dosyanın ATK’ya gönderilmesini, Davacının müterafik kusuru –koruyucu tertibat- dikkate alınarak tazminat tutarında indirim yapılmasını, Muaccel bir alacağın doğmadığı dikkate alınarak davalı şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir. DELİLLER: Hastane tedavi evrakları, SGK kayıtları, hasar dosyası, Sağlık Kurulu raporu, maluliyet raporu, bilirkişi raporu, delil olarak değerlendirilmiştir. Tarafların kusur durumlarının tespiti bilirkişiden alınan 02/01/2023 tarihli rapora göre; "...Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından Bilirkişinin uyacağı rehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır. Bu hali ile; -... plaka sayılı davalı sigorta poliçeli araç sürücüsü... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 57/a maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile etken olduğu. -... plaka sayılı davacı motosiklet sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/a-b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile etken olduğu.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Davacının maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 05/03/2023 tarihli rapora göre; "...Sonuç olarak; şahsın 28.08.2021 tarihinde meydana gelen araç dışı trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanmalarına bağlı sol diz eklem hareketlerinde kısıtlılık nedeniyle kişinin engellilik oranı %5 (yüzde beş) olarak bulunmuştur. 2. Davaya konu yaralanmanın sol bacak kemiği-diz bölgesine yakın kısmında meydana gelmesi nedeniyle tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) ay olarak kabulünün uygun olacağı, ancak varsa kesin iyileşme süresinin kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir. raporu ile belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır. 3. Şahsın yaralanma nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığı, geçici olarak bakıcıya muhtaç olunan süre ile ilgili olarak yönetmelikte bir değerlendirme olmamakla birlikte olaya bağlı sol tibia (kaval kemiği) ve fibulada (baldır kemiği) eklem aralığı ile ilişkili kırık nedeniyle yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin 1 (bir) ay olarak kabulünün uygun olacağı mütalaasına varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 09/01/2024 tarihli rapora göre; "... 1) Sürücü...'nin %85 (yüzde seksen beş) oranında kusurlu olduğu, 2) Davacı sürücü...anında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 22/09/2024 tarihli rapora göre; "...28.08.2021 tarihinde yaralanan ...’nin’ın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 19.715,23 TL olduğu, -Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 213.362,67 TL olduğu, -Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 3.577,50 TL olduğu, -SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinin 69,13 TL olduğu, -SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 2.842,94 TL olduğu, -İleriye dönük muhtemel tedavi giderinin 5.500,00 TL olduğu, -FTR uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 1.605,00 TL olduğu, -Tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin 2.000,00 TL olabileceği, Davacının toplam maddi tazminat alacağı 248.672,47 TL olup, olaydaki %15 oranında kusurunun indirilmesi sonrası bakiye alacağının 211.371,59 TL’ye tekabül ettiği, Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 430.000,00 TL olduğu kanaatiyle,.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş gücü kaybı, geçici iş gücü kaybı, bakıcı gideri ve tedavi gideri zararlarının, zarar veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazmini talepli maddi tazminat davasıdır. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı, davacının kaza nedeniyle sürekli maluliyet ve geçici iş gücü kaybı meydana gelip gelmediği, bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı, kaza nedeniyle SGK sorumluluğu kapsamı dışında kalan tedavi giderlerinin bulunup bulunmadığı ve bu tazminat kalemlerinden dolayı davacının talep edebileceği maddi tazminatın miktarı noktalarında toplanmaktadır. 3-Dosya kapsamının incelenmesinden davacının sevk ve idaresinde bulunan... plaka sayılı motosiklet ile dava dışı ...nin sevk ve idaresindeki, davalı şirket nezdinde KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı araç arasında 28/08/2021 tarihinde çift taraflı yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde 25/12/2020-25/12/2021 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve kazanın poliçe vadesi içerisinde meydana geldiği görülmüştür. 4-Dava şartları ve ilk itirazlar yönünden yapılan incelemede; Davacı vekilinin zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakını davalı şirkete posta yoluyla gönderdiği ve evrakın 13/06/2022 tarihinde davalı sigorta şirketine teslim edildiği ve sigorta şirketinin 24/06/2024 tarihinde temerrüde düştüğü, KTK 97. Maddesinde düzenlenen özel başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür. Yetki itirazı yönünden yapılan incelemede, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110/2. Maddesi "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birin-de açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." şeklinde düzenlenmiş olup, davalı Sigorta A.Ş.'nin mahkememiz yargı çevresi içerisinde "...Mah. ...o:...Bayraklı / İzmir" adresinde Ege Bölge Müdürlüğü bulunduğu ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre sigorta şirketinin Şube Müdürlüğü'ne göre daha geniş yetkileri bulunan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili olacağı gözetilerek yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Dosyaya getirtilen ceza soruşturması dosyasının incelenmesinde, davacı ile davalının sigortalısı araç sürücüsü dava dışı ...ile 07/03/2022 tarihinde uzlaştığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. Maddesinin 19. Fıkrasının 5.cümlesi "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz." şeklinde düzenlenmiş olup, Yargıtay 4.Hukuk Dairelerince hükmün katı bir şekilde uygulandığı, uzlaşmada hakların saklı tutulmuş olmasının dava şartını etkilemediği yönünde değerlendirmelerin bulunduğu ve uzlaşma sağlanması halinde saklı tutulan haklar yönünden de dava açılamayacağı yönünde uygulamanın bulunduğu görülmüştür. Ancak mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede, anılan yasa hükmünün Anayasa'nın 10, 13, 17, 35 ve 36. maddelerine aykırı olduğu değerlendirildiğinden Anayasa Mahkemesi'ne somut norm denetimi yapılması için başvuruda bulunulmuş, mahkememiz başvurusu neticesinde Anayasa Mahkemesi'nin 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı 26/07/2023 tarihli kararı ile "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, " karar verilmiştir. İptal kararı ile birlikte davacının soruşturma aşamasında dava dışı araç sürücüsüyle uzlaşmış olmasının maddi tazminat davası açılmasına engel oluşturmadığı gözetilerek yargılamaya devam olunmuştur. 5-Mahkememizce kaza tespit tutanağı, poliçe, ceza yargılaması dosyası, davacının görmüş olduğu tedavilere ilişkin hastane kayıtları, hasar dosyası, maluliyet raporu, kusura yönelik bilirkişi raporu ve aktüerya bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. 6-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 90. Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir. 7-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 8-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı noktasındadır. Taraflarca kaza tespit tutanağında anlatımı yapılan kaza oluş şekline ilişkin bir itiraz ve farklı bir kaza oluşu iddiası bulunmadığından keşif yapılmasına gerek görülmemiş, kaza tespit tutanağı dikkate alınarak adli trafik bilirkişiden rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 02/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalının sigortalısı dava dışı...'nin KTK'nın 57/a maddesine yönelik kural ihlali bulunduğu ve davacı araç sürücüsünün ise KTK'nın 52/a ve b maddelerine yönelik kural ihlali bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı davacı vekili tarafından itirazlar ileri sürülmüştür. Mahkememizce dosya kapsamı ve itirazların incelenmesinde, kaza tespit tutanağında davacı araç sürücüsüne kusur izafe edilmemesine rağmen mahkememize sunulan bilirkişi raporunda davacının kural ihlali bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, buna göre kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğu anlaşıldığından kusur dağılımına ilişkin çelişkiyi giderir ve itirazları karşılar kusur raporu düzenlenmesi için dosya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdi edilmiş, dosyaya sunulan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 09/01/2024 tarihli kusur raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde dava dışı sigortalı araç sürücüsün...'nin %85 oranında, davacı araç sürücüsünün ise %15 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirilmiştir. 9-ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna karşı taraf vekillerince 2 haftalık yasal itiraz süresi içerisinde bir itiraz sunulmadığı, ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu ile mahkememize sunulan bilirkişi raporunun uyumlu olduğu, kazanın gerçekleşmesindeki asli kusur kavşaklarda geçiş önceliği kurallarına uymayan davalının sigortalısı araç sürücüsü...'de olduğu ancak davacının da geçiş hakkı kendisinde olmasına rağmen kavşağa yaklaştığı sırada hızını azaltarak başka bir aracın gelip gelmediğini kontrol etmesi gerektiği halde bu hususta gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğu, araç sürücülerinin kusurlarının kazaya olan etkilerine göre davacıya izafe edilen %15 kusur oranı ve davalının sigortalısı araç sürücüsü...'ye izafe edilen %85 kusur oranının oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu gözetilerek ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce bildirilen kusur oranları mahkememizce de benimsenmiş ve davalı sigorta şirketinin %85 kusur oranına göre sorumlu olduğu kabul edilmiştir. 10-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda kaza tarihi 28/08/2021 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerinErişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Davacının maluliyetinin tespiti yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyete sevk edilmiş, dosyaya sunulan 16/02/2023 tarihli maluliyet raporunda davacının sürekli iş gücü kaybının %5 olduğu, davacının 6ay süreyle geçici iş göremezlik süresinin bulunduğu, tıbbi iyileşme sürecinde 1 ay süreyle bakıcı ihtiyacı duyacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Maluliyet raporuna karşı davalı şirket vekili tarafından itirazlar sunulmuş ise de itiraz dilekçesinde açık bir hukuka aykırılık ve hatanın gösterilmediği, davacının kaza sonucu sol diz eklem bölgesinde meydana gelen yaralanmadan dolayı sürekli maluliyetinin oluştuğu, yönetmelikte gösterilen usul ve esaslara uygun olarak rapor düzenlendiği anlaşıldığından davalı itirazları yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davacı tarafça dava öncesinde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyet tarafından düzenlenen 29/07/2022 tarihli maluliyet raporunda sürekli iş gücü kaybı oranı %6, geçici iş göremezlik süresi 9 ay ve bakıcı ihtiyacı gideri 6 ay olarak gösterilmiş ise de, mahkememizce alınan raporda gösterilen oran ve sürelerin davacı aleyhinde ve davalı lehine olacak şekilde daha az olduğu, raporlar arasındaki çelişkinin davacı aleyhinde olması nedeniyle davacı tarafça itirazda bulunulmadıkça raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin gerekmeyeceği gözetilerek mahkememize sunulan raporda gösterilen oran ve süreler hükme esas alınmıştır. 11-Maluliyet durumunun tespiti sonrasında dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 22/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının %5 oranındaki sürekli maluliyet oranına göre 213.362,67-TL sürekli iş gücü kaybı zararı, 6 aylık geçici iş gücü kaybı nedeniyle 19.715,23-TL geçici iş gücü kaybı zararı, bakım giderinden dolayı 3.577,50-TL bakıcı zararı, 69,13-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi gideri, 2.842,94-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi gideri, 5.500,00-TL ileriye dönük muhtemel tedavi gideri, 1.605,00-TL fizik tedavi gideri ve 2.000,00-TL tedaviye yönelik ulaşım gideri zararı bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Maluliyet raporuna karşı taraflarca süresi içerisinde bir itiraz bildirilmediği görülmüştür. Süresinden sonra sunulan davalı itiraz dilekçesinde ise somut bir hatalı uygulama gösterilmedi, zira Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre ve TRH-2010 yaşam tablosunda öngörülen bakiye yaşam süresine uygun olarak, asgari ücret düzeyindeki gelir esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaların yerinde olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. maddesinin; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler", Türk Borçlar Kanununun 51. Maddesinin ise; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler" hükümlerinin haiz olduğu, bu çerçevede davacının kaza nedeniyle tedavi giderleri yönünden oluşan zararının hekim bilirkişi tarafından yaralanmanın ağırlığına göre muhtemel olarak belirlenmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından rapor hükme esas alınmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 52/1. Maddesi uyarınca müterafik kusur şartları resen değerlendirilmesi gereken hususlardnadır. Mahkememizce hükme esas alınan maluliyet raporunda davacının sürekli maluliyetine neden olan yaralanmasının diz bölgesinden kaynaklandığı kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre yalnızca kaskın zorunlu tertibat olarak yer aldığı, dosya kapsamı itibariyle davacının kaza sırasında kask takıp takmadığının belirlenemediği ancak kask takılmış olsa dahi baş bölgesini koruyucu özelliği bulunan kaskın dava konusu maluliyetin oluşmasını engelleyecek nitelikte bir koruma sağlamayacağı, bu haliyle davacının dizlik veya başkaca bir koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu bulunmadığı gözetilerek müterafik kusur indirimi şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. 12-Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu %85 kusur oranına göre belirlenmesi gerekmekle, aktüerya raporu üzerinden yapılan kusur orantılaması neticesinde davacının talep edebileceği sürekli maluliyet zararının 181.358,26-TL, geçici iş gücü kaybı zararının 16.757,94-TL, bakıcı gideri zararının 3.040,87-TL ve tedavi gideri zararları toplamının 10.214,50-TL olduğu tespit ve kabul edilmiş, davacı vekilinin 24/09/2024 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerinin bu miktarlara yükseltildiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir. Kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçe teminatı sürekli iş göremezlik zararı yönünden 430.000,00-TL ve tedavi giderleri yönünden de ayrıca 430.000,00-TL olduğu, hükmedilen tazminatların poliçe teminatları sınırlarında olduğu anlaşıldığından ayrıca daha az bir sorumluluk miktarı belirlenmemiştir. Tazminat miktarına davacı tarafça dava öncesinde yazılı başvuruda bulunulduğu ve davalı sigorta şirketinin 13/06/2022 tarihinde evrak kabul şerhini başvuru dilekçesine işlemiş olduğu, 8 iş günü yasal ödeme süresi sonunda 24/06/2022 tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü gözetilerek 24/06/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir. 13-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de ,"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan istinaf ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 181.385,27-TL sürekli iş gücü kaybı, 16.757,94-TL geçici iş gücü kaybı, 3.040,87-TL bakım gideri zararı ve 10.214,50-TL SGK kapsamı dışında kalan tedavi gideri zararı olmak üzere toplam 211.371,59-TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketinin 430.000,00-TL sürekli sakatlık ve 430.000,00-TL sağlık giderleri teminat limitleri aşılmamak kaydıyla temerrüt tarihi 24.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesne, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.438,79-TL harçtan peşin olarak alınan 80,70-TL ile ıslah harcı olarak alınan 720,91-TL harcın mahsubu ile geri kalan 13.637,18-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen davacı yararına takdir edilen 33.819,45-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 720,91-TL toplamı 801,61-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL başvuru harcı ile 336,50-TL posta ve tebligat ücreti, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 2.250,00-TL Adli Tıp Kurumu fatura bedeli toplamı 6.667,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.560,00-TL davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2024
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır