İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/636 E. 2024/231 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/636
Karar No
2024/231
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/636 Esas - 2024/231 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/636 KARAR NO : 2024/231

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 25/02/2019

BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA: DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 07/10/2019 KARAR TARİHİ : 21/03/2024 K. YAZIM TARİHİ : 21/03/2024

Mahkememizde görülen Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili .... Mahkemesi’ne verdiği dava dilekçesi ile özetle; ... adlı internet sitesinde müvekkil şirkete yönelik "...'nün binasından yayın yapıyorlarmış ...'li .... , ... ’de yaptığı açıklamada, ....’ndan istifa ettirilen ...’in oğlunun sahibi olduğu ...’yle ilgili çarpıcı bilgiler verdi." , "Kanalın ... ile irtibatı sadece “ev sahibi-kiracı” ilişkisi olması sadece ...’ye göz yumanları kandırır! Asıl konu şudur: Taraf gibi ... de örtülü bir ... medya operasyonu mu? 31 Mart’tan sonra bunlar ortaya çıkacak. Reklam verenleri şimdiden uyaralım dedik…" , "... görevinden alınan ...’in oğlu ...’in sahibi olduğu ... kanalı muhabir ve kameramanıyla ... ve ...’nun kitap imzaladığı standa gelerek etkinliği provoke etmek istedi." , "Peki, ...’in oğlu, ...’nin sahibi ...’le ilgili neler yaşandı? İkinci hamle ise, ...’in sahibi olduğu ...’ye çıkan ...’lileri uyarmakla geldi. Şunu söylesek yanlış olmaz: Neredeyse... ...’li isimler yaklaşık 1 yıldır ...’ye çıkmıyor!" şeklinde ithamlarda bulunduğunu, Haberlerde, ...’nin ... binasında yayın yapıldığına dair haberin Müvekkili şirket yayın hayatına başladığında mülkiyeti ... A.Ş. ‘de olan şirketle kira sözleşmesi yapıldığını, haberde adı geçen ... A.Ş. ile müvekkili şirketin hiçbir zaman kira ilişkisi kurmadığını, Fetöyle ilişkilendirilen ... ailesiyle müvekkil şirketin hiçbir ticari bağlantısının bulunmadığını, ... adlı internet sitesinde müvekkiline yönelik ağır hakaret, iftira ve kişilik haklarını ihlal eden haberlerin T.M.K’nın 24. Maddesi gereğince öncelikle tedbiren durdurulmasını; nihayetinde haber yolu ile müvekkilin kişilik haklarına yapılan saldırıların T.M.K’nın 25. Maddesi gereğince hukuka aykırılığının tespiti ile Mahkemece verilen kararların davalı şirkete ait ... isimli haber sitesinden yayımlanmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Dava konusu haberlerde, davacının kişilik haklarını ihlal eder bir yön bulunmadığı gibi, böyle bir amaç da güdülmediğini, dava konusu haberlerde yer alan hususların, sadece ...'de değil, zamanında pek çok yazılı, görsel ve internet medyasında yer alan olgu, haber ve iddialar olduğunu, söz konusu haberlerin tamamen Düşünce ve İfade Özgürlüğü, Basın Özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesini tüm Yasal ve bağlayıcı Sözleşme hükümleri ile ... ve ... Kararları'da dikkate alındığında, davalının, davacıya hakaret ve aşağılama kasdının olmadığını, yazının bütün itibarıyla hakaret niteliği ve amacı taşımadığını, ancak eleştirel kapsamda olduğu dikkate alındığında, hukuka aykırı saldırı niteliğinde kabul edilmesi mümkün görülmemesi gerektiğini ve bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA: DAVA: Davacı vekili .... Mahkemesi’ne verdiği dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin 2009 yılından itibaren yayın hayatına devam eden ulusal bir kanal olduğunu, davalı şirketin sahibi olduğu .... adlı internet sitesi üzerinden müvekkili şirkete yönelik ağır hakaretler, ağır eleştiriler, gerçeği hiçbir şekilde yansıtmayan yalan haberler yapılmakta olduğunu, söz konusu haberlerin doğrudan doğruya ve açıkça müvekkili şirketi hedef alan, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşan, karalama ve hakaret boyutuna varan nitelikte olduğunu, söz konusu bu yayınların akabinde müvekkili şirketin reklam sözleşmelerinin feshedilmeye başladığını, müvekkili şirketin toplum içinde iştigal ettiği mevki, ekonomik pozisyonu ve markasal değeri gözetildiğinde yapılan saldırının ne derece ağır nitelik taşıdığının ortada olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline, saldırının durdurulması, bundan sora yapılacak saldırıların önlenmesi, mahkeme hüküm özetinin ... çapında yayın yapan bir televizyon kanalı ile davalıya ait internet sitesinde yayınlanmasını, .... esas sayılı dava dosyası ile de söz konusu davalıya kişilik haklarına saldırının önlenmesi talepli dava açıldığını, işbu dava dosyası ile ... esas sayılı dava dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; ...'nin tarafsız ve hür bir basın kuruluşu olarak kamuoyunun gündeminde olan kamuoyunu ilgilendiren konularda toplumu bilgilendirmek amacına bağlı olarak basın faaliyeti yürüttüğünü, davacı kanalın, uzun yıllar .... olarak görev yapmış ve partisi tarafından bu görevinden alınmış ...'le yakınlığının uzun yıllardır bilindiğini, dolayısıyla davalı kanalın alelade bir ticari şirket, bir tv kanalı olmadığını, ...'in en az kendisi kadar ünlü oğlu ...'e ait olduğu uzun yıllardır bilinen, kamuoyunda dile getirilen bir husus olduğu, herhangi bir şirketin satılacağına yönelik iddia ve haberlerin tazminat sorumluluğu doğurmasının düşünülemeyeceğini, kaldı ki davacı şirketin ... ya da .... 'li bir şirkete satılacak olmasının davacı şirketin değerini muhtemelen artıracak bir gelişme olduğunu beyanlarının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, toplumda ün ve şöhret sahibi kişiler, siyasiler, sıradan vatandaşa göre daha ağır, yıkıcı ve acımasız eleştirilere katlanmak zorunda olduklarından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. .... Mahkemesi tarafından dosyada ön inceleme yapılmış, davanın reddine dair verilen kararın istinafça görev yönünden kaldırılması üzerine .... sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmiş ve dosya Mahkememize tevzi edilerek yukarıda belirtilen esasa kaydedilmiştir. DELİLLER: Tarafların delilleri toplanmış, bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce ilk olarak bir SMMM, haberleşme-medya uzmanı ve bir sözleşme-hesap uzmanı bilirkişiden oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmış, düzenlenen rapor-ek raporda sonuç olarak; 1)Uyuşmazlığın ana mahiyetinin hukuki olduğu ve Sayın Mahkemece değerlendirilmesi gerekeceği, heyetimiz üyesi uzman bilirkişi tarafından dava konusu yapılan haber ve beyanların basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı sonucuna varıldığı, takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı, 2)Zarar hesabı yönünden, dava dışı şirket tarafından sözleşmenin feshi nedeniyle dava dışı şirkete (alınan çeklerin) iadesinin yapıldığının imza altına alınmış olduğu görülmüş ise de, davalının geçerli bir sözleşmeye dayalı çekleri bizzat kendi iradesi ile iade etmiş olduğu, bu iadenin reklam sözleşmesinin haklı nedenle feshine dayandığına dair herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığından illiyet ilişkisi kurulamadığı, bununla birlikte, terditli olarak feshedilen sözleşme bakımından gelir kaybı hesabının Rapor içeriğinde gösterildiği ve davacının KDV hariç 1.500.000,00 TL KDV dahil alınan çek miktarı olan 1.770.000,00 TL gelir kaybı olduğunu düşünülebileceği, takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı, 3)Haksız rekabet yönünden ise, davalı haberlerinin esas olarak rekabet amacına yönelmediği, Sayın Mahkemece dava konusu yapılan haber ve beyanların basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı sonucuna varılır ise bu haberlerin haksız rekabetin koruduğu alana müdahale niteliği taşımayacağı, aksi düşünülür ise manevi tazminatın takdirinin Sayın Mahkeme uhdesinde olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce ikinci olarak bir SMMM, sinema-radyo TV uzmanı ve bir sözleşme-hesap uzmanı bilirkişiden oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmış, düzenlenen rapor-ek raporda sonuç olarak; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile heyetimize verilen görev gereği dosyanın incelenmesinin neticesinde, davacı hakkında davalı tarafından yapılan haberlerin basın ve ifade özgürlüğü çerçevesinde kalıp kalmadığının ve ayrıca davacının kişilik haklarının zedelenip zedelenmediğinin hukuki yorum ve takdiri mahkemye ait olmak üzere; Davacı ... A.Ş ile dava dışı reklam veren ... Ltd. Şti arasında 21.01.2019 tarihinde reklam-ana sponsorluk sözleşmesi imzalandığı, sözleşme bedelinin 1.500.000,00 + KDV olarak belirlendiği, sözleşme gereği davacının KDV dahil sözleşme bedeli kadar çek teslim aldığı; Ancak ... A.Ş ile ... Ltd. Şti arasında 21.01.2019 tarihinde imzalanan reklam-ana sponsorluk sözleşmesinin reklam veren ... Ltd. Şti tarafından .... Noterliği’nin 22.02.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshedildiği, reklam veren tarafından feshe dayanak olarak davalı ....com’da 13.02.2019 tarihinde yayınlanan ‘...’ başlıklı haberin gösterildiği, bu haberin reklam veren nezdinde ticari kaygı oluşturduğunun belirtildiği; Taraflarca karşılıklı imzalanan fesih protokolü, ibraname ve çek iade belgesi incelendiğinde; dava dışı reklam verenin sözleşmenin feshine gerekçe olarak davalı tarafından davacı hakkında 13.02.2019 tarihinde yapılan yayınları gösterdiği ve sözleşme bedeli olarak reklam veren tarafından verilen çeklerin davacı tarafından reklam verene iade edildiği; Sayın mahkemece davacının haklı olduğuna karar verilecek olursa davacının gelir kaybının 1.500.000,00 TL (KDV davacının gelir kaybı değildir) olduğu, ancak davacının da sözleşme yürürlükte kalmadığından edimlerini yerine getirme imkanı kalmadığı, yani bir maliyete katlanmadığı, davacının birleşen davada talebinin şimdilik 10.000,00 TL maddi zarar olduğu; Davacının birleşen davadaki manevi zarar talebi hakkında takdirin sayın mahkemeye olduğu belirtilmiştir. Birleşen dosyaya ilişkin maddi tazminat talebi toplam 970.000,000 TL olarak davacı vekili tarafından ıslah edilmiş, ıslah harcı yatırılmış, ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. MAHKEMENİN GEREKÇESİ: MAHKEMEMİZİN .... ESAS SAYILI ASIL DOSYASINDA: Dava; kişilik haklarına saldırı teşkil eden yayınlar nedeniyle bu haberlerin durdurulması, nihayetinde TMK.25 gereğince hukuka aykırılığının tespiti ile mahkemece verilen kararların davalı şirkete ait haber sitesinde yayımlanması istemine yöneliktir. Yargıtayca da kabul edildiği şekilde; Türk Medeni Kanunu'nun 24. Maddesi ve Borçlar Kanunu'nun 49. Maddesi gereğince kişisel davanın niteliği gereği bunların yanında basın yoluyla işlenen eylemlerde sorumluluğu düzenleyen 5680 Sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 17. Maddesinin ve hukuka uygunluk nedeni olarak basın özgürlüğünü düzenleyen Anayasanın 28. Maddesinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Basının yansız ve özgür haber verme, bir düşünce ve görüşü tartışma, eleştirme, kamuoyunu aydınlatmaya ilişkin fonksiyonunu yerine getirebilmesi bazı ayrıcalıkları gerektirir. Ancak tüm özgür-lüklerde olduğu gibi basın özgürlüğü de kişi ve toplum yararı açısından sınırlıdır. Kişinin onur ve saygınlığının korunmasına ilişkin Medeni Kanunun 24., Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi ile Anaya-sa'nın 28. Maddesi basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırlamasıdır. Basın haber verme fonksiyonunu yerine getirirken kullanacağı hakkın özel hukuk alanında sı-nırı gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kural-ları ile belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece hukuka uygundur. Yukarıda sözü edilen sınırlayıcı temel kurallardan sonuncusu, haber gerçeği yansıtsa bile kullanılacak dil ve ifadenin, yapılacak yorumun, haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngörür. Şayet haberin verilişinde gerekli, yararlı ve ilgili olmayan beyan, tavsif ve de-ğerlendirmelere gidilecek olursa kişilik hakları ile çatışan basın özgürlüğüne üstünlük imkansız hale gelir. Bahsi geçen hükümler basının özgürce yayın yapmasının güvencesi olan hükümlerdir. Basın özgürlüğü tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olamaz. Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu dahi sınırsız olarak değerlendirilemez. Basın ve yayınlarda kişilik haklarına saygı gösterilmesi ve gerek Anayasanın temel hak ve özgürlükler bölümünde yer alan ve gerekse Türk Medeni Kanununun 24. ve 25. maddelerinde düzenlenen kişilik haklarına saldırı yapılmadan yayın yapılması da hukuki bir zorunluluktur. Gerçeklik, güncellik, kamu yararı toplumsal ilgi ve konu ile düşünce arasında düşün-sel bağlılık temel kuralları ile sınırlı bir özgürlük söz konusudur. Basın özgürlüğü ile kişilerin kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumda hukuk düzeni-nin çatışan bu iki değerden hangisine üstünlük tanınacağı konusundaki temel ölçüt kamu yararıdır. Bu anlamda yayının toplumun yararı göz edilerek yapılması gerekir. Haber ve yorum olduğu biçi-miyle verilmeli, yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığı-nı, konunun güncelliğini ve haber verilirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılık oluşturur, o an için olay veya konuyla ilgili olan, görünen, bilinen her şeyi araştırmak, incelemek ve olayları olduğu biçimde yayınlamak zorun-ludur. Somut olayda davalının dava konusu yapılan haber ve beyanları basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı sonuç ve kanaatine varılarak asıl davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA: Dava, haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır. HMK'nun 114. maddesinde dava şartları sayılmış, aynı maddenin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 S.Y'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinin 1. fıkrasında; "Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüştür. Dava şartının yerine getirilmemesi halinde ise; HMK'nun 115/2. maddesinde "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" hükmü öngörülmüş, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2.fıkrasında da; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü öngörülmüştür. Somut olayda; Dava, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinin 1. fıkrasında belirtilen davalardan olup, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Aynı zamanda, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2.fıkrasında belirtildiği şekilde, davacı arabulucuya başvurmak ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini de dava dilekçesine eklemek zorundadır. ... içtihatları da dikkate alındığında; Görevsizlik kararı verilmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi arasında geçecek süre içinde arabuluculuğa başvurmak zorunludur. Davacının ise, dava dilekçesine bu hususta herhangi bir bilgi ve belge de eklemediği, görevsizlik kararının 08/07/2021 tarihinde verildiği ve 07/10/2021 tarihinde kararın kesinleştiği; Mahkememize dosyanın 26/10/2021 tarihinde tevzi edildiği; davacının dosya Mahkememize tevzi edildikten sonra, davanın yargılaması sırasında 03/11/2021 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu; böylece dosya mahkememize tevzi edilmeden önce arabuluculuğa başvurmadığı anlaşılmıştır. HMK'nun 115/2. maddesinde göre ise, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün görülmemiştir. Yukarıda belirtilen nedenlerle; Davacının dava şartı olan arabuluculuğa başvurmadan davayı ikame ettiği anlaşıldığından, birleşen ... Esas sayılı dosyasında; HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1-Mahkememizin ... Esas sayılı asıl dosyasında; Davanın REDDİNE, Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik 383,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere ... merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2-Birleşen ... Esas sayılı dosyasında; HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle, davanın USULDEN REDDİNE, Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 1.878,53 TL harçtan mahsubu ile fazla 1.450,93 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere ... merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair; Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/03/2024

Başkan .... ¸[e-imza] Üye ... ¸[e-imza] Üye ... ¸[e-imza] Katip ... ¸[e-imza]

Atıf: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/636, K. 2024/231, T. 21.03.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-636-e-2024-231-k-36c01bef466d