İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/112 E. 2021/215 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/112
- Karar No
- 2021/215
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/112 Esas KARAR NO : 2021/215
DAVA : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/08/2019 KARAR TARİHİ : 06/04/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, İSTEM: Davacı vekili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ve çek keşidecisi ... firmasının müteahhitlik yapmakta olduğunu; ...'daki inşaat projelerinde ortaklık yaptıklarını; hala ... ... isimli şirkette 1340 pay karşılığı ortak olduğunu; müvekkilinin yapılacak projelere başta ortak olarak girdiğini; anlaşamayınca yatırdığı ... TL. için 2 daire, geriye kalan ... TL. içinse 5 adet çek aldığını; ... tarihli sözleşmede bunun belirtildiğini; inşaat sektörünün kötüye gitmesi, satışların olmaması, yeni projelerin bitirilememesi nedenleriyle ödemelerin yapılamadığını; keşideci firma ile ortak olmalarından, ...’ün kefil olarak şahsi imzasını attığı ve çeki cirolayıp müvekkiline verdiğini; ... vadeli, ... Seri Nolu ... TL. çek bedelinin, ... TL.'lik kısmını müvekkilinin sürekli aramalarına ve karşı tarafın defalarca ödeyeceğini belirtmesine rağmen ödemediğini; davalı ... ve ... hakkında ... tarihinde, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, .../... D.İş ve .../... karar numarası ile İhtiyati Haciz Kararı alındığını; Antalya ... İcra Dairesi'nin, .../... dosyası ile takibe geçildiğini; davalı ...'ün böyle bir borcu olmadığı, imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla takibe itiraz ettiğini; ancak çek asıllarının ellerinde olduğunu; mahkemece gerekli görüldüğü takdirde imza incelemesi için çek asıllarını sunmaya hazır olduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı borçlunun ... TL. tutarındaki alacağa ilişkin itirazının iptaliyle takibin devamına; davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazinatına; yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesi talep edilmiştir. YANIT: Davalı vekili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde; Antalya ... İcra Müdürlüğü'nin, .../... E. sayılı icra takibinde, borcun sebebinin ... vade tarihli, ... TL. ödenmeyen çek olarak gösterildiğini; itirazın iptali davasının, icra takibindeki borç sebebiyle sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğunu; davacının icra takibinde ileri sürmediği borç sebebini itirazın iptali davasında ileri sürülemeyeceğini; davacının icra takibindeki borç sebebini işbu davada genişletmesine kesinlikle muvafakatlerinin bulunmadığını; Yargıtay içtihatlarında durumun sabit olduğunu; “..Kanuni ibraz süresi olan 10 gün içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmeyen çek kambiyo senedi vasfını yitirir. Bu nedenle alacaklı müracaat hakkını kaybeder, Yargıtay içtihatları uyarınca kambiyo senedi vasfını yitiren çek adi senede dahil dönüşmez, ancak yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olabilir. ..” denilmekte olduğunu; ... vade tarihli çekin, davacı ... tarafından, kanuni ibraz süresi olan 10 gün içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmediğinden kambiyo senedi vasfını yitirdiğini; kambiyo vasfını yitiren çek nedeniyle alacaklı müvekkiline müracaat hakkını da yitirmiş olduğunu; müvekkili ile alacaklı olduğu iddiasındaki davacı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını; müvekkilinin davacıya da borcunun olmadığını; müvekkili ...'ün davacıya herhangi bir borcu olmadığından işletilen ve işletilmesi talep edilen faize de açıkça itiraz ettiklerini; çek üzerinde yapılacak basit bir inceleme ile çekteki ödeme tarihinin değiştirildiğinin tespit edileceğini; bu nedenle çek üzerindeki imza ve yazılara da itiraz ettiklerini; bu nedenlerle davacının davasının reddine, davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini, talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalı ... ve dava dışı şirket aleyhine Antalya ... İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas .../... karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, kararın ... tarihinde kesinleştiği ve dosyanın Mahkememiz esasına kaydedildiği görülmüştür. Antalya ... İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı takip dosyasının celp ve incelenmesinde ; alacaklı ... tarafından davalı ... ve dava dışı ... aleyhine ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, takip dayanağının ... vade tarihli ... TL tutarlı ödenmemiş çek olduğu, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... vade tarihli ... TL tutarlı çeke dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemi olduğu nazara alındığında; Türk Ticaret Kanunu'na 06/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkındaki Kanunun 20. maddesi ile eklenen 5/A mad gereğince TTK nun 4 maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirilmiştir. Davacı tarafın görevsizlik kararı verilen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iş bu davanın açılmasından önce Antalya Arabuluculuk Bürosu'nun .../... numaralı dosyası ile arabuluculuk yoluna başvurduğu, tarafların anlaşamaması üzerine ... tarihli son tutanağın düzenlendiği görülmüştür. Arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde; tarafların iş bu davanın tarafları ile aynı olduğu arabuluculuk konusu uyuşmazlığın "kıymetli evraktan kaynaklanan uyuşmazlık" olarak gösterildiği, son tutanakta uyuşmazlık ilgili başkaca bir ibarenin yer almadığı görülmektedir. Arabuluculuk ile ilgili 6325 sayılı Kanun'da başvurunun kapsamı ve başvurunun şekline dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple başvuru esnasında dile getirilmeyen bir alacak kaleminin görüşmeler kapsamında talebe konu edilmesi her zaman mümkün olduğu gibi müphem durumlar olması halinde ise uyuşmazlığın kapsamı arabulucu tarafından belirlenir. Zira arabuluculuk faaliyeti bir yargılama faaliyeti olmadığından görüşmeler sırasında talepler artırılabilir, değiştirilebilir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 17/2. maddesinde "Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır" şeklinde düzenlemeye yer verilerek son tutanağın arabulucu tarafından düzenleneceği açıkça kurala bağlanmıştır. 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 23/3. maddesinde, başvurunun dilekçe ile veya bürolarda bulunan formların doldurulması suretiyle yahut elektronik ortamda yapılabileceği belirtilmiştir. Yönetmeliğin 20. maddesinde arabuluculuğun sona ermesi düzenlenmiş olup, bu maddenin (3). bendinde arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına tarafların karar vereceği ancak arabulucunun bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapacağı belirtilmiştir. Şu hale göre son tutanağın tarafların beyanına göre oluşturulması asıl ise de, arabulucunun görevleri arasında tutanağın içeriği ve düzenlenme şekli konusunda tarafları bilgilendirmesi de gerekir. Somut uyuşmazlıkta, arabulucu tarafından düzenlenen son tutanakta uyuşmazlığın neye ilişkin olduğu hangi taleplerin müzakere edildiği açıkça belirtilmemiştir. Tutanak içeriğinin dava şartını karşılayıp karşılamadığı noktasında arabulucunun toplantıya katılan taraflara bilgilendirme yapıp yapmadığı hakkında ise, tutanak içeriğinde bir açıklama yoktur. Dava şartı olarak arabuluculuğun ağır koşullara bağlanması ve birkaç defa bu yola başvurulmasının gerekliliğine dair uygulama, tazminat ve alacaklar yönünden alacağın kısmen zamanaşımına uğramasına, birden fazla arabuluculuk ücretlerinin yargılama giderlerine eklenmesiyle bu yöndeki sorumluluğun taraflara paylaştırılmasında tereddütlere ve en nihayet arabulucunun sorumluluğuna neden olabilecektir. Bu tür anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmelidir. Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk uygulamalarında başlangıçta, hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan bu tür hatalar, tarafların mağduriyetlerine sebebiyet verdiği gibi, arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı şekilde uygulanmasına da engel olmaktadır. Bu sebeple, yönetmeliğin yürürlüğe girdiği ve aksaklıkları gidermek amacı ile uygulamaya sokulan, arabuluculuğa hangi konularda başvurulduğuna ilişkin “başvuru formu“ uygulamasının başladığı ... tarihine kadar; arabuluculuk anlaşamama tutanağında, arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden, soyut ifadeler kullanılmış ise, başvuru formu getirtilip, talepler açık açık belirtilmiş ise talep formunda belirtilen alacakların görüşmelere konu edildiği, açıkça belirtilmemiş ise taraflar arasındaki uyuşmazlığın tamamının arabuluculuğa konu edildiği kabul edilmelidir. Başka bir deyişle "başvuru formu" uygulamasının başladığı ... tarihi milat kabul edilerek, bu tür uygulama hataları aşılmalı ve arabuluculuk müessesesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanmalıdır. Başvuru formu uygulamasının başladığı ... tarihinden sonraki başvurularda; arabuluculuk anlaşamama tutanağında, arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmemişse, başvuru formu ya da dilekçesi içeriğine itibar edilerek sonuca gidilmelidir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 07/05/2019 tarihli ve 2019/3610 esas, 2019/10073 karar sayılı kararı). Bu bağlamda, uyuşmazlığa konu ... tarihli arabuluculuk son tutanağında kıymetli evrakın içeriğinin gösterilmediği, davaya konu olan takip dosyasına atıf yapılmadığı, uyuşmazlığı neye ilişkin olduğu dahi belirtilmediği, yalnızca kıymetli evraktan kaynaklanan uyuşmazlık denilmekle yetinildiği görülmüştür. 09/12/2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazetenin 20. Maddesi ile yürürlüğe giren ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesine eklenen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak düzenlenmiştir. HMK 115/1 maddesinde; "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilir." HMK 115/2 maddesinde; "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." düzenlemelerine yer verilmiştir. Buna göre, her ne kadar davacı tarafça Antalya ... İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemiyle iş bu dava açılmışsa da taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava dilekçesindeki beyanlara ve Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas .../... karar sayılı ilamına göre göre kambiyo senedinden kaynaklandığı, takibe konu alacakla ilgili uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Yukarıda da yer verildiği üzere ticari davalarda zorunlu olan arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun yapılmaması ve mevcut son tutanak ile nelerin müzakere edildiği hususunun belirlenmesinin mümkün olmaması hususları göz önüne alındığında usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusunun yapıldığından söz etmek mümkün değildir. Bu doğrultuda dava şartı arabuluculuğun davanın açılmasından önce usulüne uygun olarak yerine getirilmediği ve dava şartının gerçekleşmediği kanaatine varıldığından davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların arasında dava şartı olan Arabuluculuk işlemlerinin usulüne uygun olarak yerine getirilmemiş olduğu anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken ... TL karar ve ilam harcının , davacı taraftan peşin alınan ... TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştikten sonra ilgili taraflara iadesine, 06/04/2021
Katip ... E imzalı
Hakim ... E imzalı