İlk Derece Mahkemesi · Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/543 E. 2022/464 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/543
- Karar No
- 2022/464
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/543 Esas - 2022/464 "TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/543 Esas KARAR NO : 2022/464
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : .. - ...
VEKİLİ : ... - ... DAVALI : .. LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : ... - ...
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/07/2021 KARAR TARİHİ : 17/05/2022 YAZIM TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dışı işçi ..'e .. Genel müdürlüğü tarafından işçilik alacakları dolayısıyla toplam 5.194,44 TL ödeme yapıldığını, davalı şirketler nezdinde çalışan dava dışı işçi .. için 29.07.2019 tarihinde 6.362,30TL, 26.09.2019 tarihinde 5.508,81 TL, 26.09.2019 tarihinde7.491,19 TL olmak üzere toplamda 19.362,3TL tazminat ödemesi yapıldığını, davalı şirketler tarafından herhangi bir bedel ödenmemesi sebebiyle ödenen işçilik alacağından davalıların sorumluluğuna düşen 5.194,44 TL'nin rücuen tahsilini talep etme zorunluluğu oluştuğunu, .. Genel Müdürlüğünün, davalılardan ihale yöntemi ile hizmet alımı yaptığınının dosyaya sunulmuş olunan sözleşme ve şartnamelerden anlaşılmakta olduğunu, uzun bir süredir ülkemizdeki kamu kurum ve kuruluşlarının yönetimsel etkinliği arttırmak, işletme maliyet dengesini sağlamak, personel eksikliğini gidermek, esneklik sağlamak, rekabet etmek adına özellikle temizlik, güvenlik, bilgi işlem ve yemek gibi yardımcı işleri özel sektör alt işverenlerinden, ihale ve hizmet satın alma yoluyla temin etmesi yoluna gittiğinin görülmekte olduğunu, dava konusu olayda da davacı kurum ilgili yasal mevzuat gereğince hizmet alımını ihale yöntemi ile davalılardan temin etmiş olduklarını, dava dışı işçiye, kurum tarafından yapılan tazminat ödemelerinin rücu edilebilmesi amacıyla, TTK'nun ticari davalarda arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş ve .. Genel Müdürlüğü tarafından Arabuluculuk Dairesi Başkanlığı'na başvuru yapılmış olduğunu, davalı şirketler ile anlaşmaya varılamadığını, .. Genel Müdürlüğü ile davalı şirketler arasında imzalanan sözleşme hükümleri gereğince, davalı şirketin elemanı olarak çalışan işçilere karşı SSK primleri ve tazminat gibi tüm sorumlulukların şirkete ait olup; .. Genel Müdürlüğü'nün işçiye ödeme yapılan tazminat bedellerine ilişkin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, bu sebeple dava dışı işçiye ödenen 5.194,44TL tazminat bedelininin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; rücua konu işçilik alacaklarının neye dayanarak ödendiği ve hangi alacak kalemlerini kapsadığının belirsiz olduğunu, davacı kurum ile davalı şirket arasında alt - asıl işveren ilişkisinin mevcut olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin yalnızca kendi dönemindeki alacaklardan sorumlu olduğunu, davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, rücu’en tazminat talebine ilişkin olup, dava konusu alacağın davalının davacının belirli süreler dahilinde alt işverini olması sebebiyle davacı tarafından dava dışı işçi ..'in davalı şirket nezindeki çalışmalarından dolayı yapılan düzenlemeler gereği üst işveren sıfatıyla iş akdi sona ermesi nedeni ile kıdem tazminatı ödemesi yapılmış olduğu, ödenen 5.194,44 TL tazminatın davalı ile yapılmış olan sözleşme gereğince davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talebinden kaynaklanmış olduğu anlaşılmıştır. Dosya dava dilekçesi ekindeki hizmet alım sözleşmeleriyle birlikte bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya ibraz edilen işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişinin 11/04/2022 tarihli raporunda; dava dışı işçinin 06.09.2016-28.06.2019 tarihleri arası 2 sene, 9 ay, 22 günlük çalışması karşılığı kıdem tazminat ödemesi gerçekleştirilmiş olduğu, mevcut SGK çıkış bildirimi 15 kod belirtilerek yapılmış olduğu, 15 kod'un işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden yapılan fesihlerde kullanılan bildirim olduğu, buna göre dava dışı işçinin kıdem tazminatına hak kazanması konuşunda tartışılacak herhangi bir hususun olmadığı, 29/07/2019 tarihinde yapılan 6.362,30 TL, 26.09.2019 tarihinde yapılan 5.508,81 TL, 26.09.2019 tarihinde yapılan 7.491,19 TL olmak üzere toplam 19.362,30 TL ödemeden kaynaklı olarak 5.234,50 TL rücu alacağının hesaplandığı, davcının davasını 5.194,44 TL üzerinden açmış olduğu belirtilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin incelenmesi sonucunda; davacı idare ile davalı şirket arasında asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunduğu, taraflar arasında hizmet alımına dair sözleşme ile bu sözlemelere ait teknik şartnameler bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava dışı işçinin çalışmaları nedeniyle işçiye ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücu talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, uyuşmazlığın çözümü kapsamında dosyada mevcut şartnamede ve sözleşme hükümleri irdelendiğinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun olmadığı, hizmet alım sözleşmesinin 22.maddesi ve teknik şartnamenin 6.5 personelin özlük hakları düzenlemesinde yasal işçilik alacaklarının muhatabının yüklenici firma olduğu düzenlemesi mevcut olup davacının davasında haklı olduğu, davacının ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte bilirkişi raporunda belirtilen miktar üzerinden davalıdan tazminatın tahsiline ilişkin davanın kabulüne dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın KABULÜ ile, 5.194,44 TL'nin ödeme tarihi olan 29/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 354,83 TL karar harcının, peşin alınan 88,71 TL harçtan mahsubu ile bakiye 266,12 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi kapsamında Adana Arabuluculuk Bürosu tarafından düzenlenen arabulucu ücret kararı uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin karar kesinleştiğinde davalıdan alınarak hazineye gelir kaydı amacı ile tahsil müzekkeresi düzenlenmesine, 4-Davacı kendini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 88,71 TL peşin harcın tamamının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 700,00 TL bilirkişi ücreti, 95,10 TL davetiye ve posta gideri olmak üzere toplam 795,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.17/05/2022
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
Not: 5070 sayılı yasa hükümleri uyarınca e-imza ile imzalanmıştır.