İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/379 E. 2021/466 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/379
- Karar No
- 2021/466
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/379 KARAR NO : 2021/466
DAVA : Çek İstirdatı DAVA TARİHİ : 21/08/2019 KARAR TARİHİ : 07/07/2021
Mahkememizde görülmekte olan Çek İstirdatı davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalılardan ...'nun yönetim kurulu üyesi olduğu ... ile mülkiyeti söz konusu şirkete ait ... de bulunan deri, kuyum ve ayakkabı çanta mağazalarının kiralanması hususunda anlaştıklarını, sözleşmelerin şirkete kayyım atanması nedeniyle daha sonra tanzim ve imza edildiğini, sözleşme uyarınca müvekkilinin kira bedellerini şirket hesaplarına ödediğini, müvekkilinin iş yerinde faaliyette bulunduğu esnada hamili bulunduğu keşidecisi ... olan ... keşide tarih ... USD bedelli ... seri numaralı, ... keşide tarih ... USD bedelli ... seri numaralı ... keşide tarih ... USD bedelli ... seri numaralı çekleri kaybettiğini, bulunamayan bu çeklere ilişkin Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesine .../... esas numarası ile iptal davası açtıklarını ve üçüncü şahıslara ödenmemesi yönünde tedbir kararı aldıklarını, yargılama aşamasında davalı ...'ın davaya konu edilen çeklerin hamili olduğundan bahisle mahkemeye başvurduğunu, mahkemece kendilerine 2 hafta içinde istirdat davası açmak için süre verildiğini, bu davanın açıldığını, çeklerin müvekkilinin kiracı olduğu otelde kaybedildiğini, ticari ilişki içinde bulunduğu 3 üncü şahıslara verilmek üzere hazırlanan bu çeklerin yoğunluk esnasında kaybedildiğini, bankaya ibraz edildiğinde ele geçirenlerin kimliğinin görenildiğini, ibraz edilen çeklerden ... USD olanların ...'ın cirosuna havi olarak ...'a, ... USD lik çek'in ise ...'nun cirosuna havi olarak ...'a verildiğini, davaya konu çeklerin davalı ...'a ciro edilmeden önce ... Şubesine tahsil edilmek amacı ile ibraz edildiğini, bankaca yapılan sorgulamada mahkemece verilen tedbir kararının bulunması nedeni ile işlem yapılmaksızın çeklerin geri verildiğini, çeklerin geri verilmesinden sonra otel bünyesinde kullanılan ve otel yönetiminin muhataplarına göre 3. Kiyi sıfatı kazandırılan ...'a çekler teslim edilerek bankaya ibraz ettirildiğini, işlemin otel yönetiminin fiili ve hukuki bilgisi altında yaptırıldığını, ...'nun otel yönetim kurulu üyesi, ...'ın ise otelin muhasebe sorumlusu olduğunu, davalıların kötü niyetli olduklarını beyan ederek; çek bedellerinin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Dosyada, aşamalarda, taraf teşkili sağlanmıştır. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın kötüniyetli, haksız olduğunu, davacının, o dönem muhasebe müdürlüğünü yaptığı otelde bulunan deri kuyum ve ayakkabı, çanta dükkanlarını kiralayarak işlettiğini, bu süreçte muhasebesel ve ticari konularda kendilerine yardımcı olduğunu, aralarında oluşan hukuka ilişkin çeşitli zamanlarda kendisi ve davacı arasında maddi konularda bir takım hukuki iş ve işlemlerin olageldiğini, dava konusu iki adet ... USD lik çeklerin davacı tarafından kendisine aralarındaki hukuki ilişkiye istinaden verildiğini, çeklerin yoğunluktan kaybedildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, amacın borçtan kurtulmak olduğunu, kendisinin de borcuna karşılık çekleri ...'a verdiğini, ...'a olan borcun nedeninin ise eve ilişkin yaptırdığı tadilatlar olduğunu, kıymetli evrakta sebepten mücerretlik ilkesi olduğunu, tanık dinletilmesini rızasının olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediğini, müvekkilinin iş bu davanın davalıları ... ile ...'nun evlerine çeşitli imalatlar yaptığını ve bu imalatların karşılğıında iş bedeli olarak bir kısmını nakit aldığını, geriye kalan kısımlar için ise dava konusu çeklerin ciro edildiğini, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddialarını ispatlaması gerektiğini, tanık dinletilmesini rızalarının olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Dava, zayi olduğu iddia edilen dava konusu çeklerin istirdatı, bu mümkün olmadığı takdirde bedellerinin istirdatı talebine ilişkindir. 6.Belirtmek gerekir ki; Çek, Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. Türk Ticaret Kanununun 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, A /Göle, C: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s:221, 6102 sayılı TTK' nın 778 ve 6762 sayılı eTTK.’nın 690, 730. Maddeleri) Çek, Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., E/ Göç Gürbüz, D: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s:268). 7.Somut olaya bakıldığında; TTK m. 792 gereği; Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Yani, zayi olan çekin istirdadı istemine ilişkin işbu davada ispat yükü davacıda olup, davacının, kendisinin yetkili hamil olduğunu, senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran davalının kötüniyetli ve iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir.(Yargıtay 11. HD., 2016/13508 E, 2018/6681) Buna göre kötüniyet ya da ağır kusurunu ispat zımmında, ciro zincirindeki bir kopukluk, çalıntı olduğu bilinmesine rağmen kıymetli evrakın devralınması gibi unsurlar belirleyici olabilecektir. (Yargıtay 11 HD., 2014/13735 esas, 2014/19653 karar; 2014/14045 esas, 2015/511 karar) Şu anki yetkili hamil, sadece çekin kendi cirantasından geçişine ilişkin temel ilişkiyi beyan etmiştir. Davacı ile ilgili bir hukuki ilişki beyanı dosyada yoktur. TTK’nın 790. maddesi gereği“ Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayılır. " Çeklerde, davacının cirosu mevcuttur ve imzaya bir itiraz da yoktur. Davacının iddiası çeklerin rızası hilafına elden çıktığına ilişkindir ve bu hususun ispatı gerekir. 8.Dava konusu çeklerdeki ciro silsilesi düzgün olup, aksi ispatlanamadığı için davalı hamil taraf iyi niyetli yetkili hamil konumundadır(Yargıtay 11. HD., 2014/14243 E, 2015/176 K) 9.Mahkememizce davacının iddiasının ispatı bakımından, dayandığı tanıklar için işlemler yapılmıştır.(Yargıtay 11. HD., 2016/1327 E, 2017/2198 K) 10.Davacı tanıkları ... ve ... için yazılan talimat iade edilmiş, bu tanıklar bakımından davacı vekiline, tebliğe yarar adresi bildirmesi için kesin süre verilmiş, belirtilen adresler esas alınarak tekrar talimat yazılmış ve tekrar talimat iade edilmiştir. HMK m. 240/3 gereği; ) Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır. Somut olayda da davacı taraf, ... ve ...'ın dinlenmesi talebinden kanunen vazgeçmiş sayılmıştır. Davacı tanığı ... duruşmada; "Ben Türk vatandaşıyım, sık sık ...'a gidip geliyorum, Ben davacıyı tanıyorum, davalıları tanımıyorum, ben ... hanımın eşi ... beyi'in yanında bir süre tezgahtar olarak çalıştım, deri işlerine bakan bir dükkan vardı, dükkan ..., Otelde dükkan kiralıktı, dükkanda zarfın içinde çekler vardı, bunlarla birlikte başka evraklar vardı, dükkanda çekmece vardı evraklar orada dururdu, çekmecenin kilidi vardı ancak çokta kilitlenmiyordu, beni davacı aradı, zarfın olduğunu ve kaybolduğunu ve bakmam gerektiğini söyledi, bende dükkanın içini dışını aradım, ancak bulamadım, ben davalıları hiç bilmiyorum, bu yüzden dükkana gelip giden kişiler olduğu konusunda beyanda bulunamam, aradan 3 yıl geçti tam olarak hatırlamıyorum, davalılar otelin yetkilileri olabilir ancak tam olarak hatırlamıyorum, bence davacının otel yöneticileri ile şahsi bir ilişkisi olmamıştır" şeklinde beyanda bulunmuştur. 11.Tüm dosya kapsamına göre, davacı tanığının dinlenen tek beyanı davacının davasını ispat etmesine yeterli değildir. Davacı tanığı davalıları bilmediğini, aradan geçen zaman nedeniyle hatırlamadığını beyan etmekle beraber, dükkanda çekmecede zarfın içinde çekler ve evraklar olduğunu ve çekmecenin ise çok da kilitlenmediğini, davacının kendisini arayarak zarfların kaybolduğunu söylediğini beyan etmektedir. Tanığın dava konusu çekler üzerinde, varlığı veya çalınması/kaybolması yönünde görgüye dayalı bir bilgisi yoktur. Tanık, "bence" diyerek, kendince davacının davalılar ile şahsi bir ilişkisi olmadığını tahmini/farazi olarak beyan etmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere; TTK’nın 702. maddesi “ Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayılır. " Davalı hamil, yetkili hamildir ve dosya kapsamına göre davacı çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran davalının kötüniyetli ve iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat edememiştir. Dosyada var olan çek örneklerine bakıldığında, düzgün bir ciro silsilesinin olduğu anlaşılmakla, banka tarafından tedbirin varlığının çek'e şerh edildiği de anlaşılmaktadır. 12.Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, 3. Kişilerin kötü niyetinin davacı tarafça ispat edilememesi, bunun yanında çekin mücerret bir kıymetli evrak olması, davacıdaki ispat yükünün yer değiştirmesini sağlayan bir durumun olmaması, davacının çekin rıza dışı elinden çıktığı husununu da ispat edememesi, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. 13.Son olarak söylemek gerekir ki; Döviz alacağına ilişkin davada, hüküm altına alınan döviz için alınması gereken nispi karar harcının matrahının hesaplanmasında hükmolunan döviz cinsinin dava tarihindeki efektif satış kuru esas alınır (Yargıtay 19. HD., 2019/1862 E., 2020/159 K.) Ayrıca, mahkemece hükmedilen yabancı para alacağının, vekâlet ücretinin talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki döviz kuru karşılığı bulunarak Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 11. HD., 2014/9968 E., 2015/6929 K.) Mahkememizce bu hususlar göz önüne alınmıştır. Dava dilekçesinde ... USD nin karşılığı ... TL olarak gösterilmiş harç buna göre yatmıştır. Uyap entegrasyon ekranından bakıldığında, dava tarihinde USD efektif satış kurunun ... TL olduğu, davacı tarafça da bu kurun esas alındığı açıkça anlaşılmıştır.(... *...=... TL) HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu ret harcının davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL'den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın istek halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 6-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı asil ve vekili ... ve davalı vekili ...'nin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/07/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır