İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/462 E. 2025/795 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/462
- Karar No
- 2025/795
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/462 Esas KARAR NO :2025/795
DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:06/07/2022 KARAR TARİHİ:25/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır sigortacılık alanında faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında 04.05.2017 tarihinde süresiz Sigorta Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin yaklaşık beş yıl boyunca davalı sigorta şirketi adına aracılık faaliyetini eksiksiz yürüttüğünü, müşteri memnuniyeti ve pazarlama başarısıyla kısa sürede geniş bir portföy oluşturduğunu, davalı şirketin ise hiçbir gerekçe bildirmeden, uyarı ve ihtarda bulunmadan acentelik sözleşmesini haksız ve usulsüz şekilde feshettiğini, bu fesih sonucunda müvekkilinin tüm faaliyetleriyle oluşturduğu müşteri portföyünden davalının yararlanmaya devam ettiğini, buna rağmen davalı tarafından denkleştirme (portföy) tazminatının ödenmediğini, müvekkilinin cari hesaplarını da her zaman eksiksiz yerine getirdiğinin ticari defter incelemesiyle anlaşılacağını, zorunlu arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, TTK m.122 ile Sigortacılık Kanunu hükümleri gereği denkleştirme tazminatının şartlarının somut olayda oluştuğunu, davalının haksız feshi nedeniyle müvekkilinin gelir kaybı ile ticari itibarında ağır sarsılma meydana geldiğini, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine dair herhangi bir durum bulunmadığından müvekkilinin tazminat hakkının doğduğunu, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu ayrıntılı şekilde belirterek müvekkiline denkleştirme tazminatı, komisyon kaybı ve manevi tazminat ödenmesi gerektiğini, bu kapsamda ticari defterlerin celbi, bilirkişi incelemesi ve sair delillerle davanın ispatlanacağını ileri sürmüş, şimdilik 10.000 TL denkleştirme tazminatının, 2.500 TL komisyon kaybının ve 200.000 TL manevi tazminatın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili ... Sigorta A.Ş. arasında imzalanan acentelik sözleşmesinde 22. madde uyarınca müvekkiline ait kanuni defter, kayıt ve bilgisayar kayıtlarının münhasır delil olarak kabul edileceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle davacı tarafın kendi kayıtlarının incelenmesi yönündeki taleplerine muvafakat edilmediğini, sözleşmenin “fesih ve sonuçları” başlıklı 12. maddesi gereğince müvekkili tarafından haklı sebeple feshedildiğini, davacının birçok branşta üretim yapması gerekirken büyük oranda yalnızca trafik ve kasko branşlarında üretim yaptığını, bu branşların hasar/prim oranlarının çok yüksek olması nedeniyle müvekkil şirketin sürekli zarara uğradığını, davacının bu hususta defalarca uyarıldığını ancak performansında iyileşme olmadığı için ihtarnamelerle fesih sürecinin başlatıldığını, 06.08.2021 tarihli ihtarname ile 3 aylık fesih bildirim süresi verildiğini ve sürenin sonunda 11.11.2021 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle sona erdirildiğini, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğinin açık olduğunu, bu nedenle tazminat talep edemeyeceğini, TTK m.122/3 uyarınca haklı nedenle feshedilen acentelik sözleşmelerinde acentenin denkleştirme (portföy) tazminatı isteyemeyeceğini, davacının müvekkiline yeni müşteri kazandırdığına, sözleşme sona erdikten sonra müvekkilinin önemli menfaat elde ettiğine veya bu tazminatın hakkaniyete uygun olduğuna dair hiçbir somut delil sunmadığını, trafik ve kasko poliçelerinde müşteri sadakati bulunmadığından davacının portföy oluşturduğunu ileri sürmesinin mümkün olmadığını, davacının aynı zamanda başka birçok sigorta şirketinin de acentesi olduğu için müşteri kaybı veya ücret kaybı iddiasının gerçekçi olmadığını, müvekkilinin defter ve kayıtlarının incelenmesi hâlinde davacının üretim ve performans verilerinin tümünün ortaya çıkacağını, ayrıca davacının ileri sürdüğü manevi tazminat talebinin de soyut beyanlardan ibaret olup hiçbir delille desteklenmediğini, taraflar arasındaki sözleşmede fesih durumunda tazminat talep edilemeyeceğinin de açıkça yazılı olduğunu belirterek, davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; taraflar arasında düzenlenen sigorta acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiası ile açılan denkleştirme tazminatı, komisyon kaybı ve manevi tazminat alacağına ilişkin tazminat davasıdır. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 28.08.2023 tarihli raporda; İncelenen davacı şirkete ait 2017, 2018, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinden olan yevmiye ve envanter defterleri noter açılış tasdiklerinin yasal süresinde TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği, defter-i kebir ile yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği, yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yaptırılmamasından dolayı davacı şirketin 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşımadığı, İncelenen davalı şirkete ait 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve davalı şirketin 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davalı şirketin 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Taraflar arasındaki sözleşmede, Davalı ...’nın fesih ihtarında fesih nedeni olarak gösterdiği uyarı yazılarındaki ile ilgili bir düzenleme ve Davacı Acente ye yüklenen bir edim olmadığı yine fesih ihtarında yer alamamak ile birlikte Davalı ...’nın cevap dilekçesinde ileri sürdüğü, genel portföy ağırlığı ile ilgili olarak Davacı Acente ye yüklenen bir edim de olmadığı, Davalı ...’nın fesih nedeni olarak ileri sürdüğü nedenlerin hiç birinin sözleşmenin 12.maddesinde belirlenen nedenleri arasında yer almadığı, Davalı ...’nın da sözleşmede haklı fesih nedeninin varlığı halinde tanımlanan yoluna başvurmadığı, Tüm bu nedenler ile Davalı ... tarafından yapılan 06.08.2021 günlü fesihin haksız fesih olabileceği Davalı Sigortacının, Davacı Acente nin müşteri portföyü ile ilgili 06.08.2021 günlü fesih sonrası kayıtlarını incelemeye sunmadığı, bu sebeple ; Davalı Sigortacının, Davacı Acente’nın 2017/2028/2019/2020/2021 yıllarında ürettiği poliçelerde yer alan sigortalılardan 06.Ağustos.2021 fesih tarihinden sonra TTK122.1a/b maddelerinde arandığı şekilde , / yönünde bilgi tespit edilemediği, Denkleştirme talebinin son halinin TTK122.1.c maddesinde şeklinde tanımlandığı, Davacı Acente nın talebinin hakkaniyete uygun düşüp düşmediğinin tamamen Mahkemenizin taktirinde olduğu, Mahkemenizin davacı Acenta nın denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varması halinde, TTK.122.2 maddesinde yer bulan hükmüne göre, Davacı Acente nin yıllık prim ortalamasının (690.191.TL : 51 ay x 12 ay =) 162.397,88.TL olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 12.12.2023 tarihli ek raporda ise; Kök rapordan sonra, dosyaya, kök rapordaki görüşü etkileyecek herhangi bir bilgi belge sunulmadığı, tarafların kök rapora karşı itirazlarına katılmadıkları, kök rapordaki görüşlerinde ısrar ettiklerine dair görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 16/06/2025 tarihli raporda; davalı vekilinin 19.04.2024 tarihli dilekçe ekindeki fesih sonrası 215 adet poliçenin büyük kısmının trafik ve kasko branşında olduğu, 2017-2018-2019-2020 yılları üretimin ağırlıklı olarak oto branşında yapıldığı birlikte gözetildiğinde davacı acentenin ağırlıklı olarak trafik ve kasko branşlarındaki üretimi itibarıyla, Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi anlamında davalı sigorta şirketine önemli ve kalıcı bir menfaat sağlamadığı, Sayın Mahkemece portföy tazminatı hesaplanması gerektiği kanaati oluşması halinde ise; yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere denkleştirme tazminatı 191.917,27 TL olarak hesaplanmış olup davacının 6102 sayılı TTK. Md. 122. Maddesi gereği talep edebileceği üst sınır 126.038,20 TL olarak hesaplandığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları , toplanan deliller , aldırılan bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda ; taraflar arasında 04.05.2017 tarihinde sigorta acentelik sözleşmesi imzalandığı, davacı şirket; davalı sigorta şirketi adına aracılık faaliyeti görevini üstelendiği , davalı tarafça Beşiktaş 10. Noterliğinden keşide ettiği 06.08.2021 gün ve 17468 yevmiyeli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği , taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 2.maddesinde "Acenteliğin yetkileri /çalışma Esasları / Çalışma Bölgesi" başlığı altında yer alan düzenlemede, davacının “Yangın ve Doğal Afetler”, “Mühendislik”, “Nakliyat/'Emtea”, “Kara Araçları Sorumluluk”, “Motorlu Kara Taşıtları Kasko”, “Ferdi Kaza” sigorta branşlarında sigorta sözleşmeleri tanzim ve imza yetkisi verildiği , Kara Araçları Sorumluluk sigortalarında, “zorunlu sorumluluk” veya “ihtiyari sorumluluk” yönünde bir ayrım getirilmediği , Beşiktaş 10. Noterliğinden davalının keşide ettiği 06.08.2021 gün ve 17468 yevmiyeli taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin fesih ihtarında fesih nedenini “uyarı yazılarında belirtilen sürelerde performansında düzelme gösterilmemesi” olarak açıkladığı , davalının 25.01.2021 günlü uyarı yazısında, davacı acentenin sözleşmeye aykırı davranışları; prim üretimlerinin yıllık hedef rakamlarının altında kaldığı, hasar prim oranlarının kabul edilebilir seviyelerin üzerinde olduğu olarak açıklanmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede, davalının fesih ihtarında fesih nedeni olarak gösterdiği, uyarı yazılarındaki prim üretimlerinde yıllık hedef rakamları / hasar prim oranları ile ilgili bir düzenleme ve davacı acente ye yüklenen bir edim olmadığı , yine fesih ihtarında yer alamamak ile birlikte davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü, zorunlu sigorta poliçelerinin genel portföy ağırlığı ile ilgili acente ye yüklenen bir sorumlulukta olmadığı bu haliyle davalı şirketin sözleşmeyi feshinin haklı nedenlere dayanmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar mahkememizce feshin haklı nedenlere dayanmadığı kanaatine varılmışsa da ; denkleştirme tazminatı istemenin şartlarının oluşması için kanun kapsamında ; (TTK 122) acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi ,sözleşme ilişkisinin sonucu olarak onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış yahut kısa bir süre içerisinde yapılacak işler sebebiyle sözleşme ilişkisini devam ettirmiş olsaydı elde edeceği ücreti isteme hakkını kaybediyorsa somut olayın özelliklerine göre ücret ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente uygun bir tazminat isteyebilecektir ; hükümlerine yer verildiği ; yapılan mali ve sigorta kayıtlarına ilişkin incelemeler sonucunda ; davacı acentenin acentelik sözleşmesi süresince ağırlıklı olarak trafik sigortası ve kasko sigortası branşlarında üretim yaptığı, bilindiği üzere, Türk Ticaret Kanunu'nun 122. Maddesi kapsamında portföy tazminatına hak kazanılabilmesi için acentenin sigorta şirketine önemli menfaat sağlamış olması gerektiği , ancak trafik ve kasko sigortası branşlarının kendine özgü nitelikleri nedeniyle, bu branşlarda faaliyet gösteren bir acentenin TTK m.122 anlamında önemli bir menfaat sağladığı kabul edilemeyeceği ,davalı vekilinin 19.04.2024 tarihli dilekçe ekindeki fesih sonrası 215 adet poliçenin büyük kısmının trafik ve kasko branşında olduğu, 2017-2018-2019-2020 yılları üretimin ağırlıklı olarak oto branşında yapıldığı birlikte gözetildiğinde davacı acentenin ağırlıklı olarak trafik ve kasko branşlarındaki üretimi itibarıyla, Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi anlamında davalı sigorta şirketine önemli ve kalıcı bir menfaat sağlamadığı dosya kapsamına uygun hükme dayanak bilirkişi raporunda yer alan tespitler de dikkate alındığında ; denkleştirme isteminde esas alınacak müşterinin tanımı yapılırken, acentenin müvekkile sözleşmesi esnasında işlem yaptığı tüm yeni müşteriler kabul görmemekte, bunların arasında süreklilik niteliğine sahip olanlar aranmaktadır. Sürekli müşteri, belirli süre içinde yeniden sözleşme yapması beklenen müşteri olarak tanımlanmaktadır. Davalı vekilinin 19.04.2024 tarihli dilekçe ekindeki fesih sonrası 215 adet poliçenin büyük kısmının trafik ve kasko branşında olduğu, 2017-2018-2019-2020 yılları üretimin ağırlıklı olarak oto branşında yapıldığı bu braştaki müşterilerinin sadık müşteriler olmadığı , bu sigortaların genellikle standart ürünler olduğu ve acentenin bu ürünlere kendi "özel katkısı" veya "yenilikçi hizmet" sunma alanı oldukça sınırlı olduğu , müşteri tercihi, acentenin kişisel yeteneğinden ziyade, sigorta şirketinin sunduğu prim ve teminat paketlerine göre şekillendiği , trafik ve kasko poliçelerinin yıllık bazda yenileniyor olması ve müşterilerin prim duyarlılığı, acentelik sözleşmesi sona erdiğinde bu portföyün sigorta şirketine kalıcı bir menfaat olarak aktarımını oldukça zorlaştırma durumları bir arada gözetildiğinde bu haliyle , mahkememizce denkleştirme tazminatına hükmedebilmek için aranan sözleşmenin sona ermesinden sonra önemli menfaat elde etme ve hakkaniyet şartlarının oluşmadığına kanaat edilmekle ; davacının maddi istemlerine dayalı tazminat davasında haklı olmadığı ve yine manevi tazminat talepleri yönünden de kanunun aradığı şartlar sağlanmadığı , ticari itibarın sarsıldığı ispatlanamadığından davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurma yoluna gidilmiştir. HÜKÜM: 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli maktu 615,40-TL red karar ve ilam harcının başlangıçta peşin alınan 3.628,97-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.013,57-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-)Arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-)Davalı tarafından karşılanan 12.300,00-TL bilirkişi ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-)Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen davacıya/vekiline iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/11/2025
Katip ..... (E-imzalı)
Hakim ... (E-imzalı)