İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/5093 E. 2021/5318 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/5093
Karar No
2021/5318

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/423 KARAR NO : 2024/607 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/06/2023 KARAR TARİHİ : 01/10/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirket aleyhine ... Şubesinden verilme ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli, ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli, ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli çeklerin dayanak gösterilerek Antalya Genel İcra Dairesinin ... (Eski Antalya ... İcra Müdürlüğünün ...) sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin yetkilisi bulunduğu ... isimli firmaya ait takibe dayanak gösterilen çeklerin de içinde bulunduğu 16 adet çek yaprağı ve yine yetkilisi bulunduğu ... isimli şirkete ait faturaların bulunduğu çantasını kaybettiğini, kaybettiğini fark ettiği ... tarihinde ... Polis Merkezine giderek şikayetçi olduğunu, çeklerin boş halde kaybolduğunun da şikayetçi ifade tutanağında belirtildiğini, takibe dayanak yapılan ve tahsili talep edilen 3 adet çek için müvekkilinin Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, müvekkilinin kayıp çekler nedeniyle mağdur olduğunu, çekler üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek, müvekkilinin Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilerek vekalet ücretinin ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki itirazında bulunduklarını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafın her ne kadar çekteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş ise de davacının iddialarının somutlaştırılması açısından davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve keşideci ve cirantalar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığının saptanması gerektiğini, müvekkili şirketi yetkili ve meşru hamili olduğunu, dava konusu çekin ciro silsilesinde kopukluk olmadığını, çekin hukuka ve yasaya uygun şekilde müvekkiline geçtiğini, müvekkili şirketin yetkili ve iyiniyetli 3. Kişi hamil olduğunu, bu durumda müvekkili şirketin çek bedelini tahsil etmek amacıyla işlem yapmış olmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas (Eski Antalya ... İcra Müdürlüğünün ...) sayılı takip dosyasında takibe konu çekler yönünden davacının davalı bankaya borcunun bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas (Kapanan Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ) sayılı dosyası incelenmiş; alacaklının ... olduğu, ...-TL asıl alacak, ...-TL vekalet ücreti, ...-TL Faiz, ...-TL tazminat, ...-TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam ... TL alacağın tahsili talebi ile Kambiyo senetlerine mahsusu haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli, ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli, ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli çekler olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden davacı şirket yetkililerin kim olduğu sorulmuş ve ... tarihinden itibaren ...'nin şirket müdürü olduğu ve şirket unvanı veya kaşesi altında münferiden temsil ve ilzam edeceğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu çek asılları, davacıya ait imza örnekleri toplanmış Adli Tıp Kurumunca imza incelemesi yaptırılmıştır. Adli Tıp Kurumu ... tarihli raporunda sonuç olarak; " İnceleme konusu çeklerde atılı basit tersimli keşideci imzaları ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'nin eli ürünü olmadığı " sonuç ve kanaate varmıştır. Uyuşmazlık; takip konusu çeklerdeki imzanın davacı şirket temsil yetkisine haiz ...'ye ait olup olmadığının tespiti ile, davacının borçlu olup olmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası da açabilir (Kuru, B. İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, davalının dayandığı hukuki ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Davalı alacaklı varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiden kendi lehine çıkar sağlamak durumunda olduğundan, bu ilişkinin varlığının borçlu tarafından inkar edilmesi halinde, ilişkinin mevcudiyetini ispat etmek davalı alacaklıya düşer. Kural olarak, imzası inkar edilmeyen senetlere karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır. Ancak senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzasının borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK’nın 2006/12-259 Esas,2006/31 Karar sayılı kararı). İİK.72.maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir...." şeklinde, 6102 sayılı TTK'nun 825.maddesinde;"(1) Borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def' ilerle alacaklı kim ise ona karşı, şahsen haiz bulunduğu def'ileri ileri sürebilir..." şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır. İcra takibine dayanak alınan senedin TTK.nun 780. maddesi hükmünde öngörülen zorunlu unsurları içerdiğinden “Çek niteliğinde kambiyo senedi olduğu anlaşılmaktadır.” Kambiyo senedi, hukuksal niteliğince, sebebini içermeyen bir borç ikrarı senedi niteliğindedir. Soyut borç ikrarı içeren senedin bedelsizliğini lehtara karşı ileri süren taraf, önce bu senedin belli bir sebebi olduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini, HMK.nun 200 ve izleyen maddeleri uyarınca yasal ve yazılı deliller ile kanıtlamak durumundadır. Böyle bir delil ile iddiasını kanıtlamayan senet borçlusunun ancak karşı tarafa yemin teklif etmeye hakkı vardır. Çekin rızası dışı elden çıkması halinde ispat yükü, çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. "....Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. Yargılama sırasında takibe konu senedin kaybolmuş olduğu tespit edildiğinden davalılar imzanın davacı borçlu şirket yetkilisine ait olduğunu ispatlayamamıştır. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." (Yargıtay 11. HD 2020/5093 E. 2021/5318 K.) Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, çekte sahtecilik iddiasının mutlak defi olarak herkese karşı sürülebileceği, burada ispat yükünün çekteki imzanın davacıya ait olduğunu iddia eden tarafa ait olacağı açık olup, davalı tarafça, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğu kanıtlanamamıştır. Görüldüğü üzere davacı taraf çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığı bu sebeple çekin geçersiz olduğu ileri sürülmüş olup, yapılan inceleme doğrultusunda da dava konusu çekin davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı ve bu haliyle geçersiz olduğu, geçersiz çek iddiasının mutlak defi olarak iyi niyetli hamile karşı ileri sürülebileceği, burada çek hamilinin iyi niyetli olması ya da kusursuz olduğu savunmasının geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Neticeten davacının Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas (Kapanan Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas) sayılı icra takip dosyasına konu edilen ... şubesinden verilme ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli çek, ... şubesinden verilme ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli çek, ... şubesinden verilme ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Diğer yandan davacının tazminat talebi İİK 72/5 kapsamında bulunan tazminat talebidir. Kötüniyet tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede davalı takip alacaklısının kanun çerçevesinde ciro işlemi yaparak çeki teslim aldığı, imzanın sahte olduğunun yargılamayı gerektirdiğinden davacının kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı kanaatiyle bu talebin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına konu ... Şubesine ait, ... tarihli, ... Seri No'lu, ...-TL bedelli, ... Şubesine ait ... tarihli, ... Seri No'lu, ...- TL bedelli ve ... Şubesine ait ... tarihli, ... Seri No'lu, ...-TL bedelli çeklerden dolayı davacının BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-İİK nun 72/5 maddesi gereğince davalının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli ...-TL harçtan peşin olarak alınan ...-TL harcın mahsubu ile bakiye ...-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğiden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ...-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan ...-TL ilk dava masrafı, ... TL peşin harç ve ...-TL müzekkere, davetiye ve bilirkişi giderinden ibaret toplam ...-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere gösterecekleri bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine veya taraflara iadesine, Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/5093, K. 2021/5318, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-5093-e-2021-5318-k-d1899e77c10e