İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/663 E. 2024/691 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/663
- Karar No
- 2024/691
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/663 KARAR NO : 2024/691
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/09/2022 KARAR TARİHİ : 01/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait ---- plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan ----- plakalı aracın sebep olduğu 21.05.2021 tarihli kaza nedeniyle hasarlandığını, Sigorta Tahkim Komisyonu kararına göre davacının kusursuz olduğunu, KTK m.99 uyarınca sigortacıların 8 iş günü içerisinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olduğunu ancak davacının davalı sigorta şirketine başvuru yapmış olmasına rağmen 8 iş günü içerisinde tazminatı ödenmediğini, bunun üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğunu ve Komisyon'un davacı lehine 31.072,99 TL'ye hükmettiğini, bu miktarın 27.07.2022 tarihinde borcun ödendiğini ancak davacının davalıyı temerrüde düşürdüğü tarihin 25.05.2021 olduğunu ve ödeme tarihiyle bu tarih arasında talep edilen değer kaybının alım gücü bakımından farklılıklar bulunduğunu beyan ederek bu iki tarih arasındaki munzam zararın öncelikle bilirkişi marifetiyle tespitini ardından bu zararın davacı tarafından tazminini talep ettiklerini beyanla, davanın kabulü ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından davalı aleyhine hükmedilen 31.072,99 TL'nin tüm ferileriyle birlikte -----İcra Müdürlüğü'nün----- sayılı dosyasına ödendiğini, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti (43.000 TL) üzerindeki miktarlardan sorumlu olmadığını, bu kapsamda hasar aşamasında hasar onarım bedeli olarak davacı asile 19.07.2021 tarihinde 3.861,17 TL, 14.07.2021 tarihinde 695,01 TL; aracın onarımını yapan servise 4.074,41 TL; Onarım için parça tedariği yapan şirketlere ise 09.07.2021 tarihinde toplam 621,54 TL, değer kaybı tazminatı olarak davacı vekiline 17.09.2021 tarihinde 1.664,70 TL; bakiye hasar tazminat olarak Sigorta Tahkim Komisyonu kararı uyarınca 31.072,99 TL olmak üzere davalı tarafından ödenen toplam miktarın 41.989,80 TL olduğunu, buna ek olarak zararın varlığı halinde dahi bu zararın somut delillerle ortaya konması gerektiğini ancak döviz kuru ve enflasyon gibi tamamen soyut hususlara dayanarak bu meblağın talep edilemeyeceğini, soyut zararların munzam zararın ispatına yeterli olmadığına ilişkin Yargıtay'ın da içtihatlarının bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmede herhangi bir kusurunun bulunmadığını beyanla, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen trafik kazası nedeni ile oluşan zararın zamanında ödenmemesi dolayısı ile oluşan enflasyon farkı nedeni ile munzam zararın tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle;" 500 TL munzam zarar iddiası ile açılan davada, Davacının davalıyı Karayolları Trafik Kanunu 99'da öngörülen bildirim ile temerrüde düştüğünü gösteren bir bilgi ve belge olmadığı, ancak dosyaya kararı sunulan “İtiraz Hakem Heyeti Kararı” içeriğinde temerrüt şartlarının değerlendirildiği, davacının munzam zararını somut veya soyut yöntemle ispat edeceğine yönelik takdirin raporda ortaya konulan açıklamalar kapsamında Mahkemenin olduğu, davacının iddiası ile hnkem heyeti kararında verilen bilgiler ışığında 04.12.2021 tarihinde davalının temerrüde düştüğü ve 25.07.2022'de ödeme yaptığı dikkate alındığında ve soyut yöntemle ispatın yeterli bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığında, 31.072,99 TL'nin miktarın ödeme tarihi itibariye 46.472,95 TL olduğu, faiz ile birlikte davacı eline geçen miktarın 34.482,72 TL olup, faiz ile karşılanmayan nitelikte paranın alım gücündeki düşmenin 11.990,23 TL olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Davacı, dava dilekçesi ile müvekkilinin zamanında tahsil edilemeyen paranın enflasyon karşısında eridiğini ileri sürmüş olup, somut bir maddi zarara uğradığını ileri sürmemiş ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığını ispat edememiştir. Bu sebeple davanın reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay -----. HD.-----. Sayılı, 16/03/2023 Tarihli Kararı, Yargıtay ----. HD---- Sayılı, 15/02/2023 Tarihli Kararı )
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 346,90 -TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 500,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.