İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/60 E. 2025/909 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/60
- Karar No
- 2025/909
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/60 KARAR NO : 2025/909
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 25/12/2013 KARAR TARİHİ : 04/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ..A.Ş olan ünvanını ve faaliyet alanını Ocak 2012 de ...A.Ş olarak değiştirdiği, dava konusu dönemde şirketin tüm finansal işleri ve muhasebe departmanı denetiminin ... ve ... tarafından yapıldığı, yapılan işlemlerin haftalık raporlar halinde yönetim kuruluna sundukları, sunulan bu tablolardan hesap hareketlerini takip ettikleri, ibraz edilenlere göre şirket hesaplarında 7.000.000,00 TL olduğunu hesap ederek 2013 yılında taşınmaz aldıkları ve 5 ayrı taşınmaz için bedelinin banka hesaplarından ödenmesi için çalışanları ...'e talimat verildiği, ödemelerin yapılmadığını öğrenince banka ile görüşme talep ettikleri ve şahsi ve şirkete ait tüm hesapların boşaltıldığını anladıkları ve bankadan tüm hesap hareketleri ve ödeme talimatlarını isteyerek işlemlerin denetimi için bağımsız Denetim Şirketinden rapor aldıkları ayrıca talimatlardaki imzaların müvekkili firma yetkililerine ait olmadığının grafologtan alınan raporla tespit edildiği, mali denetim raporunda sahte talimatlara istinaden banka tarafından ödenen tutarın 4.858.750,00 TL olduğu ve bu miktarın 1.673.246,00 TL sinin şirket işleri için kullanılmadığının belirlendiği, davalı bankanın özen borcunu yerine getirmemesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin tacir olup, kendi işlerinde basiretli tacir gibi davranmadığı, her tacirin ticari defter ve kayıtlarını düzenli tutmak ve kontrol etmekle yükümlü bulunduğu, bu kadar yüksek montanlı işlemleri kontrol etmemesinin ve haberdar olmamasının mümkün bulunmadığı, davacının 2004 yılından beri bankada hesaplarının bulunduğu, yıllardır aynı şekilde çalıştıkları önceki döneme ait dekont ve kayıtlar incelendiğinde bu hususun anlaşılacağı, dava konusu dışında aynı dönemde bir çok işleminin bulunduğu, bankadan çekilen paraların şirket hesaplarına girdiği, şirketin anılan yıllardaki genel kurullarında bilanço ve gelir tablolarının müzakere edilip görüşüldüğü ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, bu durumun, tüm işlemlerden haberdar oldukları anlamına geldiği, ayrıca geçmiş döneme ilişkin talepte bulunmalarının mümkün bulunmadığı, esasen davacının uzun yıllar aynı çalışanı ile banka işlemlerini yapmak suretiyle bu konuda bankada haklı güven oluşturduğu, kaldı ki davacı şirket internet bankacılığı sisteminin kullanıldığı ve hesapların düzenli kontrol edildiği, her bir işlem yapıldıktan sonra çok sayıda olmak üzere internet bankacılığı sistemine giriş yapıldığının anlaşıldığı, buna göre tüm işlemlerden haberdar olduğu ve icazet verdiği müvekkili bankaya kusur yüklenemeyeceği, davacının başkaca itiraz etmediği işlemlerinde de aynı şekilde hareket edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkememize ait 26/04/2018 tarih ve ...Esas - ... Karar sayılı karar ile bankadan para çekilmesine yönelik toplam 29 adet talimattaki imzaların davacı şirket temsilcilerine ait olmadığı ancak banka kayıtlarında yapılan ile alınan kök rapor ve ek rapora göre, talimatlardaki imzalar davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olmasa da, davacı şirketin ortaklarından ... tarafından tüm işlemlerin ve hesap hareketlerinin internet bankacılığı yoluyla görüntülendiği, verilen şifrenin şirkete ait olup, üçüncü kişilerle paylaşılmasından da davacının sorumlu olduğu, dava konusu işlemlerin davacı şirket kayıtlarında yer aldığı, yüksek meblağlı işlemlerinde hesapların görüntülenmesi nedeniyle davacının tüm işlemlerden haberdar olduğu, uzun sürede itirazda bulunmaması dikkate alındığında davacının kusurlu olup, davalı bankanın özen yükümlülüğünü ihlal etmediği ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacı vekilince kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi' nin ... E.K. Sayılı ilamı ile "davacı çalışanları ile birlikte davalı banka çalışanı hakkında devam eden ceza davasının neticesinin beklenmesi gerekmekte olup, davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin incelenmesine gerek olmaksızın ceza mahkemesi yargılamasının sonucunun beklenmesi" gerekçesiyle mahkememize ait kararın HMK 353(1) a-6 gereği kaldırılmasına dair karar verildiği ve dosyanın mahkememize gönderildiği ve yargılamaya 2021/60 Esas sayılı dosya üzerinden devam edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER: İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının ve ... 43. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının,... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas uyap üzerinden mahkememize gönderildiği görülmüştür. Mahkememize ait 20/03/2025 tarihli celse 3 nolu ara karar ile "daha önce aldırılan 06/03/2017 tarihli bilirkişi raporu ile 18/07/2024 tarihli uzman görüşü arasında çelişki hasıl olduğundan dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından sunulan 09/09/2025 tarihli raporun sonuç kısmında; "Bilirkişi kök ve Ek raporu ile Uzman Görüşünün değerlendirilmesi sonucunda; Davalı banka personelinin, yüksek miktarlı işlemlerde hesap sahibini bilgilendirerek teyit alınmaması ve sahte talimatlarla (Yetkisiz sahte imza) gerçekleştirilen işlemlerin yapılması sonucunda ortaya çıkan zararlardan, davalı bankanın yasalardan kaynaklanan objektif özen borcunu yerine getirmemesinden sorumlu olacağı, Sayın Mahkemenizce bu görüşün benimsenmesi durumunda davacı talebini oluşturan 100.000.- TL. lık (Şimdilik) zarar talebinin yerinde olacağı, Ancak, davacı tarafın (Ortaklarının) ticari hayattaki konumu ve yüksek nitelikte (Faktöring Şirket ortakları) finansal bilgiye sahip olmaları, İlk işlemden başlayarak her işlemden sonra işlemin internet ortamında şirket ortağı ... 'un şifresi ile işlemlerin hemen akabinde 27 adet ... hesap görüntüleme işlemleri gerçekleşti in dosya kapsamında tespit edilmesi, davacı hesaplarından bir yılı aşkın bir süre içerisinde talimatla gerçekleşen ödemelerin “...” a yapılması, davacı ile davalı banka arasında teamül ve güven unsurunun oluşması sonucu, Davacı şirket ortağı/ortaklarının talimat yolu ile hesaplarından çekilen paralardan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği," görüş ve kanaatlerinin bildirildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı banka nezdindeki hesaptan bilgisi ve rızası dışında sahte talimatla çekilen tutarlar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı taraf, 2012 Ocak ayı ile 2013 Haziran ayları arasında toplam 29 adet sahte talimatla davalı bankadaki hesabından para çekildiği, sahte talimattaki imza ile davacının bankada kayıtlı imzalarının karşılaştırması yapılmadığı gibi telefonla teyit dahi alınmadığı, davacın muhasebe departmanında bulunan kendi çalışanlarınca ve davalı banka çalışanı tarafından dolandırıldığı, durumun fark edilmesi üzerine yaptırılan özel denetim sonucu alınan rapor ile tespit edildiği ve banka ile temasa geçildiği, işlemlerin idari veya mali cezaya maruz kalmamak için özel denetim yaptırdıktan ve banka ile temasa geçildikten şirket defterlerine kaydedildiği, şirketin internet şifrelerinin de muhasebe çalışanlarınca ele geçirilip onlar tarafından hesapların kontrol edildiği, şirket yetkililerinin işlemlerden hiçbir şekilde haberdar olmadıkları, davalı bankanın özen yükümünü ihlal ederek zarara sebebiyet verdiği ve bu zararı tazmin etmesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı banka ise, davacının tacir olup, basiretli davranması gerektiği, uzun yıllardır aynı çalışanları tarafından bankadan para çekme işlemlerinin yapıldığı, bu haliyle haklı bir güvenin oluştuğu, aynı dönemde aynı şekilde başkaca yapılan işlemleri itiraz edilmediği gibi yapılan her işlemin hemen sonrasında internet bankacılığının kullanılması suretiyle görüntülendiği ve hesap hareketlerinin davacı tarafından bu şekilde takip edildiği, çalışanlarının veya başka kişilerin davacının internet bankacılık şifresinin paylaşılmasından da davacının sorumlu olduğu, davacının kusurlu olduğu, bankanın özen yükümlülüğünü ihlal etmediği ve kusurunun bulunmadığını savunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi' nin ... E.K. Sayılı ilamında "Dosyada mevcut grafoloji uzmanı raporu ile para çekme talimatındaki imzaların davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı saptanmıştır. Esasen bu husus taraflar arasında ihtilaflı da değildir. Davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile banka kayıtlarında yapılan inceleme sonucu alınan kök ve ek raporlarda, sahte talimata konu işlemlerin davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, her işlemden sonra internet bankacılığı ile hesabın görüntülendiği, bu durumda davacının yapılan işlemlerden haberdar olduğu ve para çekme işlemlerine rıza gösterdiğinin kabul gerektiği açıklanmıştır. Mahkemece raporlar aynen benimsenmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki eldeki davaya konu işlemlerden dolayı ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında davacının muhasebe departmanında çalışanlarla birlikte davalı banka çalışanı ...'in Bilişim Sistemleri Banka ve Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçundan yargılandığı anlaşılmaktadır. Hukuk mahkemesi, ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararı ile bağlı olduğu gibi beraat kararı verildiğinde dahi, 6098 sayılı TBK 74. maddesi uyarınca bu karar ile bağlı değilse de; ceza mahkemesince subuta erdiği kabul edilen maddi vakıalarla da bağlı olduğu tartışmasızdır. Davalı banka çalışanı hakkında devam eden bir ceza yargılaması olduğuna göre, ceza mahkemesince verilecek kararın veya tespit edilen maddi vakıaların, iş bu davada verilecek kararı etkileyeceği açıktır. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... E, ... K sayılı 06/11/2018 tarihli ilamı) Bu nedenle, davacı çalışanları ile birlikte davalı banka çalışanı hakkında devam eden ceza davasının neticesinin beklenmesi gerekmekte olup, davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin incelenmesine gerek olmaksızın ceza mahkemesi yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle kararın kaldırıldığı dikkate alınarak mahkememizce ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin... E. Sayılı dosyası bekletici mesele yapılmıştır. Bekletici mesele yapılan ceza dosyasında "Her ne kadar sanık Serkan'ın Serap'ın eşi olması ve katılan şirketin hesaplarına para havale etmesi, sanıklar ... ve ...'nin sanık Serap ile birlikte muhasebe işlemlerini yürütmesi, sanık ...'ın çalıştığı bankada sahte talimatlarla katılan iş yerinin hesaplarından paraların çıkışını sağladığından bahisle, sanık ... ile birlikte hareket ettikleri gerekçesi ile nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları talep edilmiş ise de ; katılanların işlemler için yetkilendirdiği sanık ... dışında işyerinde çalışan diğer sanıkların, sanık ...'ın eşi ...'ın ve banka çalışanı ...'ın diğer sanık ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, net, somut delil elde edilemediğinden, sanıklar ... v...'nin ... ile birlikte çalışması, banka görevlisi sanık ...'ın işlemleri yapması ve Serkan'ın hesabına eşi ...'ın hesabından para gelmesinin mahkumiyete yeter delil olarak kabul edilemeyeceği.." gerekçesiyle sanıklar ..., ..., ..., ve ...'nin ayrı ayrı beraatlerine, Sanık ...'in üzerine atılı bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olduğundan mahkumiyetine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine beraat eden sanıklar yönünden kararın 15.04.2025 tarihinde kesinleştiği, sanık ... yönünden yapılan bozma nedeniyle dosyanın ...esasına kaydedildiği görülmüştür. Her ne kadar davacı vekili ... yönünden görülmekte olan dosyanın da bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de davanın niteliği, iddianın ileri sürülüş biçimi ve kaldırma ilamının gerekçesi dikkate alındığında bekletici mesele talebi yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Kaldırma kararı öncesi mahkememizce aldırılan grafoloji uzmanı raporu ile para çekme talimatındaki imzaların davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı saptandığı, yine kaldırma kararı öncesi davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile banka kayıtlarında yapılan inceleme sonucu alınan kök ve ek raporlarda, sahte talimata konu işlemlerin davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, her işlemden sonra internet bankacılığı ile hesabın görüntülendiği, bu durumda davacının yapılan işlemlerden haberdar olduğu ve para çekme işlemlerine rıza gösterdiğinin kabul gerektiği açıklanmıştır. En son aldırılan bilirkişi raporunda da "Davacı şirket ortağı/ortaklarının talimat yolu ile hesaplarından çekilen paralardan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği," yönünde görüş bildirilmiş olup raporlara itibar edilmiştir. Davacı ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmenin 14.6 maddesinde bankanın yükümlülüğü sadece imzalara makul dikkatle bakılması önceki imzalarla karşılaştırmak şeklinde olduğu, ancak 06.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi sahte olduğu iddia edilen talimatlardaki imzaların ayırt edilmesinin güç olduğu anlaşıldığından, taraflar arasındaki 2004 tarihli sözleşme uyarınca imzaların sahte olmasından kaynaklı davalı bankaya kusur atfedilemeyeceği kabul edilmiştir. Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 14.4 maddesinde verilen şifrelerin tüzel kişiyi temsil ettiği ve bu şifrelerin 3. Kişilere verilmesinden dolayı uğranılan zararlardan da müşteri yani davacının sorumlu olduğu görülmektedir. Ayrıca davacının defter kayıtlarında dava konusu işlemlerin kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bankalar Türkiye'de hükümetçe imtiyaz sureti ile verilen bir işi yapan ticari müesseseler olarak ödeme yaparken gereken dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar ve bu konuda hafif kusurlu davranışlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca davalı banka adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olup, bu sorumluluk bir kusur sorumluluğu olmayıp olağan sebep sorumluluğudur. Burada kanun adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklemiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâli ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir. Belirtildiği üzere bankaların personelin yaptıkları işlerden dolayı adam çalıştıran sıfatı ile sorumlulukları bulunmakta olup, bu sorumluluk türü kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Adam çalıştırana genel nitelikte bir objektif özen yükümlülüğü yüklenmiştir. Sorumluluğun doğması objektif özen yükümlülüğünün ihlâli ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasını gerektirmektedir. Bankanın adam çalıştıran sıfatı ile hukukî sorumluluğunun bulunması için öncelikle banka ile müşteri arasında sözleşme ilişkisinin bulunması, bu sözleşme ilişkisinin bankanın özen borcuna aykırılık sebebi ile ihlâl edilmesi gerekir. Ayrıca özen borcuna aykırılıktan dolayı zararın doğmuş olması, zarar ile özen borcuna aykırılık arasında uygun bir illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda davaya konu işlemlerin yapıldığı banka hesabından temsilci aracılığı ile işlem yapılması mümkündür. Davacıyı temsîlen işlem yapanların bankaya ibraz ettiği yazılı talimatta bulunan imzanın normal bir inceleme ile ayırt edilemeyecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan davacı şirketin personeli ...'in internet şubesi üzerinden davacı şirketin hesaplarından bir çok işlem gerçekleştirdiği, işlemlerden bir kısmının yüksek miktarlı olduğu, uzun süredir devam eden bu işlemlere sessiz kalan davacının hareketinin icâzet olarak kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacının uzun süredir devam eden tüm bu hesap hareketlerinden haberdar olmaması hayatın olağan akışına, ticarî teamüllere uygun değildir. Bu nedenle söz konusu hesapta uzun süredir itirazsız olarak işlemler yapılması davacı şirketin hesap işlemleri konusunda bilgi sahibi olduğu kanaatini doğurmuştur. Bu durum karşısında davalı bankanın davacının çalışanlarının kötü niyetli hareketini kontrol edebilme ve/veya tespit edebilme imkânı bulunmadığından davacı şirketin işlerinde özenli davranmayarak, çalışanını denetlemeyerek tedbirli bir tacir gibi davranmayarak zararın doğumuna kendisinin sebep olduğu, davalı bankanın kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu sebeplerden dolayı sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL harç bedelinin peşin alınan 1.707,75 TL ile tamamlama ile alınan 26.867,15 TL harç toplamı 28.574,90TL harçtan mahsubu ile bakiye 27.959,50TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan 150,00 TL (tebliğ ve posta) yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 252.254,44 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2025
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza