İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/868 E. 2025/1252 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/868
Karar No
2025/1252
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/868 Esas KARAR NO : 2025/1252

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/12/2020 KARAR TARİHİ : 20/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... A.Ş’nin (“...”) 77 çalışanını son 9 ayda ayartarak kendi bünyesinde çalışmaya teşvik etiği ve kendi şirketinde işe başlanmasını sağladığı, Davacı şirketin 8 çalışanının kendilerine ait gizli bilgi ve ticari sırlarını e-posta yolu ile müvekkili şirkete gönderdikleri, Bu 8 çalışanın sözleşmelerinin feshedilmesini takiben, söz konusu 8 çalışan arasında 6 çalışanı müvekkili şirket bünyesinde çalışmaya başladığı, Davacı şirketin atılan köpüklerini müvekkili şirket çalışanlarının aldığı, Bu kapsamda, davacı müvekkili şirketin işgücünde kayıp ve düşüş yaşandığı, müşteri portföyünde daralma ve gelir kaybı meydana geldiğini, şirketleri nezdinde maddi zarar doğduğu ve doğmaya devam ettiği, Bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, zararın tespiti ,zararlarının tazmini, haksız rekabetin önlenmesi v.s ihtiyati tedbir suretiyle istenmiş olduğunu ve Söz konusu iddialara ve taleplere katılmasının mümkün olmadığını ve Söz konusu talepler müvekkili açısından hukuka uygun talepler olmadığı gibi haksız ve mesnetsiz talepler olduğunu ve Müvekkili ...A.Ş., 24.09.2018 faaliyete geçmiş bölgesel bazda ilaç depoculuğu faaliyeti yürüten bir firma olduğunu ve İddia ettiği üzere TTK 54. Ve devamı maddelerine aykırılık teşkil edecek hiç bir eylemi olmadığı gibi bu yöndeki tüm suçlamalar iftira niteliğinde olup haksız ve mesnetsiz olduğunu ve Davacı taraf dilekçelerinde, Müvekkili şirketin 77 çalışan ayrılmış olup, söz konusu çalışanların davalı şirkette çalıştığına dair duyumlar alınmış olduğunu beyanıyla davalarını veriler üzerine değil duyumlar ve soyut iddialar üzerinden açtıkları açıkça görülmekte olduğunu ve Müvekkili ... A.Ş., 24.09.2018 faaliyete geçmiş bölgesel bazda ilaç depoculuğu faaliyeti yürüten bir firma ve İddia ettiği üzere TTK 54. Ve devamı maddelerine aykırılık teşkil edecek hiç bir eylemi olmadığı gibi bu yöndeki tüm suçlamalar iftira niteliğinde olup haksız ve mesnetsiz olduğunu ve Davacı taraf dava dilekçelerinde, 77 çalışanını çok kısa süre içerisinde müvekkili şirketin bünyesinde çalışmak üzere ayarttığı iddia edilmiş ve Oysa celp edilecek SGK kayıtlarında da görüleceği üzere müvekkili .... faaliyete geçtiği 2018 yılından itibaren ... deposunda çalışan belirtilen sayıda bir çalışanı bünyesinde çalıştırmadığını ve Müvekkili şirket bünyesinde iddia edildiği üzere davacı firmada çalışmış 77 nitelikli çalışan hiçbir zaman olmadığını ve Ancak belirtilenin çok altında daha önce davacı firmada çalışmış ve herhangi bir nedenle ayrılmış veya ayrılmak zorunda kalmış elemanların iş başvurusu üzerine işe alınanlar mevcut olduğunu ve Ancak bir kez daha belirtmekte yarar gördüğü üzere ne belirtilen miktar doğru nede müvekkili firmanın elemanlarını ayarttığı iddiası gerçeği yansıtmadığını ve Davacı şirketin ücret politikaları veya diğer nedenlerle ayrılan veya ayrılmak zorunda kalan çalışanlar kendi iş kollarında iş aramakta ve doğal olarak ta sektördeki diğer dava dışı şirketlere de başvuru yaptıkları gibi müvekkili şirkete de iş başvurusu yapmakta ve yasal çerçeve içinde yapılan bu başvurular müvekkili şirketin insan kaynakları departmanı tarafından değerlendirmekte ve ihtiyaç duyulan elemanlar hangi firmadan geldiğine bakılmaksızın işe alınmakta ve Nitekim müvekkili firmanın çalışanlarının büyük kısmı davacı firma dışında sektörün başka firmalarında çalışmış kişiler olduğunu ve Müvekkili firma faaliyete geçtikten sonra davacı firmadan herhangi bir sebeple ayrılmış ve müvekkili firma bünyesinde çalışmaya başlamış çalışanların oranı toplam çalışan içinde çok küçük olduğunu ve Hal böyle iken davacının somut verilere dayanmayan iddiaları ispata muhtaç olduğu gibi davacı taraf sektördeki dava dışı diğer firmalara da bu suçlamaları yöneltip dava açmaları tutarlılık açısından gerektiğini ve Davacı Şirket birkaç yıl önce isim değişikliğine giderek ... A.Ş. adını almış ve Öncelikle 2013 yılı içinde davalı şirketin hisselerinin tamamı.... tarafından satın alınmış ve oluşturulan yeni yönetim çok ciddi bir şekilde eski personelin tasfiye sürecini başlatmış ve Bu doğrultuda davalı şirket ve bağlı şirketlerde çok sayıda çalışanın iş akdi, ya ciddiye alınmayacak iddialar ve çeşitli nedenlerle feshedilmiş yada haksız uygulamalar ve ayrımcılıklar nedeniyle çalışanlar tarafından haklı olarak feshedilmiş olup bu hususta davacı şirkete ve bağlı kuruluşlarına karşı açılmış Türkiye genelinde yüzün üzerinde bireysel ve toplu davalar mevcut olduğunu ve Bu tasfiyeler ne yazık ki halen devam etmekte ve Bu nedenle 2013 yılından itibaren davacı şirkete ve bağlı olduğu .... A.Ş aleyhinde çalışanları tarafından İş Mahkemelerinde açılmış dava sayısının celbi ile dava nedenleri hakkında beyanda bulunmaları halinde davacı firmanın çalışanlarına uyguladığı, haksız uygulamalar, ayrımcılıklar ve ücret ödemeden yapılan fazla çalışmalar nedeniyle mutsuz oldukları ve bu nedenle ayrıldıkları ve/veya ayrılmak zorunda bırakıldıkları tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacağını ve Davacı firma hakkında açılan, halen devam eden ve Yargıtay’da onanarak kesinleşen iş davalarının kayıtlarının celbini sayın mahkemeden talep etmekte olduğunu ve Davacı ... Ecza deposunun açtığı davada dayandığı sayı ve iddiaları kabul etmemekle birlikte ve kabul anlamına gelmemek üzere bir an için doğru olduğunu varsaysak bile kendilerinin de belirttiği üzere davanın amacı; Pazar payı %2’yi bile bulmayan bölgesel olarak çalışan müvekkili ... üzerinden çalışanlarına gözdağı vermek olduğunu ve Ancak gerek iç hukuk gerekse uluslar arası sözleşmeler bu tür kötü niyetli girişimlere cevaz vermediğini ve davacı tarafın dilekçelerinde örnek olarak verdiği 7 kişiden biri müvekkili şirkete çalışmamakta diğerleri ise farklı zaman aralıklarında yasal olarak tazminatlarını aldıktan sonra ayrılmış ve bilahare en tabii hakları olarak daha iyi koşullarda çalışmak için müvekkili şirkete başvuru yapmış ve uygun olanlar müvekkili şirket tarafından istihdam edilmiş ve Davacı taraf iş bu davaya konu olarak aşağıda belirtilen isimleri saymış VE Dilekçelerinde sayabildikleri 7 kişi ile yine dilekçelerindeki kendi anlatımlarıyla 11 ülkede 300’den fazla dağıtım merkeziyle en büyük küresel toptan ilaç satış ve dağıtım ağlarını barındıran Türkiye’de %30 civarında Pazar payı olan şirketlerinin yasal olarak ayrılan birkaç çalışanla neredeyse yıkıma uğradığını iddia etmeleri hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi söz konusu iddialar tam bir ironi olup iddialarının değersizliğini kendi delilleriyle ispatlamış olduğunu ve Aşağıdaki açıklamalarda görüleceği üzere gerek söz konusu çalışanların ayrılışı, gerekse işe alınmalarında hiçbir yasa dışı işlem olmayan çalışanlar kendi beyanlarıyla da belirtikleri üzere farklı zamanlarda işten ayrılanları sanki aynı zamanda ve topluca ayrılmış olarak lanse etmek tamamen kötü niyetle açıklanabileceğini ve Davacı tarafın dilekçelerinde saydıkları kişilerden; ... müvekkili şirkette herhangi bir başvurusu olmadığı gibi iddianın aksine müvekkili şirkette çalışmadığını ve ... 09.12.2019, ... 02.01.2020... 13.01.2020,... 02.07.2020,... 02.07.2020, ... 18.07.2020 tarihlerinde müvekkili şirkette işe başlamış olup Davacı tarafın oluşturmaya çalıştığı algının aksine özelikle belirttiği kişiler farklı tarihlerde bireysel tercihlerini kullanarak müvekkili şirkette çalışmaya başlamış ve Yukarıda davacının kendi örneklerinde de görüleceği üzere toplu halde bir işe başlama olmayıp farklı tarihlerde farklı gerekçelerle ayrılan çalışanların tercihleri söz konusu olduğunu ve Yine dava dilekçesinde ...'ın Davacı firmada 1.5 yıl çalıştığını beyan etmelerine rağmen söz konusu çalışan kendi dilekçelerinde belirtikleri giriş çıkış kayıtlarında 6 ay çalıştığı görülmekte ve Dolayısıyla şirketlerinde 6 ay çalışmış bir çalışanın bile ayrılmasına tahammül edemeyen ve bu nedenle zarara uğradıklarını iddia eden davacı tarafın iddialarının ne kadar hayatın gerçekliğinden uzak olduğu ortaya çıkmakta olduğunu ve davacı 8 eski çalışanının gizli bilgilerini davalı şirkete gönderdiği’ni iddia etmiş ve Davacı taraf dava dilekçelerinde tüm iddiaları gibi haksız ve mesnetsiz iddialara da bulunarak 01.02.2020 tarihinde Beylikdüzü şubelerinde gizli bilgileri ve belgeleri davalı şirket çalışanlarına izinsiz olarak aktardıkları iddia edilmiş ve Öncelikle belirtmekte gerekir ki müvekkili şirket bahsi geçen bilgilere ihtiyacı olmadığı gibi herhangi bir bilgi ve talimatı da olmadığını ve Dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla eski çalışanların eski alışkanlıklarıyla bir birleriyle yaptığı yazışmalar olduğunu ve Davacı tarafın verdiği bilgiler çerçevesinde yapılan yazışmalara bakıldığında yazışmaların herhangi bir sır niteliğinde olmadığı gibi sektörde herkesçe bilinen aleni ufak bir araştırma ile ulaşılabilecek yazışmalar olduğu görülmekte ve Davalı müvekkili belirtilen bilgi ve belgelere ihtiyacı olmadığı, herkesin kolayca ulaşabileceği bilgiler olduğu, sorulması halinde sektörle uğraşan herkes tarafından teyit edileceğini ve Davacı taraf haksız ve mesnetsiz davalarına gerekçe uydurmak için şoför olarak çalışan çalışanın değersiz boş yazışmalarından bile medet ummakta olduğunu ve gizli bilgilerini gönderdikleri gerekçesiyle sözleşmeleri fesh edildiği iddia edilen çalışanların hiçbiri müvekkili şirkette çalışmadığını ve Davacı taraf dava dilekçelerinde yukarıda belirttiği üzere tüm iddiaları gibi haksız ve mesnetsiz iddialara da bulunarak 01.02.2020 tarihinde Beylikdüzü şubelerinde gizli bilgi ve belgeleri gönderdikleri iddiasıyla işten çıkarttıkları dilekçede isim verilerek sayılan (..,..,..,...,...) 8 çalışanın hiç birisi iddia ettikleri gibi müvekkili ile bir ilişkisi olmayıp şirket bünyesinde çalışmadığını ve DAVACI taraf beylikdüzü şubesinden birtakım köpük atıklarının müvekkil şirket çalışanları tarafından çöpten alınarak götürüldüğü iddia edilmiş olduğunu ve Haksız ve mesnetsiz davalarına dayanak oluşturmaya çalışan davacı taraf (anlamlı maddi değeri olmayan saklama köpüklerinin) müvekkili şirket çalışanları tarafından alındığı iddiasında bulunmuş ve Müvekkili şirketin böyle bir iddiayla ilgisi ve bilgisi olmadığı gibi davacı tarafın bu durumda yapacağı en doğru işlem sorumlular hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunmak olduğunu ve Oysa müvekkili şirkete ve çalışanlarına bu yönde bir suçlama yapılmadığı gibi bu yönde bir bildirimleri de olmadığını ve Global ölçekte çalışan yaklaşık %30 pazar payı bulunan davacının, %2 pazar payı bulunan bölgesel ölçekte çalışan müvekkili şirket tarafından haksız rekabet sonucu zarara uğratıldığı iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve Davacı taraf dava dilekçelerinde de belirttiği üzere, davacı ... Deposu dünya çapında faaliyet gösteren ...gurubuna dahil olup dünyanın en büyük toptan ilaç satış ve dağıtım ağlarından birine sahip ve Yine kendilerinin belirttiği üzere 11 ülkede 300’den fazla dağıtım merkeziyle en büyük küresel toptan ilaç satış ve dağıtım ağlarına sahiplik etmede ve bu kapsamda Türkiye’de, iş hacmi, ürün/hizmet yelpazesi ve yaklaşık %30 (otuz) civarında pazar payıyla ilaç dağıtımı, satışı ile sektörün önde gelen şirketlerinden olduğu halde yine aynı sektörde coğrafi olarak sadece İstanbul’un bazı ilçelerinde faaliyet gösterebilen, iş hacmi, ürün/hizmet yelpazesi ve yaklaşık olarak %2 (iki) civarındaki Pazar payıyla davalının doğrudan rakibi olduğu, haksız rekabet ile zarara uğratıldığı iddiaları akıl dışı bir tanımlama olup hayatın olağan akışına açık bir şekilde aykırı, kendi içinde sorunlu ve çelişkili bir iddia olduğunu ve Türkiye’de ilaç dağıtım ve satış ruhsat sahibi 500 civarında firma faaliyet gösterirken davacının cirosundaki düşüş olduğunu iddia ederek müvekkili firmayı sorumlu göstermesi akıl dışı olup her türlü izahtan uzak bir iddia ve türkiye ilaç pazarında ölçüm yapan ıms verilerinin celbini talep Ettiğini ve Türkiye’de gerek kutu bazında gerekse Ciro bazında ölçüm yapan IMS verileri incelenmesi halinde davacı firmanın, davalı ... kurulduğu 2018 yılından itibaren gerek kutu gerekse ciro bazında bir gerileme olmadığı aksine Pazar payını arttırdığı görüleceğini ve Yine Serbest piyasanın hakim olduğu ülkemizde sektöre katılan her aktör yeni Pazar yaratamayacağına göre sektörde ki diğer aktörlerden kendi çapı oranında bir pay alacağı açık ve Nitekim müvekkili ...’ da açıldıktan sonra var olan pazardan % 2 civarında bir pay almış ve Ancak bu %2’lik pay faaliyet gösterilen bölgedeki tüm aktörlerden alınmış toplam bir pay odluğunu ve Bu payı davacı firmanın iş bu dava konusu yaptığı üzere sadece kendilerinden alınmış bir Pazar payı olarak göstermesi eşyanın ve piyasanın tabiatına aykırı, piyasanın gerçekleriyle uyuşmayan bir iddia olduğunu ve Davacı ... deposundan memnun olmadığından veya başka sebeplerle ayrılan onlarca çalışan sektörde ki diğer firmalara ve özellikle pazar payında lider olan ... Deposuna geçtiği de bilinmesine rağmen, bu firmalara karşı herhangi bir dava açılmadığını ve Eğer iddia ettikleri gibi bir zarar varsa en başta çalışanlarının gittiği ... Deposuna da dava açması gerektiğini ve Oysa, davacı taraf işin kolaycılığına kaçarak sektörün liderine dava açma yerine yeni kurulmuş kendilerine göre her bakımdan çok küçük ölçekteki firma üzerinden çalışanlarına ve diğer küçük ölçekli depolara göz dağı vermek amacı taşıyan iş bu haksız ve mesnetsiz davayı açmış olduğunu ve davacı şirketin defter ve kayıtlarının celbi ile yeni yönetimin şirketi devr aldığı 2013 yılından itibaren davacı şirket bünyesinden;ayrılan çalışan sayısı, çalışanlar tarafından açılan dava sayısı,halen devam eden iş davası sayısı, kesinleşen dava sayısı,davalı müvekkili şirketin açıldığı tarihten itibaren davacı şirketin pazar ve ciro verilerinin,davanın açıklığa kavuşması açısından davacı şirketin defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi elzem ve bu nedenle yukarıda belirtilen talepler yönünden davacı defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının yasaya aykırı haksız ve mesnetsiz iddiaları ile ilgili maddi ve manevi tazminat talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; Davalının tüm taleplerinin reddine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf dava dilekçelerinde, 77 çalışanını çok kısa süre içerisinde müvekkil şirketin bünyesinde çalışmak üzere ayarttığı iddia edildiğinin, Oysa celp edilecek SGK kayıtlarında da görüleceği üzere müvekkil ... faaliyete geçtiği 2018 yılından itibaren ... deposunda çalışan belirtilen sayıda bir çalışanı bünyesinde çalıştırmadığının, Müvekkil şirket bünyesinde iddia edildiği üzere davacı firmada çalışmış 77 nitelikli çalışan hiçbir zaman olmadığının, ancak belirtilenin çok altında daha önce davacı firmada çalışmış ve herhangi bir nedenle ayrılmış veya ayrılmak zorunda kalmış elemanların iş başvurusu üzerine işe alınanların olduğunun, ancak bir kez daha belirtmekte yarar gördüğümüz üzere ne belirtilen miktar doğrudur ne de müvekkil firmanın elemanlarını ayarttığımız iddiası gerçeği yansıttığının, davacı şirketin ücret politikaları veya diğer nedenlerle ayrılan veya ayrılmak zorunda kalan çalışanlar kendi iş kollarında iş aramakta ve doğal olarak da sektördeki diğer dava dışı şirketlere de başvuru yaptıkları gibi müvekkil şirkete de iş başvurusu yapmakta ve yasal çerçeve içinde yapılan bu başvurular müvekkil şirketin insan kaynakları departmanı tarafından değerlendirmekte ve ihtiyaç duyulan elemanlar hangi firmadan geldiğine bakılmaksızın işe alındığının, nitekim müvekkil firmanın çalışanlarının büyük kısmı davacı firma dışında sektörün başka firmalarında çalışmış kişiler olduğunun, müvekkil firma faaliyete geçtikten sonra davacı firmadan herhangi bir sebeple ayrılmış ve müvekkil firma bünyesinde çalışmaya başlamış çalışanların oranı toplam çalışan içinde çok küçük olduğunun, hal böyle iken davalının somut verilere dayanmayan iddiaları ispata muhtaç olduğu gibi davacı taraf sektördeki dava dışı diğer firmalara da bu suçlamaları yöneltip dava açmaları tutarlılık açısından gerekmez miydi Nitekim söz konusu raporda, " davacı şirket bünyesinde çalışan çok fazla (örneğin davacının iddia ettiği gibi 77 adet) nitelikli çalışanın (müdür, şef, uzman vb.), davalı şirket tarafından davacı şirkete nazaran daha elverişli çalışma ortamı (maaş vb.) teklif edilmesi neticesinde, kısa bir zaman dilimi içinde (kısa aralıklarla), davacı şirketten ayrılmış ve akabinde hemen davalı şirkette çalışmaya başlamış olduğunu ispata yönelik “delillerini teker teker ve sıralı şekilde sunduğu” ve “hangi delili ile neyi ispat ettiğini açıkladığı” takdirde, davacının iddiası tekrar değerlendirebileceğinin, raporun değerlendirme kısmının 3.maddesinde; "Davacıya ait işletmenin, “ilaç üreten bir işletme” olmayıp, “ilaç dağıtan ve satan bir işletme” şirket olduğu anlaşıldığından; davacının işletmesine ait “iş sırlarının”, davalı şirket tarafından davacı şirketin çalışanları vasıtasıyla ele geçirilmiş olması haksız rekabet teşkil edeceğinin, şu halde, eğer davalı şirket, davacı şirket bünyesinde çalışan işçiler vasıtasıyla (onları yönlendirmek suretiyle) davacı şirketin iş sırlarını ele geçirmiş ise, davalının davacıya karşı TTK.md.55/1/b/3 uyarınca haksız rekabette bulunduğu kanaatimizce kabul edilebileceğinin, devamla, ancak taraflarına tevdi edilmiş olan dava dosyası içeriğinde yer alan deliller ve raporumuzun Mali ve Teknik Kısmındaki tespitler incelendiğinde; davalı şirketin, davacı şirket bünyesinde çalışan işçiler vasıtasıyla (onları yönlendirmek suretiyle) davacı şirketin iş sırlarını ele geçirmiş olduğu hususu şu an itibariyle bir kanaate ulaşılamadığının, dolayısıyla da davalının davacıya karşı, davacının iddia ettiği gibi davranışlarla haksız rekabette bulunduğu yönünde bir kanaate şu an itibariyle ulaşılamadığının, Davacı, davalının davacı çalışanlarını davacı şirketin “iş sırlarını ve gizli belgelerini” iletmeye yönelttiği hususunu ispata yönelik “delillerini teker teker ve sıralı şekilde sunduğu” ve “hangi delili ile neyi ispat ettiğini açıkladığı” takdirde, davacının iddiası tekrar değerlendirebileceğinin, bulunarak davacı şirketin iddialarını dosyaya sunduğu delillerle ispatlayamadığını çok açık bir şekilde tespit ettiğinin, nitekim, cevap dilekçemizde de belirtiğimiz üzere; Davacı tarafın verdiği bilgiler çerçevesinde yapılan yazışmalara bakıldığında yazışmaların herhangi bir sır niteliğinde olmadığı gibi sektörde herkesçe bilinen aleni ufak bir araştırma ile ulaşılabilecek yazışmalar olduğu görüldüğünün, davalı müvekkilin belirtilen bilgi ve belgelere ihtiyacı olmadığı, herkesin kolayca ulaşabileceği bilgiler olduğu, sorulması halinde sektörle uğraşan herkes tarafından teyit edileceğinin, davacı taraf haksız ve mesnetsiz davalarına gerekçe uydurmak için şoför olarak çalışan çalışanın değersiz boş yazışmalarını bile sayın mahkemeye ticari sır olarak sunduğunun, davacının bilirkişi raporuyla da iddialarını kanıtlayamadığı çok açık bir şekilde belirtilen haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. 08/03/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; "Davacı; davalı şirketin, davacı şirketin 77 adet nitelikli çalışanını çok kısa aralıklarla davalı şirket bünyesinde çalışmaları için ayarttığı ve bu kişilerin davacı şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladıkları yönünde ciddi duyumlar alındığını; ayartılan bu kişilerin, davacı şirketin “know-how’ına” ve “ticari sırlarına” kolayca erişebilecek durumda olduklarını, iddia ettiğinin, TTK.md.54/2’de, genel olarak hangi davranış ve uygulamaların haksız rekabet oluşturduğu belirtilmiştir. Bu hükme göre; rekabet hakkının dürüstlük kurallarını aykırı şekilde kullanılmasını oluşturan davranışlar veya uygulamalar genel olarak haksız rekabet teşkil ettiğinin, TBK.md.55’de ise, haksız rekabet oluşturan bazı davranış ve uygulamalar özel olarak sayıldığının, bu maddede sayılan hallerden birinin söz konusu olduğu durumlarda, haksız rekabetin var olduğu, yani rekabet hakkının dürüstlük kurallarını aykırı şekilde kullanılmasını oluşturan davranış veya uygulamanın mevcut olduğu varsayılacağının, bu madde sayılan haller her halükarda, yani rekabet hakkının dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullanılıp kullanılmadığına bakılmaksızın (bu hususun araştırılmasına gerek olmaksızın) haksız rekabet oluşturacağının, TBK.md.55’de özel olarak sayılmış olan haksız rekabet halleri arasında, bir kişinin başka bir kişinin çalışanını veya çalışanlarını “ayartması” (kendi bünyesinde çalışmaya yönlendirmesi, kendi bünyesine transfer etmesi) sayılmadığının, Bunun sebebi, kanunkoyucunun bu davranışı, “tek başına” (yani başka unsurları barındırmakdıkça) bir haksız rekabet olarak görmemiş olduğunun, ayartma eylemine uygulamada sıkça rastlandığının, eğer kanun koyucu bu eylemi “tek başına” bir haksız rekabet olarak görseydi, bu eylemi TTK.md.55’de özel olarak sayacağının, bu durum karşısında, ayartma eylemi tek başına haksız fiil teşkil etmeyecek, ancak TTK.md.54/f.2de belirtildiği şekilde, ayartma eylemi somut olayda dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu takdirde, yani dürüstlük kuralına aykırılık unsurunu bünyesinde barındırdığı takdirde, haksız rekabet oluşturacağının: Eğer davacı şirket bünyesinde çalışan çok fazla (örneğin davacının iddia ettiği gibi 77 adet) nitelikli çalışan (müdür, şef, uzman vb.), davalı şirket tarafından davacı şirkete nazaran daha elverişli çalışma ortamı (maaş vb.) teklif edilmesi neticesinde, kısa bir zaman dilimi içinde, davacı şirketten ayrılmış ve akabinde hemen davalı şirkette çalışmaya başlamışsa, davacının davalıya karşı TTK.md.54/f.2 uyarınca haksız rekabette bulunduğu kabul edilebileceğinin, takdiri tamamen Mahkemeye ait olduğunun, ancak tarafımıza tevdi edilmiş olan dava dosyası içeriğinde yer alan deliller ve raporun Mali ve Teknik Kısmındaki tespitler incelendiğinde; davacı şirket bünyesinde çalışan çok fazla (örneğin davacının iddia ettiği gibi 77 adet) nitelikli çalışanın (müdür, şef, uzman vb.), davalı şirket tarafından davacı şirkete nazaran daha elverişli çalışma ortamı (maaş vb.) teklif edilmesi neticesinde, kısa bir zaman dilimi içinde (kısa aralıklarla), davacı şirketten ayrılmış ve akabinde hemen davalı şirkette çalışmaya başlamış, olduğu hususu tespit edilemediğinin, dolayısıyla da davacının haksız rekabet niteliğinde bir eylemde bulunduğu hususu tespit edilememiş ve davalının davacının çalışanlarını ayartmak suretiyle haksız rekabette bulunduğu yönünde bir kanaate şu an itibariyle ulaşılamadığının, davacı, davacı şirket bünyesinde çalışan çok fazla (örneğin davacının iddia ettiği gibi 77 adet) nitelikli çalışanın (müdür, şef, uzman vb.), davalı şirket tarafından davacı şirkete nazaran daha elverişli çalışma ortamı (maaş vb.) teklif edilmesi neticesinde, kısa bir zaman dilimi içinde (kısa aralıklarla), davacı şirketten ayrılmış ve akabinde hemen davalı şirkette çalışmaya başlamış olduğunu ispata yönelik “delillerini teker teker ve sıralı şekilde sunduğu” ve “hangi delili ile neyi ispat ettiğini açıkladığı” takdirde, davacının iddiası tekrar değerlendirilebileceği" şeklindeki görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. 25.05.2024 tarihli bilirkişi Ek Raporunda özetle; "Davacı şirketin Ticari Defterlerinin incelenmesi: ticari defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64, 65, 66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı, Davalı şirketin Ticari Defterlerinin incelenmesi: ticari defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64, 65, 66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; Yerinde yapılan incelemede davacı şirket tarafından tarafımıza ciro kaybına ilişkin tablo sunulmuş ve tablonun mali kayıtlardan bağımsız olarak üçüncü bir kuruluş tarafından düzenlenmiş olduğu, Ciro kaybına örnek olarak yukarıdaki tabloda ilk sırada bulunan personel ...’ in üzerinden gidilecek olursa; personel ...’ in 11.09.2020 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başladığı, ...’ in davacı ... firmasında çalışmakta iken muhatap olduğu 6 adet eczanenin davalı şirkete geçtiği, bu eczanelerin geçişinden kaynaklı tahmini olarak 1.387.500,00 TL ciro kaybı yaşandığı beyan edildiğinin, diğer personeller içinde aynı şekilde hesaplama yapıldığı beyan edildiğinin, buna göre davacı şirketten ayrılarak davalı şirkete geçen personellerin satış departmanında farklı görevlerde çalıştığı ve bu personellerin gidişinden kaynaklı olarak müşteri eczanelerde de kayıplar yaşandığı ve davacı şirketin 78.766,667,00 TL ciro kaybı yaşadığını belirttiğinin, ancak yerinde yapılan incelemede mali bilirkişiye sunulan Kurumlar Vergisi Beyannameleri incelendiğinde şirkette yıldan yıla elde edilen kar tutarının arttığı ve KV beyannamelerinden davacı şirketin herhangi bir kaybı olmadığı, Davacı şirketin müşteri ilişkilerine, iş sırlarına vakıf olan ve sır saklama yüüğü altında görev yapan çok sayıda personelinin davalı şirkete transfer edildiği ve bunun etkisiyle davacı şirketle çalışan 229 eczanenin davalı şirketle çalışmaya başladığı tespit edildiğinden davalı şirketin buna yönelik tespit edilen eylemlerinin, “Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek” başlıklı TTK.m.55/1/b/1-2-3 ve TTK.m.54/2 kapsamında haksız rekabet oluşturabileceği, davacı şirketin hesaplanan ciro kaybının maliyetler ve giderler düşüldükten sonra kalan tahmini brüt kar kaybına ilişkin tarafımıza sunulan tablo üzerinden şube bazlı olarak hesaplama yapılmış olup şubelerin brüt kâr yüzdelerinin ortalaması alınıp bu ortalama yüzde ile tahmini ciro kaybı üzerinden brüt kârlılık hesaplaması yapılmıştır. Buna göre, 2019-2020 yıllarının ortalama brüt kârlılık oranı % 6,5 ve 2019-2020 yılları tahmini brüt kâr kaybı ise 5.152.095,00 TL olarak hesaplandığı" şeklinde görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. Bilirkişi heyetinin 14/07/2025 tarihli 2. Ek raporunda; tarafların, 25.05.2024 tarihli Ek Rapor’a yönelik beyan ve itirazları incelenmiş olup, kök ve ek rapordaki inceleme, tespit ve hesaplamalarda bir değişiklik olmadığı mahkememize sunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; haksız rekabetin tespiti, men'i ve haksız rekabet nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemlidir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Türk ticaret Kanunu kapsamında davalının haksız rekabetinin tespiti önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile tazminat istemine dayalı dava olduğu görüldü. 6102 sayılı Kanun'un haksız rekabete ilişkin 54. Maddesi şu şekildedir: "MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Bilindiği üzere ülkemizde serbest piyasa ekonomisi uygulanmakta olup, çalışma ve sözleşme hürriyeti 1982 Anayasası ile güvence altına alınmış, devletin serbest piyasa ve piyasaya katılanlar arasında rekabeti bozucu iş veya işlemlere müdahale edebileceği düzenlenmiştir. Bu bağlamda serbest piyasada rekabet eden tacirlerin faaliyetlerinde yasal düzenlemeleri ve kanuni sınırlamaları gözetmesi, ticari rekabetlerini kanuni sınırlamalar içerisinde serbestçe gerçekleştirmeleri birbirlerine karşı haksız ve hukuki olmayan, gayri ahlaki ve dürüstlük kuralına aykırı uygulamalara gitmeden rekabetlerini sürdürmeleri asıl olarak kabul edilmiştir. Haksız rekabet hükümleri, öncelikle, piyasada rekabet özgürlüğünün sınırlarının çizilmesi amacına hizmet etmektedir. Haksız rekabet hükümlerinin bir diğer amacı ise rakiplerin ekonomik varlıklarını korumaktır. TTK haksız rekabet hükümleri, “iktisadi rekabet” ve “suistimal” esasları üzerine değil; rekabetin dürüstlük ilkesi bağlamında düzenlenmesi, yanıltıcı ve gerçeğe uymayan reklamlara karşı kurallar konulması esasları üzerine düzenlenmiştir . 6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesinde de bu prensiplerin belirtildiği anlaşılmakta olup, haksız rekabet esas itibariyle ticari nitelikteki haksız fiil ve uygulamaların özel bir görünümü niteliğindedir. Nitekim 6102 sayılı Kanun'un 55. Maddesinde çeşitli fiil ve uygulamalar haksız rekabet kapsamında örnekleme yolu ile sayılmış olup, ilgili hükümde belirtilen fiil ve uygulamalar sınırlı sayıda değildir. Dürüstlük kuralına aykırı, haksız nitelikteki ticari eylem ve işlemler olayın ve durumun koşullarına göre haksız rekabet niteliğinde olacaktır. Kanun hükmünden görülebileceği üzere haksız rekabetin ana unsuru dürüstlük kuralına aykırılık olarak kanun koyucu tarafından belirlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesi genel yapısı gereğince haksız rekabetin temel ilke ve unsurlarını vermiş olup, bu ilke ve unsurlar; dürüst ve bozulmamış rekabetin temini için bütün katılanlar menfaatine rakipler veya tedarikçiler ile müşteriler arasındaki ilişkilere yönelik aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranışların haksız ve hukuka aykırı olarak kabul edileceğini belirtmiştir. Görüldüğü üzere haksız rekabet hükümlerinin amacı; bütün katılanların, yani ekonomi, tüketiciler, rakipler ve kamu menfaatine yönelik dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. TTK uyarınca bir eylemin haksız rekabet teşkil etmesi, dürüst davranma kuralının ihlal edilmesi halinde söz konusu olmaktadır. Dürüstlük kuralına aykırılık; iş etiğine, doğruluğa, dürüstlüğe ters olan aldatıcı, yanıltıcı veya kandırıcı davranışlarla ya da ticari uygulamalarla ortaya çıkmaktadır. Anılan davranış ya da ticari uygulamalar, rekabetin işlevsel kurallarını zedelemekte ve rekabetten beklenen sonuçların alınmasını engellemektedir. 6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesinin 1. Fıkrasında açık bir şekilde bütün katılanlar menfaatine olmak üzere ibaresi kanun koyucu tarafından belirtilmiş olup, 6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesinin 2. Fıkrasında da rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkilemesi ifadesinden anlaşıldığı üzere, haksız rekabete neden olan davranış veya uygulamanın rakipten ya da rekabet ilişkisi olmayan üçüncü bir kişiden kaynaklanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan davranış veya uygulamaların rakipler, tedarik edenler ve müşteriler gibi rekabet oyununa katılan arasındaki ilişkileri etkileyebilecek, işleyişi bozabilecek nitelikte bir fiil olmasıdır. 6102 sayılı Kanun kapsamında bir eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için doğrudan aynı işte faaliyet gösterilmesine, doğrudan rakip olmaya ve aynı ürünün üretim veya satışını gerçekleştirmesine de gerek bulunmamaktadır. 6102 sayılı Kanun'da bulunan haksız rekabete ilişkin hükümler değerlendirildiğinde; haksız rekabet eylemini gerçekleştirenin doğrudan menfaat sağlamasının ve yapılan eylemde kusurlu bulunmasının zorunlu olmadığı anlaşılmaktadır. Bir diğer farklılık ise eyleme maruz kalan bakımından zararın mutlaka meydana gelmesinin gerekmediği, zarar tehlikesinin varlığı ve zarar tehlikesine maruz kalmanın yeterli olduğu hususudur. 6102 sayılı Kanun'un haksız rekabet hükümleri bu yönlerden 6098 sayılı Kanun'un haksız fiil hükümlerinden ayrılmaktadır. Yukarıda yer verilen teorik açıklamalar ışığında somut olay ve dosya kapsamındaki deliller aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir. Davacı tarafından öne sürülen fiiller temel olarak iki noktada toplanmaktadır. Davalının davacının çalışanlarını ayartarak davacı nezdindeki işlerinden ayrılarak davalı nezdinde çalışmaya başlamış olmaları ve bu suretle ilgili kişilerin davacının ticari sır ve bilgilerini davalıya taşıdıkları ve e-mail yolu ile gönderdikleri, ayrıca ilgili çalışanlar nezdindeki eczanelerin de davacı ile çalışmayı sonlandırarak davalı ile çalışmaya başladıkları noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce tarafların kayıtları celp edilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda; davacının çok sayıda çalışanının hayatın olağan akışına aykırı olarak kısa süreler içerisinde davacı nezdinde işten ayrılarak davalı nezdinde işe başladıkları, çalışanların çeşitli görev ve pozisyonlarda oldukları, tamamının niteliksiz çalışan olarak kabul edilemeyecekleri, çalışanların pozisyonlarına bakıldığında ve hepsi bütün olarak değerlendirildiğinde çok kısa süre içerisinde hayatın olağan akışına aykırı olarak bu sayıda ve bu nitelikte görev ve pozisyonlarda çalışanların kısa süreçler aralığında davacı nezdinde işten ayrılarak davalı nezdinde çalışmaya başlamalarının kendiliğinden veya piyasa koşullarının olağan süreci içerisinde gerçekleşemeyeceği anlaşılmıştır. Bu bağlamda davacı nezdindeki olağan kabul edilemeyecek sayıda çalışanın davacıdan ayrılarak doğrudan davalı nezdinde işe başlamasının ve başlatılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu bu suretle davalının bu yöndeki eyleminin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalının bu eylemler yönünden odak haline geldiği, pay devri hususu da gözetildiğinde pay devri öncesinden tanınan işçilerin pay devri sonrasında davacı şirketten ayrılarak akabinde davalı şirkette işe alınması noktasında davalının odak haline geldiği, rakip firmalar arasında bu kadar kolay çalışan geçişinin mümkün olmadığı ve çok sayıda ve farklı pozisyonlarda çalışanın kısa süre içerisinde davacıdan ayrılarak davalıya geçişinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gözetildiğinde davalının davacının çalışanlarına yönelik eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu sabit kabul edilmiştir. Davacı şirketten ayrılarak davalıya geçen çalışanların bir kısmının davacı şirketteki ve davalı şirketteki konumları gözetildiğinde; ilgili çalışanların davacı şirketin ticari sırlarına, müşteri bilgi ve belgeleri ile davacı şirketin satışlarına ilişkin hassas bilgilere sahip oldukları, davacı şirketin tüm hassas bilgi ve belgelerine erişim hakları bulunduğu gözetildiğinde davalının davacının çalışanlarına yönelik eylemlerinin dürüstlük kuralına, ticari etik ve ahlak ilkelerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda yukarıda detaylıca açıklandığı üzere 6102 sayılı Kanun kapsamında haksız rekabet eylemlerinin dürüstlük kuralı çerçevesinde düzenlendiği bir arada değerlendirildiğinde; davalının davacının çalışanlarına yönelik eylem ve fiilleri ile somut olgular kapsamında çok sayıda çalışanın davacıdan çıkarak davalı şirket nezdinde işe başladığı bir arada değerlendirildiğinde davacıya yönelik tüm eylemlerinin dürüstlük kuralına, ticari etik ve ahlak ilkelerine aykırı olması sebebiyle haksız rekabet teşkil ettiği Mahkememizce sabit görülmüştür. Davacı nezdinde işten ayrılıp davalı nezdinde çalışmaya başlayan davalı tanıklarının beyanları Mahkememizce alınmış olup, tanıkların bir kısmının davacı nezdindeki işlerinden çalışma koşulları nedeniyle ayrıldıklarını beyan etmiş olmakla birlikte ayrılan aynı durumdaki çalışan sayıları, sektördeki başka şirketlere geçişin bu denli yoğunlukta olmaması ve geçişin davalı odaklı olması gözetildiğinde davacı nezdinde işten ayrılan çalışanların yalnızca çalışma koşulları nedeniyle davacıdan ayrılarak davalı nezdinde çalışmaya başlaması için yeterli sebep olarak görülmemiştir. Nitekim davalı tarafın davacıya yönelik ayrılan çalışanların işe alınmasından başka davacı nezdinde çalışan bir kısım çalışanların davacı şirket nezdinde çalışma ve iş sözleşmelerinin devam ettiği süreç içerisinde davalıya geçen bir kısım çalışanlara davacı nezdinde çalışmaları sebebiyle elde edilmiş bilgi ve belgeleri e-mail yolu ile gönderdiği, söz konusu mail içerisindeki bilgilerin alelade bilgi niteliğinde olmadığı gibi davacı şirketin ticari sırları ve çalışma düzenine ilişkin bilgiler içerdiği bu sebeple hassas bilgi olarak kabul edilebileceği, davacı ve davalının doğrudan rakip firmalar oldukları gözetildiğinde çalışanların izinsiz olarak çeşitli iş materyalleri ile bilgi ve belgelerini davalı tarafa iletmesinin de dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi doğrudan rekabette maliyet ve verimlilik yönünden davalıya avantaj sağlayabilecek bilgiler olması nedeniyle davacı açısından haksız rekabet teşkil edeceği sonucuna ulaşılmıştır. Yine davalı tarafından davacı nezdinde çalışırken davacı şirketten alım yapan çok sayıda eczanenin ilgilenen personel davacı şirketten ayrılıp davalı şirkete geçtikten sonra davalı şirket ile çalışmaya başladıkları gözetildiğinde davalının çalışan transferleri ile doğrudan rekabette kendisine somut olarak avantaj sağladığı, davacı ile çalışan eczanelerin çalışan transferleri sonrasında davalı ile çalışmaya başladıkları bu eylemin de somut olarak haksız rekabet oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalı tarafından çalışan geçişlerinin çalışma özgürlüğü gereğince gerçekleştiği ve davacının çalışma koşulları nedeniyle gerçekleştiğini iddia etmiş ise de; davacı ve davalı şirketin nitelikleri, davalı şirketin davacı şirketteki paylarını devredenler tarafından kurulmuş olması ve önceden tanışıklık olması, çok kısa süreler içerisinde normal sayılamayacak sayıda çalışanın davacı şirketten ayrılarak çok kısa aralıklar ile davalı nezdinde çalışmaya başlamalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi davalının bu filler yönünden odak noktası haline geldiği, davacının işlerinin kötü gitmesi ve iflasa sürüklenmesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığı anlaşılmakla kısa süre aralıklarıyla davacı çalışanlarının yeni kurulan bir şirket nezdinde çalışmaya geçmelerinin doğal kabul edilemeyeceği ve çalışanların çalışma süreleri gözetildiğinde çalışma ve iş koşullarının davacı tarafından işçiler aleyhine değiştirildiğinin kabul edilemeyeceği ve davacının çalışanlarının davalı dışında şirketlere bu yoğunlukta geçiş yapmadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek eczanelerin web depo sistemi üzerinden online olarak çalıştıkları, çalışan temsilcinin iş değiştirmesi ile depo değişikliğinin yapılmadığı, siparişlerin online sistem üzerinden yürüdüğü ve ilaç bulunabilirliğine göre çalışıldığı iddiası ile çalışan geçişlerinin müşteri eczanelerin depo değişikliği yapmasına sebebiyet vermeyeceği öne sürülmüş ise de e-ticaret sisteminin yaygınlaşmasının bireysel ve fiziki satış ile ürün tanıtım gibi faaliyetleri sonlandırmadığı, satış sektöründe satış temsilcilerinin ve ilgili çalışanların önem arz etmeye devam ettiği, davacı nezdinde işten ayrılan çalışanların hemen ardından bu çalışanların ilgilendiği çok sayıda eczanenin davacı ile iş ilişkisini sonlandırarak davalı ile çalışmaya başlamasının normal olarak kabul edilemeyeceği gibi online sistemler ile tamamen ilgili olduğunun da kabul edilemeyeceği, nitekim davacının başka müşterilerinin de aynı süreçte peşi sıra davacı ile çalışmayı bırakarak başka şirketlere geçtiğine dair dosya içerisine yansıyan bir delilin olmadığı bu sebeple davacı ile çalışmayı bırakan müşterilerin tamamen davacıdan ya da davacının işleyişinden kaynaklı olduğunun söylenemeyeceği dolayısıyla söz konusu müşterilerin çalışan ayrılışları ardından davacıdan davalıya geçişinin davalının eylemlerinden kaynaklandığı değerlendirilmiş olup, davalının aksi yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Nitekim davalı tarafından dava dışı başka depolar ile çalışan eczanelerin de aynı dönemde yoğun bir şekilde davalı ile çalışmaya başladığına dair bir delilin sunulmadığı, dolayısıyla davalının söz konusu müşteri geçişlerinin davalının indirimli ürün satma ya da başka promosyonlar gibi kendi verimliliğinden ve işletme anlayışından kaynaklandığına yani davalının rekabet avantajı nedeniyle geçişlerin yalnızca davacının müşterilerine özgü olmadığını, piyasanın genel işleyişinden ve davalının rekabet avantajı ile müşteri kazanımından kaynaklandığının ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Davalı itirazlarında davacının ciro kaybına uğramadığını zararı olmadığını iddia etmiş ise de yukarıda detaylıca açıklandığı üzere haksız rekabetin söz konusu olması için fiilen zararı uğramanın kanun koyucu tarafından şart koşulmadığı, zarar tehlikesinin varlığının yeterli olduğu gibi Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının eski verilerine göre kaybettiği müşteriler bakımından ciro kaybı ve kar marjı kaybı yaşadığının tespit edildiği dolayısıyla davalının iddialarının aksine davacının zararının da söz konusu olduğu anlaşılmakla davalının aksi yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının ticari kayıt, defter ve verileri incelenerek davacının davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri; müşteri ve çalışan kayıpları neticesinde 5.152.095,00 TL kar kaybı ve zarara uğradığının tespit edildiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından bilirkişi raporuna bu yönden itiraz edilerek davalının elde etmesi muhtemel karın da tespitini talep edilmiş ise de davacının verilerine göre davacının somut zararının tespit edildiği, davalının elde etmesi muhtemel kar hesabının ise bu noktada fiktif nitelikte kalacağı, davacının gerçek zararı tespit edilmiş iken, davalının elde etmesi muhtemel kara göre tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacının bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir. Sonuç olarak yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında; davalının davacıya yönelik eylemlerinin bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda davacının çeşitli pozisyonlardaki ve kıdemlerdeki çalışanlarının kısa süreler içerisinde davacı şirketten ayrılarak davalı şirkette işe başladıkları, davacının ayrılan çalışanlarının pozisyon ve kıdemleri gözetildiğinde bunların çeşitlilik arz ettiği dolayısıyla davacı nezdinde işten çıkıp yakın süreler içerisinde çok sayıda çalışanın davalı şirket nezdinde çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi belirli bir pozisyon, departman gibi sınırlı bir geçişin olmadığı, çalışan geçişlerinin sayısı ve departman pozisyon çeşitliliği gözetildiğinde bu durumun yalnızca davacının çalışma koşulları ve kendi iç işleyişinden kaynaklandığından söz edilemeyeceği, dışarıdan müdahale olmaksızın yalnızca iç dinamiklere bağlı olarak bu kadar farklı departman ve pozisyonlardaki kişilerin davacıdan ayrılarak kısa sürede davalı nezdinde çalışmaya başlamasının yalnızca davacının iç işleyişi ile ilgili olduğu söylenemeyeceği gibi yalnızca davalının daha iyi koşullar teklif etmiş olması ile de açıklanamayacağı dolayısıyla bu geçişin yoğunluğu, sıklığı, departman ve pozisyon çeşitliliği ile yalnızca davalı odaklı olması (davalı dışında sektördeki başka şirketlere davacıdan aynı dönemdeki çalışan geçişinin bu nitelikte ve yoğunlukta olmadığı), davacının işlerinin kötü gitmesi veya iflas başlangıcı gibi bir süreçte olmaması da gözetildiğinde bu çalışan geçişinin davalıya bağlı olduğu, davacıdan davalıya geçen çalışanların bir kısmının doğrudan davacının müşterileri ile çalışan pozisyonlarda olduğu ve davacının müşteri portföyü, fiyat, kar marjı, maliyet gibi hassas verilerine sahip çalışanlar oldukları, nitekim çalışanların bir kısmı ayrıldıktan sonra söz konusu çalışanlar ile ilgilenen davacının müşterilerinin de doğrudan davalı şirket ile çalışmaya başladıkları ve somut olarak tespit edildiği, ayrıca davacının bazı çalışanlarının yine davacının hassas ticari verilerini davalı şirket nezdindeki çalışanlar ile paylaştıkları gibi eylemler bir arada değerlendirildiğinde davalının davacıya yönelik bu eylemlerinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı bu suretle haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile Davalının davaya konu eylemlerinin davacı aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile men'ine karar vermek gerekmiştir. Davalının eylemleri nedeniyle davacının uğradığı zarar ve kar kaybı tespit edilmiş olup, buna istinaden 5.152.095,00-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 09/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından ayrıca ilan da talep edilmiş olup, Mahkememizce verilen kararın kesinleşmesi halinde kararın 6102 sayılı Kanun'un 59. Maddesi gereğince masrafı davalı tarafından karşılanarak Türkiye çapında yayın yapan 50.000 üzeri tirajlı gazetede ilan edilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Detaylıca Açıklandığı Üzere: 1-Davanın KABULÜNE, -Davalının davaya konu eylemlerinin davacı aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİ ile MEN'İNE, -Davalının eylemleri nedeniyle davacının uğradığı zarara istinaden 5.152.095,00-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 09/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Kararın kesinleşmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 59. Maddesi gereğince masrafı davalı tarafından karşılanarak Türkiye çapında yayın yapan 50.000 üzeri tirajlı gazetede ilan edilmesine, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 351.939,60-TL harçtan peşin alınan 853,88-TL harcın ve 87.131,03-TL tamamlama harcının mahsubu ile noksan kalan 263.954,69-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan 853,88-TL harcın ve 87.131,03-TL tamamlama harcı ile 54,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 88.039,31-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 13.688,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 680.730,45-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/11/2025

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/868, K. 2025/1252, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-868-e-2025-1252-k-3096a3ead5bd