İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/3334 E. 2020/4631 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/3334
Karar No
2020/4631

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/1024 Esas - 2022/974 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/1024 Esas KARAR NO : 2022/974 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... ... - ... VEKİLİ : ... DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) DAVA TARİHİ : 29/12/2021 KARAR TARİHİ : 02/11/2022 YAZIM TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile; asıl borçlu ... ile müvekkili bankanın ... arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesine istinaden krediler kullandırıldığı, bu kredilere dayanak sözleşmenin, ... tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil beyanı ve eş rızası ile imzalandığı, borçlunun kredi borçlarını geri ödemesini aksatması üzerine, hesabın kat edilerek ihtarname gönderildiği, ancak borcun ödenmediği, muaccel hale gelen borcun tahsili için Adana 9.İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasından müflis asıl borçlu ve müteselsil kefiller hakkında ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalılar tarafından müvekkili bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığı ileri sürülerek itirazda bulunulduğu ve İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğu, itirazın kötü niyetli ve takibi sürüncemede bırakmak amacıyla yapıldığı, bu nedenlerle öncelikle davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep edilmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesiyle özetle; huzurdaki işbu itirazın iptali davasının kötü niyetle açılmış bir dava olduğu, davacı bankanın haksız kazanç elde etme amacında olduğu, davacı banka personelinin nüfuzunu kullanarak müvekkilini kandırarak kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalattıkları, müvekkilinin kredi sözleşmesini imzaladığı tarihte meblağ hanesinin boş olduğu, sonradan doldurulduğu, kredinin hangi tarihte çekildiğinin belli olmadığı, müvekkilinin imza tarihinin asıl borçlunun imza tarihinden sonra olduğu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile; davaya dayanak sözleşmenin davalının 23/01/2017 tarihli kefalet tarihinden sonra asıl borçlu ile 15/03/2017 tarihinde akdedilmiş olması nedeni ile davalının kefaletinin geçerli olduğunun kabulu mahkemenin takdirinde olduğu, geçerli kabul edilmesi halinde davacı bankanın alacağının 500.000,00 TL olduğu kanaatini bildirir rapor düzenlenmiştir. Dava İİK'nun 67.maddesi gereğince açılan ve genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olup deliller bu çerçevede toplanarak değerlendirilmiştir. Davanın, 7155 Sayılı yasanın 20. md. ile 6102 sy. TTK'na eklenen 5/A maddesi kapsamına girdiği ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür. Davacı ... ile dava dışı ... arasında 15/03/2017 tarihli 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalanmış, davalı kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davalının kefaleti TBK.nın 583.maddesindeki şekil şartlarını taşınmaktadır. TBK'nın 584/1. Maddesi gereğince; Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Ancak 28/03/2013 tarihli 6455 S.K. ile eklenen 3. Fıkra ile; Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eş rızası aranmayacağı belirtilmiştir. Davalı gerçek şahısın eş muvafakati alındığından kefaleti geçerli olup, kendisini bağlamaktadır. TBK’nun 589. maddesine göre; kefil, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olup, sözleşmede gösterilen azami kefalet limiti aşılmamak üzere asıl borç ile asıl borçlunun kusur ve temerrütünden sorumludur. Kefil ayrıca kendi temerrütünün sonuçlarından da sorumludur. Ancak 6102 sayılı TTK’nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: “Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez.” hükmüne yer verilmiştir. Kredi borcunun ödenmesi aksatıldığı için hesap 13/01/2019 tarihinde kat edilerek ...liği'nden 15/01/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek borcun 7 gün içinde ödenmesi istenmiştir. Davalı kefile gönderilen ihtarname 19/01/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. İİK’nın 68/b maddesindeki; " .... Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır." hükmü kredi borçlusu yönünden uygulanmakla beraber kefiller için uygulanamaz. TTK’nın 7/1. maddesi uyarınca kefile taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. Temerrüte düşürülmeyen borçlu kefil temerrüt faizinden sorumlu tutulamaz.(Yargıtay 11. HD 2020/3334 E. 2020/4631 K. , 2020/5347 E. 2021/6932 K. , 19 HD 2017/2399 E. 2019/746 K. ) bu durumda kefil borçlunun 27/01/2019 tarihinde, temerrüde düştükleri kabul edilmiştir. Davacı-alacaklı, Adana 9. İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasında, davalı-borçlu hakkında 14/09/2020 tarihinde toplam 6.404.515,07TL iken 500.000,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatmış, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takip durmuştur. TTK 8/1 maddesine göre; ticari işlerde faiz oranı sözleşme ile serbestçe belirlenebilir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklı tutulmuş, başkaca bir istisna getirilmemiştir. TTK'nın 9. Meddesinde ise, ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükümde, mevzuat olarak 3095 sayılı yasa hükümleri amaçlanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddeleri ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümleri ticari işlerde uygulanamaz. (Yargıtay 19. HD 2019/1730 E. 2019/4833 K. , 11. HD 2020/3350 E. 2020/5575 K.) Kredili mevduat hesapları yönünden ise; Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1)' de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2014/6) gereğince; "kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca TCMB tarafından belirlenen azami oranları geçemez" hükmü gereği kredili mevduat hesabı borçlarına TCMB'nca belirlenen ve kredi kartlarına uygulanan faiz oranlarının uygulanması gerekmektedir. Alacağın kat tarihi itibariyle kayıtlardan tespit edilmesi, temerrüt tarihine kadar işleyen akdi faiz ile BSMV nin ana paraya ilave edilerek kapitalize edilmesi ve bu şekilde oluşan ana paraya takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-822 esas 2018/1754 karar , 19 HD. 2016/5391 esas 2017/2354 karar sayılı kararları ) takip talebinde takibe kadar akdi faiz istendiği belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen tüm bu nedenlerle; davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan ve davalının kefil olarak katıldığı genel kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin ödenmediği, hesabın kat edilerek davalılara gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, kefaletin geçerli olduğu, kendisini bağladığı, her ne kadar kefalet tarihinin asıl borç tarihinden önce olsa da bu hususun BK göre şekil şartını açıkca ihlal etmediği, kefilin ise 27/01/2019 tarihinde temerrüde düştüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davalının 500.000,00 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %18,60 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 BSMV uygulanmak suretiyle, sorumlu olduğu, nedenleri ve hesaplama yöntemi açıklandığı üzere, davanın kabulüne, kredi alacaklarının kabul edilen kısmının likit ve bu kısma yönelik itirazın haksız olduğu gözetilerek %20 oranında inkar tazminatına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; Açılan davanın KABULÜ İLE, Davalının Adana 9.İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİ İLE, Takibin 500.000,00 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %18,60 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, Hükmolunan alacağın %20'si oranında olan 100.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihi itibariyle alınması gereken 34.155,00 nisbi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan toplam 6.038,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 28,116,25 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, Davacı vekili tarafından yatırılan toplam 6.038,75 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davacı vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisi dikkate alınarak 73.000,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili tarafından sarf edilen başvurma harcı 59,30 TL, 55,00 TL tebligat gideri, 6,50 TL müzekkere gideri, 800,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 920,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Arabuluculuk asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, HMK.'nın 333.maddesi uyarınca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, İlişkin taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar usulen açıkça okunup anlatıldı. Katip ... E İmzalıdır Hakim ... E İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/3334, K. 2020/4631, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-3334-e-2020-4631-k-d84e9b9f3dc6