İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/256 E. 2024/225 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/256
- Karar No
- 2024/225
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/256 Esas KARAR NO : 2024/225
DAVA : Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i ve Ref'i ile Maddi , Manevi ve İtibar Tazminatı DAVA TARİHİ : 02/11/2021 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/11/2024 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin 957 yılında İstanbul'da bir aile şirketi olarak kurulduğunu, kuruluşundan sonra şekerleme, meşrubat sanayi ve ilaç sektörüne cihaz, hammadde ve ambalaj temin ettiğini, yurt dışındaki pek çok firmanın Türkiye temsilciliğini üstlendiğini, müvekkilinin "......" ibareli birçok marka ve tasarımı TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, Türkiye'deki ilk ıslak mendil üretici unvanını kazandığını, davalı şirketin müvekkilinin izin ve icazetini almaksızın müvekkiline ait ürünlerin birebir aynılarını veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin imalatını yaptığını, ticaretini yaptığını, davalının taklit ürünlerde müvekkilinin ürünlerine ait olan barkod numaralarını dahi taklit ettiğini, bu taklit ürünlerin piyasada çeşitli firmalara dağıtımının gerçekleştirildiğini, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, şimdilik 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL itibar ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 04/06/2024 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 1.579.511,00 TL 'ye arttırmış ve harcını yatırmıştır. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin ıslak mendil ihracatında önemli bir firma olduğunu, birçok firmaya fason üretim yaptığını, davacının bay isine fason üretim yaptığını, ........ ile yapılan sözleşmeyi 2020 yılında sona erdirdiğini, davacının marka hakkı için yetkili bayisine iddiasını yöneltmesi gerektiğini, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını, el konulan ürünlerin müvekkiline ait olduğunu gösteren herhangi bir belge olmadığını, sunulan faturada da dava konusu ürüne ait herhangi bir ibarenin yer almadığını, faturada markanın geçmediğini sadece ıslak havlu, ıslak cep mendili yazdığını, Savcılıkça verilen raporda şüpheli sıfatının müvekkili olmadığını, davacının başkaca ürünlerinin de müvekkili tarafından markasal haklarına ihlal olduğu iddiasının yerinde olmadığını, tedbir kararının icrası esnasında davacıya ait sadece 7 adet ürün bulunduğunu, davacının itibar kaybı iddiasını ispatlayamadığını, aynı şekilde maddi ve manevi zararını da ispatlayamadığını, ihlalin varlığında kabul edildiğinde dahi tazminatın 538 ürün üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacının kendi bayisinin eylemlerinden habersiz olmasının mümkün olmadığını ve davacının uzun süre sessiz kaldığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalının davacının markadan doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, men' i ve ref'i ile maddi , maneni ve itibar tazminatının davalıdan tahsili taleplidir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ...... tescil numaralı markaların davacı adına adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplanarak bildirilen tanıklar dinlenmiş , bilirkişi raporu alınmış , itirazlar üzerine ek raporlar alınmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 29/1-b ve c maddeleri ile, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmanın marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTKnın 54. Maddesi ile, haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. 55. Maddesinin 4. fıkrasında ise, iyi niyetle bağdaşmayan, haksız rekabete ilişkin eylemlere örnek olarak, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak gösterilmiş ve haksız rekabet halleri hüküm altına alınmıştır. Taraflarca bildirilen ve resen celbi gereken deliller celp edildikten sonra dosya rapor tanzim etmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olupi bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 24/11/2023 tarihli raporda sonuç olarak; Kayseri ..... Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen 25.03.2021 tarihli ve ..... Değişik İş sayılı karar uyarınca yapılan arama el koyma işleminde ele geçen ..... ibareli ürünler (ıslak havlu ve ıslak cep mendili) incelendiğinde; davacı adına çok sayıda tescille koruma altında olan ..... markasının söz konusu ürünlerde aynen kullanıldığı, yine tespit edilen marka kullanımının davacının şekil markaları olan ..... ve ..... tescil no.lu markalar ile de iltibasa sebep olacak derecede benzer olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu ürünlerdeki marka kullanımının davacının “.....” asli ibareli tescilli markalarından doğan haklara tecavüzün (SMK m.29) şartlarını taşıdığını, davalıya ait olduğu belirtilen diğer ürünler incelendiğinde; birinde, yine davacının tescilli ...... markasının aynen kullanıldığı, bu sebeple davacının tescilli marka hakkına tecavüzün şartlarının oluştuğu, söz konusu ürünün davacı adına tescilli ...... sıra no.lu ambalaj tasarımı ile genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzerlik arz etmesi sebebiyle tescilli tasarım hakkına tecavüzün şartlarının da oluştuğu ve diğer iki ürünün, davacının ..... tescil no.lu ...... markasını aynen içerdiği, bu itibarla marka hakkına tecavüze sebep olacağını, davalının, davacının eski bayisi dava dışı ...... firması kaynaklı savunmasının marka hakkına tecavüzü ortadan kaldıracak bir etkisi bulunmamakta olduğunu, tanık beyanlarının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının 400.000,00 TL olarak hesap edildiği, ancak dava konusu ürünün üretim ve fiyat çeşitliliğinin çok fazla olması, davacının gelir tablosundan tespit edilebilen satılan malın maliyeti ile araştırma geliştirme ve pazarlama giderlerinin tüm ürün çeşitlerini kapsaması dolayısıyla, davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarı 400.000,00 TL olarak hesap edilmiş olmakla birlikte, nihai değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir. Mahkememizin 19/10/2023 tarihli duruşma kararı ile dosya taraf itirazlarını karşılar ek rapor tanzim etmek üzere önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 08/04/2024 tarihli ek raporda sonuç olarak; davacı vekilinin rapora karşı itirazlarının mali yönden değerlendirilmesi neticesinde kök raporda davacının tazminat seçeneği olan SMK 151/2-a maddesine göre yapılan maddi tazminat hesabında yanlışlık bulunmadığını, aynı zamanda yine kök raporda, dava konusu ürünün üretim ve fiyat çeşitliliğinin çok fazla olması, davacının gelir tablosundan tespit edilebilen satılan malın maliyeti ile araştırma geliştirme ve pazarlama giderlerinin tüm ürün çeşitlerini kapsaması dolayısıyla, davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarı 400.000,00 TL olarak hesap edilmiş olmakla birlikte, nihai değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğunun belirtilmiş olduğunu, şayet davacı vekilinin iddia etmiş olduğu gibi, davacının fiili kaybı dikkate alınacak olursa; ........ firmasına önceki yıllarda olduğu gibi ortalama 5 milyon TL satış yapamamasından dolayı mahrum kaldığı faaliyet karı veya fiili kaybının 1.179.511,00 TL olarak hesap edildiğini, tanık beyanlarının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, davalının sunduğu yurt dışı marka tescillerinin Türk hukukunda marka korumasında ülkesellik prensibinin cari olması nedeniyle, somut olayda ihlali ortadan kaldıran bir etkiye sahip olmayacağını, öte yandan koruma tarihlerinin de davacının TPMK nezdinde korunmakta olan markalarından çok sonraki tarihli olduğu ve dikkate alınması halinde bile SMK kapsamındaki huzurdaki marka ihlali davasında hukuka uygunluk sebebi teşkil etmesinin mümkün olmayacağı (SMK m.155), ayrıca davalının sunduğu yabancı tescillerden birinin ..... olduğu, dava konusu kullanımın ise doğrudan davacının tescilli .... ...... marka ibaresini taşıdığını, davalının fason üretici olmasının, davacının eski bayisi ile ticari münasebetinde tespit edilen marka kullanımlarından dolayı men ve ref davalarında sorumluluğunu kaldırmayacağını, tazminat talepleri bakımından ise kusura bağlı olarak sorumlu olacağını, kusurun varlığının ve buna bağlı olarak davacının tazminata hakkı olup olmadığının takdir ve tayininin her tazminat davasında mahkemeye ait olduğu, kusurun fason üretim savunması özelinde somut olaya göre değerlendirilmesinin de aynı şekilde mahkemenin takdirinde olduğunu bildirmiştir. Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davalının davacı adına tescilli "......" ve "......" ibarelerini taşıyan marka ve aynı ibarelerini taşıyan ambalaj tasarımları ile birebir aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerleri olan "......" ve "....." ibareli ıslak havlu ile ıslak mendil emtialarını üretip piyasaya arz ettiği, ayrıca davacının önceki Lübnan distribütörü olan ........ şirketine aynı ürünleri herhangi bir yetkisi olmadan üretip göndermek suretiyle davacının marka ve tasarımdan doğan haklarına tecavüzde bulunduğu gibi, aynı zamanda haksız rekabette bulunduğu anlaşılmakla, davacının bu talebi yönünden davanın kabulü ile davalının bu eyleminin davacının marka ve tasarım tescillerinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu şekildeki eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının giderilmesine, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerinin ambalajları ile her türlü tanıtım evraklarına el konularak imhasına karar vermek gerekmiştir. Davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dosya kapsamı deliller , incelenen ticari defterler ve davacının tazminat tercihi ile bilirkişi raporu ve ek raporuna göre, SMK 151 maddesi kapsamında davacının uğradığı zararın fiili kaybı ve yoksun kalınan kazanç toplamı kapsamında toplam 1.579.511,00 TL olduğu anlaşılmakla, bu tutar maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalının aynı eylemi davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, ihlalin niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 50.000,00 TL manevi tazminatın takdiri ile bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacının itibar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yüksek Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin 05/05/2016 tarih ve ...... Esas ...... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; "Markanın itibarı kavramı, marka ile inşa edilen imajı ifade etmektedir. Zira imaj ve güven oluşturmanın bir maliyeti vardır. İtibar zararı ise inşa edilen veya edilmekte olan imajın zedelenmesi nedeniyle doğan zarardır. İtibar tazminatı belirlenirken, bir taraftan imaj inşası için gerçekleştirilen giderlerden hareket ederek zararın giderilmesi için yapılması gereken (reklam kampanyası gibi) giderleri dikkate almalı, diğer taraftan da itibar kaybının manevi yönünü göz önünde tutulmalıdır." Somut uyuşmazlıkta, davalının kötü üretim ve pazarlama yaptığı hususu ispatlanamadığı gibi, davacının marka ve tasarım imajının zedelendiği hususu da ispatlanamamıştır. Keza , bozulan imajın düzeltilmesi için herhangi bir masraf yapılması gerektiği de ispatlanamamıştır. Buna göre, itibar tazminatına yönelik talebin reddi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "......" ve "......" ibarelerini taşıyan marka ve aynı ibarelerini taşıyan ambalaj tasarımları ile birebir aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerleri olan "......" ibareli ıslak havlu ile ıslak mendil emtialarını üretip her türlü satışa arz etmesinin ihracı şeklindeki eyleminin davacının marka ve tasarım tescillerinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu şekildeki eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının giderilmesine, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerinin ambalajları ile her türlü tanıtım evraklarına el konularak imhasına, 2-Toplam 1.579.511,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İtibar tazminatına ilişkin talep yönünden davanın reddine, 5-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin ülke çapında yayınlanan tirajı en yüksek bir gazete ile ilanına, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 111.312,00 TL ilam harcından davacı tarafça yatırılan 1.024,65 TL peşin ve 30.500,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 31.524,65 TL harcın mahsubu ile , 79.787,35 TL bakiye karar harcının, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Karar tarihininde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen tecavüz ve haksız rekabet kısmı yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar tarihininde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar tarihininde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 233.131,54 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Karar tarihininde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen itibar tazminatı talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davacından alınarak davalıya verilmesine, 11- Davacı tarafından yapılan 31.583,95 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Davacı tarafından yapılan 560,00 TL tebligat-tezkere ücreti ve 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.060,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre 7.254,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına, 13-Davalı tarafından yapılan 200,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre 20,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına, 14-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, 15-Talep halinde kararın taraflara tebliğine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2024 Katip ....... Hakim ..... e-imzalıdır e-imzalıdır