İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/276 E. 2026/90 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/276
- Karar No
- 2026/90
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/276 Esas KARAR NO : 2026/90
DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 07/09/2020 KARAR TARİHİ : 09/04/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...’da mukim, tekstil sektöründe faal ve bu alanda tanınmış pek çok markanın yaratıcısı bir firma olduğunu, müvekkilinin bahsi geçen ... markasını insan türüne en yakın şempanze türü olan ... şempanzelerinden esinlenerek yarattığını, şirketin sadece ...’da bulunan 364 mağazası ve tüm dünyada bulunan 42 mağazası ile aktif ve yoğun olarak kullandığını, müvekkilinin itirazı sonucunda davalı şirkete ait ... sayılı ... marka başvurusunun Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddedildiğini, davalı şirketin bunun üzerine müvekkiline ait ... sayılı ... kelime markasına karşı 08.05.2014 tarihinde kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davası açtığını, .. 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ...E. sayıyla görülen davada ... tarihli ... K. sayılı dosya ile ... Sınıflarda tescilli olan ... sayılı ... kelime markasının .... Sınıfta yer alan “...” ürünler açısından kullanımın sabit olduğu ancak tescile konu diğer mallar yönünden ispatlanamadığı kanaatine varıldığını, söz konusu ilk derece Mahkemesi kararının Yargıtay 11. HD 25.06.2018 T ... E. ve.. K. sayılı kararıyla onandığını, bunun üzerine ...’in 14.08.2018 tarihinde karar düzeltme talebinde bulunulduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... E. ... K. sayılı dosya ile davalı şirketin talebinin reddedilerek kararın kesinleştiğini, müvekkilinin ... sayılı markası ile başvuru konusu marka arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin ... sayılı ... markasının tümüyle hükümsüz kılınmadığını, müvekkilinin ... markası üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu, dava konusu... sayılı ... markasının müvekkilinin ... markasıyla aynı ve benzer mal ve hizmetler için tescil edildiğini, davalı adına tescilli ... markasının SMK 5/1-Ç, 6/1, 6/4, 6/5, ve 6/9. Maddelerine aykırı olarak tescil edildiği SMK m. ... uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalı ... markası ile müvekkilinin ... markasının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, müvekkilinin ... esas unsurlu markalarının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, halihazırda .... Sınıfta tescilinin bulunduğunu, davaya konu ... markası ile müvekkilinin ... markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzer olduğunu, ... harfinin İngilizce, Fransızca gibi latin kökenli birçok dilde çoğul eki olarak kullanıldığını, dava konusu markaya hiçbir farklılık katmadığını, markaların tüketici nezdinde ayırt edilebilmesinin mümkün olmadığını, her iki firmanın giyim sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin tescilli markasını birebir ihtiva eden ... markasının tesciline veya kullanımına hiçbir şekilde muvafakati bulunmadığını, hem SMK hükümlerine hem de TTK’nın Haksız Rekabet hükümlerine aykırılık teşkil edecek biçimde ve kötü niyetli olarak müvekkilinin belli bir tanınmışlık düzeyine ulaştırdığı markasından haksız ve emeksiz faydalanmayı istediğini ifade ettiğini, ... sayı ile tescilli ... markasının SMK’nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/9. Maddesi gereğince tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davacı vekilince sunulan 16/01/2023 tarihli ıslah dilekçesinde: Müvekkiline ait ... sayılı markanın tescil edilmesinin, dava konusu... sayılı “...” markasına ilişkin hükümsüzlük talebinin değerlendirilmesini etkileyeceği belirtilerek, anılan markanın da deliller arasına alınması amacıyla kısmen ıslah talebinde bulundukları anlaşılmıştır. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’ın 2007 yılında ...’ta kurulmuş, giyim ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve ürünlerini tüm dünyaya pazarlayan tanınmış bir tekstil şirketi olduğunu, müvekkilinin 2007 yılında özellikle web siteleri üzerinden kıyafet satışı yapan ilk ve en büyük perakendecilerden olduğunu, ..., başlangıçta hitap ettiği piyasanın Amerikan piyasası olduğunu, sonrasında Kanada ve Meksika olmak üzere diğer ülkelere de yayılmak suretiyle bugün artık dünya çapında yenilikçi iş modeli ve muazzam kalıplar içerir giysi koleksiyonuyla tanınan bir şirket haline geldiğini, 2011 yılında ...’un internet dünyası dışına da adım attığını, e-ticaret mağazaları üzerinden ürünleri satın alan müşterilerine fiziksel mağazalarda kendilerine uygun ve doğru kalıbı bulabilme fırsatı yaratan “...” adı verilen kılavuz mağazalarını açtığını, müvekkilinin ... markasının uzun yıllardır süregelen kullanım ve tanıtım faaliyetleri sonucunda ilgili sektörde yüksek tanınmışlığa eriştiğini, doğrudan müvekkili ile bağdaştırıldığını, ... markasının aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanını da oluşturduğundan Paris Sözleşmesi’nin 8. Maddesi gereği hiçbir tescile gerek olmaksızın Türkiye’de koruma altında olduğunu, ... markası için dünya çapında sayısız tescili bulunduğunu, müvekkilinin ... dahil olmak üzere ... Sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için Türkiye dahil dünya çapındaki tescillerini gösterir liste ve tescil belgesi örneklerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde ...sayılı tescilin de sahibi olduğunu, ... markası üzerinde tescil sebebiyle kazanılmış hakkı bulunduğunu, müvekkilinin yalnızca 10 yıl içerisinde dünya çapında çok tanınmış bir giyim markası haline geldiğini, 2013 yılında yani markanın piyasaya sürülmesinden yalnızca 6 yıl sonra, ... kurucusu ve CEO’su ...’un ... markası ile kazandığı başarıyla saygın ... dergisi tarafından “...” listesine dahil edildiğini, 2017 yılında dünyanın en büyük perakende şirketi ...’ın 310 milyon Amerikan doları olduğu belirtilen bir meblağ karşılığında ...’i satın almasıyla şirket her geçen gün popülaritesini arttıran lider giyim markalarından biri olarak yerini iyice sağlamlaştırdığını, ... markasının Türkiye dahil dünya çapında tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini ticaret unvanı olarak kullandığını, müvekkilinin ... alan adının sahibi olduğunu ve bu alan adını en azından 2007 yılından bu yana kullandığını, müvekkilinin tanınmış ... markası davacının markası ile iltibasa veya davacının markası nedeniyle haksız kazanca sebebiyet vermediğini, davacının markasının Türkiye’de kullanılmadığını, müvekkilinin dünya çapında uzun yıllardır kendi adına tescilli ve kullanılmakta olduğu ve aynı zamanda ticaret unvanının esas unsurunu oluşturan ... markasını Türkiye’de de tescil ettirmek üzere TPMK nezdinde ...başvuru numaralı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı tarafın Türkiye’de kullanmadığı ... markası için önceki tarihli tesciline dayanarak müvekkilinin başvurusuna itirazda bulunduğunu, bunun üzeri YİDK davalı tarafın ... markasının ciddi biçimde kullanıldığını ispatlayamadığını, öte yandan davacının ... markasının Türkiye’de kullanılmadığı tespit edildiğinden davacıya ait ... sayılı ... ibareli tescilin hükümsüz kılınması için müvekkili adına ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ... E. sayılı .... Sınftaki mallar ile ... Sınıfta yer alan bazı emtialar yönünden 556 sayılı KHK’nın 14. Maddesine göre iptaline karar verdiğini, davacının ... markasını Türkiye’de tescil kapsamındaki mallar üzerinde kanunun gerektirdiği şekilde kullanmadığını, müvekkilinin ... markasının davacının fiilen kullanmadığı bir sektörde davacının markası ile karıştırılamayacağını, davacı ...’ın Türkiye’de ... markası altında tescil kapsamındaki malların satış ve/veya pazarlanması için herhangi bir faaliyette bulunmadığını, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25. Maddesi uyarınca, huzurdaki davada ispat yükümlülüğü bulunan davacı tarafın söz konusu tescili kesintisiz ve ciddi bir şekilde bu davadan önceki 5 yıl içinde hem tescilin kapsadığı mal ve hizmetler bakımından hem de kanunda belirtildiği şekilde kullanmış olduğunu ispat etmesi gerektiğini, 6769 Sayılı Kanun’un 19. Maddesinin ikinci fıkrasında kullanım ispatı amacıyla sunulacak delillerin markanın Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmakta olduğunu göstermesine vurgu yaptığını, kaldı ki tüketicinin esasen giyim ve tekstil alanında davacının Türkiye’de kullanılmayan markasını değil müvekkilinin tanınmış ... markasını bildiğini, davacının bu bakımdan karıştırılma ihtimali iddiasının mesnetsiz ve kabule şayan olmadığını, davacının ... markasına karşı açılan kullanılmamadan dolayı iptal davasından sonra davacının önceki tescilinin iptaline dair verilen Mahkeme kararını bertaraf etmek amacıyla ... markası için mükerrer başvuruda bulunduğunu, davacının ...başvuru numaralı ... başvurusunun müvekkilinin itirazı üzerine TPMK tarafından reddedildiğini, davanın şu anda temyiz aşamasında olduğunu, davacının müvekkilinin kötü niyetli olduğuna ilişkin tüm iddialarını reddettiğini, bu iddiaların hiçbir gerekçesi ve dayanağı olmadığını, davacının ... tescil sayılı ... markasını kullanmasına ve ne TPMK ne de mahkeme nezdinde bu markasını kullandığını kanıtlayamamasına ve sicili haksız yere işgal ederek müvekkilinin marka tesciline engel olmasına rağmen müvekkili aleyhine huzurdaki davayı ikame ettiğini, böylelikle davacının kötü niyetli davrandığını açık olduğunu, huzurdaki hükümsüzlük davası kapsamında ise davacının SMK 25/7 madde hükmünde düzenlenen kullanmama define istinaden kullanım ispatı yükümlülüğünden kaçınmasının mümkün olmadığını , davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; Davalı adına ...tescil nolu "..." markasının SMK 5/1-4 6/1,4,5,9 maddeleri kapsamına göre tüm mallar ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü kapsamında açıldığı anlaşılmaktadır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 28/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Her iki tarafın da giyim sektöründe faaliyet gösterdiği, ... başvuru numaralı “...” markasının ... Sınıfta ve “...” alt sınıflarında davacı adına tescilli olduğu ve halen koruma kapsamında olduğu, ... başvuru numaralı “...” markasının ... sınıflarda davalı adına tescilli olduğu ve halen koruma kapsamında olduğu, Sektör bilirkişinin değerlendirmesine göre; Davacı ve davalının hitap ettikleri müşteri kitlesinin aynı olduğu, ... sınıf açısından; Davacı tarafın tescilli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, davalı tarafın böyle bir tescile sahip olmadığı halde hem isim benzerliği hem de ... Sınıf “giyim” alt sınıfında ürettiği erkek günlük tarzı ile ... markasının sadece erkek ürünleri ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, davalı tarafın kullandığı ... ismi ile ortalama tüketici nezdinde aynı marka ve firma intibası uyandırdığı kanaatine varıldığı, Davacı markasının ... Sınıfta ve “giyim” alt sınıfında tescilli olduğu, davalı markasının ... sınıftaki tüm alt sınıf tescillerinin “giyim” kategorisinde olduğu, davacı markası ile davalı markasının aynı yazı fontu ve biçimi ile yazıldığı, her iki taraf markasında da büyük harfler ve aynı renklerin kullanıldığı, davalı markasının davacı markasına yapılan “s” eklemesi ile yeni bir mana ve kavram teşkil etmediği, İngilizce ’s takısı ile meydana getirilen çoğul anlamın davalı markasında da görüldüğü ve bu durumun farklılaşmaya yol açamayacağı, dolayısıyla taraf markaları arasında görsel, işitsel, biçimsel ve kavramsal olarak benzerlik olduğu, bu benzerlik nedeniyle aynı müşteri kitlesini hedef alan taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu dolayısıyla davalı adına tescilli ... başvuru numaralı “...” markasının ... Sınıf açısından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, .... Sınıflar açısından; Dosyada sunulan deliller bütün olarak ele alındığında davacı markasının farklı sınıflar yönünden korumanın elde edilebilmesi için tanınmışlığın Türkiye’de söz konusu olması gerektiğinden, bu yönde dosya kapsamında delile rastlanmadığından, davacı markasının tanınmış marka olarak kabulünün olanaklı görülmediği, taraflara ait marka tescilleri açısından benzerlik tespit edilmişse de davacının ... Sınıflar açısından tescili ve dolayısıyla markasal koruması bulunmadığı, ayrıca anılan ibareler açısından tanınmış marka statüsünde tescilinin de bulunmadığı bu nedenle anılan sınıflar açısından davacının marka hakkı bulunmaması nedeniyle davalı adına tescilli ... başvuru numaralı “...” markasının ... Sınıflar açısından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, hukuki nitelendirmenin mahkememize ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişiler ...,..., ...'in 21/03/2023 tarihli bilirkişi EK raporlarında; Davacı ve davalı markalarının ayırt edici ve baskın unsurlarının “...” kelimesi olduğu, davalı adına tescilli marka ibaresinin, davacı marka ibaresinin sonuna “...” harfi eklenmesinden ibaret olduğu, bu ekleme ile meydana gelen “...” ibaresinin farklı ve yeni bir anlam meydana getirmediği, “...” ibaresinin Türkçe karşılığı olarak yeni bir kelime manası değil, “...” kelimesinin çoğulu şeklinde “...” manasına karşılık geldiği, taraf markaları arasında görsel benzerlik bulunduğu, her iki kelimenin okunuşlarının aynı olduğu dolayısıyla işitsel benzerliğin de mevcut olduğu, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde taraf markaları arasında, görsel, işitsel, biçimsel olarak benzerlik bulunduğu, davalı markasının kavramsal algı olarak farklılaşmadığı, taraf markaları arasında iltibas düzeyinde benzerlik bulunduğu, Davacı her ne kadar kısmi ıslah dilekçesiyle ... başvuru numaralı markasının önceki tarihli olduğunu, davalı markasıyla aynı nice sınıflarında tescilli olduğunu ve davalı markasının tüm mal ve hizmetler açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ifade etmişse de söz konusu markanın, Tpmk kayıtları incelendiğinde başvurunun işlemden kaldırıldığı, bu nedenle somut durumda hükümsüzlük açısından değerlendirmeye esas alınmayacağı, davanın 07.09.2020 tarihinde ikame edildiği, davalının kullanmama def’ini ileri sürdüğü, dosya kapsamında sunulan deliller arasında yer alan faturalardan Türkiye’ye yönelik olarak yapılan satışlar açısından dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık süre içerisinde çok sayıda fatura tespit edildiği, anılan faturalarda satıcının davacı olarak faturaya konu ürünlerin ise “...” olarak yer aldığı, dolayısıyla davacının markasının kullanılmadığına yönelik davalı definin dikkate alınamayacağı, yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. İkinci bilirkişi heyeti ..., ..., ... tarafından düzenlenen 24/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı adına tescilli .... numaralı markanın ... Sınıf ve ... sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler; ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler; baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler; erkekler, kadınlar ve çocuklar için kıyafetler, pantolonlar, jeanler, kumaş pantolonlar, şortlar, üst giysileri, gömlekler, kazaklar/formalar, balıkçı yaka kazaklar, tişörtler, svetşörtler, eşofman altları, eşofman takımları, kalın askılı atletler, elbiseler, etekler, bluzlar, takım elbiseler, smokinler, blazer ceketler, spor montlar, süveterler, örgü kıyafetler, hırkalar, dış giysileri, ceketler, kabanlar, paltolar, tulumlar, jileler, yelekler, parkalar, kısa çoraplar, ayakkabılar, botlar/çizmeler, spor ayakkabılar, plaj ayakkabıları, kravatlar, giysiler için askılar, iç çamaşırları, yüzme giysileri, bereler, eldivenler, bitişik parmaklı eldivenler, pançolar, yağmurluklar, rüzgar ceketleri, yatak giysileri, sabahlıklar, bornozlar, pijamalar, kadın iç çamaşırları, boxer şortlar, yün şapkalar, başa takılan bantlar, kulak manşonları (soğuğa karşı takılan), manşetler, kumaştan mama önlükleri; golf aksesuarları, yani golf gömlekleri, vizörler ve ayakkabılar; gömlek robaları; keten çamaşırlar (iç giysileri); süveterler; deriden kıyafetler; deri taklitlerinden kıyafetler; mayolar; plaj kıyafetleri; jile elbiseler; bebek kıyafetleri; taytlar; külotlu çoraplar; su geçirmez kıyafetler; dans kıyafetleri; jimnastik ayakkabıları; duş boneleri;” emtiaları yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, Kullanmama defi gereğince yapılan incelemede, davacının fason üretim yaptırdığı firmalar dışında Türkiye’de markasını ciddi biçimde kullandığını gösterir delil sunmadığı, Yargıtay İçtihatları gereğince bu kullanımın markanın Türkiye’de kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, internet üzerinden farklı sitelerde satış yapıldığını gösterir dokümanlarda ise tarih bulunmaması ve kullanmama define ilişkin dönemi kapsayıp kapsamadığının tespitinin mümkün olmaması göz önüne alındığında davacı yanın SMK m.25/7 hükmü gereğince kullanımlarını ispat edemediği, SMK m.6/4 ve SMK m.6/5 hükümleri gereğince yapılan tanınmışlık incelemesi sonucunda davacı markasının tanınmış olmadığı ve SMK m.6/4 ve 6/5 hükümleri yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, SMK m.6/9 gereğince kötüniyete ilişkin herhangi bir delil tespit edilemediği, bu husus hukuki nitelendirme gerektirdiğinden kötüniyetli tescil iddiasına yönelik değerlendirmenin mahkememizde olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Üçüncü bilirkişi heyeti Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 12/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının önceki tarihli ... no’lu “...” markası ile davalının ...no’lu “...” markasının ayniyet derecesinde benzer olduğu (SMK m. 6), Davacının “...” markası ile davalının “...” markasının tescil olduğu ... sınıf emtia bakımından her iki yanın markasının ve davalının ... sınıfta tescilli hizmet markasının karıştırılmaya yol açacağı, davacının ... no’lu “...” markasının dava tarihinden (2020) geriye dönük 5 yıl içinde kullanımda olduğu, tarafların “...” ve “..” markalarının tanınmışlığının dosyadaki belgelerden anlaşılamadığı, marka ve ticaret unvanının kullanım yerleri ve şekli farklı olup alan adı kullanımının da marka kullanımından farklılık arzettiği, tek başına alan adı veya ticaret ünvanı kullanımının markaya tecavüz fiilini gerçekleştirmeyeceği, SMK m. 25/1 uyarınca, davalının ... no’lu “...” markasında yer alan... sınıf mal ve hizmetlerin hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmiş olduğu taktirinin mahkememizde olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişiler ..., ...,... tarafından düzenlenen 09/07/2025 tarihli bilirkişi EK raporlarında özetle; Ek raporlarında kök raporda yer vermiş oldukları değerlendirme ve kanaatlerini değiştirecek bir husus bulunmadığını, davacının önceki tarihli ... no’lu “...” markası ile davalının .. no’lu “...” markasının ayniyet derecesinde benzer olduğu (SMK m. 6), Davacının “...” markası ile davalının “...” markasının tescil olduğu ... sınıf emtia bakımından her iki yanın markasının ve davalının 35. sınıfta tescilli hizmet markasının karıştırılmaya yol açacağı, davacının ... no’lu “...” markasının dava tarihinden (2020) geriye dönük 5 yıl içinde kullanımda olduğu, tarafların “...” ve “...” markalarının tanınmışlığının dosyadaki belgelerden anlaşılamadığı, marka ve ticaret unvanının kullanım yerleri ve şekli farklı olup alan adı kullanımının da marka kullanımından farklılık arzettiği, tek başına alan adı veya ticaret ünvanı kullanımının markaya tecavüz fiilini gerçekleştirmeyeceği, SMK m. 25/1 uyarınca, davalının ... no’lu “...” markasında yer alan ... sınıf mal ve hizmetlerin hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmiş olduğu taktirinin mahkememizde olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Dosya kapsamında Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan celp edilen marka tescil belgelerinin incelenmesinde; ... tescil numaralı markanın “...” ibaresi ile ... adına, .... sınıfta 24.4.2014 tarihinde tescilli edildiği anlaşılmıştır. ... tescil numaralı “...” ibaresinin ... adına, ... sınıflarda; 23.1.2018 tarihinde tescilli edildiği anlaşılmıştır. ... tescil numaralı “...” ibaresinin ... adına, ... sınıfta 02/07/2007 tarihinde ...sınıf için tescil edildiği ve markanın aynı zamanda u.arası tescil numarası ile (...) no ile tescilli olduğu anlaşılmıştır. ... nolu “...” ibaresine ilişkin başvurunun ... adına, .... sınıfları kapsar şekilde tescilliyken müddet olduğu, hükümden düştüğü kurum tarafından 8.4.2022 havale tarihli evrak kapsamından anlaşılmış ise de davacı yanın ilgili markayı yenilediklerine dair beyanı gözetilerek kurumdan tekrar celp edilmiş, son gönderilen kurum kayıtlarında 2015/46305 nolu “... markasının ilk kez 28.5.2015 tarihinde ... Sınıflar için tescil edildiği ve halen geçerli olduğu bildirilmiştir. Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, üç farklı heyetten alınan kök ve ek raporlar , kurumdan celp edilen marka tescil belgeleri ile birlikte incelendiğinde; KÖTÜNİYETLİ TESCİL İDDİASI KAPSAMINDA HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ: Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Zira bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. HGK’nın 29.06.2022 tarih, ... E., ... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Asıl olan iyi niyet olduğu için tescilin kötü niyetli olduğunu iddia edenin bunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak bu olgu spesifik bir tespit olduğundan her somut olayda mahkemece takdir edilmesi gereklidir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Somut olayda davalının kötüniyetli olduğu hususu davacı yanca ispat edilmemiştir. Dolayısıyla kötüniyete dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Öte yandan Davacı yanca dava dilekçesi ekinde sunulan mahkeme ilamları uyap sisteminden incelenmiştir. ... 4. F.S.H. Hukuk Mahkemesinde ... E. sayılı dosyası kapsamında davacı markasının kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğü davası 06.06.2016 tarihli ...K. sayılı karar ile davacının ... no'lu “...” markasının ... sınıftaki emtia için kullanımının mevcut olduğu diğer mallar için kullanım ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden (Y. 11. H.D....E. ...K.).dolayısıyla ... Mal ve hizmet sınıfının ...sınıf dışında belirtilenler dışındaki emtialar yönünden ise hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan delil olarak bildirilen ... 1. F.S.H. Hukuk Mahkemesinin ... esas-... karar sayılı ilamı da uyap sisteminden incelenmiş: ... 1. F.S.H. Hukuk Mahkemesinin ... esas-... karar sayılı davacı yanca sunulu ilam ve kesinleşme şerhi ile Y. 11. H.D. nin 9.3.2023 tarih ve ...esas-... karar sayılı ilamı celp edilmiştir. ( .... Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi ... E/ ... K. Ve 21.6.2021 tarihli ilamına göre; davacı Şirketin...sayılı marka başvurusu, "başvuru sahibinin yapmış olduğu yeni başvurunun, kendi aleyhine açılmış olan kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davasının aleyhine sonuçlanıp kesinleşmesi halinde doğacak hukuki sonucu etkisiz kılma özelliği bulunduğu, böylelikle kullanmama mecburiyetinin sonuçlarından kurtulmayı veya yeni başvuruyu tescil ettirerek bu süreyi dolaylı olarak uzatmayı amaçladığı görüşüne varıldığından işbu başvurunun iyi niyetli kabul edilemeyeceği" gerekçesiyle YİDK'in... sayılı kararı ile reddedilmiş, söz konusu kararın iptali için açılan davada da, ilk derece mahkemesince aynı gerekçelere yer verilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve ... E.-... K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve... E.-... K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Davacı başvurusunun kötü niyetli olarak kabulünün gerekçesi, davacı adına tescilli önceki markanın kullanmama nedeniyle iptali için açılan davanın hukuki sonucunu bertaraf etmek amacıyla dava konusu başvurunun yapılması olarak belirtilmiştir. Nitekim, gerekçeli mahkeme kararının 4. sayfasında açıkça, kötü niyetle ilgili tek delilin, taraflar arasında bir dava varken, davacının başvuru yapması olduğu vurgulanmıştır. Ancak, benzer bir uyuşmazlıkla ilgili olarak verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2020 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamında, kötü niyete ilişkin başka bir emare olmaksızın, salt, hükümsüzlük davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusu başvurunun kötü niyetli olduğunu kabul için yeterli olmadığı belirtilmiştir. O halde, anılan Yargıtay ilamındaki kabuller doğrultusunda, davacının, önceki tarihli markasına karşı kullanmama nedeniyle iptal davası açıldıktan sonra dava konusu başvuruyu yapması, kötü niyete ilişkin başkaca bir emare ve delil olmadığından, sırf bu nedenle kötü niyetli olarak kabul edilemez. Bu durumda ilk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilemediğinin kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından .... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/07/2019 gün ve ... E. -... K. sayılı kararının Kaldırılmasına, Davanın Kabulü İle YİDK nın 16.08.2017 tarih, ...sayılı kararının İPTALİNE karar verildiği, Ankara BAM 20.Hukuk Dairesi ... E/ ...K. Ve 21.6.2021 tarihli ilamının temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 11.HD’nin ... E/ ... K . ve 9.3.2023 tarihli ilamlarına göre; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA karar verildiği ve ilamın 9.3.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı yanca ileri sürülen kötüniyete dayalı hükümsüzlük isteminin yüksek mahkeme ilamları ve Wipo kriterlerine göre yerinde olmadığı anlaşılmıştır. TANINMIŞ MARKA İDDİASINA DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ Davacı kendisine ait markanın tanınmış marka olduğu iddiasında bulunmuştur. 6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire 13/03/1998 tarih ve ... s. bir kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedir. Doktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; "Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411). SMK m.6/5'te yer alan "Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi" ibaresine temel teşkil eden düzenleme Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter "herkesçe bilindiği mütalaa edilen" kavramıdır. Antlaşmanın Fransızca metninde markayı ifade etmek "notoirement connue(s)" ifadesi, Almanca metninde ise Türk doktrininde de sıklıkla kullanılan "notorisch bekannte" ifadesi kullanılmaktadır. Yine Konvansiyon'un 29/1-(c) hükmünde muhtelif yorumlarda itirazlar olması halinde Fransızca metin kabul edilir denmek suretiyle, Fransızca (ve takiben Almanca) metnin esas alınmasının yanlış olmadığı söylenebilir. Hukukumuzdaki düzenlemeye de temel teşkil eden anılı hükümde yer alan ifadeler ise herkesçe bilindiği gibi anlamına gelmekte olup, tanınırlık kriteri olarak ilgili/ilgisiz herkesi yeni toplumu esas almaktadır. Bu kabulün ise tanınmış markanın bilinirlik eşiğini çok yukarı koyduğu ve maddenin uygulama alanını daralttığı muhakkaktır. Bir diğer uluslararası antlaşma olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşması (TRIPs) ise 16. maddesinde yer alan düzenleme ile tanınmışlık düzeyi (yüksek) marka kavramını gündeme getirmiştir. Bu düzenleme sebebiyle doktrinde ve yargı makamlarında farklı özelliklerine göre ve tanınmıştık derecelerine göre, farklı koruma düzeylerine sahip tanınmış marka çeşitlerinin olduğu öngörüsü egemendir. Ancak tanınmış marka huhuken farklı alt türlere ayrılmamakta, TRİPS Paris Konvansiyonu'ndan bağımsız, ayrı bir tanınmış marka kavramı ile ondan ayrı bir düzen getirmemekte, aksine hükmü tamamlamakta, tanınmış marka kavramının uygulama alanını genişletmektedir. Paris Konvansiyonu ve TRIPs bağlamında tanınmış marka tektir. TRIPs düzenlemesiyle tanınmış markanın herkesçe bilinirlik ölçütünü tüm toplum olmaktan çıkarmıştır. Bu bağlamda markanın ticarete konu yapıldığı ilgili sektörde bilinir olması tanınmış marka olarak kabul görmesinde yeterli olacaktır. İlgili sektörün tespitinde ise markanın kapsadığı ürünlerin hitap ettiği müşteriler yanında, rakip ürün müşterileri, alıcıları, satıcıları ve sektör içindeki ilgili kişiler nezdindeki bilinirlik dikkate alınacaktır. Markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde 1997 tarihli WIPO kriterlerinden faydalanılır. Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Bunun yanında yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta dikkate alınır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir. Somut olaya dönüldüğünde; davacı markasının Wipo kriterlerine ve Yüksek Yargı uygulamalarında işaret edilen kriterlere göre tanınmış marka kapsamında olmadığı alınan tüm heyet raporları ile sabit olduğundan, bu maddeye dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. DAVACININ DİĞER HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMLERİNİN İNCELENMESİ Davacıya ait “...” markası ... no ile ... sınıfta “...”tescillidir (marka 22.02.2017 tarihinde yenilenmiştir).Davalıya ait”...” markası ... no ile .. sınıflarda tescillidir. Davacı taraf SMK m. 5/1-c hükmünde yer alan “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar,amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.” yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu iddia etmiştir. Davacı yanca kendi markasının oluşmasına gerekçe olarak gösterilen insan türüne en yakın şempanze türü olan ... şempanzelerinden esinlenerek bu markanın yaratıldığını, şirketin sadece ...’da bulunan 364 mağazası ve tüm dünyada bulunan 42 mağazası ile aktif ve yoğun olarak kullandığını ileri sürmesi SMK 5/ç kapsamında hükümsüzlük talep edilmesi yönünden tek başına yeterli değildir. Zira bu hükmün tescil engeli olması ya da tescilli bir markanın hükümsüzlüğüne neden olması için ilgili coğrafi bölge ile tescile konu mal ve/veya hizmet arasında bir ilişki olması ve bu yönde coğrafi kaynak belirten durum olması gerekmektedir. Ancak mevcut delil durumu göz önüne alındığında hükümsüzlük talebine konu hizmetlerin belirtilen coğrafi bölge ile ilişkili olmadığı görülmekte olup, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Markaların hükümsüzlüğüne ilişkin düzenleme 6769 sayılı SMK m.25/1 hükmünde “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir” olarak yer almaktadır. SMK m.6/1 hükmünde “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”düzenlemesine yer verilmiştir. Bu doğrultuda taraf markaları arasında inceleme yapılarak karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının “...”, davalının “...” markası büyük harf ve siyah renkte yazım karakterlerine sahip olup davalı markasında ... ifadesine “...” harfi eklenmesi markalar arasında ayniyeti ortadan kaldırmamaktadır. Genel anlamda karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması olarak ifade edilmektedir. Markalar arasında nispi ret imkanının doğması için markaların aynı veya benzer olması ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsaması tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda markaların belirtilen builişki nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin de bulunması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimali hem bir tescil engeli, hem de bir tecavüz halidir. Marka adının ve mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırılma ihtimalinin tespiti oldukça kolay olsa da, kimi hallerde tespit edilmesi güçlük göstermektedir. Bu tarz durumlarda markanın ortalama tüketici nezdinde bıraktığı genel intiba ve global etkisi gibi unsurlar dikkate alınarak benzer olup olmadıkları değerlendirilmeli, markaların benzer olmaları durumunda bu kez markanın tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. “...” ibareli marka ile “...” ibareli markasının sesçil ve görsel olarak benzer olduğu, davalı marka adının yalnızca “..." harfi eklenmesi ile oluştuğu, bu harf eklemesinin ise markaya yeni ve farklı bir anlam getirmediği görülmektedir. Marka örnekleri açısından değerlendirme yapıldığında, her iki taraf markasının da beyaz arka fon üzerine benzer yazı stili ile,siyah renk kullanılarak oluşturulduğu, marka adları dışında marka örnekleri içerisinde herhangi bir şekil unsurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda yapılan inceleme neticesinde taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu tespit edilmiştir. Markalar arasında mal ve hizmet sınıfları açısından benzerlik bulunup bulunmadığı karıştırılma ihtimali tespitinde büyük önem arz etmektedir. Zira bu hallerde yapılacak incelemede karşılaştırılacak mal ve/veya hizmetler arasındaki bütün ilişkiler ve özellikler dikkate alınmalı, bunların benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığına, aralarında hammadde mamul ilişkisi bulunup bulunmadığına, ikame imkanı olup olmadığına, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığına, süpermarketlerde aynı reyon veya raflarda satılıp satılmadığına, aynı toptancılarda satılıp satılmadığına, hedef kitlenin aynı olup olmadığına bakılmalıdır. Bu esaslar çerçevesinde davacı yan adına tescilli ... numaralı markanın .... mal ve hizmet sınıfında bu emtiaların “Giyim, kazaklar, gömlekler, kombinezonlar, pantolonlar ,kazaklar, iç çamaşırları” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Davalı adına tescilli ...numaralı markanın ... ve... Sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır. Ancak davacının ayrıcı ıslah ile değerlendirmeye alınmasını talep ettiği markası ... nolu markanın ....sınıf için tescilli olduğu son gelen marka tescil belgesi kapsamından anlaşılmıştır. Davacının tescilli olduğu ... Sınıftaki emtiaların giyim sektörüne ilişkin olduğu, söz konusu emtiaların davalı yanın tescilli olduğu 25. Sınıftaki emtialar ile benzer olduğu, benzer alıcı çevresine hitap ettikleri ve giyim sektörüne yönelik alıcı çevresinde benzer ihtiyaçları giderdiğinden aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğu tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ...E. ...K. sayılı kararında “Tescil için başvurusu yapılan marka ile tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka arasında halk tarafından karıştırılma ihtimalinden bahsedebilmek için mal ve hizmetin aynı veya benzer olmasının yanında işaretlerin de “aynı veya benzer” olması gerekmektedir. İşaretler arasında benzerlik değerlendirmesi yapılırken işaretler arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin yanında esas olarak halk (tüketici) nezdinde bir bütün olarak uyandırdığı izlenim esas alınmalıdır. Bir işaret, görsel, işitsel, anlamsal veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, “bütünsel” bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple halk gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intiba yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden halkın mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir. Başka bir deyişle müşterilerin ihtiyaçları olan mal veya hizmetleri bunları ayırt etmek maksadıyla kullanılan işaretlerin birbirine yakınlığı dolayısıyla karıştırmaları ihtimal dâhilindeyse bir marka ile diğer bir işaret arasında “benzerlik” vardır. (Karan/Kılıç, s. 199). Bu itibarla markanın bir bütün olarak algılanmasına etki eden bütün unsurlar her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmeli ve halk tarafından karıştırılma ihtimali buna göre belirlenmelidir. Bu doğrultuda yapılan inceleme neticesinde davacının tescilli olduğu “Giyim, kazaklar, gömlekler, kombinezonlar, pantolonlar, kazaklar, iç çamaşırları.” Emtialarının davalının ... Sınıfta tescilli olduğu emtialar yanında, davalının ... Sınıfta tescilli olduğu.... Sınıftaki malların elverişli bir şekilde görülmesi ve satın alınması için hizmet sağlanması hizmetleri yönünden karıştırılma ihtimali oluşturacağı tespit edilmiştir. Zira 35. mal ve hizmet sınıfına konu olan tescil tüketicilere perakende satış ortamlarında malların sunumu hizmeti olup davacı tarafından hükümsüzlük talep edilen hizmetlerin 25.sınıf verildiği alanlarda davalının markasının davacı markası ile karıştırma ihtimali yaratacağı da sabittir. Bu doğrultuda yapılan inceleme neticesinde davacının tescilli olduğu “Giyim,kazaklar, gömlekler, kombinezonlar, pantolonlar, kazaklar, iç çamaşırları.” Emtialarının davalının ... Sınıfta tescilli olduğu emtialar yanında, davalının .... Sınıfta tescilli olduğu .... Sınıftaki malların elverişli bir şekilde görülmesi ve satın alınması için hizmet sağlanması hizmetleri yönünden karıştırılma ihtimali oluşturacağı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda davalı adına tescilli ... numaralı markanın 25. Sınıf ve ....sınıfın .... Sınıfı kapsayan 35 sınıfta yer alan emtialar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu tespit edilmiştir. Davalının ... ibareli alan adının 18.05.2003 yılında tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalı şirket 2007 yılında ...'ta kurulmuş olup 23.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, ... adresinde yapılan incelemede erkek giyiminde /günlük tarza yönelik bir kitleyi hedeflediği tespit edilmiştir. SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım nedeni ile öncelikli hak hangi emtia ve hizmetler için elde edilmiş ise, sadece bu emtia ve hizmetler ile benzer sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden tescil engeli söz konusudur. (ÇOLAK Uğur, Türk Marka Hukuku, Eylül 2018, sf.334) .Huzurdaki davada sunulu delillere göre davacının 25.sınıf emtia yönünden gerçek hak sahibi olduğu ve SMK 6/3 maddesi kapsamında , 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük talep etme şartlarının oluştuğu anlaşılmaktadır. 6769 sayılı SMK m. 6/1'de, tescil başvurusu yapılan veya tescilli bir markanın aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle halk tarafından karıştırılma ihtimali olan marka başvurularında tescil için red sebebi kabul edilmiş, SMK m. 25/1'de m. 6'da sayılan hallerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının ... no'lu “...” markası ile davalının ... no'lu“...” markası aynı renkte, aynı yazım karakteri ile tescil edilmiş olup marka ibareleri ayniyet derecesinde benzerdir. Davacı markası .... sınıfta, davalı markası ...sınıflarda tescillidir. Her iki yanın markasında ... sınıf emtia (giyim, kazak, gömlek, iç giyim) mevcuttur. Davacının “...” markası tescil tarihi (2007), davalının “...” markasının tescil tarihinden (2018) öncedir. Taraflar kendi markalarının tanınmış marka olduğunu ileri sürmüş ise de, taraf markalarının tanınmış marka olmadığı sunulu deliller ve bilirkişi raporları kapsamı ile anlaşılmıştır. Davacının ... no'lu “...” markasına ilişkin yenilenen marka tescil belgesi kurumdan celp edilmiştir. Davacıya ait ...no'lu “...” markası ile davalının ... no'lu “...” markası görsel ve işitsel bakımdan ayniyet derecesinde benzerlik göstermekte olup davacı markasının tescili ... sınıf emtiadır. Dosyada mübrez davacı faturaları SMK m. 25/7 uyarınca dava tarihinden itibaren (2020) geriye dönük 5 yıllık dönemde davacı faturalarında “...” ibaresi yer aldığından davacının markayı ciddi şekilde ... Sınıf ve bu sınıfı kapsayan ...sınıf açısından kullandığı anlaşılmıştır. Bu yönde 15.03.2023 tarihli Bilirkişi raporunda da tespitler ve son alınan rapordaki tespitler bu yöndedir. TTK m. 39 hükmünde, her tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri ticaret ünvanıyla yapması zorunluluğu düzenlenmiştir. Davalı da ... menşeili bir firmadır. Ticaret ünvanının kullanılacağı yerler ve kullanım şekli aynı maddede yer almıştır. Davalının “...” markasının tescili 2018, davacının “...” markasının tescili 2007 tarihlidir. Dolayısıyla davalının davacının marka tescilinden önce bu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğu davalı yanca ispat edilememiştir. Öte yandan marka ve ticaret ünvanının kullanılacağı yerler ve kullanım amaçları farklı olup davacının “...” markasını kullanmak suretiyle davalının “...” ibareli ticaret ünvanına tecavüz edilmiş olduğundan söz etmek mümkün değildir. Bilirkişi raporlarında da işaret edildiği üzere; davacının önceki tarihli tescilli olan “...” markası .... sınıfta olup davalının .... sınıfta tescilinin mevcudiyeti ... sınıftaki emtianın pazarlanması için hizmet sağlama hizmetleri bakımından iltibasa neden olacağı açıktır. Davalı tarafın davacı markasını ciddi olarak kullanmadığını ileri sürmüş olup, Ciddi kullanım, her somut olayın kendi özelliklerine göre incelenmesini gerektirmektedir. Markanın ticari hayatta kullanımı söz konusu piyasa sektörünün özellikleri, malın veya hizmetin cinsi, teşebbüsün büyüklüğü gibi hususlar önem arz etmektedir. Bunlar dışında markanın hedefinde ortalama tüketici kitlesi de göz önünde bulundurulması gerekenler arasındadır. Ciddi kullanımı ispatlamak için sunulan deliller bütüncül bir şekilde değerlendirilmeyi gerektirmektedir. Bunun sonucu olarak da ciddi kullanımdan söz edebilmek için somut bir veri veya eşikten bahsedilememektedir. Markanın gerçek manada kullanıldığından söz edebilmek için bu kullanım piyasaya dönük olmalıdır.Markanın, marka sahibinin izniyle üçüncü kişiler tarafından kullanımı, SMK m. 9'da da markanın kullanımı olarak kabul edilen istisnai hâller arasında yer almaktadır. Davacının ... no'lu “...” markasının dava tarihinden (2020) geriye dönük 5 yıl içinde kullanımda olduğu hususu son bilirkişi raporunda da tespit edilmiştir. Dosyada mübrez davacı faturaları SMK m. 25/7 uyarınca dava tarihinden itibaren (2020) geriye dönük 5 yıllık dönemde davacı faturalarında “...” ibaresi yer aldığından davacının markayı ....sınıf için kullandığı kanaatine ulaşılmıştır. Öte yandan ..., ..., .... tarafından düzenlenen 24/01/2024 tarihli bilirkişi raporun 19.sayfasında 12.11.2021 tarihli ara karar gereğince davacı yanca sunulan delil klasörünün incelendiği ve sosyal medya hesapları, alan adı içindeki kullanım dava dışı firmaların kestiği faturalar incelendiğinde davacının ülkemizde ki kullanımının 25.sınıf ve 35.sınıf yönünden olduğu dolayısıyla davalının markasının bu sınıflar yönünden karıştırma ihtimali yarattığı gözetilerek hükümsüz kılınması gerektiği anlaşılmıştır. Zira davacı tarafından bu hususa ilişkin deliller 12.11.2021 tarihli ara karar gereğince dosyaya ibraz edilmiş olup, dosya ekindeki sunulan delillere göre; davacı yana ait,“...” adlı ... hesabına ilişkin görsellerin yer aldığı, outletim.com adlısitede ürün satışa sunulduğunu gösterir ekran görüntüsü sunulduğu, ... sitede ürün satışa sunulduğunu gösterir ekran görüntüsü sunulduğu, ... sitede “ givin iyilik mağazası” adlı satıcı tarafından ürün satışa sunulduğunu gösterir ekran görüntüsü sunulduğu, firmaya ilişkin yapılan bir kısım haberlere yer verildiği, ...Dış Tic. adlı firmaya verilen sipariş formları ve firmanın kestiği faturaların sunulduğu, ... Şirketi adlı firmaya verilen sipariş formları ve firmanın kestiği faturaların sunulduğu, benzer şekilde ...A.Ş., ... Şti.,...Tic. A.Ş.,.... Ltd. Şti, ... ve ... Şirketi adlı firmalara verilen sipariş formları ve bu firmaların davacıya kestiği,belirli bir ticari kapasite kapsamında ....sınıf için ciddi kullanımının bulunduğu. Buna ilişkin faturaların sunulduğu tespit edilmiştir. Davacı yanın sunduğu delillerin yalnızca Türkiye'de kendi talepleri doğrultusunda ürün ürettirdiği firmalara ilişkin olduğu, bu firmalardan ürün sipariş edildiği, sipariş formlarının bulunduğu ve üretim gerçekleştirilen firmalarca kesilen faturalar olduğu , internet üzerinden farklı sitelerde satış yapıldığını gösterir delillerin tamamının ....sınıfa ilişkin elbise, kot ürünleri gibi tamamen ...sınıfa ilişkin olduğu, bunun dışında yani ....sınıf dışında ....sınıf yönünden ciddi kullanıma ilişkin delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda Davalı adına tescilli ... “...” markasının ... ve ... sınıf mal ve hizmetlerde karıştırma ihtimali yaratması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmiş olduğundan kısmı olarak HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, tescil belgesinde yer alan diğer emtialar yönünden hükümsüzlük isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davalı adına tescilli ... “...” markasının ... sınıf mal ve hizmetlerde hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmiş olduğundan kısmı olarak HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, tescil belgesinde yer alan diğer emtialar yönünden hükümsüzlük isteminin reddine, 2-Karar kesinleştiğinde hükümsüzlük verilen mal ve hizmetler yönünden ilamın sicile işlenmesi için kararın TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU’na bildirilmesine, 3-732 TL ilam harcının yatırılan 54.40 TL peşin harçtan ve yatırılan 100 TL ıslah harcından mahsubu ile eksik kalan 577,6 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Kısmen kabul edilen Hükümsüzlük talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5 Kısmen red edilen Hükümsüzlük talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 54.40 TL başvuru harcı, 54.40 TL peşin harç, 100 TL ıslah harcı, 394.50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 20.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 20.603,3 TL yargılama giderinin ½ sine tekabül eden 10.301,65 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafın yapmış olduğu 9.150 TL yargılama giderlerinin 1/2 'sine tekabül eden 4.575 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ NEZDİNDE İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 09/04/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸