İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/6414 E. 2020/4551 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/6414
- Karar No
- 2020/4551
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/569 KARAR NO : 2024/1045 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 16/05/2017 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA VE TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği 15/05/2017 tarihli dava dilekçesinde; Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 04/02/2017 tarihinde...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile davacı ... idaresindeki... plakalı motosikletin çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda... plakalı araç sürücüsü...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle mağdur durumda kaldığını, birçok yerinde kırıklar meydana geldiğini, efor kaybına uğradığını, davacı...'in Ege Bölgesinde bilinen bir DJ olduğunu, aylık gelirlerine ilişkin kayıtların eklendiğini, davacı... için fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kalıcı ve geçici iş görememezlik ile sabit izlerden kaynaklanan 1.000,00 TL, bakıcı ve bakım gideri 500,00 TL, tedavi gideri 500,00 TL tazminatın İşleten ve sürücü için kaza tarihi 02/04/2017, sigorta şirketi için 12/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, manevi tazminat yönünden ise müvekkilinin mağdur durumda kalıp her bakımdan engelli hale geldiğini, vücudunda oluşan ağrıların her an müvekkiline kazayı hatırlattığını, müvekkilinin ağır travma geçirmesine sebep olduğunu, davacının anne ve kardeşinin de bu süreçde davacı...'in yanında olduğunu bildirerek davacı... için 100.000,00 TL, annesi... için 50.000,00 TL, kardeşi...için 40.000,00 TL manevi tazminatın sadece işleten ve sürücü adına 12/04/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini ve davalı... adına kayıtlı...plakalı araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı... vekili mahkememize verdiği 12/07/2017 tarihli cevap dilekçesinde; 04/02/2017 tarihinde saat 04:00 sıralarında sürücü... sevk ve idaresindeki...plakalı araç ile İnönü Cad. Askeri Hastane önünden Üçyol istikametine U dönüşü yaptığı esnada aracının sol ön ve arka kapı kısımlarına, Üçyoldan İnönü Caddesini takiben Üçkuyular istikametine seyir eden sürücü... idaresindeki... plakalı motosikletin ön kısımları ile çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, her ne kadar işbu trafik kazası sonrası tutulan trafik kaza tespit tutanağına göre müvekkile ait taksi sürücüsü diğer davalı kusurlu olarak bulunmuş ise de konusunda uzman olmayan kişilerce tutulan trafik kaza tespit tutanağına göre yapılan kusur izafesinin ve işbu davanın kabulünün mümkün olmadığını, olay yerinde araçların çarpışma noktası çarpışma anındaki duruş pozisyonları araçların çarpma ve hasarlanma yerleri, hızları birlikte değerlendirilerek hangi trafik kurallarının ihlal edilip edilmediğinin saptanması gerekir, soyut beyanla kusur izafesi yerinde olmadığını, kaza tutanağında herhangi bir fren izi bulunmamakta olup davacının fren tertibatına başvurmadığının anlaşıldığını, olaya dair tutulan kaza tutanağında ticari taksinin dönüşünü hemen hemen tamamladığı anda çarpışmanın olduğu, çarpışma noktalarıyla birlikte değerlendirildiğinde davacı yanın davalı yana ait ticarinin sol ön ve arka kapı kısımlarından çarptığı, davalı yanın hızı ile fren tertibatına başvurmadığı, kazayı önleyici tedbir almadığı, çarpmadan sonraki araçların konumu, ticarinin ve motorun duruş hali, motorla seyreden davacı yanın seyir yönüne gerekli dikkat ve özeni vermediği dağınık dikkatsizliği ve hızlı seyrettiği, fren tertibatına başvurmadığı, dönüşünü tamamlamak üzere olan ticariye motorun çarpma noktaları birlikte değerlendirildiğinde davacı yanın asli kusurlu olduğunun sübuta ereceğini, kaza tutanağından anlaşıldığı üzere çarpan motorla seyir hareket halindeki davacı olduğunu, trafik yolunda seyreden sürücünün diğer araçların konumu ve seyir yönlerine dikkat etmesi dikkat ve ihtimamı göstermesi, kendisinin şeridinde dahi olsa hız limitlerine uyması ve durabilecek şekilde kazayı önleyici tedbirleri almasının gerekli olduğunu, kaza tespit tutanakları olay anında konusunda uzman olmayan trafik polisleri tarafından tutulduğundan bir uzman/bilirkişi raporu olarak kabul edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir kusur izafesinin yapılabilmesi için konusunda uzman trafikçi bir bilirkişiden rapor alınmalı ondan sonra kusur izafesi yoluna gidilmelidir bu nedenle de taraflara atfedilecek kusur ve söz konusu kusur oranının tespiti için konusunda uzman trafikçi bir bilirkişiden rapor alınmasını talep ettiklerini, dava dilekçesinde anlatılan hususların ve özellikle davacı yanın belirttiği kusur oranını kabul etmediklerini belirterek, davanın zamanaşımına uğrayan kısımlarının reddine, haksız ve mesnetsiz nitelikteki fahiş maddi ve manevi tazminat istemlerinin ve davanın esastan reddine, davanın sosyal güvenlik kurumu başkanlığı'na ihbar edilmesine, davacı yanın yerinde olmayan hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... (...) Sigorta A.Ş. vekili mahkememize verdiği 12/07/2017 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkil sigorta şirketinin şahıs başına azami poliçe limiti ile sınırlı olarak sigortalı araç sürücüsünün kusura oranında sorumlu olduğunu, kusur ve maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası GEnel Şartları geçici iş görmezlik tazminatı taleplerini sağlık giderleri kapsamında kabul ederek açıkça teminat kapsamı dışında bıraktığını, dava konusu kazanın 06/11/2016 tarihinde meydana geldiğinden 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe gider poliçe genel şartları A-5 b bendi uyarınca teminat kapsamında olmadığını, 6111 sayılı torba yasa ile tedavi giderlerinin geçmişe dönük olarak davacı kurum olan SGK'ya yükletildiğini, dolayısıyla 6111 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile tedavi giderleri yönünden müvekkil şirketin sorumluluğunun kalktığını, bakım giderlerini ilişkin talebin reddi gerektiğini, poliçede belirtilen bedelin eğer bir zarar oluşmuşsa yapılacak aktüer hesabı sonucunda oluşan zarar ile orantılı olarak ödenebileceğini, aktüer hesabı yapılmadan doğrudan tazminat ödemesi yapılmadığını, davacının söz konusu olayda dolayı SGK dan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini, bu ödemelerin hesaplanabilecek tazminat miktarından mahsubu gerektiğini belirterek, sigorta şirketine başvuru şartı davacılar tarafından yerine getirilmediğinden HMK 115/2 maddesi gereğinden davanın usulden reddine, davayı kabul anlamına gelmemek koşulu ile kusur oranının tespiti için dosyanın ceza dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesine gönderilmesine, dosyanın tüm eksiklikler tamamlandıktan sonra zararın oluşup oluşmadığı ve var ise ne kadar olduğunun tespiti için aktüer bilirkişiye gönderilmesine, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasını sebebiyet vermemiş müvekkil şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmaması, hükmolunması halinde müvekkil şirketin sorumlu olduğu azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...'a dava dilekçesi tebliğ edildiği, davalının davaya cevap vermediği, duruşmalardaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DAVA: Dava, 6098 Sayılı TBK'nın 71 ve 2918 Sayılı KTK'nın 85 ve devamı maddeleri kapsamında açılan motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan maddi (geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri) ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. DELİLLER: - Davacıya ait tedavi evrakları, - İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 'nın ... hazırlık sayılı dosya sureti, - İzmir SGK nun 07/08/2016, 05/02/2019,15/03/2023 ve 17/07/2024 tarihli yazıları ve ekleri, - İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya sureti, -... Sigorta A.Ş nin 25/07/2024 tarihli yazısı ve eki, - Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kulunun 20/04/2018 tarihli raporu, - Ege Üniversitesi Rektörlüğü Adli Rapor Biriminin 07/10/2020 tarihli bilgilendirme yazısı ve ekleri - ATK Trafik İhtisas Dairesinin 01/02/2021 tarihli kusur raporu, - İstanbul Adli Tıp... İhtisas Dairesinin 19/10/2022 tarihli maluliyet raporu, - ATK ... Üst Kurulunun 23/11/2023 tarihli raporu, - Bilirkişi ...'in 27/02/2020 tarihli kusur raporu, -Bilirkişiler...'ın 31/08/2021 tarihli kusur raporu - Bilirkişi...'in 24/05/2024 ve 01/10/2024 tarihli raporları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacıların, 04/02/2017 tarihinde...'ın sevk ve idaresindeki...plakalı araç ile davacı... idaresindeki ...plakalı motosikletin çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davacı...'in kaza nedeniyle yaralandığı, maddi ve manevi zarara uğradıkları iddiası ile iş bu maddi ve manevi tazminat davasını ikame ettiği, davalı sigortanın zamanaşımı definde bulunduğu, davacıların başvuru şartını yerine getirmeden dava açtıkları, sorumluluğunun sigortalısı araç sürücüsünün kusuru oranında gerçek zarar ve poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğu, mahkemece kusur ve tazminat hesabı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ve geçici iş göremezlik, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ve bakıcı giderinin zmms teminatı kapsamında olmadığını savunduğu, davalı ...'ın ise zamanaşımı definde bulunduğu, meydana gelen kazada davacının kusurlu olduğu, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, davacının gelirinin asgari ücret üzerinden dikkate alınması gerektiği, tedavi giderlerinin SGK'nın sorumluluğunda olduğu, davacı anne ve kardeşin yansıma yoluyla manevi tazminat talep edemeyeceğini savunduğu, diğer davalı ...in ise davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasında davacıların dava öncesi başvuru şartını yerine getirip getirmedikleri, davaya konu tazminat alacağı yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği, davacıların maddi ve manevi tazminat talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı ve davalıların sorumlu olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu görülmüştür. Taraflar arasında doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmaması, sorumluluk sigortalarının TTK'da düzenlenmesi, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması ve usul ekonomisi gereği davaların birlikte yürütülmesi gerektiği anlaşılmakla mutlak ticari dava niteliğindeki somut uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir. Davalı sigorta tarafından davacının dava öncesi başvuru şartını yerine getirmediği savunulmuş ise de, davacı ve davalı sigorta tarafından dava dosyasına sunulan belgelere göre davacı...'in dava öncesinde davalı sigortaya müracaat ettiği, mahkemeye erişim hakkının gereği olarak başvuru şeklinin belli bir usule bağlanmadığı somut uyuşmazlık bakımından davacı...'in dava öncesi başvuru şartını yerine getirdiği mahkememizce kabul edilmiş ve davalının bu yöndeki usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Davaya konu kazanın 04/02/2017 tarihinde meydana geldiği, kaza neticesinde davacı...'in yaralandığı, 5237 sayılı TCK'nun 66 ve 89 ile TBK'nun 72 ve KTK'nun 109 maddeleri uyarınca dava tarihi itibariyle 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalı sigorta ve davalı ...'ın zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık...'ın 04/02/2017 tarihinde sevk ve idaresindeki...plakalı araç ile davacı... ...'ın sevk ve idaresinde olan ...siklete çarpması neticesinde adı geçenin yaralanmasına sebebiyet verdiği iddiası ile sanık ...hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde adı geçen sanığın kusur oranı ve eylemde birden fazla nitelikli halin gerçekleşmiş olması dikkate alınarak 10/02/2021 tarih ... karar sayılı ilam ile neticeten 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 28/04/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Mahkememizce dosyanın kusur bilirkişisine tevdi edildiği, trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 27/02/2020 tarihli raporda, davalı sürücüsü...'ın sevk ve idaresindeki...plaka sayılı ticari araç ile İnönü Caddesini takriben Hatay istikametine seyir halinde iken No:... karşısı Askeri Hastane kapısı önüne geldiğinde sola doğrultu manevrası ile U dönüşü yapıp karşı şeritte Üçyol istikametine seyir yapmak isterken aracının sol yan kısımlarına aracının arkasında Hatay istikametine seyrini düz devam eden davacı sürücü...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı motosikletinin ön kısımları ile çarpıp yaralanması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davalı sürücüsü...'ın sevk ve idaresindeki...plaka sayılı ticari araç ile gece vakti meskun mahal iki gidiş iki geliş şeritli düz trafik yer şerit çizgileri ile ayrılı trafiğin sakin işlediği görüşün açık havanın yağmurlu zemini ıslak asfalt kaplı yola gereken dikkat ve özeni göstermediği, sağ şeritte seyrini sürdürdüğü esnada sol gerisinde sol şeritte seyrini düz devam ederek gelen motosikletin hızını ve yakınlık durumunu dikkate almadığı, sola doğrultu manevrasına yönelip tedbirsiz ve kontrolsüz biçimde U dönüşe teşebbüs ettiği, bu tavrı nedeni ile yaratmış olduğu tehlikeli ortamda ilk geçiş hakkını bırakmadan trafik akışı için tehlike ve engel teşkil edip olayın meydana gelmesine sebebiyet vermesi sonucu meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası olayında gereken dikkat özen yükümlülüğüne aykırı araç kullandığından dolayı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/b maddesini ihlal ettiğinden % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı motosikleti ile gece vakti meskun mahal iki gidiş iki geliş iki düz çizgiler ile ayrılı havanın yağmurlu zemini ıslak görüşün açık asfalt kaplı yola gereken dikkat ve özeni gösterip kural ve nizamlara uygun yolun sol şeridinde seyir halinde iken davalı sürücünün hatası ve kusurundan dolayı arkasında gelen araçlaraçları kontrol etmeden tehlikeli biçimde sola doğrultu manevrası ile dönüş yapmak isterken, güzergahını kapatıp çarpmasına maruz bırakması olayında kazayı önleme adına sola direksiyon manevrasında bulunsa bile olayın ani mesafenin kısa olmasından dolayı yapabileceği başkada bir hususun olması nedeni ile meydana gelen kazada atfı kabil kusuru olmadığı, kusursuz olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Davalı... vekilinin 27/02/2020 tarihli kusur raporuna itirazı üzerine mahkememizce 04/02/2017 tarihinde meydana gelen kazada davacı, davalı sürücü ve üçüncü kişilerin kusur durumlarının belirlenmesine yönelik olarak dosyanın İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderildiği, ATK tarafından düzenlenen 01/02/2021 tarihli raporda, 04.02.2017 günü saat 04.00 sıralarında sürücü... idaresindeki ...plakalı motosiklet ile İnönü Caddesi üzerinde Üçyol istikametinden Üçkuyular istikametine doğru sol şeridi takiben seyir halindeyken olay yeri Askeri Hastane önlerine geldiğinde aracının ön kısımlarıyla, kendisiyle aynı istikamette yolun sağ tarafından sola doğrultu değiştirmek suretiyle "U" dönüşü manevrası yapan davalı sürücü... idaresindeki ... plakalı otomobilin sol yan kısımlarına çarpması sonucu davaya konu olay meydana geldiği, davalı sürücü...'ın idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, yolun sağ tarafından sola doğrultu değiştirmek suretiyle "U" dönüşü yapmak istediğinde geriden gelen taşıt trafiğine dair gerekli-yeterli kontrolü yapmadığı, manevrası öncesi yaklaşan motosikletin hız-mesafe durumunu göz önünde bulundurarak motosikletin geçişini beklemesi gerekirken dikkatsiz-kontrolsüz manevrasıyla motosikletin önünü kapamakla kazaya sebebiyet verdiği olayda asli derecede kusurlu, davacı sürücü...'ın idaresindeki motosiklet ile bölünmüş yolun sol şeridini takiben seyir halindeyken olay yerine geldiğinde, aynı istikamette yolun sağ tarafından sola doğrultu değiştirmek suretiyle önünü kapatan otomobile çarpmak durumunda kaldığı olayda atfı kabil bir kusuru bulunmadığı, davalı...’ın %100 (yüzde yüz) oranına kusurlu, davacı...’in kusursuz olduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Davalı... vekilinin ATK kusur raporuna itirazları üzerine mahkememizce dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek İTÜ Trafik İhtisas Kürsüsünden seçilecek 2 Trafik bilirkişi ile göz hastalıkları uzmanı olan doktor bilirkişiden oluşan heyetten rapor düzenlemesinin istenildiği, 31/08/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu trafik kazasında, ... plakalı taşıtın sürücüsü...'ın yol ve hava durumunu bildiği mahalde, dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı olarak trafik kural ve işaretlerini dikkate almayıp, yolun sağ tarafından yolu dik kesecek şekilde sola doğrultu değiştirmesi ve sol şeridi takiben olay yerine gelmekte olan motosikletin önünü kapatması sonucunda motosikletin kayarak kullandığı ticari taksinin sol yan tarafına çarpmasıyla neticelenen trafik kazasında takdiren asli ve %75 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü...'ın ise yolun sol şeridininde seyir halindeyken aynı istikamette yolun sağ tarafından sola doğrultu değiştirmek suretiyle kısa mesafede önünü kapatan otomobile kayarak çarpmasıyla neticelene kazada, araçların dönüş yaptığı kavşağa yaklaşırken olası bir kazayı önleme bakımından hızını ve sürüş dikkatini mahal şartlarına uygun hale getirmesi gerekirken, görüş alanı açık mahalde dikkatli ve teyakkuz halinde davranmayıp etkin ve zamanında fren tedbirine başvurmadığından trafikte dikkate ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığından dava konusu kazanın meydan gelmesinde % 25 oranında tali kusurlu olduğu, göz hastalıkları uzmanı bilirkişinin tespitlerine göre 03.03.2017 tarihinde İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kaza sonrası yapılan göz muayenesinde davacının göz değerlerinin Sağ Görme -0.50 -0.25 180 ile 0.2 Sol Görme 160 -2.00 ile 0.1 tespit edildiği, ayrıca davacıda bileteral belirgin nistagmus, fundus muayenesinde de bileteral retina tigre, fovealar hipoplazik bulunduğunun tespit edildiği, bu bulgularla davacıdaki mevcut görme azalmasının doğuştan fovea hipoplazisine bağlı nistagmus nedeni ile olduğu, ülkemizde mevcut motosiklet sürücü belgesi almak için davacının yapılan göz muayenelerinde sahip olduğu görme oranlarının yeterli olmadığı, davacının motosiklet sürücü belgesi alamayacağı, davacının bu sebeple motosiklet kullanmasının sakıncalı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce davacı asil...'in maluliyetinin bulunup bulunmadığına yönelik olarak dosyanın Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi ATK gönderildiği, düzenlenen 20/04/2018 tarihli raporda, ... doğumlu...'da 04.02.2017 tarihli trafik kazasına bağlı olarak oluşan sakatlık oranı, olay tarihinde yürürlükte olan “Engellilik Olçütü Sınıflandırılması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” (RG, Mart 2013 tarihli 28603 sayılı) göz önüne alınarak değerlendirildiğinde; sürekli iş göremezliğinin %73, geçici iş göremezliğinin ise 9 ay olduğu, yüz sınırları içerisindeki yaralanmasının belirgin şekilde fark edilebilir nitelikte olduğu, yüzde sabit iz niteliğinde olduğu ve nöroloji tanısına göre davacının sürekli bakıma muhtaç durumda olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Ege Üniversitesi Hastanesine Adli Tıp Kurumunun 20/04/2018 tarihli raporunda davacının geçici iş göremezlik süresi içinde başka birisinin bakımına muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise bakım hizmetine ihtiyaç duyulan sürenin ve davacının bakım ihtiyacı oranının ne kadar olduğu, davacının yaşı ve sürekli maluliyet oranı gözetildiğinde sürekli maluliyeti bakımından da geçici işgöremezlik süresi sonrasında bakiye ömrü için bakıcı hizmetine ihtiyaç duyup duymayacağı, bakım hizmetine ihtiyaç duyulan sürenin ve davacının bakım ihtiyacı oranının ne kadar olduğu, davacının yaralanması nedeniyle ileride yapılması muhtemel estetik operasyon olup olmadığı, varsa muhtemel operasyonların ve bu operasyonlar nedeniyle davacı tarafça karşılanması gereken muhtemel tedavi giderlerinin miktarının ne olduğu hususlarında herhangi bir değerlendirme bulunmadığı dikkate alınarak mahkememizce Ege ATK'dan ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine, düzenlenen 08/05/2019 tarihli ek raporda, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik süresi içerisinde başkasının bakımına muhtaç durumda olduğu, estetik tedavi yönünden değerlendirmenin estetik ve plastik cerrahi uzmanı tarafından yapılmasının uygun olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Davalıların Ege ATK'nın 20/04/2018 ve 08/05/2019 tarihli maluliyet raporlarına itirazı üzerine mahkememizce dosyanın İstanbul ATK... İhtisas kuruluna gönderilerek; kaza tarihi itibariyle eğlence sektöründe DJ olarak çalışan ve 42 yaşında bulunan davacının söz konusu kaza nedeniyle maluliyetinin belirlenilmesinin istenildiği, İstanbul ATK... İhtisas Kurulunun 19/10/2022 tarihli raporunda, davacı...'ın geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %20 (yüzdeyirmi), geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 3(üç) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce Ege ATK'dan alınan 20/04/2018 ve 08/05/2019 tarihli raporlar ile İstanbul ATK'dan alınan 19/10/2022 tarihli maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesine yönelik olarak dosyanın İstanbul ATK... Üst Kuruluna gönderildiği ve çelişkiyi giderecek şekilde rapor düzenlenmesinin istenildiği, Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'nun 23/11/2023 tarihli raporunda, davacı...’ın Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %20 (yüzdeyirmi), geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 3(üç) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce dosyanın davacının maddi tazminat taleplerinin hesaplamasına ilişkin olarak aktüer bilirkişiye tevdi edildiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 24/05/2024 tarihli raporda, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamalara göre 04.02.2017 tarihinde yaralanan...’ın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 12.636,54 TL olduğu, sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 1.135.443,79 TL olduğu, bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 7.110,00 TL olup, SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinin 2.360,56 TL olduğu, tedavi ile ilişkili belgeli ulaşım giderinin 3.407,00 TL olduğu, davacının toplam maddi tazminat alacağının 1.160.957,89 TL’ye tekabül ettiği, davalı tarafın %75 oranında kusuru ile zararın 870.718,41 TL’sinden sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden sonra yapılan 330.000,00 asıl alacak bedelinin mahsubu sonrası bakiye sorumluluğun 540.718,41 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve zmms poliçesi kapsamında teminat limitinin 330.000,00 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından davacının DJ olarak çalıştığı, bu meslek üzerinden gelirinin dikkate alınması ve hesaplamaların yapılması gerektiğinden bahisle aktüer raporuna itiraz edildiği, mahkemece bu itiraz doğrultusunda hesaplama yapılmak üzere dosyanın kök rapor hazırlayan aktüer bilirkişiye tevdi ile aktüer bilirkişiden dosyamız içerisinde bulunan 02/07/2024 tarihli TÜİK kazanç bilgi sorgulama raporu dikkate alınarak davacının maddi tazminat taleplerinin söz konusu raporda belirtilen emsal ücret üzerinden hesaplanmasının istenildiği, 01/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda, 04.02.2017 tarihinde yaralanan...’ın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 51.430,71 TL olduğu, sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 2.742.877,21 TL, kök raporda tespit edildiği üzere bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 7.110,00 TL, kök raporda tespit edildiği üzere SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinin 2.360,56 TL, kök raporda tespit edildiği üzere tedavi ile ilişkili belgeli ulaşım giderinin 3.407,00 TL, davacının toplam maddi tazminat alacağının 2.807.185,48 TL'ye tekabül ettiği, davalı tarafın %75 oranında kusuru ile zararın 2.105.389,11 TL'sinden sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden sonra yapılan 330.000,00 asıl alacak bedelinin mahsubu sonrası bakiye sorumluluğun 1.775.389,11 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 330.000,00 TL olduğu, teminat limitinin tamamlandığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. ... Sigorta A.Ş vekili tarafından mahkememize sunulan 28/12/2023 havale tarihli dilekçesi ile, Mahkememizin... esas sayılı dosyasından yapılan yargılama konusu alacak bakımından, haricen davacı vekili ile varılan mutabakat neticesinde, davaya konu hadise nedeni ile davalı sigorta tarafından davacılar vekiline asıl alacak, faiz ve ferileri ve vekalet ücreti ile birlikte ödendiği ve davacı tarafından davaya konusu tazminat bakımından davalı sigortanın gayri kabili rücu olmak üzere, mutlak ve kesin şekilde ibra edildiği, poliçeden kaynaklanan sorumluluğunun yerine getirildiği ve davacı vekili tarafından da ibra edilmiş olmakla davalı sigorta yönünden davanın konusuz kaldığının bildirildiği, 29/07/2024 tarihli dilekçe ekinde mahkememize ibraname ve eklerinin sunulduğu, ibranamenin incelenmesinde davacının davaya konu maddi tazminat talepleri yönünden davalı sigortayı ibra ettiği, davacıya 28/12/2023 tarihinde 330.000,00 TL asıl alacak ile beraber feriler dahil 555.681,93 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Davacılar vekili mahkememize sunduğu 04/01/2024 tarihli dilekçesi ile davalı taraf... Sigorta A.Ş ile sulhen varılan mutabakat uyarınca sigorta poliçe limit dahilinde ödeme yapılmış olunup limit yönünden dava konusuz kaldığı, sigorta şirketi yönünden dava tamamen konusuz kaldığı, diğer davalar açısından ise limit üzerinde kalan tazminat bedelleri açısından davanın devam ettiği belirtilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; 04/02/2017 tarihinde davacının ... plakalı motorsikleti ile seyir halinde bulunduğu sırada davalı...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı aracın çarpışması neticesinde yaralandığı, mahkememizce tek kişilik trafik bilirkişisinden alınan 27/02/2020 ve İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 01/02/2021 tarihli kusur raporlarında davalı sürücü ...in hatalı şekilde U dönüşü yaptığı, davacının seyir şeridini kapatması eyleminde tam kusurlu olduğu, davacı sürücü...'in ise kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, ancak davacının dava dosyasına yansıyan tedavi belgelerine göre dava konusu kaza öncesinde görme yeteneğine ilişkin olarak sağlık sorunları bulunduğu ve davalılar tarafından bu hususun anılan raporlarda dikkate alınmadığından bahisle raporlara itiraz edildiği dikkate alınarak mahkememizce İTÜ Öğretim görevlileri ile göz hastalıkları alanında profesör ünvanına sahip akademisyenlerden oluşan heyete dosyanın tevdi edildiği ve davalı itirazlarını karşılar şekilde rapor düzenlenmesinin istenildiği, bu bilirkişi heyetinden alınan 31/08/2021 tarihli kusur raporuna göre davalı sürücü ...in yol ve trafik durumunu dikkate almaksızın yolun sağından yolu dik kesecek şekilde sola doğrultu değiştirmesi ve U dönüşü yapmaya çalışması sırasında davacı motorsikletinin seyir şeridini kapatması olayında asli %75, davacı...'in ise davalı aracının dönüş yaptığı noktaya yaklaşırken hızını yol ve trafik durumuna göre ayarlaması, görüş alanı açık mahalde dikkatli ve teyakkuz halinde davranması gerekirken bu kurallara riayet etmediği, etkin ve zamanında fren tedbirine başvurmadığı, kazanın meydana gelmesinde tali %25 kusurlu olduğu, mahkememizce kazanın İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Hatay Hizmet Binası (eski İzmir Askeri Hastanesi) girişinin olduğu mahalde meydana geldiği, yolun karşılıklı şekilde çift şerit gidiş, çift şerit dönüş niteliğinde yol olduğu, kazanın meydana geldiği konum, saat, yol ve hava durumuna göre davacının hastane girişine yaklaşırken hızını yol ve trafik durumuna göre ayarlaması, görüş alanı açık mahalde dikkatli ve teyakkuz halinde davranması gerektiği, bu sebeple 31/08/2021 tarihli raporda davalı sürücünün asli %75 kusurlu, davacı sürücünün tali % 25 kusurlu kabul edilmesine ilişkin görüşün somut olayda hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmiştir. Maluliyet yönünden yapılan incelemede ise Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'nun 23/11/2023 tarihli raporunda, davacı...’ın Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %20 (yüzdeyirmi), geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 3(üç) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin tespit edildiği, taraflarca ATK maluliyet raporuna itiraz edilmiş ise de, Yargıtay 4 ve 17(Kapatılan). Hukuk Dairelerinin 2021 yılı ve sonrasındaki yerleşik içtihatlarına göre maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihine göre 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği, buna göre kaza tarihi olan 04/02/2017 tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre davacının maluliyetinin tespit edilmesi gerektiği, maluliyet değerlendirilmesinin rapor tarihinde mevcut evrak doğrultusunda kişide mevcut olan arıza ve hastalığa göre yapıldığı, mahkememizce dava konusu kazaya ilişkin davacının tedavi kayıtlarının dosyaya kazandırıldığı, davacının son sağlık durumunun tespiti için hastaneye sevk edildiği, buna ilişkin belgelerin temin edildiği, ayrıca ATK ...İhtisas Kurulunun ön raporlarında istenilen belgelerin temin edilerek dosyaya kazandırıldığı ve davacı asilin ATK'da muayene için hazır edilmesinin sağlandığı, ATK tarafından davacının bizzat muayenesinin yapılarak maluliyet raporunun düzenlendiği, tarafların itirazlarının soyut beyanlara dayandığı, açıklanan nedenlerle ATK... Üst Kurulunun maluliyet raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, buna göre somut olayda davacının trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle tüm vücut engellilik oranının %20 (yüzdeyirmi), geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 3(üç) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği şeklinde kabul edilmesinin ve dikkate alınmasının gerçek zarar ve hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan 01/10/2024 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda TRH Yaşam Tablosu Progresif Rant Yöntemine göre davacının geliri DJ olarak TUİK verilerine göre dikkate alınarak yapılan hesaplamada geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 51.430,71 TL, sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 2.742.877,21 TL, bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 7.110,00 TL, SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinin 2.360,56 TL, tedavi ile ilişkili belgeli ulaşım giderinin 3.407,00 TL olduğu, davacının toplam maddi tazminat alacağının 2.807.185,48 TL'ye tekabül ettiği, davalı tarafın %75 oranında kusuru ile zararın 2.105.389,11 TL'sinden sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden sonra yapılan 330.000,00 asıl alacak ödemesinin mahsubu sonrası bakiye sorumluluğun 1.775.389,11 TL olduğu, davalı ... tarafından yapılan hesaplamalara itiraz edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun Progresif Rant Yöntemine göre dikkate alınması gerektiği, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 esas 2020/40 karar sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği dikkate alındığında kaza tarihi itibariyle zmms genel şartlarında yer alan hesaplama yöntemi yerine teknik faizsiz hesaplama yönteminin uygulanması gerektiği, SGK tarafından yapılan ve rücuya tabi olan ödemelerin bilirkişi tarafından geçici iş göremezlik zararına ilişkin hesaplamada dikkate alındığı, davacının dosyaya kazandırılan SGK işe giriş bildirgeleri ile dava dilekçesi ekinde sunulan diğer kayıtlarına göre davacının Turizm Otelcilik Servis Bar sertifikasının bulunduğu, 06/06/2015 ve 30/04/2024 tarihli sigorta girişlerinin DiskJokey (DJ) olarak gerçekleştiği dikkate alındığında davacının bu mesleği yaptığının kabulü gerektiği, bu meslek yönünden yapılan gelir araştırmasında da TUİK kayıtlarına göre bu meslekte faaliyet yürüten kişilerin 2014 yılı itibariyle brüt 4.802,00 TL, 2024 yılı Mayıs ayı itibariyle 44.037,63 TL ücret aldığı, Türkiye İstatistik Kurumu verileri söz konusu iken ayrıca gelir yönünden emsal ücret araştırması yapılmasında lüzum bulunmadığı, davalının itirazlarının açıklanan yerinde olmadığı, aktüer tarafından rapor tarihi itibariyle davacının ücretinin güncellenerek ve DJ gelirine göre yapılan değerlendirme ve hesaplamanın bu nedenle yerinde olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Yargılama aşamasında davalı... Sigorta A.Ş tarafından davacıya ödeme yapıldığı, davacının ödeme nedeniyle 01/04/2024 tarihli dilekçesi ile davalı... Sigorta yönünden maddi tazminat taleplerinin konusuz kaldığı, diğer davalılar yönünden taleplerinin devam ettiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Davalı ... Sigorta A.Ş tarafından dava dosyasına sunulan ibraname, feragat beyanı ve sulh anlaşmasına göre davacının 04/02/2017 tarihli trafik kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri dahil olmak üzere tüm tazminat talepleri yönünden feragat ettiği ve adı geçen sigorta ile sürücü ve işleteni ibra ettiği görülmüştür. Mahkememizce alınan aktüer bilirkişi ek raporunda davacının kusur indirimi yapılmaksızın geçici iş göremezlik zararının 51.430,71 TL, sürekli iş göremezlik zararının 2.742.877,21 TL,SGK tarafından karşılanmayan belgeli tedavi giderinin 2.360,56 TL, SGK tarafından karşılanmayan belgeli ulaşım giderinin 3.407,00 TL, bakım giderinin 7.110,00 TL olmak üzere toplam 2.807.185,48 TL, belirlendiği, davalı sürücünün %75 kusurlu olmasına göre talep edilebilecek tazminat alacağının 2.105.389,11 TL olduğu, davalı sigorta tarafından yargılama sırasında kaza tarihi itibariyle teminat azami limiti olan 330.000,00 TL tutarında davacıya ödeme yapıldığından bu ödemenin talep edilebilecek tazminat miktarından güncellenmeksizin mahsubu gerektiği, buna göre davacının maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak talep edebileceği tazminat miktarının 1.775.389,11 TL (2.105.389,11-330.000,00) olduğu, ancak mahkememizce alınan 31/08/2021 tarihli kusur raporunda davacının kaza öncesi görme kusuru bulunduğu, bu kusurun motorsiklet kullanmasına engel olacak nitelikte olduğunun bildirildiği, davacının kaza tarihi itibariyle geçerli bir sürücü belgesi bulunduğundan ve kazanın meydana geliş biçimine göre davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde asli kusurla sebebiyet verdiği dikkate alındığında bu durumun davalı ...'ın savunmasının aksine illiyet bağını kesen neden olarak dikkate alınmasının mümkün olmadığı, sadece zararın artmasına sebebiyet veren müterafik bir neden olarak dikkate alınmasının hakkaniyete uygun olduğu, böylece davacı tarafından nihai olarak talep edilebilecek toplam 1.775.389,11 TL alacak üzerinden yerleşik Yargıtay uygulaması doğrultusunda %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, buna göre davacının talep edebileceği maddi tazminat alacağının toplam 1.420.311,28 TL olduğu, davalı sürücü ...'in haksız fiil faili, davalı ...'ın ise işleten olarak meydana gelen kazada davacının karşılanmayan 1.420.311,28 TL sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararından müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla sorumlu olduğu, davacı vekilinin 15/10/2024 tarihinde dava değerini arttırdığı, değer arttırım dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği, davalı ...ve davalı ...'ın haksız fiil tarihi olan 04/02/2017 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, ancak davacının dava ve değer arttırım dilekçesinde maddi tazminat talepleri yönünden 02/04/2017 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğu, taleple bağlı kalınması gerektiği, davacının sıfatı, meydana gelen zararın niteliğine göre talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olduğu, mahkememizce alınan 31/08/2021 tarihli kusur, 23/11/2023 tarihli ATK... Üst Kurulu maluliyet raporu, 01/10/2024 tarihli aktüer ek raporlarının oluşa ve dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davalı sigorta yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalılar ... ve ...yönünden ise davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek, bir teselli, bir savunma ve ruhu tatmin etmek amacıyla insan yaşamının kutsallığı çevresinde olayın oluş şekline, tarafların kusur oranlarına (davalı sürücünün %75 kusurlu olmasına göre), meydana gelen yaralamanın niteliğine (Adli Tıp ... Kurulu'nun 23/11/2023 tarihli raporunda, davacı...’ın Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %20 (yüzdeyirmi), geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 3(üç) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği) davacının yaşına, yaşanan olaydan doğrudan etkilenmesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına özellikle 26.6.1966 gün ve...tihadı Birleştirme Kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine, hak ve nesafet kuralları ile günün ekonomik koşullarına göre manevi tazminat miktarının olayın ağırlığını ortaya koyması, hukuka aykırılığı özendirmemesi gerektiği, davacı...'de meydana gelen ağır bedensel yaralanmanın niteliğine göre ayrıca davacı anne... ile kardeş ...'in de manevi tazminat talep edebileceği, meydana gelen kazada sürücü ve haksız fiil faili olarak % 75 kusurlu olan davalı ...ve aracın işleteni davalı ...'ın davacının uğradığı manevi zarardan sorumluluğu bulunduğu ve kaza tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, ancak davacının 12/04/2017 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğu, taleple bağlı kalınması gerektiği, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemesi gerektiği değerlendirilmekle davacı... için 60.000,00 TL, davacı anne... için 20.000,00 TL, davacı kardeş...için ise 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...n tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce müterafik kusur yönünden yapılan indirim tutarı ile davalı sigorta tarafından yapılan ödeme davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinde dikkate alınmamıştır. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının maddi tazminat talepli davası ile ilgili davalı... Sigorta AŞ. yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA , 2-Davacının maddi tazminat talepleri ile ilgili davasının davalılar... ve... yönünden KISMEN KABULÜ ile; 1.420.311,28 TL maddi tazminatın 02.04.2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar... ve... ' dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacının maddi tazminat talebi ile ilgili fazlaya ilişkin isteğinin REDDİNE, 3-Davacıların manevi tazminat talebi ile ilgili davasının davalılar ... ve... yönünden KISMEN KABULÜ ile Davacı... için 60.000,00-TL,Davacı... için 15.000,00-TL,Davacı ... için 20.000,00-TL,olmak üzere toplam 95.000,00 -TL manevi tazminatın 12.04.2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar... ve...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, Manevi tazminat ile ilgili fazlaya ilişkin isteklerin REDDİNE, 4-Alınması gerekli 103.510,91 TL karar ve ilam harcından davacılar tarafından yatırılan 655,78 TL peşin harç ve 8.419,00 TL ıslah harcı toplamı 9.074,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 94.436,13 TL'nin davalılar... Sigorta A.Ş,... ve...' dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile (Davalı... Sigorta A.Ş 20.566,02 TL sinden sınırlı sorumlu olmak kaydı ile) HAZİNEYE İRAD KAYDEDİLMESİNE, 5-Davacılar tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 655,78 TL peşin harç, 8.819,00 TL ıslah harcı, 3.400,00 TL bilirkişi ücreti, 8.150,00 TL ATK rapor ücreti, davacı tarafından muayene için ödenen 546,00 TL, 2.424,75 TL müzekkere-tebligat giderinden oluşan toplam 24.026,93 TL yargılama giderinden tarafların haklılık oranına göre talep edilebilecek 19.910,53 TL'sinden davalı... Sigorta tarafından ibraname kapsamında davacıya ödenen 10.306,93 TL'nin mahsubu ile 9.603,60 TL'sinin davalılar ... ve...' dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davalı... tarafından yapılan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 166,50 TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 1.666,50 TL yargılama giderinin tarafların haklılık oranına göre 492,78 TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı...'a ÖDENMESİNE, bakiye kısmının davalı... üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Davacı... kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden hüküm altına alınan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. Maddesi uyarınca 210.843,58 TL vekalet ücretinin davalılar... ve... ' dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya ÖDENMESİNE, 8-Davalı... dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden davacının kısmen reddolunan maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4 fıkraları uyarınca 57.587,01 TL vekalet ücretinin davacı... 'dan tahsili ile davalı...'a ÖDENMESİNE, 9-Davalı... Sigorta AŞ. yönünden vekalet ücreti takdir edilmesine YER OLMADIĞINA,../... 10-Davacı... kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/1-4. maddesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar... ve...' dan müştereken ve müteselsilen ile adı geçen davacıya ÖDENMESİNE, 11-Davacı ... kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/1-4. maddesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden takdir edilen 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar... ve...' dan müştereken ve müteselsilen ile adı geçen davacıya ÖDENMESİNE, 12-Davacı ... kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/1-4. maddesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden takdir edilen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar... ve...' dan müştereken ve müteselsilen ile adı geçen davacıya ÖDENMESİNE, 13-Davalı... kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/1-4. maddesi uyarınca davacı...'ın kısmen reddolunan manevi tazminat talebi yönünden takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı...'dan tahsili ile adı geçen davalıya ÖDENMESİNE, 14-Davalı... kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/1-4. maddesi uyarınca davacı ...'ın kısmen reddolunan manevi tazminat talebi yönünden takdir edilen 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile adı geçen davalıya ÖDENMESİNE, 15-Davalı... kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/1-4. maddesi uyarınca davacı ...'in kısmen reddolunan manevi tazminat talebi yönünden takdir edilen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile adı geçen davalıya ÖDENMESİNE, 16-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, Dair tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere hakim...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla verilen karar davacılar vekili Av. ...le davalı asil... ve vekilleri Av.... ve Av.... yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/12/2024 Başkan... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip... E-imzalıdır Karşı Oy KARŞI OY :Hukuki sorunların en yetkin kişisi hakimdir. Hukuk kurallarını resen araştırarak bulmak, yorumlamak ve olaya uygulamak hakimin asli işidir. Hakim, hukuki sorunun çözümüne ilişkin incelemeyi bizzat kendisi yapmak zorunda olan ve bunu yapabilecek yegane kişi konumundadır. Hakimin hukuki bilgisiyle aydınlatamadağı bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerden mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla alanında uzman olması cihetiyle bilgisine başvurulan bilirkişi görüşünün takdiri bir delilden ibaret olduğu ve mahkemeyi bağlamayacağı kuşkusuzdur. Hakim, bilirkişi raporunun yeterliliğini, raporda açıklanan görüşün itibar edilebilirliğini ve dayandığı olguları göz önünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağının serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Türk Dil Kurumuna göre kusur bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda hukuki olarak kusuru, eylemde bulunanın eylemini bilerek ya da kanunda düzenlenmiş olmak şartıyla bilmeyerek, hukuka ve kanunda açıkça düzenlenmek kaydıyla ahlaka aykırı olarak dış dünyaya yansıtması olarak tanımlayabiliriz. Bu durumda kusurun bir hukuk ya da ahlak kuralına ihlal niteliğinde ortaya çıktığını kabul etmek ve bu konudaki yapılacak değerlendirmeyi hakime bırakmak gerekecektir. Zira kusurun değerlendirilmesi bu anlatılanlar ışığında teknik değil, hukuki bir konudur. Normatif bir değerlendirme gerektiren kusurluluk, ancak olay hakimi tarafından yapılabilir. Bundan ötürü kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapamaz. Kusurun belirlenmesinde ve derecelendirilmesinde hayat deneyimleri ve genel tecrübelerle elde edilen ve hukuk dogmatiğinde kabul edilen ölçütler ağır ve hafif kusur tanımlarıdır. Hakimin kusurlu davranışı belirledikten sonra ağır ve hafif kusur için kabul edilmiş ölçülere göre kusuru değerlendirmesi gerekir. Mahkemenin önüne gelen somut olayda bi değerlendirmeyi yaptıktan sonra ortada zarar görenin kusuru ve varsa ağır ve hafif kusur ölçülerinden hareketle ve hakkaniyet ölçülerinde kusurlu davranışta bulunan tarafın sorumlu tutulacağı oranı belirleyip sonucuna göre karar vermesi gerekir. Hakimin, kusur durumunu belirlemek için uzmanından ihtiyaç duyduğu teknik bilgileri aldıktan sonra, gerekçesinde tartışarak kusurun ağırlığını vicdani kanısına göre kendisinin belirlemesi gerekir. Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. 6098 sayılı yasanın 74. Maddesinde haksız eylemin kusur öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölümdür. Birincisi kusurun bulunup bulunmadığına, ikincisi kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye ilişkindir. Kusurun varlığını araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede tam bağımsız kılınmıştır.( Y17HD 09/07/2020 tarih ve 2018/6414 E. 2020/4551 K.) 6100 sayılı yasanın 266. Maddesine göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları göz önüne almalıdır. 6098 sayılı yasanın 49. Maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksiz fiilden söz edebilmek için; zarar verici bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, fiili icra edenin kusurlu bulunması, fiil ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir. Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını ihlal eden fiildir. Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir. Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusur, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, ikinci olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir. Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir. Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiilli arasında uygun illiyet bağının bulunması da gerekir. İlliyet bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında illiyet bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir. Zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir. Kusur sorumluluğunda, zorlayıcı neden, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru halinde illiyet bağı kesilebilir. Dosya içerisindeki tüm evraklar, özellikle sürücü kusurlarına ilişkin, kaza tespit tutanağı, alınan bilirkişi raporları davacıya ait hastane kayıtları bir arada değerlendirildiğinde şu sonuca varılmaktadır. "Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 25.05.2018 tarihli dilekçede özetle; İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Hastanes'nden verilen 08.01.2010 tarihli % 42 özür oranını bildirir dosyada mübrez sağlık raporunda da görüleceği üzere sağ gözün %15 sol güzün ise %10 gördüğü açıkça görülmektedir, bu sebeple davacının işbu kazanınmeydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu trafiğe çıkamayacağı hele hele motosiklet kullanma yetisinin olmadığı açıkça göstermektedir ifadeleri belirtilmiştir. Ülkemizde ki mevcut motosiklet kullanma sürücü belgesi almak için davacının yapılan göz muayenelerinde sahip olduğu görmeler yeterli değildir. Motosiklet sürücü belgesi alamaz. 03.03.2017 tarihinde İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kaza sonrası yapılan göz muayenesinde Sağ Görme -0.50 -0.25 180 ile 0.2 Sol Görme 160 -2.00 ile 0.1 bulunmuştur. Ayrıca davacıda bileteral belirgin nistagmus, fundus muayenesinde de bileteral retina tigre, fovealar hipoplazik bulunmuştur; Bu bulgularla hastadaki mevcut görme azalması doğuştan fovea hipoplazisine bağlı nistagmus nedeni ile olduğu kanaatine varılmıştır.Sonuç olarak Davacı...'ın kaza öncesi mevcut bulgularına göre motosiklet sürücü belgesi alamaz. Bu sebeple de motosiklet kullanması sakıncalı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır," şeklinde tespitlerin yer aldığı bilirkişi raporları ve hastane evrakları dosya içerisinde mevcuttur. Öncelikle belirtmek gerekmektedir ki, kusura dair tespitte bulunan bilirkişilerin sürücülerin ihlal içeren davranışlarına yönelik yüzdelik bir tespit ya da asli, tali gibi bir tespit yapmaları 6754 sayılı yasa, bu yasa gereğince çıkarılan yönetmelik ve Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan bilirkişilerin uyacağı kuralları gösteren bildiri gereği yasaktır. Kusurun yüzdelik, asli, tali, hafif, ağır gibi belirlenmesi tamamen hukuki bir konudur ve hakimin en birinci vazifesidir. Bu sebeple dosya içerisinde yer alan ve sürücü kusurlarına ilişkin tespitlerde bulunan raporların hükme esas alınması mümkün değildir. Kaza tespit tutanağı incelendiğinde, kazanın meydana geldiği yerin yerleşim yeri olduğu, azami hız sınırının 50 km/saat olduğu, yolun iki şerit gidiş iki şerit geliş, bölünmüş, asfalt, cadde, ve her bir şeridinin 3,20 metre genişliğinde olduğu belirtilmiştir. Ayrıca gün durumunun gece, hava durumunun yağmurlu, yol yüzeyinin ıslak/nemli, aydınlatmanın, ışıklı/sesli işaret cihazlarının bulunmadığı, yolun düz ve eğimsiz olduğu, trafik levhasının bulunmadığı, yol şerit çizgisinin bulunduğu tespit edilmiş ve yolda kazaya etki eden bir sorunun bulunmadığı belirtilmiştir. Gün durumunun gece oluşu sürücülerin yola dair görüş kabiliyetlerini olumsuz yönde etkileyen bir sebeptir. Yola dair görüş durumunu etkileyen sebeplerin kaza tespit tutanağı incelendiğinde; gün durumunun gece oluşu, yolda aydınlatmanın bulunmayışı, hava durumunun yağmurlu oluşu olduğu anlaşılmaktadır. Bu göstermektedir ki somut olayda sürücülerin yol görüşünü etkileyen üç önemli etken bulunmaktadır. Ayrıca yukarıda ve dava dosyası içerisinde yer alan ayrıntıları ile görüleceği üzere davacının sağ gözünün %15, sol gözünün %10 oranında görüş yeteneğine sahip olması da yola dair görüş durumunu ağır derecede etkileyen başka bir etkendir. Davacı için görüş durumunu etkileyen ve kaza tespit tutanağında yer alan başka bir etken ise kask durumudur. Kaza tespit tutanağında yer alan bilgilere göre davacının kask takıp takmadığı belirlenememiştir. Davacının kask takmadığı varsayılır ise havanın yağmurlu olması sebebiyle yağan yağmurun motosikleti sevk ve idare eden davacının yüzüne ve gözüne gelmesi muhtemeldir ki bu durumda görüş açısının daralacağı ya da bozulacağı şüphesizdir. Davacının kask taktığı varsayılır ise kaskın ön kısmında görüş için ayrılan şeffaf cam kısmın ise yağmur sebebiyle berraklığını kaybederek davacının görüş açısının daraltacağı ya da bozacağı yine şüphesizdir. Hal böyle iken davacının sürüş esnasında yola dair görüş açısını olumsuz yönde ağır bir şekilde etkileyen 5 farklı durum mevcuttur. Yine kaza tespit tutanağı incelendiğinde, hastane önünde yer alan ticari otomobilin(..., U dönüşü yapmak suretiyle karşı yöne geçiş yaptığı esnasında kazanın meydana geldiği tespit edilmiştir. Öncelikle kazanın meydana geldiği yerde yol çizgisinin kesik çizgi olduğu, hastaneye ulaşmak için karşı şeridi kullanan araçların ya da hastaneden çıkış yapan araçların karşı şeride geçişlerinin sağlanması için yolun kesik çizgi ile belirlendiği anlaşılmaktadır. Bilirkişilerce her ne kadar 67. Maddeye aykırı hareketi sebebiyle ticari otomobili sevk ve idare eden sürücüye kusur atfedilmişse de olayın oluş şekline göre bu durum gerçeği yansıtmamaktadır. Bir trafik kazasında kusur atfı yapılırken aracı sevk ve idare eden sürücünün ya da karayolu üzerindeki canlı ya da cansızların hal ve hareketleri sebebiyle aktif ya da pasif davranışlarının kazanın oluşumunda etken olup olmadıkları irdelenmelidir. Canlı ya da cansız varlığın aktif ya da pasif davranışı kazanın oluşumuna etki etmiş ise o zaman kazanın oluşumuna etki eden şeye kusur atfı yapılır. Aksi durumda aktif ya da pasif davranış 2918 sayılı yasa bağlamında bir ihlal oluştursa dahi kazanın oluşumuna etki etmediğinden ilgili kazada kusurlu kabul edilmez, davranışla kaza sonucu oluşan zarar arasından uygun illiyet bağından bahsedilemez. Bu açıklamalar ışığında ticari otomobilin hastane önünde kalkış yaparak U dönüşü yaptığı, gidiş yönünün sol şeridinde davacının kullandığı motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada ticari otomobili sevk ve idare eden sürücünün manevra kurallarına, şerit değiştirme kurallarına, park edilen ya da duraklanılan yerden çıkma kurallarına aykırı davranış sergilediğine yönelik dosyada somut bir delil bulunmadığından dava konusu edilen trafik kazasında, kazanın oluşumuna etki eden bir davranışı bulunmamaktadır. Davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile 2918 sayılı yasanın 52/b maddesine aykırı davranmak suretiyle kazanın oluşumunda etken olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda anlatılan haliyle davacının görüşünü etkileyen 5 ağır duruma rağmen 2918 sayılı yasanın 52/b maddesine aykırı davranmak suretiyle kazanın oluşumuna ağır kusuruyla sebep olduğu, zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını kestiğine ilişkin yapılan açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde, ticari otomobili sevk ve idare eden sürücünün U dönüşü yapmak davranışının meydana gelen kaza ve zarar ile illiyet bağı içerisinde olmadığı tespit edilmiştir. Özetle kazanın oluşumu ve zararın meydana gelmesinde etken ticari otomobili sevk ve idare eden sürücünün davranışı değil, davacının görüşünü etkileyen 5 ağır duruma rağmen sürüşünü 2918 sayılı yasının 52/b maddesine aykırı bir şekilde gerçekleştirmesidir. Davacının, kaza tespit tutanağında yol ve kazanın meydana geldiği yer, gün durumu, hava durumu, davacının gözlerindeki görme bozukluğu, kask durumu gibi etkenler bir arada değerlendirdiğinde sürüşünü her an müteyakkız bir halde gerçekleştirmesi, hızını yolun, havanın, günün durumları ile etraftaki mevcut yerleşim yerinin gerekleri ile trafikte aktif ya da pasif durumdaki araç ve yayalara uygun bir seviyede tutması ve bu şekilde sürüşünü gerçekleştirmesi gerekirken ağır kusurlu olarak dava konusu kazanın oluşumuna tek başına etki ettiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken sayın çoğunluğun yukarıdaki şekilde aksi yöndeki görüşlerine katılmamaktayım.. Üye ... E-imzalıdır