İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/613 E. 2022/938 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/613
- Karar No
- 2022/938
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2020/613 KARAR NO : 2022/938
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - (T.C....) ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : ... -(T.C....) ... VEKİLLERİ : Av. ..... Av. ... -..
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/09/2020 KARAR TARİHİ : 21/10/2022 YAZIM TARİHİ :..
Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davası yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takibe ve davaya konu senedin davalıya eşi ... tarafından ciro edildiğini, ...'nın müvekkilinin erkek kardeşi olduğunu, müvekkili ile ne ... ile ne de ... ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin geçmişte ... isimli dükkanı olduğunu, 2000 yılından sonra dükkanı tamamen bıraktığını, müvekkilinin ... ve ... ile düğün, cenaze ve bayram ziyaretleri haricinde ilişkisinin olmadığını, dava konu senedin eski tarihli olduğunu, senette ciddi anlamda tahrifatlar olduğunu, davaya konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davaya konu belgenin bono vasfını yitirdiğini, davalının ev hanımı olduğunu, 250.000,00 TL bedelli bir alacak borç ilişkisine girmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek müvekkilinin Adana 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ;Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 27/10/2020 tarihli cevap dilekçesinde; takibe konu bonoda davcının imzasının bulunduğunu, icra takibine ve davaya konu bononun bono vasfını taşımakta olduğunu, böyle bir unsurun bulunmadığını, müvekkilinin ev hanımı olmasınını alacaklı ve icra takibinin alacaklısı olması sıfatına engel olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Adana 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlu ... hakkında 250.000,00 TL Miktarlı 15/03/2017 Tanzim Tarihli, 20/05/2017 Vade Tarihli senetten dolayı 250.000,00 TL asıl alacak 71.789,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 321.789,38 TL üzerinden 09/07/2019 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Dava İİK'nın 72.md gereğince açılan Menfi Tespit davası niteliğinde olup deliller bu çerçevede toplanıp değerlendirilmiştir. Senet aslı temin edilerek davacının uygulamaya elverişli imza ve yazı örnekleri tespit edilerek, ilgili kurumlardan belge asılları getirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 28/09/2022 tarihli raporunda, İnceleme konusu senette ... adına atılı pul üzerindeki imza ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'nın eli ürünü olduğu, İnceleme konusu senette mevcut "Arsa, ..., ..., ..." ve pul üzerindeki "..." yazıları ile ...'nın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların ...'nın eli ürünü olduğu, İnceleme konusu senetteki geri kalan yazılar ile ...'nın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığı, İnceleme konusu senette mevcut "Arsa, ..., ..., ..." ve pul üzerindeki "..." yazıları ve atılı borçlu ve kefil imzaları bir kalem, senette mevcut geri kalan yazıların farklı fiziki evsafta ikinci bir kalem ile yazılmış oldukları, ancak kalem mürekkeplerinde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bir yöntem mevcut olmadığından hangi yazıların önce, hangilerinin sonra yazıldıkları ile ilgili zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği, İnceleme konusu senette iddia doğrultusunda silinti, kazıntı, ilave ve tahrifat yapıldığını gösterir bulgu saptanmadığı bildirilmiştir. Çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz. Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz. Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; Davalı tarafından davacı aleyhine 15/03/2017 keşide tarihli 250.000 TL bedelli senede istinaden Adana 14. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından davaya konu senedin eski tarihli olduğu, senette ciddi anlamda tahrifatlar olduğu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığı, senetin bono vasfını yitirdiği iddia ederek iş bu çekten dolayı davalıya borcunun bulunmadığının tespiti için bu davanın açıldığı, davacı'ya ait imza örneklerinin bulunduğu belge asılları toplanılarak ve mahkememizce davacıya ait uygulamaya elverişli imza örnekleri alınarak imza incelemesi için dosyanın ATK Fizik İhtisas Dairesi'ne gönderildiği, kurul tarafından düzenlenen 28/09/2022 tarihli raporunda, İnceleme konusu senette ... adına atılı pul üzerindeki imzanın ...'nın eli ürünü olduğu, İnceleme konusu senette mevcut "Arsa, ..., ..., ..." ve pul üzerindeki "..." yazıları ile ...'nın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığı söz konusu yazıların ...'nın eli ürünü olduğu, senette iddia edilen silinti, kazıntı, ilave,tahrifat yapıldığını gösterir bulgu saptanmadığının tespit edildiği, Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişiden alınan 17.04.2020 tarihli raporda da dava konusu çek üzerindeki yazıların davacıya ait olduğunun tespit edildiği,bu bakımdan mahkememizce alınan raporun usule ve denetime uygun bulunarak hükme esas alındığı, her ne kadar davacı tarafından imzanın kendisine ait olmadığı senet üzerinde tahrifat yapıldığı, senetin 2003 yılından önce düzenlendiği ama 2017 olarak düzeltildiği iddia edilmiş ise de, yapılan incelemede imzanın davacıya ait olduğunun ve herhangibir tahrifatın yapılmadığının tespit edildiği, yine davacı tarafından senetin ilk alacaklısı ile kardeş oldukları ve davalının kardeşinin eşi olduğu aralarında bir ticari ilişki bulunmadığı iddia edilmiş ise de senedin devrinin ciro ve teslimle gerçekleştiği, söz konusu senetin ilk olarak lehtar tarafından cirolandığı, lehtarın imzasına yönelik bir iddianın bulunmadığı senedi düzgün ciro ile elinde bulunduran kişinin hak sahibi olduğu, bu bakımdan davalının hamil olduğu, kaldı ki kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğu ve lehtar ile davacının kardeş olmasının davalı alacaklının sıfatını etkilemeyeceği, dava değeri itibariyle HMK m. 201 gereğince senede karşı senetle ispat zorunluluğu kuralı gereği tanık dinletilemeyeceği, davacının iddialarını yazılı delil ile ispatının gerektiği, davacının bono ile aynı kuvvette başkaca bir delil de ibraz edemediği, anlaşılmakla açılan davanın ve davacının kötü niyetli olduğunu gösterir bir delil ibraz edilmediğinden kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur (Yargıtay 19 HD 2016-19709-E ve 2018-4799-K, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2013/15635 E. 2013/23568 K. Sayılı ilamı). İcra İflas Kanunu 72/4 maddesinde "dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar" düzenlemesi bulunduğu bu düzenlemeye göre karar kesinleşmesi beklenilmeden tedbir talebinin kendiliğinden kalktığının sabit olduğu görülmekle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, İcra İflas Kanunu 72/4 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, 2-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 80,70 TL'nin peşin alınan 4.269,38 TL'den mahsubu ile fazla alınan 4.188,68TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davanın harcı ikmal edilerek gösterilen değeri üzerinden AAÜT gereğince hesaplanan 38.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek taraf vekillerin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2022
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza