İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/1034 E. 2025/815 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1034
- Karar No
- 2025/815
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 20...Esas - 20.... T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 20.... KARAR NO : 20....
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DİĞER ORTAK VE ŞİRKET MÜDÜRÜ :
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma ) DAVA TARİHİ : 19/12/2022 KARAR TARİHİ : 10/12/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafın iddiaları: Ortağı olduğu davalı şirketin müdürü .....'in kuruluştan bu yana şirketi kendi istek ve arzusu doğrultusunda yönettiğini, özellikle şirket kurucusu ve ortağı babası ...'in ölümünden sonra keyfi davrandığını ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketin iş ve işleyişiyle ilgili bilgi alamadığı gibi şirketin kar dağıtımı yapmadığını, ayrıca şirketin sicilde kayıtlı gösterilen adreslerde faaliyette olmadığını, hissedar .....'in vefatından sonra hisse devirlerinin yapılmadığını ve şirket genel kurullarının yapılmadığını, şirketin faaliyet konusundan uzaklaştığını ve sürekli zarar ettiğini, malvarlığında bulunan iş makinelerinin satışa çıkarıldığını, bu araçların satılıp satılmadığının şirket ortakları ve diğer hissedarlar tarafından bilinmediğini, şirket müdürü ....'a ulaşılamadığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin bozulduğunu, şirketin yönetilemediğini belirterek haklı sebeple şirket ortaklığından çıkmasına ve payının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf; Davalı taraf arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, haklı sebep şartının somut olayda gerçekleşmediğini, şirketin hammadde temini için kullandığı ocak 2016 yılında kapatıldığından ve ruhsatı yenilenemediğinden şirketin faaliyetlerinin de sona erdiğini fakat resmi işlemlerinin sürdürüldüğünü, Şirket ortaklarından ...'in de 23.12.2019 tarihinde vefatı sonrasında .....isimli mirasçılara kayyım atanmasının gerekliliği ve sürecin uzaması sebebiyle şirkette hisse intikal işlemlerinin tamamlanamadığını, hissedarlardan ...'in de 23.04.2021 tarihinde vefat etmesi sebebiyle şirketle ilgili toplantıların yapılamadığını, davacının şirketten bilgi talebinin olmadığı gibi ortağın bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilmesinin ortaklıktan çıkma için haklı bir gerekçe olmadığını, davacının kar payı dağıtılması yönünde usulünce yapılmış bir talebinin de olmadığını, şirketin ofis olarak kullandığı adresin boşaltıldığını ancak şube olarak görünen taş/kum ocağının adres olarak durduğunu, faaliyeti duran şirketin demirbaşı olarak kayıtlı bazı iş makinalarının değerinin kaybolmaması için gereğinin yapılmaya başlandığını ve bir kısım makinelerin satıldığını, şirketin zarar etmesinin ortaklıktan çıkma için bir gerekçe olmadığını, diğer hissedarların da şirketin süreç içinde sonlandırılması konusunda mutabık olduğunu belirterek davanın reddini istemiş ve ayrıca davanın diğer hissedarlara ihbarını istemiştir. Davalı şirketin talebi doğrultusunda şirketin davacı dışındaki hissedarlarına (külli halefiyet yoluyla hissedar olanlar da dahil) TTK 639 maddesine göre tebligatlar gönderilmiştir. Hissedarlarca açılmış ayrı bir ortaklıktan çıkma talepli dava bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davacı yönünden haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve ortaklıktan çıkma ihtimalinde alacağı payın ne olduğu hususlarındadır. Şirket Müdürü .....duruşmadaki beyanında "Şirket Ortağı babamın ölümü ve ardından yine şirket ortağı kardeşimin ölümü sebebi ile ortakların bir araya gelmesi ve genel kurulun yapılması mümkün olmamıştır, şirket şu anda ticari faaliyeti yoktur, 2019'un sonundan bu yana şirket gayri faaldir." demiştir. Ortakların anlaşması ve tasfiye amaçlı şirket genel kurulunun yapılarak uyuşmazlığın çözümü ihtimaline binaen talep doğrultusunda taraflara uzun süre tanınmış ancak ortaklar arasında anlaşma ve tasfiye gündemli şirket genel kurulunun yapılarak tasfiye kararının alınması mümkün olmamıştır. Yargılama sırasında (davacı dışındaki) ortaklar arasında ....lehine pay devirleri yapılmış, 04/11/2024 tarihli ticaret sicil gazetesindeki ilana göre şirket iki ortaklı hale gelmiş, son duruma göre davacı şirkette 293/1000 pay sahibi iken .....devirler sonucunda 793/1000 pay sahibi olmuştur. Ticaret Sicil kayıtları getirtilmiş, davalı Şirketin müdürünün ....olduğu anlaşılmış, 2010 yılından 2024 yılına kadar ticaret sicilinde hiçbir işlem bulunmadığı ve genel kurulların yapılmadığı görülmüş, yargılama sırasında yapılan pay devirleriyle şirketin iki ortaklı konuma geldiği ve pay dağılımının yukarıda belirtilen şekilde olduğu anlaşılmıştır. Şirketin adına kayıtlı iş makinelerinin bulunup bulunmadığı sorulmuş, dava tarihi itibariyle aktif kayıtlı bir iş makinesinin bulunmadığı, daha önceden mevcut iş makinelerinin dava öncesinde satıldığı anlaşılmıştır. Şirket adına dava tarihi itibariyle kayıtlı araç bilgileri sorgulanmış, şirket adına kayıtlı görülen beş adet aracın şirket envanterinde bulunmadığı, 1977-1980-1983-1984 ve 1999 model oldukları, 1999 model .....plakalı aracın trafikten men olduğu, 1984 model ....plakalı aracın da trafikten çekilmiş olduğu tespit edilmiştir. Diğer üç aracın da yaşı itibariyle ekonomik değer taşımadığı değerlendirilmiştir. Şirketin adına kayıtlı taşınmazının bulunmadığı ve işletmeyi ilgilendiren aktif bir ruhsatının bulunmadığı gelen kayıtlardan anlaşılmıştır. Sakarya Cumhuriyet başsavcılığının 20....soruşturma sayılı dosyası incelenmiş, davacının şirket müdürü ortak ...hakkında şikayetçi olduğu ve hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma yürütüldüğü, bu dosya kapsamında şirkete ait olup (eldeki bu dava tarihinden önce ) satılmış olan iş makinelerinin rayiç değerinin altında bedellerle müdür ...tarafından satılmasının konu edildiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin 2019 yılından buyana faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, şirketin varlıklarının bulunup bulunmadığı araştırılmış, şirketin aktif bir varlığının kalmadığı görülmüş, bilirkişi ...'ın ek raporunda özetle şirketin pasifinin aktifinden fazla olduğu ve hesaplanabilir ayrılma akçesinin bulunmadığı bildirilmiştir. Hesaplamaların karar tarihine en yakın veriler esas alınarak yapıldığı görülmüş ve rapor hükme esas alınmıştır. Davacı taraf şirketin malvarlıklarının (iş makineleri ile stoklarının) müdür tarafından satılmasına rağmen rayiç değer altında bedel gösterildiğini ve gerçek satış tutarlarının şirket kayıtlarına yansıtılmadığını ileri sürerek, satılan varlıklarının satış tarihindeki gerçek değerlerin ayrılma akçesinin hesabında dikkate alınmasını istemiş ise de bu husus eldeki ortaklıktan çıkma davasının konusunu oluşturmadığından nazara alınmamıştır. Ayrılma akçesinin hesaplanmasında şirketin karar tarihine en yakın güncel mali durumu nazara alınacaktır. İleri sürülen hususlar şirket müdürünün tazminat sorumluluğunun tartışma konusu yapıldığı farklı bir dava türünün konusudur. Dava TTK 638/2 md. göre şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma talebine ilişkindir. TTK nun 638 md "Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." şeklindedir. TTK’nun da haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebep teşkil eden örneklere madde metninde yer verilmemiştir. Ancak öğretide ve yargısal içtihatlarda; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalması, şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi, azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması, azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin gelirlerinin diğer ortaklar tarafından şahsi menfaatler için kullanılması, şirket mallarının elden çıkarılması ve bu nedenle şirketin faaliyetlerini yürütememesi halleri haklı sebeplere örnek olarak sayılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih 2028/1739 Esas-2019/6288 Karar sayılı ilamında, şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansızlığı haklı neden kabul edilmiştir. Yine aynı Daire'nin 25.02.2014 tarih 2013/13701 Esas-2014/3468 Karar Sayılı ilamında şirketin 2 yıldır faal olmaması ve ortakların bir araya gelememesi haklı neden kabul edilmiştir. (aynı yönde 26/01/2022 tarih 2020/6103 Esas- 2022/667 Karar,11.07.2023 tarih 2022/645 Esas- 2023/4364 Karar). İsviçre öğretisinde, çok önemli ve esaslı sebeplerin varlığı (wichtige Gründe) haklı sebep olarak kabul edilmiştir. (H.Pulaşlı, Şirketler Hukuku, 7.Bası, s.616, yönleşi: Forstmaster/Mayor- Hayoz/Nobel, 55/59 N.) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi gerekçesinde, İsviçre öğretisine atıfla; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli olarak azalması haklı sebepler arasında sayılmıştır. Haklı sebeplere; genel kurulun uzun süredir toplantıya çağrılmamış olması, şirketin uzun süredir organsız kalması, şirket yönetiminin sistematik şekilde şirket menfaatleri ya da azınlık menfaatlerini ihlal edici tavır ve davranışlar içerisinde bulunması, haklı gerekçesi olmadığı halde uzun süredir kâr payı dağıtılmaması veya göstermelik olarak düşük oranda dağıtılması, buna karşılık şirket yöneticilerine huzur hakkı adı altında örtülü kazanç aktarımı, hakim ortak yöneticilerin şirket imkanlarından kendileri yararlanıp azınlık pay sahiplerini yararlandırmamaları gibi sebeplerin eklenmesi gerekir. (Yargıtay 11 HD 2022/7419 Esas 2024/1381Karar)
Hakim her somut olayda haklı sebep bulup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.. Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı soncular gözetildiğinde haklı sebep oluşturabilir. Önemli arz eden husus, haklı sebeplerden dolayı ortaklık ilişkisinin çıkma isteyen ortak yönünden çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2015, s. 561). Aksi hâlde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkum edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hâllerde de şirketten ayrılamaz duruma düşürülür (madde gerekçesi). Somut olayda davalı şirketin 2010 yılından bu yana genel kurullarının yapılmadığı ve 2019 yılından beri faaliyetinin olmadığı, şirket faaliyeti için zorunlu olan varlıkların (iş makinesi, araç, stok vb) şirket müdürü tarafından satıldığı, şirketin faaliyet gösterebilmesi için gerekli ruhsatlarının da bulunmadığı, şirketin kuruluş amacını gerçekleştirme imkanının kalmadığı, davacı ortağın diğer ortak ve müdür hakkında -şirket varlıklarının düşük bedeller gösterilerek şirket zararına satılması sebebiyle- yaptığı şikayet üzerine Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/11618 Soruşturma sayılı dosyasında görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma bulunduğu, ortaklar arasında husumet oluştuğu ve güven ilişkisinin kalmadığı, bu haliyle davacı açısından haklı sebebin gerçekleştiği anlaşılmakla; davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmiştir. Şirketin karar tarihine en yakın verilere göre pasifi aktifinden fazla olduğundan belirlenebilecek bir ayrılma akçesi bulunmamakla ayrılma akçesi verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. (emsal; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2014/11571 Esas 2015/7969 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5049 Esas 2024/7071 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3923 Esas 2024/6253 Karar) Yine şirketin pasifi aktifinden fazla olduğundan verilebilecek bir kar payı bulunmamaktadır. Açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının şirket ortaklığından çıkma davasının kabulüne, 2-Davacı ...'in davalı .....Şirketi ortaklığından TTK 638/2 maddesi gereğince çıkmasına, 3-Davalı şirketin pasifi aktifinden fazla olduğundan davacıya ayrılma akçesi ve kar payı verilmesine yer olmadığına, 4-Mahkememizin 23/12/2022 tarihli ara kararı ile davalı şirketin araçları üzerine teminatsız konulan tedbirin karar kesinleştiğinde Uyap ekranından kaldırılmasına, 5-Davalı şirketin iş makineleri üzerine de tedbir konulmasına karar verilmiş ise de şirketin aktif iş makinesi tescilinin bulunmadığından bu tedbirin icra edilememiş olması sebebiyle bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 6-Alınması gereken güncel maktu karar harcından peşin yatan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik 534,70 TL karar harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 30.000,00 TL bilirkişi ücreti, 3.287 TL tebligat ve posta gideri, 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 33.448,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği taraflara tebliğine, 10-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan avansın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma vasıtasıyla) yüzünde, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/12/2025
Başkan ¸E-İmzalıdır Üye ¸E-İmzalıdır Üye ¸E-İmzalıdır Katip ¸E-İmzalıdır