İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/40 E. 2020/40 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/40
- Karar No
- 2020/40
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1084 Esas KARAR NO : 2025/632 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/12/2022 KARAR TARİHİ : 01/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; "6102 Sayılı Ticaret Kanunu Md.5/A gereği; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Ticari davalar bakımından dava şartı olan arabuluculuk müessesesi ... Arabuluculuk Numarası ile tüketilmiş olup davalılar ile müvekkil arasında anlaşmaya varılamamıştır. İlgili Arabuluculuk Son Tutanağı ekte sunulmuştur. 28.05.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda zmm sigortası ... Sigorta AŞ. olan... Plakalı ... poliçe numaralı motorsiklet müvekkilin hakimiyetindeki... plakalı motorsiklete çarpması sonucu müvekkil ciddi şekilde yaralanmış olup maluliyeti oluşmuştur.(İş bu sebeple davaya konu olayda uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulanacak olup bu süre 8 yıldır.) Müvekkil 28.05.2022 tarihinde trafik kazasında yaralanarak Akhisar .... Devlet Hastanesine sevk edilmiş ve hem orada hemde Manisa Şehir Hastanesi'nde tedavi görmüştür. Müvekkilin sağ kol bacak baş tarafına inme inmiş olduğundan felçli ve yatalak durumda olup yürüyememektedir. Kaza tarihi olan 28.05.2022 tarihinde trafik ekiplerince düzenlenen kaza tespit tutanağı ile kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün KYTK’nun md.52/1-1(Kavşaklarda aracın hızını azaltmama) kuralını ihlal ettiğinden kazada tali kusurlu olduğu ... Plakalı motorsiklet sürücüsü müvekkilin ise KYTK’nun md.84/h(Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama) kuralını ihlal ettiği ve asli kusurlu olduğu tespit edilmiş gene alınan trafik bilirkişi raporunda da bu yönde tespitte bulunulmuştur. Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası açılmış müvekkil şikayetçi olmadığından KYOK kararı verilmiştir. Kaza sonrası 27.09.2022 tarihinde davalı ... Sigortaya müracaat edilmiş davalı ... nezdinde... numaralı Hasar Dosyası açılmıştır. Davalı ... cevaben "Olayda... Plakalı aracın 11.05.2022 tarihinde satılmış olduğu, İptali zeyil tarihi hernekadar 01.08.2022 tarihi olsa da zmss sigortasının satıştan itibaren 15 gün daha yani 26.05.2022 tarihine kadar yürürlükte olduğu yani iptali zeyil başlangıç tarihinin 26.05.2022 olacağı oysa kazanın 28.05.2022 tarihinde gerçekleştiği belirtilerek söz konusu kaza tarihini poliçelerinin kapsamayacağını, satış sonrası yeni düzenlenmiş bir poliçe yoksa Güvence hesabına gitmemiz gerektiği" şeklinde dönüş yapmışlar ve başvurumuzu reddetmişlerdir. Bu sebeple tarafımızca Güvence Hesabına da başvurulmuş, konu başvuru için... sayılı dosya açılmıştır. Ancak sonrasında; "Yapılan incelemede; 28.05.2022 tarihli kazaya sebebiyet veren... Plakalı aracın kaza tarihinde... poliçe numarası ile 09.08.2021-09.08.2022 tarihli ...Sigorta A.Ş. nezdinde sigortası olduğu tespit edilmiştir. Fakat satıştan dolayı poliçe iptalinin 01.08.2022 tarihinde yapıldığı ve bu süre zarfında poliçenin iptal edilmediği bu süre içinde poliçenin hala aktif olduğu görülmüştür. Sigortacılık Kanunu’nun 14.maddeleri uyarınca; sigortası bulunan araçların verdiği zararların karşılanması mümkün değildir. Müracaatınızın, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) poliçesini düzenleyen Sigorta Şirketine yapılması gerekmektedir. "şeklinde belirtilmiş ve red cevabı verilmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 94 üncü Maddesi: “ Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Kanunda, işletenin değişmesi halinde, satışın sigortalıya bidirilmesinden başlayarak sigortacının 15 gün içerisinde sözleşmeyi fesih edebileceğinden bahsedilmektedir. Sigortacının fesih hakkını geriye doğru kullanma gibi bir yetkisi olmadığı açıktır. Davaya konu olayda... Plakalı aracın 11.05.2022 tarihinde satışı ve sigortasının fesih bildirimi davalı ...'ya 01.08.2022 tarihinde yapılmış ve sigorta tarafından zeyilname bu tarihte düzenlenmiştir. Bildirim yükümlülüğü 01.08.2022 tarihinde yerine getirildiği ve zeyilname de bu tarihte düzenlendiği (fesih hakkının kullanıldığı) için yasal 15 günlük süre bu tarih itibari ile başlayacak olup, davalı ... sigortaya ait poliçenin sona erme tarihi fesih hakkının kullanılmasından itibaren 15 gün sonrası yani 16.08.2022'dir. İş bu sebeple de sözleşme ayakta olduğundan; 28.05.2022 tarihli kazadan kaynaklı zararlarda davalı ... sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95 inci Maddesi: " Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez." Buna göre sigorta sözleşmesinin kaza tarihinde feshedildiği ya da münfesih olduğu iddiası zarar gören 3. Kişi konumundaki müvekkile karşı ileri sürülemez. Oysa Davalı ...... Plakalı aracın satış tarihi olan 11.05.2022 tarihi üzerinden, kendisine herhangi bir bildirim ve fesih ihbarı yapılmamasına rağmen otomatik olarak 15 günlük yasal süreyi başlatıp iptal zeyil başlangıç tarihini 26.05.2022 olarak kabul etmekte yani fesih hakkının geriye etkili olarak kullanmakta (zeyilnamenin 01.08.2022 tarihinde düzenlenmiş olmasına rağmen) ve sorumlu olmadığını belirtmektedir. Ancak ekli Bam ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararı bakımından davalı ...'nın kazadan sorumlu olduğu alenen gözükmektedir. Müvekkil bu trafik kazası neticesinde bedensel zarara uğramış ve sürekli tam işgöremezliği oluşmuştur. Heyet raporu için (Sakatlık Oranı, Bakıcı Gideri, tedavi gideri ve geçici iş görmezlik süresinin tespiti), müvekkilin Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'na Sevk Edilmesi'ni talep ederiz. Müvekkil... doğumlu olup kaza tarihinde sigortasız olarak günlük yevmiye ile çalışmaktadır. Geçirdiği kaza nedeniyle çalışma gücünde kayıp söz konusu olmuş, çalışamaz hale gelmiştir. Müvekkilin zararının tespiti ve temini için dosyanın aktüer bilirkişisine gönderilmesini talep ediyoruz. Sigorta şirketleri tarafından tazminat bedelinin ödenmesine ilişikin başvurumuzun kabul edilmemesi gerekçeleri, yerinde değildir. Bu husus, sayın hakemin değerlendirmesi ve yapılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde de ortaya çıkacaktır. Yine aktüerya konusunda uzman bilirkişiye yaptırılacak inceleme sonucunda davacı- müvekkilin maddi zararlarının nekadar olduğu görülecektir. Tüm bu durum sonucu müvekkilin maddi zararından sorumlu olan kurumun tespit edilmesi ancak yargılama ile mümkün olabilecektir. İş bu sebeplerle müvekkilin maddi zararının tahsili için yargı yoluna başvurmak zarureti hasıl olmuştur.Yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile müvekkil davacı için, Müvekkilin uğradığı bedeni zararın net olarak belirlendiği anda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107. Maddesi uyarınca talebimizi arttırmak hakkımız saklı kalmak kaydı ile Maddi Tazminat olarak şimdilik; 25,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 25,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 25,00 TL bakıcı giderinin, 25,00 tl tedavi gideri bedelinin, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigortadan (sigortanın teminat limiti ile sınırlı olarak ) tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Müvekkil şirketin genel müdürlük adresi istanbul üsküdar olması sebebiyle yetkili mahkeme istanbul anadolu nöbetçi asliye ticaret mahkemeleri olup davanın usulden reddini talep ederiz. Davaya ilişkin deliller tarafımıza tebliğ edilmemiştir. delillerin okunaklı olarak tarafımıza tebliğini talep ederiz.HMK 121. Madde uyarınca dava dilekçesi ekinde davaya ilişkin belgelerin davalılara tebliğ edilmesi gerektiği halde Sayın Mahkemenin huzurunda görülmekte olan işbu davada bu hususa uyulmamıştır. Davalı kuruma başvurulsa dahi davacının huzurda açılan dava gereği dayandığı tüm delil ve belgelerin tebliğ ettirmesi şarttır. Delillerin tarafımıza tebliğine dek cevap haklarımızı saklı tutarız. Kaza tarihinden önce satış yapılmış olup müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmamaktadır. Söz konusu husus sebebiyle davacının talepleri teminat dışı olup aracın satış tarihinin belgelendirilmesi gerekmektedir. Kaza tarihinde söz konusu araç... sigorta A.Ş. ile sigortalı olduğundan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerekmektedir. Davayı kabul etmemek kaydıyla; müvekkil şirket kaza tarihi itibariyle yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatından sorumludur. Geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı gideri sorumluluk kapsamında bulunmamaktadır. Müvekkil şirket Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile teminat verdiği hususlar sürekli iş gücü kaybı ve bu bağlamdaki tazminat talepleri olup, “geçici” zararlar ve buna bağlı talepler teminat kapsamı dışındadır. Bu sebeple davacının geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı gideri zarar tazminatına ilişkin taleplerinin reddi gerekmektedir. SGK tarafından karşılanması beklenen bakıcı ve geçici iş göremezlik giderlerinin müvekkilimizden talep olunmasında hukuka uyarlık yoktur. müracaatçının sgk’lı olup olmadığına bakılmaksızın, mevzuata göre sgk tarafından karşılanması gereken giderler trafik sigortalarının teminat kapsamına girmemektedir. Mevzuattaki son düzenlemelere göre tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Genel Sağlık Sigortası kapsamına alınmıştır. Yeni düzenlemelerle işsiz olanların dahi, gelir testi yapılmasına ihtiyaç kalmadan hariçten sigorta primi ödemeleri ya da düşük gelirli kimselerin sigorta primlerinin devlet tarafından karşılanması amir olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla geçici iş göremezlik tazminatı teminat kapsamı dışında olup, SGK sorumluluğundadır. Bu nedenle müracaatçının geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmelidir. Müvekkil şirket işbu sorumluluk için üretmiş olduğu trafik sigortası priminden bir kısmını sorumlu olan sgk’ya devretmektedir. Hal böyle olunca, ilgili taleplerin sgk yerine müvekkil kuruma yöneltilmesi hukuka ve de hakkaniyete aykırıdır. Bu kalemler, kaza tarihi itibariyle yönetmelik kapsamında olmadığından geçici iş göremezlik tazminatı-geçici bakıcı-tedavi giderlerinden müvekkilin sorumlu tutulması kabul edilemez. Davacının maluliyet ile ilgili tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle maluliyet oranını ve malül kaldığını tam teşekküllü hastane raporları ile belgelendirmesi gerekmektedir. Maluliyet oranı bakımından müvekkilimin sorumluluğu söz konusu kaza ile illiyet bağı kurulabilen maluliyet oranı ile sınırlıdır. Davacının kaza öncesinde vücudunda bulunan rahatsızlıklar, doğuştan getirdiği genetik arazlar ya da geçirmiş olduğu diğer kazalar sonucunda oluşan arazlar nedeniyle müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesi hukuken mümkün değildir. Zarar görenin kazadan kaynaklı maluliyet oranının da yetkili kurumlarca tespiti gerekmektedir. İlgili hastanelerden müzekkere cevapları geldiğinde dosyanın İstanbul Adli Tıp kurumu ilgili ... İhtisas dairesine sevkini güncel mevzuata uygun rapor düzenlenmesini ve davacının bizzat muayene edilmesini talep ederiz. Kusur durumunun şüpheye mahal vermemesi adına İstanbul Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından kusur raporu düzenlenmesini talep ederiz. Müvekkil şirketin sorumluluğunun tespiti açısından öncelikle araçların kusur oranlarının bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerekir. Kusur oranı belirlenmeden şirketinden sorumluluğuna gidilemez. İşbu başvuru nedeniyle kusur oranının yeniden tespit edilecek olması tarafların kusur oran ve aidiyetleri bakımından çelişkili kararların verilmesi olasılığının ortadan kaldıracak; hak ve adalet kurallarına aykırı bir sonuç ortaya çıkmaması, yargıya olan güvenin sarsılmaması yönü gözetilecektir. H.M.K.’ya göre çözümü özel ve teknik bilgiye dayanan konularda ihtisas sahibi kişilerin dinlenilmesi ve onların vereceği rapor esas alınarak hüküm kurulması gerekir. Trafik Yasası ve Tüzüğünün düzenlendiği trafik kuralları özel bilgiyi gerektiren bir ihtisas kolu olarak esas alınarak hüküm kurulması gerekir. Trafik Yasası ve Tüzüğünün düzenlendiği trafik kuralları özel bilgiyi gerektiren bir ihtisas kolu olarak tanımlanmış konulardandır. Bu bakımdan trafik kazasından sonra işe el koyan trafik polisi tarafından düzenlenen rapor H.M.K.nın öngördüğü anlamda bilirkişi raporu olarak kabul edilemez. Çünkü bu raporu veren kimse mahkemece bilirkişi seçilmediği gibi rapordaki düşünceleri hükme yeterli kabulü de sakıncalıdır. Görüldüğü üzere tarafların kusur oran ve aidiyetleri kesinleşmemiştir. Bu nedenlerle başvuru konusu kazaya sebebiyet veren tarafın tespiti ve oranlarının tespiti, olayla ilgili olası çelişkilerin giderilmesi ve konusunda uzman bir bilirkişiden oluşa uygun, denetime elverişli kusur raporunun temin edilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Davacının motosiklet sürücüsü olması kask ve koruyucu tertibatının olmaması sebebiyle %20 den az olmamak kaydıyla müterafik kusur indirimi yapılmalıdır. Davacının yeterli sürücü belgesi-alkol durumunun araştırılmasını talep ederiz varlığı halinde %20 den az olmamak kaydıyla indirim yapılmalıdır. Zarar tespit edilmelidir. Sayın Mahkemece davacının maluliyeti varsa bu zarar miktarı bilirkişi marifetiyle tespit edilmelidir. Sosyal güvenlik kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmelidir. Meydana gelen trafik kazası neticesinde karşı tarafa Sosyal Güvenlik Kuruluşları tarafından gelir bağlanmış veya ödeme yapılmış ise, bu miktar ilgili kuruluştan sorulmak suretiyle tespit edilmeli ve talep edilen tazminattan bu miktar tenzil edilmelidir. Bu nedenle, ilgili Sosyal Güvenlik Kuruluşuna yazı yazılarak hak sahiplerine ödenen miktarın tespitinden sonra bilirkişi incelemesi yapılmasına ve buna göre tazminat miktarının tespitine karar verilmesini arz ederiz. Müvekkil şirketin sorumluluğu teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlıdır. Kaza tarihi itibariyle geçerli olan Karayolları Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza poliçesi teminat limiti ile sınırlıdır. Ancak öncelikle yapılacak inceleme ile davacının gerçek zararının tespit edilmesi gerekmektedir. Müvekkil şirket temerrüde düşmemiştir. Karşı taraf başvuru şartını yerine getirmemiştir.Bu nedenle muaccel bir alacak yoktur. Bu yüzden de bir an için, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının alacağına faiz yürütüleceği düşünülse bile faizin de ancak aleyhimize yapılan başvuru tarihinden itibaren yürütülmesi gerekmektedir. Kabul anlamına gelmemek ile birlikte tazminat hesabı yapılacaksa TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak 1.8 teknik faiz indirimi uygulanmak suretiyle hesap yapılmalıdır. Anayasa Mahkemesi, 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. Sayılı Kararı ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 90 ve 92. maddelerinin bazı kısımları hakkında iptal kararı vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin anayasaya aykırılık nedeniyle bir kanun hakkında iptal kararı vermesiyle birlikte Anayasa’nın 153/3. fıkrası gereğince, iptal Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte bu kanun yürürlükten kalkar. Yasaların geriye yürümezliği ilkesine paralel olarak bu yasaların Anayasa Mahkemesi tarafından iptallerine karar verilmesi halinde hukuki güvenlik ilkesi ve bu ilkenin barındırdığı gerekçelerle bu iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi kabul edilmiştir. Anayasa’nın 153/5. fıkrasında “İptal kararları geriye yürümez” denilerek bu ilke açıkça hükme bağlanmıştır. Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle ve sair hususlar hakkındaki beyan haklarımız saklı kalmak kaydıyla, usule yönelik itirazlarımızın karara bağlanmasına, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.'' şeklinde cevap verdiği görülmüştür. Dava, trafik kazasından kaynaklanan, geçici ve kalıcı işgöremezlik ile tedavi ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. Davacı 28/05/2022 tarihli trafik kazasında... plaklı motobisikletin sürücüsü olup, davalı... plakalı kamyonetin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir. KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde dava vekilinin dava dilekçesinin ekinde yer alan dilekçeye göre (e-mail) davacı tarafından davalı ... şirketine 27/09/2022 tarihinde başvuruda bulunulduğu, sigorta şirketi tarafından hasar dosyasının açıldığı 29/11/2022 tarihinde talebin vade dışı olması nedeniyle reddedildiğinin davacıya bildirildiği görülmüştür. Davalının sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. 6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş göremezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince (sigortanın sorumluluğu TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından) davalıdan talep edilebilir. Diğer yandan geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmadığı gibi SGK'nun sorumluluğunu düzenleyen, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nun sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır. Nitekim, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından geçici iş göremezlik zararları tedavi gideri kapsamında görülmediği gibi, Yargıtay 10. H.D.'nin 2016/10172 E. - 2019/10217 K. Sayılı ve 24.12.2019 tarihli kararında, "6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmamaktadır." denilerek, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatlarından farklı bir değerlendirme yoluna gidilmemiştir. Geçici iş göremezlik zararlarının, TBK'nun 54. maddesi kapsamındaki zararlardan olması ve araç işletenin sorumluluğunda bulunması, kaza tarihinde yasanın 92. maddesinde açıkça sigorta teminat dışında sayılmaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararları davalının sorumluluğundadır. Genel Şartlarda sigorta primine esas alınan bu zararların SGK sorumluluğunda olduğu belirtilmiş ise de, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesine aykırı şekilde SGK'nın sorumluluğunda olduğunun düzenlenmesi, davalının geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadığı sonucunu doğurmaz. Genel şartlar ile sorumluluğu kanun ile belirlenen SGK'nın, aktarılan prim sebebiyle geçici iş göremezlik ödemesinden de sorumlu olacağına ilişkin düzenleme, SGK yönünden bağlayıcı olmadığından, zarar görene karşı da ileri sürülemez. Bu nedenle davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğuna kanaat getirilmiştir. Kazaya karışan... plakalı araç 09.08.2021-2022 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalı iken 01/08/2022 tarihli zeyilname ile poliçenin iptal edildiği görülmüştür. Davalı ... şirketinin savunması da kaza tarihinden önce sigortalı aracın satıldığı ve satım sonucu poliçe iptal edildiğinden sorumluluklarının bulunmadığına ilişkindir. Davalının savunması değerlendirildiğinde; Dosya kapsamından dava dışı ...' in maliki olduğu... plaka sayılı aracın davalı ... Şirket nezdinde önceki maliki ... LTD. ŞTİ. adına 09.08.2021-2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS Poliçesi bulunduğu, dava dışı ...' in Akhisar ... Noterliği'nden dava konusu aracı 16/05/2022 tarihinde dava dışı ... LTD. ŞTİ. 'den satın aldığı trafik kaydına tescil edildiği, dava konusu olayın aracın satışının yapıldığı günden 12 gün sonra aracı satın alanının kullanımında iken gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası işleteni değil, aracı takip eder. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinde, sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişinin 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorunda olduğu, sigortacının sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihi itibariyle 15 gün içinde feshedebileceği, sigortanın fesih tarihinden 15 gün sonrasına kadar geçerli olacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 95. maddesinde ise, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir. Bu bakımdan olay tarihini kapsayan ZMSS poliçesinin varlığı halinde KTK'nun 95/2. maddesi gereğince sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin poliçenin iptal edildiği, geçersiz olduğu bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığı gibi haller sigortacı tarafından 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yapmak zorunda olacaktır. Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları C.4 maddesinde ise; "sigorta sözleşmesi, sözleşmeye taraf olan araç işletenini takip eder. İşleten, sahip olduğu yeni araca ilişkin bilgileri sigortacıya bildirir. Araç grubunda herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, C.3 maddesi hükümleri kıyasen uygulanır. Ancak, sözleşme süresi içinde işletenin değişmesi halinde sigorta sözleşmesi, işletenin değiştiği tarihten itibaren 10 gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten içinde geçerli olur. Araç değişikliği nedeniyle yeni bir sigorta yaptırılması durumunda, sigortacının işletenin değiştiği tarihe kadar hak kazandığı prim gün esasına göre tespit edilir ve fazlası sigorta ettirene geri verilir" hükmü düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinin 3. fıkrasındaki "Sigortacı, sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir” düzenlemesi ile 4. fıkrasındaki “Sigorta, fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir” düzenlemesi, Anayasa Mahkemesinin 23.01.2024 tarih, 2023/130 Esas ve 2024/17 Karar sayılı kararıyla Anayasaya aykırı olduğundan iptallerine ve iptal hükümlerinin kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından (05.03.2024) başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine (05.12.2024) karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usuli müktesep hakkın istisnası olduğu ve uyuşmazlığa dair iptal kararının diğer mahkemelerde derdest olan davalar bakımından da uygulanması gerektiği anlaşıldığından Anayasa Mahkemesinin 23.01.2024 tarih, 2023/130 Esas ve 2024/17 Karar sayılı iptal kararının Dairemiz içinde bağlayıcı olduğunun, somut norm denetimi içerdiğinden istinaf aşamasında bulunan ve henüz kesinleşmeyen eldeki uyuşmazlık bakımından da uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay HGK'nun 16.05.2018 tarih, 2017/20-1121 E. ve 2018/1104 K. sayılı kararı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarih, 2020/1029 E. ve 2020/6255 K. sayılı kararı). Anayasa Mahkemesinin 23.01.2024 tarih, 2023/130 Esas ve 2024/17 Karar sayılı iptal kararı gerekçesinde "iptal edilen fıkraların, sigortalının, aracı devrettiğini sigorta şirketine bildirmesi durumunda sigortacıya takdir yetkisi tanınmasının belirsizlik oluşturması ve belirli bir süre aralarındaki sözleşmenin hüküm ve sonuç doğuracağının kabul edilmesinin Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğünü sınırlandırdığı" belirtilmiştir. Öte yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır" hükmü iptal kararı dışında tutulduğundan halen yürürlükte olup taraflar için bağlayıcıdır. Bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94/2. maddesi gereğince aracını devreden sigortalının, aracı devrettiğini sigortacıya bildirme yükümlülüğü devam etmektedir. TTK'nın 1484/2.maddesinde sigortacının zarar görenle ilişkide ifa yükümlülüğünün belirlenmesi bakımından "Sigorta ilişkisinin sona ermesi, zarar görene karşı ancak, sigortacının sözleşmenin sona erdiğini veya ereceğini yetkili mercilere bildirmesinden bir ay sonra hüküm doğurur." düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinin 3. ve 4. fıkraları iptal edilmiş ise de sigorta şirketinin TTK'nın 1484/2.maddesinden doğan ifa sorumluluğu kaza 28/05/2022 tarihinde meydana geldiğinden devam etmektedir. Bu sorumluluk sigortalı araç sürücünün kusuru oranında olacaktır. TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce kusur, maluliyet ve maddi zarar bedelinin belirlenmesi için raporlar aldırılmıştır. KUSUR YÖNÜNDEN; İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'den alınan 25/12/2023 tarihli adli tıp raporunun sonuç kısmına göre; "Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A-) Sürücü ...'in %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, B-) Davacı sürücü ...'in %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Aynı maddi vakıaya ilişkin yürütülen Akhisar CBS' nin ... soruşturma numaralı dosyasında şikayet bulunmadığından KYOK kararı verilmiş ise de, karardan önce aldırılan bilirkişi raporu ile kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce aldırılan kusura ilişkin rapor çelişki içermediğinden hükme esas alınmıştır. MALULİYET ORANI VE İYİLEŞME SÜRESİ İLE BAKICI İHTİYACINA YÖNELİK Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 09/05/2024 tarihli maluliyet raporunun sonuç kısmına göre; "28.05.2022 tarihinde motosiklet kazası nedeniyle yaralandığı belirtilen ...doğumlu ...'in olayla ilgili tıbbi belgeleri incelendi. 19.06.2023 tarihinde anabilim dalımızda hastadan öyküsü alındı ve fizik muayenesi yapıldı. 27.10.2023 tarihinde tarafımızca Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalından istenen konsültasyona verilen 23.11.2023 tarih ve... sayılı yanıt, Nöroloji Anabilim Dalından istenen konsültasyona verilen 05.02.2024 tarihli yanıt ve Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalından istenen konsültasyona verilen 18.04.2024 tarihli yanıt değerlendirildi. Tıbbi belgelerin incelenmesi, muayene bulgularının ve ilgili konsültasyon yanıtlarının değerlendirilmesi sonucunda; a) Hastada meydana gelen sekeller, 20.02.2019 tarihli ve 30692 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” kapsamında değerlendirildiğinde; kişinin tüm vücut fonksiyon kaybı (engel) oranının %80 (seksen) olduğu, b) Geçici iş göremezlik süresi (İstirahat/iyileşme süresi) hastada meydana gelen kırıkların; Adli Tıp Uzmanları Derneği Maluliyet Çalışma Grubu çalışmaları ile tamamlanan ve ekte yer alan tıbbi iyileşme sürelerini gösteren listeye göre 12 ay (360 gün) olduğu, ancak hastanın iyileşme süresi bu süreden uzun ise tıbbi kayıtlar ile (Hekim/sağlık kurulu raporları) belgelenmek şartıyla bu sürenin de alınabileceği, c) 28 Eylül 2021 tarihli ve 31612 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” de belirtilen başka birinin sürekli bakımına muhtaç olma hallerinden Madde 10-a) Kuadripleji, parapleji, dipleji ve sigortalının yaşamını kendi başına yürütmesine engel hemipleji veya merkezi sinir sisteminin sfinkter bozuklukları ile birlikte olan diğer hastalıklar kapsamında olduğundan kişinin başka birinin kısmi bakımına muhtaç olduğu tıbbi kanaatine varıldı." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 30/07/2024 tarihli maluliyet raporunun sonuç kısmına göre; "Sonuç olarak; Kask takma tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de zorunludur. Bu zorunluluk 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile düzenlenmiştir. Motosiklet sürücüleri ve yolcuları için getirilen bu kural, sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda yaşamsal bir öneme sahiptir. Literatürde kask kullanmayanlarda kafa travma sıklığının daha fazla olduğu yönünde bilgiler olmakla birlikte bunun maluliyet üzerine etkisini gösterir bir çalışmaya rastlanmamıştır. Kask kullanımı motosiklet kazalarında ölüm ve yaralanma riskini önemli ölçüde azalttığı tartışmasız bir gerçek olmakla birlikte riski sıfırlamadığı da bir gerçektir. Maluliyet durumu açısından, kask takmış olsa idi maluliyeti yönünden sonucun değişip değişmeyeceği kaza nedeniyle oluşan maluliyetin oluşup oluşmayacağı konularının kazazedenin kask takıp takmamasından bağımsız olarak böyle bir yaralanmanın mevcut olabileceği, kazanın oluşumu, darbenin geliş şekli, darbenin şiddeti, kafa içindeki lokalizasyonu, tedavinin etkinliği, hastanın yapılan tedaviye/rehabilatasyona uyumu, yaşı, var olan hastalıkları, vb faktörlerin önemli olduğu göz önüne alınması gerektiği bilgilerinize arz olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Sunulan raporda bakıcı süresi yönünden istenilen şekilde değerlendirme yapılmadığından yeniden rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 02/10/2024 tarihli maluliyet raporunun sonuç kısmına göre; "İlgi 5 yazı ile ...'in (T.C.: ..., 28.05.2022 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle davacı vekilinin talebi ve usul ekonomisi gözetilerek bakıcı süresine yönelik (tam zamanlı/yarı zamanlı/süreli) rapor düzenlenmesi istenmektedir. ...'in 28.05.2022 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle beyin kanaması geçirdiği ve sonrasında sağ tarafında hemipleji (felç) geliştiği, güncel Muayenesinde düz zeminde yardımsız yürüyebildiği ancak dominant olan sağ kolunu günlük yaşamında kullanamadığı anlaşılmıştır. Hastanın günlük ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için (kendi bakımını yapma, alışveriş yapma, yemek yapabilme, ev temizliğinin yapılması vs.) yarı zamanlı bakıcıya ihtiyacının olduğu, hemiplejinin tamamen iyileşmesinin günümüz teknolojisi ve tıbbi bilgileri ile tıbben mümkün olmadığı bilindiğinden bakıcı ihtiyacının ömür boyu olacağı tıbbi kanaatine varıldı." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Sunulan raporlar mahkememiz ara kararlarına uygun ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığından hükme esas alınmıştır. ZARAR KALEMLERİNİN HESAPLANMASI İÇİN Aktüer bilirkişisinden alınan 05/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "28.05.2022 tarihinde yaralanan ...'in geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 79.505,94 TL olduğu, -Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 7.787.676,98 TL olduğu, -Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 11.546.006,10 TL olduğu, -SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 918.000,00 TL olduğu, Davacının toplam maddi tazminat alacağının 20.331.189,02 TL'ye tekabül ettiği, Davalı tarafın %25 oranında kusuru ile zararın 5.082.797,25 TL'sinden sorumluluğunun olacağı, Davalı ... şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 500.000,00 TL olduğu kanaatiyle, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Mahkememizce aldırılan raporda bilirkişi tarafından bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu (Bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas 2021/34 Karar sayılı İlamı) ile hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle (Bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 14/01/2021 tarih ve 2019/3292 Esas 2021/1848 Karar sayılı ilamı) asgari ücret baz alınarak ve mahkememiz ara kararını karşılar nitelikte hesaplama yapıldığından hükme esas alınmıştır. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile 499.975,00 TL Kalıcı işgöremezlik, 25,00 TL Geçici işgöremezlik, 499.975,00 TL bakıcı gideri, 25,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Müterafik kusur ise resen inceleneceğinden (Yargıtay 4. H.D. 2022/105 Esas, 2022/11099Karar); davacının baş bölgesinde meydana gelen yaralanmasına ilişkin maddi vakıaya yönelik tutulan kaza tespit tutanağına göre trafik kazasında davacının kaskının takılı olup olmadığının belirlenemediğinin işaretlendiği, Karayolları Trafik Yönetmeliği' nin 150/1-a maddesinde; " Üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı," takmasının zorunlu olduğunun düzenlendiği, her ne kadar kaskın takılı olup olmadığı belirlenememiş ve davacının baş bölgesinde ki yaranlanmasının kaskın olması halinde de meydana gelip gelmeyeceği sağlık kurulu raporu ile tespit edilememiş ise de, hesaplanan zarar miktarından yapılacak indirim davalı ... şirketinin poliçe limiti nazara alındığında sonuca etki etmeyeceğinden ve yeterli delil bulunmadığından ayrıca bir indirim yapılmasına gerek görülmemiştir. Somut olayda; 28/05/2022 tarihli trafik kazasında... plakalı aracın sigorta şirketi, dava dışı sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağından, dava dışı sürücünün %25 oranında davacı sürücünün ise %75 oranında kusurlu olduğu, kusurlu eylem sonucu davacının maluliyet oranının %80, iyileşme süresinin 12 ay, bakıcıya ihtiyaç duyacağı sürenin ömür boyu olduğu sabit olmakla zararın tespiti amacı ile aldırılan aktüerya bilirkişi raporunda ki hesaplamalar az evvel yukarıda da belirtildiği üzere hükme esas alınarak davacının maddi tazminat davasının bedel artırım dilekçesi de nazara alınarak kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı ... başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşeceğinden bu tarihten zarar veren araç kamyonet olduğundan avans faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Arabuluculuk ücreti yönünden;6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı ... şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -499.975,00 TL Kalıcı işgöremezlik, -25,00 TL Geçici işgöremezlik, -499.975,00 TL bakıcı gideri, -25,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketinden (poliçe limiti (tedavi-500.000,00 TL ve 500.000,00 TL sakatlık) ile sınırlı olmak üzere) 10/10/2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte alınarak davacya verilmesine, 2-Alınması gereken 68.310,00 TL karar ve ilam harcının yatan 3.495,86 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 64.814,14 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 3.495,86 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı 1.272,00 TL posta ve diğer giderler, 500,00 TL ATK fatura bedeli ile 4.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 9.848,56 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 152.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/07/2025 Katip ... E imza Hakim ... eimza