İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/76 E. 2020/181 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/76
Karar No
2020/181
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/76 KARAR NO : 2020/181

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 04/12/2015 KARAR TARİHİ : 11/03/2020

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracıyla ... tarihinde ... mahallesi ... yan yolda ... ... istikametinden ... istikametine seyrederken ... girişine geldiğinde önünde seyreden ... yönetiminde bulunan ... plakalı aracın yolda yapılan yol yapım çalışması sonucu oluşan çukur nedeniyle aniden durması sonucu aracın sağ arka kısmına çarparak yaralandığını, müvekkilinin kaza nedeniyle sol kolunun kırıldığını ve vücudunda muhtelif yaralanmalar meydana geldiğini, hastanede tedavi gördüğünü, ... tarihinde kaldırıldığı hastaneden ... tarihinde taburcu edildiğini, 45 gün iş göremez raporu verildiğini, müvekkilinde kalıcı sakatlık oluştuğunu, savcılıkça .../... soruşturma sayısı ile soruşturma yapıldığını ancak .../... sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu karar itiraz edildiğini, kaza ile ilgili tutulan kaza tespit tutanağında müvekkilinin asli kusurlu bulunduğunu, bunu kabul etmedikleri için uzman görüşü aldırdıklarını, aldırdıkları uzman görüşünde ...nün gerekli uyarı işaretlerini yapmadığından asli kusurlu olarak belirtildiğini, ... plakalı aracın ise tali kusurlu bulunduğunu, ... plakalı aracın sigortacısının da sorumlu olduğunu beyan ederek; maddi - manevi tazminat talebinde bulunmuştur. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, istenilen tazminat tutarının müvekkil idareye atfedilen kusurun çok olduğunu ve kabul edilemeyeceğini, gerekli işaretlemelerin yapılmış olduğunu, müteselsil sorumluluk talep edilmesinin hukuka uygun olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, istenilen manevi tazminatın çok olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.(Tefrikten önceki asıl dosyada davalıdır) 6.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek üzere sorumluluklarının poliçe limiti ile sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, sigortalısının kusursuz olduğunu, gerekli raporların alınmasının gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.(Tefrikten önceki asıl dosyada davalıdır) D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 7.Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinden ibarettir. 8.Dava, öncelikle, ...'ne, ...'a ve ...'ye açılmış aşamalarda ...'ne karşı olan dava tefrik edilerek, iş bu esas alınmıştır. 9.Davacı taraf, davalı ...nün gerekli uyarı işaretlerini yapmadığından sorumlu olduğu için davalı gösterildiğini, aldırılan uzman raporunda da bunun belirtildiğini beyan etmiştir. 10.Söylemek gerekir ki;Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan// YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. 11.6100 sayılı HMK m. 114/1,b gereği yargı yolu dava şartıdır. Yargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın, o hukuk sistemine dahil yargı kollarından hangisinde bakılacağını ifade eder. Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda bakılacağı hususu, davanın genel koşullarından olup mahkemece re'sen dikkate alınması gereklidir. 12.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/17-1163 esas, 2016/909 karar sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmünü, son fıkrası ise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” düzenlemesini içermektedir. 13.İdare hukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biri idarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu; diğeri ise, idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusunda yapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin her türlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluk türüdür. İdarenin kişilere verdiği zararları tazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuz sorumluluğuna” dayanmaktadır. 14.İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır (SARICA, Ragıp, “Hizmet Kusuru ve Karakterleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Y. 1949, C. 15, S. 4, s. 858; ATAY, Ender Etem, İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIM, Turan, İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253 ). 15.Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir. 16.Dava dosyasına, talep içeriğine, dayanılan uzman rapor içeriklerine bakıldığında; davalı ...'ne hizmet kusuru atfedilerek, dava açıldığı anlaşılmaktadır. 17.Yukarıda da anlatıldığı üzere; Davalı ... bir ... ... ... olup, kamu hizmeti görmekle yükümlü bulunmaları nedeniyle kamu hizmetleri sırasında verdikleri iddia olunan zararlardan dolayı oluşan sorumlulukları özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşı hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerektiğinden mahkememizce yargı yolu bakımından usulden ret kararı vermek gerekmiştir. Ayrıca, yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle verilen ret kararı ile mahkeme dosyadan elini çektiğinden burada HMK m. 331/2 maddesi uygulanmaz. Söz konusu madde, adli yargı içindeki mahkemeler arası görevsizlik ve yetkisizlik kararları için uygulanır. Yasal sürede, yetkili ve görevli mahkemeye dosyanın gönderilmesi istenir ise görevli ve yetkili mahkemedeki dava, yeni bir dava olmayıp, görevsiz/yetkisiz mahkemede açılan davanın devamıdır. Yani, bu ihtimalde, adli yargı merciileri tarafından dosyadan el çekilmemektedir. Yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle usulden ret kararlarında ise dosyadan el çekilmektedir ve kanun gereği yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedilir. (Örneğin bkz; Yargıtay 3. HD., 2006/4496 esas, 2006/5829 karar; Yargıtay 4. HD., 2006/6500esas, 2006/7713 karar) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazıldığı üzere; 1-Davanın, yargı yolu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, iş bu dosyanın tefrik edildiği mahkememizin .../... esas sayılı dosyasındaki harçlar hükmü ile tahsilde tekerrür edilmemesine, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli maktu ... TL karar harcının davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, iş bu dosyanın tefrik edildiği mahkememizin .../... esas sayılı dosyasındaki harçlar hükmü ile tahsilde tekerrür edilmemesine, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, 4-Davacının, davalı ... bakımından yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 7-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı davalı ... vekilinin yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/03/2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/76, K. 2020/181, T. 11.03.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-76-e-2020-181-k-92f2c675d6a6