İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/808 E. 2020/116 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/808
- Karar No
- 2020/116
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/808 Esas KARAR NO : 2020/116
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 17/12/2018 KARAR TARİHİ : 11/02/2020
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sirket nezdinde ... numaralı Otel Paket Sigorta Policesi ile sigortalı bulunan ...’in poliçe ile teminat altına alındığı klozlardan, zarara uğratıldığını ve bu sebeple davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya ... TL ödeme yapıldığını, sigortalının özel bir şirketten elektrik alırken; davalıların sigortalıya gelerek otelin elektrik alımını artlk özel şirketten yapamayacaklarını, sözleşmelerinin iptal edildiğini ve elektriği davalılardan ...’den almaları gerektiğini belirtildiğini, bu gelişme üzerine sigortalı otel yetkililerinin ... ile sözleşme yaptıklarını, ancak bu arada ...' nin sahadaki elemanlarının sigortalı otel sahiplerine bilgi vermeden elektrikleri kestiklerini, otel yetkilileri davalı şirkete gidince depozit yatırmaları gerektiği belirtmiş ve yüksek bir miktar depozit yatırdıklarını, ancak bu kez yine sigortalı otel sahiplerine gerekli bilgi verilmeden elektriğin 2 - 3 kez kesip tekrar açarak oteldeki elektriğe bağlı makine ve cihazlarda arızaya sebebiyet verdiklerini, sigortalının zararı Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... E. Sayılı dosyası ile tespit ettirdiğini, belirterek ... TL'nin hasar ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı şirket tarafından davalı aleyhine Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi .../... D.İş dosyasında yaptırılan delil tespitine ve alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, bu nedenle söz konusu tespit işleminin işbu dosyada bağlayıcılığı bulunmadığını, Antalya ... Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle dava dışı şirket tarafından delil tespitine dayanılarak davalı şirketten tazmin talebinde bulunulduğunu, söz konusu ihtarnameye de cevaben Antalya ... Noterliğinden ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameyle cevap verildiğini, dava dışı sigortalının maddi zararı iç elektrik tesisatındaki eksikliklerden kaynaklandığını, bu durumun en önemli kanıtının elektrik kesintilerinde devreye girmesi beklenen jeneratörün dahi arızalanması olduğunu, dava dışı sigortalının, serbest tüketici olarak elektrik enerjisi aldığı ... Şirketinin elektrik piyasasından çekilmiş olması nedeniyle son kaynak tedarikçisi olarak enerjisiz kalmaması için tedarik şirketi olan ... tarafından perakende satış sözleşmesi imzalaması için ... tarih ve ... sayılı yazı gönderildiğini ve sigortalının bilgilendirildiğini, bu yazıda perakende satış hizmetlerinin ... tarihinden itibaren ... tarafından temin edildiği ve 10 iş günü içinde perakende satış sözleşmesinin imzalanması gerektiği bildirildiğini, ... firması tarafından bölgenin ... ... şirketi olarak davalı şirkete ... tarih ve ... sayılı yazıyla elektrik kesilmesi işlemi uygulanması için talepte bulunulduğunu, elektrik kesme işlemlerinin yerine getirildiğinin davalı tarafından ... tarih ve ... sayılı yazı ile ... firmasına bildirildiğini, işletilen prosedürün mevzuata uygun olup herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, zarara uğradığını iddia eden kişinin zararının tazminini talep edebilmesi için zararın meydana gelmiş olduğu günden itibaren 10 gün içinde davalı şirkete bir başvuru yapmış olması şart olduğunu, dava dışı sigortalı, bu süre içinde somut ve belgeli zararını gösterir şekilde başvuruda bulunmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı şirketi tarafından davalı aleyhine Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi .../... D.İş dosyasında yaptırılan delil tespitine ve alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, bu nedenle söz konusu tespit işleminin işbu dosyada bağlayıcılığı bulunmadığını, ayrıca Antalya ... Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle dava dışı şirket tarafından delil tespitine dayanılarak davalı şirketten tazmin talebinde bulunulduğunu söz konusu ihtarnameye de cevaben Antalya ... Noterliğinden ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameyle cevap verildiğini, davacının sigortalısı şirketin uğradığı zararla davalı şirketin işlemleri arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı gibi davalı şirketin elektrik kesme ve açma gibi herhangi bir yetki ve görevinin bulunmadığını, davalı şirketin elektrik piyasası mevzuatı gereğince kurulmuş ve teşekkül etmiş bir elektrik dağıtım şirketi olmadığını, dava dışı sigortalı şirket, elektriklerinin kesilmesine kendi kusurlu davranışıyla sebep olduğunu, dava dışı ... şirketi, serbest tüketici olarak elektrik enerjisi aldığı firmanın elektrik piyasasından çekilmesi nedeniyle son kaynak tedariki kapsamında müvekkilden enerji alabilmesi için sözleşme imzalamaya davet edildiğini, bu konuda ilgiliye ... tarih ve ... sayılı yazıyla bilgilendirme yapıldığını, yapılan bildirime rağmen perakende satış sözleşmesi imzalanmaması ve güvence bedeli ödenmemesi nedeniyle elektrik görevli dağıtım şirketince enerji kesildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, otel paket sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkin davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Dosya içerisine sigorta hasar dosyası, elektrik kayıtları ile tarafların tutundukları tüm kayıtlar getirtilmiştir. Sigorta Eksperi ..., Makine Mühendisi ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından düzenlenen ... tarihli müşterek raporda özetle; "...Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi .../... Diş dosyası kapsamında düzenlenmiş olduğu görülen Bilirkişi Tespit Raporu ve Bilirkişi Tespit Ek Raporunda meydana gelen anzalann gerekçesi olarak “trafodan isletmeye elektrik veren panodan elektrik kesilirken, yapılan yanlış; bir islem sonucu (faz ve nötrün yerlerinin yanlış baglanması gibi) yüksek gerilim oluştuğu anlaşılmıştır. ” denildiği, dava dosyası içeriğinde bulunan ve yapılan işlemin not edildigi “İş görev Emri Formu” üzerinde ki yazların okunamaması nedeniyle, elektriğin ne şekilde kesildiğinin anlaşılamadığı, ancak toplam kurulu gücünün 230kW oldugu görülen dava konusu işletmenin abone besleme kablosu kesit çapının, 3 fazın bağlı bulunduğu klemensten çıkartılması suretiyle bir elektrik kesimine uygun olmayacagı, ağır bir is güvenliği kusuru oluşturacağı, genel uygulamada ise pano içerisinde ki ... ... Şalterin anahtarı üzerinden elektrik kesiminin yapılması ve panonun mühürlenmesi gerektiği, eğer elektrik salterinin anahtarı üzerinden yapılmış olan bir kesim islemi var ise faz-nötr uçları ile oynanmayacağı için faz ile nötrün yerlerinin yanlış bağlanması gibi bir durumun olamayacağı elektrik kesim isleminin ne sekilde yapıldığının bilinmesinin bu noktada önem arz ettiği, davacı ...’nin dava dilekçesinde “Otel yetkilileri davalı şirkete gidince depozit yatırmalarını belirtmiş ve yüksek bir miktar depozit yatırtmışlardır. Ancak bu kez yine sigortalı otel sahiplerine gerekli bilgi verilmeden elektriği 2-3 kez kesip tekrar açarak oteldeki elektrige bağlı makine ve cihazlarda arızaya sebebiyet vermişlerdir." iddiasında bulunuldugu, dava dışı işletme içerisinde ki yüklerin (klima, fırın, aydınlatma, motor v.s) devrede olduğu durumlarda elektriğin iddia edildiği gibi üst üste 2-3 kez kesilip tekrar verilmesinin muhtemel bir durum olmamakla birlikte motorlara ilk yol verme aşamasında olusan ... akımı kaynaklı hafif bir dalgalanmaya yol açabileceği, ancak dava dışı işletmenin genelinde, hatta devrede olmayan jeneratör alternatör voltaj regülatörü dahil olmak üzere birçok cihazda arıza oluşmuş olmasının ve neredeyse bütün cihazlarda ki ana ve yardımcı kartların yanmış olmasının jeneratör devrede iken tesisatın geneline yayılan güçlü bir darbe geldiği hususunda bizde bir kanaat oluşturduğu, genel olarak hasar gören cihazlar üzerinde güç kartı, ana kart, yardımcı kart, fan motoru regülatör, adaptör, salter vs gibi arızaların oluştuğunun görüldüğü, Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi .../... Dis dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda ki fotograflardan görüldüğü üzere bahsi gecen tüm parçaların güç; girişi noktasından yanmış olduğunun anlaşıldığı, ayrıca 12V gerilim ile çalışan parçaların genelinin yanmış olması, ana kartların, yardımcı kartların güç girişlerinde ve fan motorlarının sargılarında yanma oluşması, işletme içerisinde bölgesel değil de genelinde cihaz arızalarının oluştuğunun görülmesi nedeniyle söz konusu bu cihaz parcalarının ani gerilim yükselmesi ve gerilim dalgalanması neticesinde arızalanmaş oldugunun tarafımızca da değerlendirildiği, ancak dava konusu anzalara neden olan ani gerilim dalgalanmasının davalı ... şirketi personelleri tarafından, elektrik kesimi esnasında yapılan hatalı bir islem sonucu mu yoksa elektrik kesimi sonrasında devreye giren jeneratöründen kaynaklı mı oluştuğunun bu noktada önemli husus olduğu, dosya igeriginde görülen ... Teknik Servis Raporunda; “... model jeneratör grubunun çalışmaması şikayeti üzerine yapılan serviste jeneratö'n yüksek voltajdan dolayı üzerinde kısa devre oluşmuş ve alternatör voltaj regülatörünün arızalandığı tespit edildiği” denildiği, ancak otelin şehir şebekesinden aldığı elektriğin jeneratör üzerinden geçmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, şebekede henüz elektrik varken, yüklerin şehir şebekesinden beslendiği, şebeke elektriği kesintiye uğradığında jeneratörün devreye girerek yükü beslemeye devam ettiği, bu transferi gerçekleştiren elemanın transfer panosu olarak tanımlandığı, transfer panosunun, jeneratörden gelen enerjiyi yük çıkışını baz alarak yönlendiren ve enerjinin anahtarlanmasını sağlayan bir sistem olduğu, şebeke kontaklarını açarak 2 gücün çakışmasının önüne geçtiği, şebeke elektriği yok iken jeneratörlerin kendi ürettikleri enerjileri iç; tesisat şebekesine aktardıkları, dolayısıyla jeneratör çıkış voltajını ayarlayan ve yandığı belirtilen alternatör voltaj regülatörünün, dağıtım şirketi tarafından verilen enerji ile bir ilgisi bulunmadığı, alternatör voltaj regülatörünün de yanmış olmasının dava konusu arızaların elektrikler kesik ve jeneratör çalışır iken gerçekleştiğini gösterdiği, ayrıca hazırlanan Teknik Servis Raporunda not olarak “jeneratör grubuna bakım yapılması gerektiği” belirtildiği, sonuç olarak; teknik detaylan raporumuzun “Değerlendirme” bölümünde anlatıldığı üzere; elektriklerin kesilmesi sonucu devreye giren jeneratörde mevcut yüklerin durumu ile ilgili olarak bir gerilim dalgalanması yaşandığı, neticesinde jeneratörün alternatör voltaj regülatörünün zarar gördüğü, arızalanan alternatör voltaj regülatörünün, işlevi olan jeneratör çıkış gerilimini sabit tutamadığı ve oluşan anlık güçlü bir dalgalanma ile otel geneline yayılan mevcut hasarlarının oluştuğu..." belirtilmiştir. Sigorta Eksperi ..., Makine Mühendisi ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından düzenlenen ... tarihli müşterek ek raporda kök rapor tekrarlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1472. maddesi şöyledir; "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/17-1088E. 2019/65K. sayılı kararında; "...Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun TTK’nın 1472. maddesinin 1. fıkrasına göre; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücû ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarihli ve 37 E. 9 K. ve 17.01.1972 tarihli ve 1970/2 E.,1972/ 1 K. sayılı kararlarında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmakta iken, 31.03.1954 tarihli ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ise sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı belirtilmiştir. O hâlde bu tür davalarda görevli mahkeme sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre belirlenmelidir... Görev, kamu düzenine ilişkin olup HMK’nın 1. maddesi gereği yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Sigorta şirketi ödediği zarar bedeli oranında sigortalının haklarına halef olacağından ve bedeli ödedikten sonra sigortalı hangi davayı açabilecekse sigortacı da o davayı açabilecektir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 24/09/2019 tarih 2017/115E. 2019/8416K. sayılı kararında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen davalı arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki ise haksız fiilden doğmuştur. Bu durum karşısında, her iki taraf da tacir olduğundan, tacirler arasındaki haksız fiilden doğan davada özel görevli mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu..." denilmiştir. Görülmekte olan davanın hukuksal dayanağı haksız fiildir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.” şeklinde tanımlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde de aynı yönde “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Buna göre haksız fiil hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/04/2018 tarih 2017/4-1457E. 2018/988K. sayılı kararı). Sorumluluk hukukunun önemli ögelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2018 tarih 2016/21795E. 2018/9560K. sayılı kararı). Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da, ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2019 tarih 2016/13674E. 2019/7465K. sayılı kararı). Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2017 tarih 2017/777E. 2017/1503K. sayılı kararında; "...Davanın dayanağı olan hasar tarihinde sigortalı şirketin işletmesinin bulunduğu mevkideki elektrik hatlarında voltaj dalgalanması meydana geldiği taktirde sadece davacının sigortalısı olan şirketin otel işletmesinin asansör motoru değil oteldeki diğer elektrik ile çalışan cihazlarda gerekse de aynı hattan elektrik alan dava dışı diğer işletmelerde bu nedenle bir hasarın meydana gelmesi gerekirken bu yönde bir hasarın oluştuğuna ilişkin dosyada delil ya da iddia yoktur. Bu durumda davalı elektrik şirketinin sorumluluğu ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, bu nedenle sigortalı otel işletmesinin davalı elektrik şirketine karşı hasardan dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı, dolayısıyla TTK' nın 1472.maddesi uyarınca da davacı sigorta şirketinin halefiyete dayalı olarak rücuen tazminat talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde değildir..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı sigorta şirketi, sigorta poliçesi gereği yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısının haklarına halef olmuş ve halefiyet hakkına dayanarak dava açmıştır. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki ise abone ilişkisi ve haksız haksız fiildir. Bu durum karşısında, taraflar tacir olduğundan, tacirler arasındaki abone ilişkisinden ve haksız fiilden doğan davada özel görevli mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olması nedeniyle dava esastan incelenmiştir. Halefiyet uyarınca açılan davada davacı, sigortalıya ödediğini değil, ancak gerçek zararı davalıya rücu edebilir. Sigorta Eksperi ..., Makine Mühendisi ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından düzenlenen ... tarihli müşterek raporda ve ... tarihli ek raporda; "elektriklerin kesilmesi sonucu devreye giren jeneratörde mevcut yüklerin durumu ile ilgili olarak bir gerilim dalgalanması yaşandığı, neticesinde jeneratörün alternatör voltaj regülatörünün zarar gördüğü, arızalanan alternatör voltaj regülatörünün, işlevi olan jeneratör çıkış gerilimini sabit tutamadığı ve oluşan anlık güçlü bir dalgalanma ile otel geneline yayılan mevcut hasarlarının oluştuğu"nun belirlenmesi, bu durumda davalıların sorumluluğu ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmaması, bu nedenle sigortalı otel işletmesinin davalı elektrik şirketlerine karşı hasardan dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1472. maddesi uyarınca da davacı sigorta şirketinin halefiyete dayalı olarak rücuen tazminat talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davalılar kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3/2. maddesi gereğince davanın aynı nedenle reddolunduğu da nazara alınarak hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak eşit oranda davalılara verilmesine, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345. maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/02/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır