İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/1422 E. 2023/754 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/1422
- Karar No
- 2023/754
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/556 KARAR NO:2024/775 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:03/05/2018 KARAR TARİHİ:07/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ... Şirketi'nin davalı ... aleyhine 489.717,67-TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili talebinde bulunduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişki söz konusu olmakla ,müvekkili şirketin söz konusu faturanın münderacatında yer alan işleri tam ve eksiksiz ifa etmesine rağmen, faturaya istinaden davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, borcun ödenmesi için müvekkili şirket tarafından davalı/borçluya birçok kez ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin borçluya tebliğ edilmiş olmasına rağmen alacağın ödenmemesi üzerine 15/02/2018 tarihinde, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun kendisine tebliğ edilen ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek, davalı borçlu tarafından icra takibine karşı yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında 18/10/2016 ve 16/11/2016 tarihli ürün bilgileri sipariş formlarının mevcut olduğunu, ancak davacının üretmekle mükellef olduğu ürünleri, kasten müvekkili şirket tarafından verilen siparişe ve onaylanan şahit numuneye aykırı ürettiğini, bunun 30/05/2017 tarihinde şirket merkezinde yapılan toplantıda davacı tarafından toplantıya katılan ... tarafından kabul edildiğini, 05/07/2017 tarihinde ....Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyası ile alınan raporla, ürünlerin sözleşmeye aykırı şekilde üretildiğinin sabit hale geldiğini belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 19/12/2019 tarih ve .... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi'nin 17/07/2023 tarih ve 2020/1422 E., 2023/754 K. sayılı kararı ile Mahkememizce verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkememizce dosya yeni esas sırasına kayıt edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Dava taraflar arasında örnek üzerine satış sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağına dayalı itirazın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizce, tarafların delilleri toplanmış, BAM kaldırma kararı doğrultusunda davaya konu edilen ürünler üzerinde yerinde inceleme de yaptırılmak suretiyle bilirkişi heyetinden rapor temin edilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; taraflar arasındaki ihtilafın, davacının üretip davalıya teslim ettiği sözleşme konusu ayakkabılarda ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp ihbarının gerekip gerekmediği, gerekiyor ise ayıbın süresinde davacıya ihbar edilip edilmediği, bu kapsamda satışa konu mal bedeli için başlatılan takibe itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, "örnek üzerine satış sözleşmesi" yapıldığı sabittir. 6098 Sayılı TBK'nun 247 ve 248 maddelerinde düzenlenen örnek üzerine satışlarda, satıcı örnekte mevcut olan nitelikleri tekeffül eder. Bu nedenle teslim edilen malın sözleşme ile elde edilmek istenilen menfaate elverişli olmaması veya orta nevi ve nitelikten aşırı olması bir rol oynamaz. Örneğe uygunluk yeterlidir. Alıcıya teslim edilen şeyin örneğe uygun olmaması dolayısıyla ayıba karşı sorumluluk hükümlerine dayanılarak sözleşmeden dönme veya bedel indirilmesi talep edilebilir(Nihat Yavuz - Borçlar Hukuku El Kitabı - Sayfa 718). Tarlar arasındaki işleyişte, davacı üretici tarafından sözleşme kurulmadan önce üretilecek ayakkabılara ilişkin birer çift şahit numune üretildiği, bunlardan sol tekin davalı ...'da, sağ tekinin ise üretimi yapan davacı ...'da kaldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında toplanan deliller ile; davalının davacıya kendi işletmesinde satışa sunmak üzere, davacı tarafça şahit numunesi üretilip, davalıya teslim edilen ... marka ayakkabı üretimi konusunda davacıya sipariş verildiği, davacı tarafça sipariş miktarının bir kısmının üretilip 15/03/2017 ile 17/05/2017 tarihleri arasında değişik partiler halinde davalıya teslim edildiği anlaşılmıştır. Davalı taraf, kendilerine teslim edilen ve satışı yapılan ürünlerin kalite kontrolleri esnasında şahit numunelere uygun üretilmediğini, 16/05/2017 tarihinde fark edilmesi üzerine ve davacıdaki şahit numune istenerek ürünler üzerinde muayyene yapılmak istenildiğinde davacıda bulunan ... marka üretiminde kullanılacak şahit numunenin davacı tarafça değiştirildiği, daha düşük kalitedeki bir ürüne ... ürün takip kartını taklit ederek eklediğini, böylece kasıtlı olarak yanlış şahit numune oluşturulduğunu iddia etmektedir. Dosya kapsamında temin edilen 20/08/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, davaya konu ayakkabılardaki ayıbın şahit numuneye uygun yapılmamasından kaynaklı açık ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesi, onaylanan numunenin bir tekinin üretici ...'da diğer tekinin alıcı ...'da (...) olacağı, ürünlerin numuneye uygun olup olmadığının tespitinde davalı ... (...)da bulunan numunenin esas alınacağı düzenlemesini içermektedir(sözleşme m. 7/E). Bu durumda, davalının da kabulünde olduğu üzere, ayakkabıların numuneye uygun ve ayıplı olup olmadığı hususlarında davalının kıyaslamaya esas alması gereken ürün davacı nezdinde bulunan numune değil, davalı nezdinde bulunan numunedir. Bu hali ile davalının, davacı nezdinde bulunan numunelerin davacı tarafından -kötüniyetli olarak- değiştirildiğine ilişkin savunmalarına itibar edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu husus taraflar arasındaki sözleşmenin 11/A maddesinde de, "Taraflar arasında herhangi bir ürün ile ilgili doğabilecek kalite uyuşmazlıkların da ...'da bulunan numune esas alınacaktır" şeklinde açıkça düzenlenmiştir. Numune üzerine satışta alıcının muayene yükümlülüğü teslim ile başlamakta olup, dava dosyasına ibraz edilen irsaliyeli faturalar nazara alındığında, davalının her bir sevkiyat sonrasında ürünleri muayene/kontrol etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Davalı taraf, davacının sözleşmeye ve ticari örf ve adete aykırı söz konusu fiillerinin, 16/05/2017 tarihinde davalı şirket Kalite Kontrol Personeli ... tarafından davacı firmadaki üretim kontrolü esnasında üretilen ürünlerin genel standartların altında olduğu düşüncesiyle davacıdaki şahit numuneyi davalı şirkete getirerek karşılaştırılması suretiyle fark edildiğini ve 17/05/2017 tarihinde durumu davacıya bildirildiğini, davacı tarafından da bahsi geçen usulsüzlüğün davalı şirketin adresinde 30/05/2017 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda kabul ve ikrar edildiğini ileri sürmektedir. Bu durumda, davacı tarafından üretilen ayakkabıların numuneye aykırı olduğunun kabulü halinde, söz konusu aykırılığın en geç 17/05/2017 tarihinde tespit edildiğinin kabulü gerekecektir. Davacı tarafından üretilerek davalıya teslim edilen ürünlerdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde bulunması karşısında, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesi gereğince, alıcının ayıplı malı teslim aldığı sırada ayıp açıkça belli ise 2 gün içinde, açıkça belli değilse 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa satıcıya ihbarla yükümlü bulunmaktadır. Davalı tarafından, durumun 17/05/2017 tarihinde davacıya bildirildiği ve 30/05/2017 tarihinde davalı şirket adresinde yapılan toplantıda davacının aykırılıkları kabul ve ikrar ettiği iddia edilmiş ise de işbu iddialar davacı tarafından kabul edilmediği gibi, dosya kapsamında bu iddiaların ispatına ilişkin herhangi bir delil sunulmamıştır. Yine davalı tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Değişik İş dosyası ile yaptırılan delil tespitinde, davalı elinde bulunan bir kısım ürünler üzerinde yapılan incelemede bilirkişi heyetince; "... tarafından değiştirilen şahit numunenin taraflar arısında mutabık kalınan şahit numuneden farklı olduğu, üstten bakıldığında daha geniş hacimli olduğu (gevşek bir yapıda üretildiği), ROK dişlerinde ve malzemede görülen göz ile görülebilen kalite farkının ürünün genel görünüşüne de yansıdığı" ve "her iki ürün grubunun şahit numunelere uygun üretilmediği" şeklinde tespit eden raporun davacı tarafa tebliğ edildiği, davacı tarafça tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporuna yönelik bir itirazın bulunmadığı belirtilmişse de, davacı tarafça cevaba cevap dilekçesi ekinde tespit dosyasına sundukları itiraz dilekçesi ile UYAP'tan bu dilekçesinin sunulduğuna dair 05/09/2017 tarihli UYAP görüntüsü dikkate alındığında, davacının tespit dosyasındaki bilirkişi raporuna itiraz ettiği, bu nedenle söz konusu tespitte yer alan tespitlerin davacı tarafça kabul edildiğinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından davacıya keşide edilen ... 26. Noterliği 02/06/2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, davacıya ayıp ihbarında bulunulduğu görülmektedir. İhtarname tarihi dikkate alındığında, açık ayıbın söz konusu olduğu olayda, davalının yasal 2 günlük süre içinde ayıp ihbarında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayıbın gizli ayıp olduğu ihtimalinde dahi 8 günlük süre içinde ihbarda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. 17/05/2017 tarihli "Ayakkabı Kalite Kontrol ve Sevk Formu"nun davacı yetkilileri tarafından imzalanmış bulunması da, ayıp ihbarı yerine geçecek bir işlem niteliğinde bulunmamaktadır. Zira bu kontrol formunda tespit edilen hususun malzeme ve renk tonu farklılığı olarak değerlendirildiği, oysa alıcı elinde bulunan numune ile karşılaştırma yapılarak malzeme kalitesi ve işçilik kalitesine ilişkin bir ihbarın yapılması gerekmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak, dava konusu ayakkabıların ayıplı olduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde bulunduğu, davalı tarafından ayıp ihbarında bulunulması gerektiği, davalı tarafça 6102 Sayılı TTK'nun 23. maddesi gereğince 2 gün içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı sonucuna varılmıştır. Şu halde davacının, dava konusu nedeniyle davalıdan cari hesap alacağını talep etme hakkı bulunduğu, bilirkişiler tarafından ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi olan 15/02/2018 tarihi itibariyle davalıdan 489.717,67-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, söz konusu miktarın icra takibinde talep edilen miktar ile uyumlu bulunduğu da dikkate alınarak, davalı tarafça icra takibine karşı yapılan itirazın haksız olduğu sonucuna varılarak, davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, borçlu itirazında haksız görülürse davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkâr tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın likit(belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit(belirli) ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit(belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkâr tazminatına mahküm edilebilmesi için onun ödeme emrine kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkâr tazminatına mahküm edilecektir. Eldeki dosyada, davacı alacaklı tarafından davalı şirketle arasındaki arasındaki sözleşme ilişkisine dayalı cari hesap nedeniyle faturaya istinaden alacak isteminde bulunulmuştur. Bu durumda davalı borçlu alacağın miktarını bilmektedir, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermeleri gerektiğini bilmektedir. Bu itibarla alacak likit(belirli) bulunmaktadır. Bu nedenle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalı hakkında açılan davanın KABULÜ ile, davalı tarafça .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takip dosyasına karşı yapılan itirazın İPTALİNE, takibin, takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA, 2-2004 Sayılı İİK'nun 67/2. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında belirlenen 97.943,53-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 33.452,61-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.914,57-TL harcın mahsubu ile bakiye 27.538,04-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.914,57-TL harcın, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 77.457,65-TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 35,90-TL başvurma harcı, 16.900,00-TL bilirkişi ücreti ve 239,50-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 17.175,40-TL yargılama giderinin, davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzüne karşı, yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/11/2024 Başkan ... ¸ Üye ... ¸ Üye ... ¸ Katip ... ¸