İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/388 E. 2024/428 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/388
Karar No
2024/428
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/388 Esas - 2024/428 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/388 KARAR NO : 2024/428

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali DAVA TARİHİ : 10/10/2022 KARAR TARİHİ : 17/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin markası ile davalı markaları görsel, işitsel veya anlamsal açıdan birbirinden farklı olduğunu, “...” ibaresi kafeteryacılık sektöründe çok yaygın bir kullanıma sahip olduğu için tüketicilerin de markada “...” ibaresi bulunduğu için işletmeleri birbirine karıştırma eğiliminde olmayacağını, müvekkilinin “...” ibareli markalarını kullanma noktasında müktesep hakkı bulunduğunu, davaya konu marka başvurusu müvekkilinin maruf hale getirdiği seri markaların bir devamı olduğunu, müvekkilinin yıllardır kullandığı, emek ve para harcayarak markasını geliştirdiği ve taraf markaları arasında fiilen de karıştırılma ihtimali olmadığından markaların birlikte var olabilmesinin gerektiğini iddia ederek ... sayılı ... Kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket ve davalı şahıs vekili cevap dilekçesiyle; markaların, gerek umumi intibadan, gerekse sesçil, biçimsel, telaffuz ve görsel açıdan bıraktığı etkiler nazara alındığında ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve benzer mal/hizmette kullanılacağından iltibasa yol açacağını, İtiraza konu markayı gören tüketicinin, markaları aynı anda incelemeye tabi tutamadığı gibi markaların da her zaman akılda tutulamayabilir olduğunu, bu doğrultuda da markayı dikkatli bir biçimde inceleyemeyen orta düzey tüketicilerin itiraza konu markayı, müvekkiline ait tescilli markalarının seri markası gibi algılaması durumunun doğduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalılar tarafından yapılan ... tarafından itirazın kısmen kabulü akabinde davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davacı şirket tarafından 13.08.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 29 / 30 / 35 / 43 / sınıflarda marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 28.12.2020 tarihli ve 363 sayılı ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davalı şirket ve davalı şahıs tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz ... tarafından kısmen kabul edilmiş, davacı tarafından söz konusu karara ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ...’nun 10.08.2022 tarihli ... sayılı ... ... Kararıyla; ''… Kurul; asli ayırt edici unsuru "..." ibaresi olan "..." ibareli başvuru ile ..., ... sayılı "... cafe şekil", "...", "... cafe 1999", "... residence", "... düğün salonu" ibareli kısmi ret gerekçesi markaların görsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu görüşüne ulaşmıştır. Buna ilaveten, başvuru ile gerekçesi kısmi ret gerekçesi markaların aynı / aynı tür ve benzer nitelikte hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru ile kısmi ret gerekçesi markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...'nca verilen kısmi ret kararı yerinde görülmüştür. Başvuru sahibi adına önceden tescil edilmiş ve başvurudan farklı unsurlara sahip markaların, incelenen başvuru için müktesep hak teşkil etmesi mümkün olmadığında, başvuru sahibinin önceki haklar gerekçeli itirazı da haklı görülmemiştir. Son olarak, başvuru sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır.'' gerekçesiyle, ''İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. 1.Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle: 1-Dava konusu markanın kapsamından çıkartılan dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, 2-Dava konusu marka başvurusu ile redde gerekçe markalar arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu, 3-Dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, 4-Davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı, 5-... ... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. 2. 5 kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: 1-Dava konusu ... sayılı “...” markası ile redde mesnet davalılar markalarının aynı ve ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğu, 2-Markaların ilişkin olduğu mal ve hizmetlerin reddedilen mal ve hizmetler bakımından aynı olduğu, 3-Dava konusu başvurunun davalı markalarına karşı SMK'nın 6(1) anlamında karıştırma tehlikesi içerdiği, 4-Davacı yanın müktesep hak karinesinden yararlanabileceği bir markasının mevcut olmadığı, 5-Dava konusu ... kararının iptalini gerektiren şartların mevcut olmadığı , bildirilmiştir. (5) Kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: Dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; kısmen redde mesnet markalar karşısında davacıya ait marka başvurusunun SMK m.6/1 hükmü kapsamında reddi koşullarının oluştuğu, davacı bakımından müktesep hakkın mevcut olmadığı, bu tespitlerin iptali talep edilen ... kararı ile uyumlu olduğu, bildirilmiştir. Davacı talebi kapsamında alınan Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, birbirleri ile uyumlu olduğu, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davacı Markası Örnek Davalı Markaları

...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu ... sayılı ''...'' ibareli marka kapsamından çıkarılan 35. SINIF: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalatihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. 43. SINIF: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.)'nin kısmen redde mesnet markaların kapsamında bire bir yer aldığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davacının markasının incelenmesinde; Başvuruya konu işaretin beyaz zemin üzeirne siyah standart yazı karakterleri ile yazılmış, ... ibaresinden oluştuğu, markadaki ... ibaresinin yer adı olması nedeniyle dava konusu başvurunun esas unsurunun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; kısmen redde mesnet markalardan ... sayılı ... şekil ve ibareli olan marka dışında tamamında “...” ibaresi esas unsur olarak yer aldığı, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "... / ..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, davacının müktesep hak iddiasına dayanak ... sayılı markaların tescil tarihleri sırasıyla 04.08.2016, 12.12.2018 ve 03.12.2019 olup, dava konusu markanın başvuru tarihi (13.08.2020) itibariyle 5 yıl sürenin geçmediği tespit edildiğinden davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/10/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/388, K. 2024/428, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-388-e-2024-428-k-98d3a716a0eb