İlk Derece Mahkemesi · Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/137 E. 2024/592 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/137
Karar No
2024/592
Karar Tarihi

T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/137 Esas - 2024/592 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/137 Esas KARAR NO : 2024/592

DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 28/02/2022 KARAR TARİHİ : 19/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2024

Mahkememize açılan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, müvekkilin ... Kızılay'da “...Saat” isimli işyeri işlettiğini, müvekkilin yaptığı bazı satışlarda ürünleri alıcılara, bazen de raflarında bulunan arızalı ya da değişime gidecek ürünleri toptancılara kargo firmaları aracılığıyla gönderdiğini, müvekkilin 06.08.2020 tarihinde, davalı şirketin Kolej şubesi çalışanı olan ...’a içinde ekte sevk irsaliyeleri bulunan 3 adet kargoyu teslim ettiğini, Davalı firma çalışanının, müvekkilden kargoları aldıktan sonra aynı gün 16:45 civarlarında davalı çalışanın arabasından müvekkile ait kargoların çalındığını, buna ilişkin olarak video kaydının ekte sunulduğunu, aynı şekilde davalı çalışanı ...ın da Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne 2020/1847 sayılı dosyada verdiği ifadede, müvekkilden 3 adet kargo teslim aldığını, bu kargoların çalındığını ifade ettiğini, müvekkilin işi gereği düzenli olarak kargo şirketleri ile çalıştığı için, kargo şirketleri müvekkile toplu olarak fatura kesmekte ve toplu olarak teslim tesellüm evraklarını verdiğini, Müvekkil ile davalı arasında her ne kadar yazılı bir taşıma sözleşmesi imzalanmamış olsa da ya da davalı tarafından tesellüm fişi verilmemiş olsa da, müvekkil ile davalı arasında sözleşme kurulduğu ürünlerin davalıya teslim edildiği ve bu ürünlerin davalı himayesinde iken çalındığının, gerek dosyaya sunulan video kaydından gerek davalı çalışanın verdiği ifadeden belli olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 855.maddesinin 5. Fıkrasının; “Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı; a) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, b) Yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar.” hükmünde olduğunu, müvekkil davalı himayesinde iken çalınan ürünlerinin tazmini için ... 4. Noterliğinin 2021/01517 yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ettiğini, belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan alınarak müvekkile verilmesinin ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, davacının 06.08.2020 tarihinde müvekkil şirketin Kolej Şubesine 3 adet kargo teslim ettiğini, kargoların müvekkil şirket şubesinden çalındığını, içerisinde saat bulunan kargoların çalınması nedeniyle uğradığı zararın tazmini için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL'nin tahsili istemiyle açtığı davanın kabul edilemeyeceğini, dava dilekçesinde taleplerin dayanağı olarak açıklanan belgelerin, taşıma faturası vb. kendilerine tebliğ olunmadığını, 6100 sayılı HMK'da “Madde 121- (1) Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.” hükmü uyarınca davacının elinde bulunan belgelerin davalı sayısından bir fazla örneğinin mahkemeye vermesinin zorunlu olduğunu, Kendilerine tebliğ edilmemesi nedeniyle davanın esası hakkında beyanda bulunulmasının mümkün olmadığını, belgelerin tebliği halinde davanın esası hakkında beyanda bulunma haklarının saklı tutulmasının gerektiğini, Davacının taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla süresinde zamanaşımı definde bulunduklarını,Taşıma sözleşmesinin, taşıyıcının eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenmesi; taşınan yolcunun veya eşya gönderenin ise taşıma hizmeti karşısında ücret ödemeyi kabul ettiği sinallagmatik bir sözleşme olduğunu, Eşya taşıma hizmetinin, taşıyıcının aldığı ücret karşılığında, gönderenin taşımaya uygun olarak ambalajlayarak kapalı paket içerisinde teslim ettiği kargoyu; gönderenin verdiği bilgiler ışığında alıcısına teslim etmesi olduğunu, bu kapsamıda davacının müvekkil şirkete kargo teslim ettiğini ispat etmesinin gerektiğini, Dava dilekçesi ekinde sunulduğu beyan edildiği halde, sevk irsaliyesi ve içeriğinin UYAP sisteminde yapılan araştırmada tespit edilemediğini, kabulünün mümkün olmadığını, davacının müvekkil şirkete kargo teslim ettiğini TTK hükümlerine uygun şekilde ispat etmesi gerektiğini, Davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının ancak TTK Taşıma Senedinin İspat Gücü başlığı altında düzenlenmiş;"Madde 858 - ...(3) Eşyanın net olmayan ağırlığı veya başka şekilde beyan edilen miktarı ya da taşınacak paketlerin içeriği, taşıyıcı tarafından denetlenmiş ve denetlemenin sonucu her iki tarafça imzalanan taşıma senedine yazılmışsa, bu yazı, ağırlığın, miktarın ve içeriğin, taşıma senedinde yer alan kayıtlara uygun olduğuna karinedir.(4) Taşıyıcı, gönderen istemde bulunmuşsa ve buna uygun araçları varsa, eşyanın ağırlığını, miktarını veya içeriğini denetlemekle yükümlüdür. Bu hâlde, taşıyıcı denetleme ile ilgili giderleri ister."hükmü uyarınca kargo içeriğine dair iddianın müvekkil ve davacı imzasını taşıyan belge ile ispat etmesi halinde tazminat talebinde bulunabileceğini, Davacının kargo içerikleri hakkında bilgi vermeden taşıttığı ve TTK 889 hükmüne uygun şekilde ispat koşulunu yerine getirmediği kargoların içerisinde fiyatı son derece yüksek eşya bulunduğunu iddiası etmesi son derece suiistimale açık olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, Davacının müvekkil şirkete teslim ettiği iddia ettiği kargoların içeriklerini ispat etmesinin gerektiğini, Müvekkil şirketin, göndericinin kapalı ambalaj içerisinde teslim ettiği kargoyu alıcısına teslim ettiğini, Müvekkil şirket taşıma hizmetinin ifasında kargo paketinin içeriğini kendiliğinden denetlememekte ancak göndericinin talepte bulunması halinde kargo içeriğinden haberdar olduğunu, müvekkil şirketin taşıma hizmetinden kaynaklanan sorumluluğunun bu bilgiler ile sınırlı olduğunu, davacının herhangi bir delil sunmadan ve kargo içeriğine ilişkin iddialarını somutlaştırmadan talepte bulunmasının mümkün olmadığını, Taşıma hizmeti pozitif yönlü ifa olduğundan müvekkil şirketin sorumluluğunun TTK 882.md uyarınca ÖZEL ÇEKME HAKKI ile sınırlı olduğunu, Söz konusu uyuşmazlıkta müvekkil şirkete atfedilecek bir kusur bulunmadığı sabit olduğunu, aksi düşünülse dahi TTK sorumluluk sınırlarını düzenleyen ilgili madde kapsamında; "Madde 882 - (1) Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. (2) Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu;a) Gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının,b) Gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.(3) Taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır.(4) Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir..." hükmü uyarınca değerledirme yapılmasının gerektiğini,TTK Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı başlığı altında düzenlenmiş 886. maddesinin gerekçesinin; "Maddenin kaynakları CMR m. 29 (1), (2) cümle 1 ile Alm TK 435 inci paragrafıdır. Madde kaleme alınırken, aynı kusur derecelerini düzenleyen Tasarının 855 inci maddesinin beşinci fıkrası, 887 nci maddesi, 930 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 1187 nci ve 1267 nci maddelerinin terimleriyle birlik sağlanmasına özen gösterilmiştir. Zarar taşıyıcının veya 879 uncu maddede belirtilmiş bulunan yardımcılarının kastından veya pervasızlığı ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle hareket etmiş olmasından doğması halinde, taşıyıcı sorumluluktan kurtuluş halleriyle sınırlamalardan yararlanamaz." Hükmünde geçen “pervasızca ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle hareket” etmek ibaresinin anlamı üzerinde durmak gerektiğini, “Pervasızca ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle hareket” birlikte, yani tek bir kavram olarak değerlendirilmeli ve kasta eşit bir kusur olarak yorumlanmasının gerektiğini, “Kasta eşit kusur” ölçüsü kaynak CMR m. 29 (1) hükmünde açıkça ifade edildiğini, bu ibarenin CMR’nin İngilizce metninde “kasıt” karşılığı olarak “wilful misconduct” denildikten sonra “or by such default on his part as, in accordance with the law of the court or tribunal seized of the case, is considered as equivalent to wilful misconduct” şeklinde olduğunu, Bu metne göre, kasıt veya davaya bakan mahkemenin veya hakemin hukukuna göre kasta eşit olarak mütalâa edilebilecek kusurun söz konusu olduğunu, Türk/İsviçre hukuklarında ağır kusur olduğunu, ancak bu kavramın hem sınırı hem de tanım unsurunun belirsiz olduğunu, Ağır kusur, daha çok kusura yakın bir şekilde anlamlandırıldığını, Maddede “pervasızca ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle” sözcükleri kullanılarak, CMR’ye uygun olarak kasta denk düşebilecek bir kusura vurgu yapıldığını, bu bakımdan seçilen pervasız sözcüğü Almanca metindeki “leichtfertig”den gelmektedir" şeklinde olup sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı ağır kusur değil taşıyıcının kasten veya kasta eşit pervasızca davranışı halinde söz konusu olacağını, Dosyada müvekkilin kusuru bulunmadığı gibi kasıt veya kasta yakın pervasızca davranışına dair iddia ve ispat bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin sorumluluğunun ancak özel çekme hakkı üzerinden hesaplanabileceğini, belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, zamanaşımı definin, esasa ilişkin savunmalarının ve delillerin ile müvekkil şirketin sorumluluğuna dair beyan ve talepleri doğrultusunda davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini istemiştir. DELİLLER : Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından 2020/847 dosya kapsamında yapılan hırsızlık soruşturmasına ilişkin evraklar, Soysal İşhanı Yönetimince hırsızlık olayı ile ilgili kamera görüntüleri, ... 27.Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/377 esas sayılı dosyası uyaptan gönderilmiş, incelenmiştir. Tüm dosya kapsamı ve ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konuları hakkında bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda özetle, -Kayıp ya da çalıntı olduğu iddia edilen eşyaların davacı gönderici ve davalı taşıyıcı açısından değerlendirmeye kök rapordaki tespitlerimizi karşılar nitelikte olduğu, -Taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan esaslara göre yapılan tazminat hesaplanmasında ise: 3 KG X 8,33 Özel Çekme Hakkı = 24,99 Özel Çekme Hakkı olarak değer hesaplanmaktadır. Dava tarihi itibarıyla 28.02 2022 tarihinde T.C. Merkez Bankası Özel Çekme Hakkı (SDR) 1 SDR = 19.3 TL olduğuna göre 24.99 SDR X 19.3 TL = 482,307 TL sınırlı sorumluluk kapsamında bir tazminata konu olduğu görüş ve kanaatini bildirmişlerdir. DELİL DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklı oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Uyuşmazlık , taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise davacının gönderilerinin davalı yedinde iken hırsızlığa konu olup olmadığı, davacının bu nedenle zararının doğup doğmadığı doğmuşsa miktarının ne olduğu ve zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmıştır. Davalı öncelikle zaman aşımı defi ileri sürmüş olup taşımaya konu eşyanın kurye el arabasında iken herkesin girip çıkabileceği pasaj içerisinde başıboş bırakıldığı sırada çalınmış olduğu anlaşılmakla taşıyıcının pervasızca hareket ettiğinin kabulü gerekeceğinden TTK 855 maddesindeki 3 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiği anlaşılmakla bu itirazın reddi gerekmiştir. Mahkememizce deliller toplanmış bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı, davalı MNG kargonun kolej şubesine gönderimi için teslim ettiği saatlerin bedelini istemektedir. 6102 sayılı TTK'nın 875. maddesi uyarınca taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğu, somut olayda da, davacı göndericinin dava dilekçesine delil olarak sunduğu 3 adet davacı yanca düzelenmiş ve davalıdan südur olan imza içermeyen sevk irsaliyesinden başka eşyaları kargo şubesine tesliminde her hangi bir teslim belgesi ya da kargo kabul belgesine benzer bir belge sunmamıştır. Fakat ceza dosyası içerisinde bulunan davalı çalışanının hazırlık ifadesinde davacıya ait eşyanın hırsızlığa konu olduğunu beyan ettiği bu itibarla dava konusu edilen ebadı ve sayısı bilinmeyen taşınan eşyanın zayi olduğunun dosya kapsamında bulunan deliller ile sabit olduğu, davalı taşıyıcının eşyanın ziyaı nedeniyle davacının uğradığı zarardan sorumlu bulunduğu, dosya kapsamında bulunan delillerden, davalı tarafça taşınmak üzere teslim alınan ürünlerin davacı gönderici tarafından eşyanın değerli bir eşya olduğunu ve tanımını belirten davalıya ulaşmış bir beyanı olduğu ispat edilememiştir. Eşyayı taşımak üzere teslim alan davalı taşıyıcının hakimiyetinde kaybolması halinde, sonradan beyan edilen değeri üzerinden tam tazminat talebi karşısında, bu kayıp eşyanın davalı taşıyıcının sınırlı sorumluluk hakkının kaybetmesi şartları oluşmakla birlikte taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan avantajları konusunda yukarıda bahsi geçen eşyanın niteliklerini belirleyen ağırlık ve hacmi konusunda bir bilgiye de ulaşılamamıştır. Bu nedenle TTK' nın 882/4 maddesinde özel çekme hakkının(SDR), eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrileceği düzenlenmiş olup ilk buna göre 06.08.2020 olan teslim tarihindeki (SDR/TRY özel çekme hakkı 10,1270 ) davalının sorumlu olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilen 24,49 SDR'nin emtianın davalı taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki kur dikkate alınarak Türk Lirası karşılığı olan 252,89 TL tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre; 1-Davanın kısmen kabulü ile 252,89 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile noksan olan 346,90 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına kabul miktarına göre hesaplanan 252,89 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına red miktarına göre hesaplanan 747,11 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin kabul ve red oranına göre 334,00 TL'sinin davalıdan, 986,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 7.527,25 TL tebligat/posta/müzekkere masrafı ve bilirkişi ücreti toplamı 7.607,95 TL'nin yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1.924,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair davalı vekilinin yüzüne karşı , davacı tarafın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 19/09/2024

*Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/137, K. 2024/592, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-137-e-2024-592-k-3d950cb9b703