İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/28 E. 2023/1081 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/28
- Karar No
- 2023/1081
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/28 Esas KARAR NO: 2023/1081 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 12/01/2022 KARAR TARİHİ: 26/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirketin takip müstenidi cari hesaba ilişkin faturaları, ticari faaliyeti kapsamında teslim et ürünler ve sunduğu hizmet karşılığında davalı/borçlu şirket adına düzenlediği, taraflar arasındaki ticari münasebet kapsamında davacı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmadığı, davacı şirketin iyiniyetli tüm çağrılarına rağmen fatura bedellerini ödemediği, bu sebeple davalı şirket aleyhine ------- Esas sayılı dosyası üzerinden 21.286,05USD'lik alacak yönünden ”Genel Haciz Yolu İle İlamsız İcra Takibi” başlatıldığı, ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliği üzerine kötü niyetinde ısrar eden davalı şirketin ödeme emrine ve borca itiraz ettiği, Ticari Davalarda Zorunlu Arabulucuk kapsamında davalı tarafla yapılan görüşmelerden olumlu netice alınamadığı, davalı şirketin haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle davacı şirketin halen alacağına kavuşamadığı, takip konusu alacağın, davacı şirketin ticari faaliyeti kapsamında davalı şirkete sattığı ve teslim ettiği emtialar ile sunduğu hizmetler karşılığında düzenlenmiş faturalardan kaynaklanan alacak olduğu, fatura konusu emtiaların ve hizmetin davalıya teslim edildiği, takip müstenidi faturaların, icra takibinden önce davalıya gönderildiği gibi ödeme emri ekinde de gönderildiği, takip konusu borcun, ticari defter ve kayıtlar ile de sabit olduğu, davacı şirketin alacağının likit ve muaccel olduğu, bu nedenlerle, davalının dava konusu icra takibine yaptığı kötü niyetli itirazının reddine, takibin devamına, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahküm edilmesine, davacının 21.286,05USD alacağının takip tarihinden itibaren işleyecek bankalarca USD mevduatına fiilen uygulanan en yüksek faizi ile fiili ödeme tarihinde kur üzerinden davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, yargılama harç ve giderleriyle, ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Hak düşürücü sürenin geçmiş olup itirazın iptali davasının usulden reddinin gerektiği, HMK 111 hükmüne göre, "TL" biriminden itirazın iptali davası ile "USD” biriminden alacak davası birlikte açıldığı takdirde asli talep hakkında karar verilmeden terditli talep hakkında karar verilemeyeceği, itirazın iptali davasının usulden reddi sonrasında, alacak davasına devam edilmesi halinde eksik harcın yanı sıra arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeniyle USD alacak (tahsil) davasının da usulden reddi gerektiği, davacının aynı alacak için önceki tarihli takiple, seçimlik hakkını kullanarak alacağı "TL"ye den, seçimlik haklar bir kere kullanılmakla tükendiğinden, bu kez aynı alacağın "USD" biriminden tahsili talebinin reddinin gerektiği, somut olayda davacı tarafından, davalı aleyhine, aynı hukuki sebebe istinaden, aynı yargı çevresi içerisinde, aynı sıfattaki --------- Esas sayılı dosyadan 12.01.2021 tarihinde itirazın iptali davası açılmış olduğu, yukarıdaki usule dair itirazların hiçbirinin kabul görmemesi halinde, sonraki tarihte açılmış dava olması hasebiyle huzurdaki davanın önceki tarihli bağlantılı dava ile birleştirilmesinin talep edildiği, esasa dair itirazlara yönelik olarak; davacının, takibe ve davaya konu alacağının dayanağı olarak cari hesap ilişkisini göstermişse de takip alacaklısı ile davalı arasında TTK m. 89/2 kapsamında herhangi bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, davacının da dava dilekçesinin ekinde ve delil listesinde böyle bir sözleşme sunmadığı, Davacının, soyut iddialarla alacaklı olduğunu beyan etmiş ise de alacağının sebebini oluşturan mal ve hizmet teslimine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, tek başına fatura düzenlenmesinin alacağın varlığını ve fatura konusu mal/hizmet tedarikinin yapıldığını ispat için yeterli olmadığı, dolayısıyla ispatlanamayan davanın reddinin gerektiği, davacının, iddiasının aksine ödeme emri ekinde davalıya herhangi bir fatura tebliğ etmediğinin, tebliğ zarfı ile sabit olduğu, alacağın varlık ve miktarının likit olduğunun kabulü mümkün olmayıp, inkâr tazminatı talebinin de reddinin gerektiği, davacının, birer hafta arayla davalı şirket aleyhinde, iki ayrı icra dosyasından, iki ayrı faturaya istinaden, icra takibi başlattığı, takiplere vaki itiraz üzerine her iki dosya için ayrı ayrı arabulucu başvurusu ve yine her iki dosya için iki ayrı itirazın iptali davası açtığı, davacının bu şekilde faturaları bölerek ayrı ayrı takip ve dava açmasında korunmaya değer hukuki yararı olmadığından, aksine ayrı ayrı vekalet ücretleri ile arabulucu, takip ve dava masraflarına sebebiyet verildiğinden, huzurdaki davada %20 inkar tazminatı talep edebilmek için hak düşürücü süreden sonra olmasına rağmen itirazın iptali davası açılmasının, alacak tahsil davasında seçimlik hakkın değiştirilmeye çalışılması v.b. eylemlerin, davacının dürüst davranmadığını aksine kötü niyetli olduğunu göstermesi sebebiyle itirazın iptale davası yönünden davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, haksız ve hukuka aykırı olduğu sabit olan davanın ayrı ayrı usulden ve de esastan reddine, davacının, şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği, belirtilmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle --------- E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Mahkememizce taraflara usulüne uygun tebligat yapılmış,-------- esas sayılı dosyası, ---------- esas sayılı dosyası,-------- esas sayılı dosyası, davalı tarafın 2020-2021 ba-bs formları dosyamız arasına alınmıştır.Dosya konusunda uzman Mali müşavir bilirkişiye verilerek, rapor alınmıştır. Bilirkişi 04.11.2022 tarihli raporunda; Her iki tarafın 2020-2021 yıllarına ait e-defterlerinin GİB onaylarının zamanında ve usulüne uygun olarak yapıldığı tespit edilmiş; buna göre ticari defterlerin tarafların kendi lehlerine delil niteliğine sahip olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı şirketin davalı şirketten, 127.800,52 Türk Lirası (TL) alacağı, TL alacağına ek olarak 21.038,19Amerikan Doları (USD) alacağı bulunduğu, buna karşın davalı şirkete 1.753,24 Euro (EUR) borcu bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı şirketin ticari defterlerindeki "şüpheli ticari alacak” kayıtlarından tespit edildiği üzere, davacı şirketin 127.800,52TL Türk Lirası alacağı için -------- E. sayılı işbu dava konusuna girmeyen ayrı bi takibi başlattığı, işbu davaya ilişkin--------E. sayılı icra takibine ait ödeme emrinin, döviz alacağına ilişkin olarak başlatıldığı, fakat ödeme emrinde alacağın Türk Lirası cinsinden talep edilmiş olması sebebiyle alacak hesaplamasının TL cinsinden yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının icra takip tarihi itibariyle yabancı para cinsinden alacağının, 2020 yılı dönem başından gelen devir bakiye alacağından, 2019 yılında davalıdan alınmış senetlerin protesto sebebiyle tahsil edilememiş/iade edilmiş şekilde 2020 yılında kayıtlara girilmesinden ve bir adet USD faturanın kayıtlara işlenmesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. İcra takip tarihinden sonra bir adet fatura daha bulunmaktadır. Fakat icra takibi sonrasında düzenlendiği için o fatura alacak hesaplamasında dikkate alınmamıştır. Davacının 2019 yılında davalı şirketten aldığı, her biri 6.000,00USD olmak üzere toplam 18.000,00USD bedelindeki üç adet senedin ödemelerinin davacıya yapılmadığının kabulü koşulunda davacı şirketin icra takip tarihi itibariyle davalı şirketten yabancı para cinsinden alacağının TL karşılığının 139.234,63TL olduğu, bahsi geçen ve toplam bedelleri 18.000,00USD olan 3 adet senet bedelinin davacıya ödendi ispatlanması durumunda, davacı şirketin icra takip tarihi itibariyle davalı şirketten yabancı para cinsinden alacağının TL karşılığının 7.085,83TL olacağı, şeklinde raporunu sunmuştur.Bilirkişi 28.07.2023 tarihli ek raporunda; Davacının kök rapor sonrasında itiraz dilekçesi ekinde sunduğu, işbu davaya konu 19.08.2020 tarihli ödeme emri görüntüsü dikkate alındığında, icra takibinin 21.286,05USD asıl alacak üzerinden başlatıldığının anlaşıldığı, kök raporda 28.08.2020 tarihli TL cinsinden ödeme emri görüntüsüne göre davacının tüm dövizli alacak ve borçlarının birlikte değerlendirildiği ve davacının davalıya olan EURO borcu TL cinsine çevrilip davacının TL cinsine çevrilen USD alacağından düşüldüğü, fakat mevcut durumda icra takibinin direkt USD alacağına yönelik başlatıldığın anlaşılması sebebiyle, davacının davalıdan olan USD alacağından davalıya olan EURO borcunun düşülemeyeceği, protestolu/iade senetlerle ilgili davalının kök rapora itirazındaki, senetlerin protestolu olduğunun ya da iade edildiğinin ispat yükümlülüğünün davacıda olduğu beyanında haklı olabileceği, davacının 3 adet senede yönelik ticari defterlerindeki davalı aleyhine kayıtlarına (davalıdan olan alacağını artırıcı protesto/iade senet işlemlerine) dayanak belgelerin Sayın Mahkemenizce davacıdan talep edilebileceği, bu hususta tasarrufun Sayın Mahkemenize ait olduğu, davacının 21.02.2023 tarihli duruşmadaki beyanına göre, davacının 21.286,05USD alacağının 18.000,00USD'lik kısmını oluşturan, her biri 6.000,00USD bedelli üç senetten ikisinin-------- Esas sayılı dosya kapsamında davalıdan tahsil edildiği anlaşıldığı, diğer senedin ise davalıya kargo ile iade edildiğinin belirtildiği, iade edilen senede ilişkin dosyaya sunulmuş herhangi bir kargo belgesinin olmadığı, davacının 3 adet senedin protestolu olduğunu veya davalıya iade edildiğini ispatlaması halinde, icra takip tarihi itibariyle davalıdan 21.038,19USD alacaklı olduğu kabulüne varılabileceği, davacının işbu davaya konu icra takibinden sonra iki adet senedi tahsil ettiğini açıklaması sebebiyle, Sayın Mahkemenizce davacı lehine hüküm kurulması durumunda, davacının davalıdan 21.038,19USD alacağından 12.000,00USD düşülerek 9.038,19USD asıl alacağının kaldığı değerlendirmesinin yapılabileceği, İşbu dosyaya UYAP'tan eklenen -----------E. dosyası ve S. M. Mali Müşavir --------- tarafından 16.11.2022 tarihinde sunulan bilirkişi raporunun tarafların TL cinsinden işlemlerden kaynaklı olarak davacının davalıdan olan 127.800,52TL alacağına yönelik olduğu, işbu davaya konu USD işlemlerinden kaynaklı davacının USD alacağıyla ilişkili olmadığı, dolayısıyla iki dava dosyasındaki alacak taleplerinin mükerrerlik göstermediği, şeklinde raporunu sunmuştur.Bilirkişi raporları denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.Davacı vekilinin 21/02/2023 tarihli duruşmadaki beyanında: 18.000,00USD'lik kısmını oluşturan, her biri 6.000,00USD bedelli üç senetten ikisinin --------- Esas sayılı dosya kapsamında davalıdan tahsil edildiğini, bildirmiştir.Davacı vekili tarafından --------- esas sayılı dosyasına sunulan 23/02/2023 tarihli haricen tahsil bildirime dair dilekçede: 6.000,00 USD Miktarlı 21/10/2019 Tanzim Tarihli 30/01/2020 Vade Tarihli Senet ile 6.000,00 USD Miktarlı 21/10/2019 Tanzim Tarihli 30/12/2019 Vade Tarihli senetler yönünden -------- Esas sayılı dosyası üzerinden müdürlüğünüzün yukarıda bilgileri yazılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibi başlatılmıştır. Bu takipten 12.000,00-USD asıl alacak, 1.063,18-USD işlemiş faiz ve alacağın ferileri yönünden tahsil edilmiştir, şeklinde beyanda bulunmuştur.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Dava, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, her ne kadar davanın hak düşürücü sürede açılmadığı savunulmuş ise de Yerleşik Yargıtay kararlarında da ödeme emrine itirazın tebliğ dışında herhangi bir şekilde öğrenilmesinin 1 yıllık sürenin başlaması için yeterli olmadığı belirtilmektedir . ------ İcra Müdürlüğünce çıkarılan ödeme emrinde takip talebinden farklı olarak, alacağın 21.286,05 USD olarak değil, takip talebindeki yabancı para alacağının karşılığı olan 157.352,84 TL olarak gösterildiği, borçlu tarafından süresi içinde borca itiraz edildiği ve işbu davanın da anılan itirazın iptali için açıldığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK'nın 60. maddesi uyarınca, ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmesi zorunlu olup, ödeme emrinin iki nüsha olarak düzenlenmesi, bir nüshasının borçluya gönderilmesi, diğerinin icra dosyasında konulması, nüshalar arasında fark bulunduğu takdirde borçludaki nüshanın geçerli sayılması gereklidir. Somut olayda ise --------- İcra Müdürlüğünce çıkarılan ödeme emri, davacının takip talebine alacak miktarı yönünden uygun olmamakla birlikte, taraflarca takip talebine aykırı olarak düzenlenen ödeme emrinin, şikayet yoluyla iptali istenilmediğinden, söz konusu ödeme emri hukuken geçerli bulunmaktadır. Öte yandan, söz konusu ödeme emrinde, İİK'nın 60. maddesinde aranan tüm kayıtlar yer almaktadır. Yalnızca alacak miktarı yönünden takip talebine aykırılık mevcut olup, belirtildiği üzere takip talebine aykırı bu ödeme emrinin iptali istenilmemiştir. Takip talebi ile ödeme emri arasındaki bu uyumsuzluğun, takibin taraflarının gösterilmemesi ya da İİK'nın 58/3. maddesindeki gibi kamu düzeni ve devletin hükümranlık hakları ile ilgili olmaması, diğer bir deyişle takibin devamına imkan sağlamayacak nitelikte ve kamu düzenine aykırı bir uyumsuzluk olmaması karşısında, takibin geçersiz olduğu söylenemeyeceğinden, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, anılan hususu resen gözetmesi mümkün değildir. Aksinin kabulü, takip dosyasındaki ve takip ya da ödeme emrindeki her eksikliğin ya da yanlışlığın, itirazın iptali davasını gören mahkemece resen gözetilmesi sonucunu doğurur ki, bu durum icra hukuk mahkemesinin yetkisine müdahale anlamına geleceği gibi itirazın iptali davasının mahiyeti ile de bağdaşmaz. Nitekim, borcun sebebi yönünden takip talebi ile ödeme emri arasında uyumsuzluk bulunmasından kaynaklanan bir uyuşmazlık, -------- Sayılı ilamına konu olmuş ve anılan ilamda, takip talebinde borcun kaynağıyla ilgili bir açıklamaya yer verilmediği, borçluya yalnızca ödeme emrinin gönderildiği, alacaklının, ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmediği, icra müdürlüğünce borcun sebebi olarak gösterilen faturanın doğru olmayıp maddi hata sonucu ödeme emrine yazıldığı, icra müdürünün işleminin usulsüz olduğu yönünde şikâyet yoluna başvurmadığı, aksine takibin bu şekilde kesinleştiği, ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmemesi ve icra müdürünün işleminin usulsüz olduğu yönünde bir şikâyet yoluna başvurulmaması, borçluya yalnızca ödeme emrinin gönderilmesi, itirazın iptali davasının icra takibinin devamı mahiyetinde ve ona sıkı sıkıya bağlı bir dava olması hususları değerlendirildiğinde, ödeme emrinde fatura açıklamasına yer verildiği, alacaklının bu haliyle itirazın iptali davası açtığı gerekçesiyle, mahkemece ödeme emrinde gösterilen fatura nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığının belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Görüldüğü üzere Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlıkta da, borcun sebebi yönünden takip talebi ile ödeme emri arasında uyumsuzluk söz konusu olup, ödeme emrinin iptal edilmemesi de gözetilerek, bu uyumsuzluğun icra takibinin geçersizliğine yol açacağı kabul edilmemiş, borçluya tebliğ edilip, itiraza uğrayan ödeme emrindeki kayıtlara göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır .Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalıya tebliğ edilmeden ve itiraza uğrayan ödeme emrindeki alacak miktarı yönünden davacının alacaklı olup olmadığının belirlenmesi hususunda, tarafların ticari defterleri incelenmesine karar verilmiştir.Taraflar tacir olup HMK 222/2. maddesinde, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayı yaptırılmış, defter kayıtlarının birbirini doğrulaması koşulu ile tarafların ticari defterlerinin ticari davalarda delil olabileceği, 3. ve 4. fıkrasında; diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların aykırı olmaması koşulu ile sahibi lehine delil olacağı, fatura alacağının likit olduğu, 2020 ve 2021 yıllarına ait davalının BS-BA formlarının incelenmesi neticesinde, davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan ve BS-BA bildirim kapsamına giren tüm faturaların davalı şirketçe BA formu ile bildirildiği, dolayısıyla davalı şirketin bu faturalara konu mal ve hizmeti davacıdan aldığını kabul ettiği kanaatine varılmıştır.Davacı şirketin icra takip tarihi itibariyle davalı şirketten 21.038,19USD alacağı ve davalı şirkete 1.753,24 Euro borcunun bulunduğunun tespit edildiği, USD alacağın TL karşılığının 154.453,98TL olduğu (21.038,19USD x 7,3416 USD/TL kur), Euro borcunun TL karşılığının 15.219,35TL olduğu (1.753,24 EURO x 8,6807EUR/TL kur); buna göre net döviz alacağının TL karşılığının 139.234,63TL olarak hesaplandığı, fakat mevcut durumda icra takibinin direkt USD alacağına yönelik başlatıldığın anlaşılması sebebiyle, davacının davalıdan olan USD alacağından davalıya olan Euro borcunun düşülemeyeceği, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle ayrı ayrı tespit edilen hem 127.800,52TL alacağı ve hem de 21.286,05USD alacağı olduğuna kanaat edilmiştir. 6.000,00 USD Miktarlı,--------- nolu 30.11.2019 Tediye tarihli senetten dolayı ödeme yapıldığına dair davalı tarafça bir delil sunulmadığı, senetten dolayı borçlu olmadığının ispat yükünün davalı tarafta olduğu, 6.000,00 USD Miktarlı 21/10/2019 Tanzim Tarihli 30/01/2020 Vade Tarihli Senet ile 6.000,00 USD Miktarlı 21/10/2019 Tanzim Tarihli 30/12/2019 Vade Tarihli senetler yönünden dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin ise icra müdürlüğünce infazda dikkate alınacağı hususu gözetilerek asıl alacak yönünden davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip konusu fatura alacağının likit olduğu, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; davalının --------- esas sayılı dosyasına itirazının İPTALİNE, takibin 157.352,84-TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki koşullarda işleyecek yıllık %13,75 oranındaki değişen oranlarda faizi ile birlikte devamına, 2-İİK 67 m.gereğince hüküm altına alınan alacağın %20’si oranında hesaplanan 157.352,84-TL icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Dava konusu icra takibinde davacının kötü niyeti sabit olmamakla davalının yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, 4- Alınması gerekli 10.748,77-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.900,44-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 8.848,33-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4- a) Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 80,70-TL. başvurma harcı, 1.900,44-TL peşin harcın toplamı olan 1.981,14- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b) Davacı tarafından sarfedilen toplam 2.244,50-TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalının üzerine bırakılması, 6- Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 7- Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı taraf için takdir olunan 25.176,46-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca -------- tarafından karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine, Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/12/2023