İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/76 E. 2021/317 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/76
- Karar No
- 2021/317
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/76 KARAR NO : 2021/317
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/02/2021 KARAR TARİHİ : 20/05/2021
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında , ''...'' ..., ... ... adresinde yer alan Villa'nın ... Duvar- Tel Çit Malzeme ile çevrilmesi amacıyla ... tarihinde Mal Alım Sözleşmesi imzalandığını ve paslanmaz ... kafes tel ve fırın boya satın alındığını, müvekkil şirkete ait turizm tesisi içerisinde yer alan Villa'da sektör gereksinimleri dikkate alınarak her zaman birinci kalite malzeme kullanıldığını ve işçilik uygulandığını, bu doğrultuda müvekkilinin, davalıya sözleşme ve teklif görüşmelerinde birinci kalite malzemenin kullanılacağı belirtildiğini ve taraflar arasındaki güven ilişkisi doğrultusunda sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince davalı tarafça temin edilen ürünler 24 ay boyunca garanti altına alındığını ve garanti süresinde, hatalı malzemeden kaynaklı tamiratın davalı tarafça yerine getirileceğinin taahhüt edildiğini, müvekkil şirket sözleşmede yer alan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş, satın alınan ürünler doğrultusunda davalı tarafa ... TL ödeme yapıldığını, müvekkil şirketin teknik ekibi tarafından, davalı tarafça temin edilen galvaniz üzeri ... kodlarında fırın boya ile boyanmış ... kafes tellerinde paslanma tespit edildiğini, teknik ekipçe, tellerin bitim noktalarına fırınlama uygulanmadığı anlaşıldığını, davalı tarafça, paslanmaya karşı 2 kat boya tavsiye edildiğini, müvekkil şirket tarafından 3 kat boya uygulanması talep edildiği ve taraflar arasındaki sözleşme de bu doğrultuda hazırlandığı ve imzalandığı halde karşı tarafça temin edilen ürünlerde paslanma meydana geldiğini, ayıp ve eksiklikler doğrultusunda rapor (henüz tespit edilmemiş kusurlar hariç olmak üzere) tanzim edilmiş olup ekte sunulduğunu, müvekkil şirketin bu süreçte hatalı malzemeden kaynaklı tamiratın davalı tarafça yerine getirilmesi hususunda ihtar çektiğini, ancak ... Firması cevabi ihtarnamesinde; ürünlerin montajının kendileri tarafından üstlenilmediğini, söz konusu ayıpların hatalı montaj nedeniyle ortaya çıktığını ileri sürdüğünü, arabuluculuk sürecinde sonuç alınamadığını beyan ederek; haklı davalarının kabulüne, müvekkile teslim edilen ayıplı malın ücretsiz onarımına, fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydı ile ... TL maddi tazminatın müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... tarihli mal alım sözleşmesinin ''ihtilafların çözümü'' başlıklı 10.1 Maddesinden de görüleceği üzere sözleşmeden doğabilecek her türlü uyuşmazlık halinde ... mahkemeleri ve icra müdürlükleri yetkilidir hükmü bulunduğunu, bu durum da kesin yetki hali oluşturmakla birlikte re'sen gözetilmesi gerektiğini, davayı görmekte Antalya mahkemeleri yetkisiz olup ... mahkemelerin de görülmesi gerektiğinden yetkisizlik ile usulden reddine kararı verilmesi gerektiğini, alacağın zaman aşımına uğradığını, müvekkil şirket sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz, ayıpsız ve tam olarak yerine getirdiğini, ürünlerin hatasız tesliminden yaklaşık olarak 10 ay sonra davacı şirketçe yapılan montaj işlemi ve yapılan kaynak, galvaniz çubuk ekleme işlemleri sebebiyle doğan hata ve zararlardan müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, ihbar edilen boya uygulanmadığı iddiaları gerçeği yansıtmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. HMK’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırt edilmiştir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri, kendi aralarındaki hukuki ilişkilerde hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadır. Daha zayıf konumda olan kişilerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bu düzenlemeye bakıldığında, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kişilerin, kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir. Söz konusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmasının aranmasıdır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 19. maddesinin 2. bendi “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmünü içermektedir. Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan, kesin yetki halleridir. HMK'nın 18. maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz. Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da resen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir. (Yargıtay 11. HD 2016/15056 -2017/319) (Yargıtay 20. HD., 2020/1926 E, 2020/2366 K; Yargıtay 12. HD., 2020/7021 E, 2021/2570 K) Bu genel açıklamalar ışığında dosyaya dönüldüğünde; taraflar arasında sözleşmenin var olduğu, sözleşmede yetki şartının mevcut olduğu, ... mahkemelerinin yetkili olacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf cevap dilekçesinde, sözleşme gereği yetki itirazında bulunmuştur. Tüm bu açıklamalar, taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartının olduğu, yetkili mahkeme olarak ... mahkemelerinin yetkili gösterilmesi, davalının süresinde yetki itirazında bulunması karşısında yetkisizlik kararı verilmesi gerekmiştir. Burada kesin bir yetki hali söz konusu olmadığından usulden ret kararı verilmemiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Karar kesinleştiğinde dosyanın ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, 3-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece göz önüne alınmasına, Dair, davacı vekili ...'ın yokluğunda davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır