İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/451 E. 2020/365 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/451
- Karar No
- 2020/365
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/451 Esas KARAR NO : 2020/365 DAVA : Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/07/2018 KARAR TARİHİ : 17/09/2020
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı aleyhine Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. Sayılı takip dosyası ile ... tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine kefilliği bulunduğu gerekçesi ile ... TL üzerinden icra takibi başlattığını, icra dosyası incelendiğinde, dayanak belgelerden ... ... Ltd. Şti.'ye kullandırdığı, ... ... Ltd. Şti., ... ... ve ... .... de kefalet sözleşmesini imzaladığının görüldüğünü, ... ... ... ... ... Ltd. Şti.'nin tek yetkili temsilcisi ve ortağı olduğunu, davacının ise anılan şirketin SGK'lı çalışan bir işçisi olduğunu, davacının sözleşmenin sonuçlarını ve anlamını bilmediğini, ... .... usulen imzalaması gerektiğini söylemesi üzerine, davacının işini kaybetmemek adına sözleşmeyi imzaladığını, takibin haksız başlatıldığını, sözleşmenin şekil şartlarını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmenin tarihinin ... olduğunu, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği ... tarihinden sonra olduğunu, buna göre eş rızasının gerekli olduğunu, fakat davacının eşinin rızasının bulunduğuna dair her hangi bir kaydının bulunmadığını, davacının iradesinin sakatlandığını, davacının kefil olmak gibi bir iradesinin bulunmadığını, boş bir kağıda gösterilen yazının aynısının yazılmasının istenildiğini, icra dosyasında davacıya yapılan bir tebligatın bulunmadığını, ... ... yılında maaş haczi yazısı ile takipten haberdar olunduğunu belirterek davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... ... , davalı Bankanın ile dava dışı ... ... San. Ltd. Şti ile imzalanan iki adet Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzalandığını ve bu sözleşmeler kapsamında firmaya nakdi ve gayrinakdi krediler kullandırıldığını, borçlu dava dışı ... ... Ltd. Şti ile akdedilen kredi sözleşmelerinden doğan mükellefiyete dâhil ödemelerini aksatması üzerine, hesap kat edilmek suretiyle borçlulara Antalya ... . Noterliği’nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini ve muaccel hale gelen borcun ödenmesi talep edildiğini, davacı ve diğer borçlular hakkında Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün .... /... E. sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığını, davacı takibin kesinleştiğini, Davacı kredi borcunun olmadığını ileri sürdüğünü kendisinin bileceği bir durumdan yararlanarak borçtan kurulmaya çalıştığını, davacı ... ... kefil olduğu dava dışı borçlu ... ... ... Ltd. Şti.'nin kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihler itibariyle ortağı olduğunu TBK 584. maddesine göre ticaret sicile kayıtlı ticari işletmenin sahibi ve ticari şirket ortağı ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilen kefaletinde için eş rızası aranmayacağını, davacının imzalamış olduğu ... ve ... tarihli Genel Nakdi ve Ticari Taşıt Kredisi ve Rehin Sözleşmesinden kaynaklana borçtan dolayı sorumlulukları devam ettiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının davalı, borçluların ... .. , ... ... , ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti. olduğu; çek kredisi borcu için ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL BSMV, ... TL masraf; ... toplam; kredi mevduat borcu için ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL BSMV, ... TL masraf; ... TL toplam; taksitli ticari kredi borcu için; ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL BSMV, ... TL masraf; ... TL toplam için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığını görülmüştür. Davacının nüfus kayıt tablosunun incelenmesinde; davacının "... " tarihinde evlendiği ve boşanma kaydının bulunmadığı görülmüştür. Dava dışı .... Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtları celp olunmuştur. Davalı bankadan taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmeleri celp olunmuştur. Bilirkişi ... ... ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... ... müteselsil kefalet beyanında kefalet tarihinin yazmaması ve kefalet iradesine eşinin rızasının alınmaması nedeniyle dava dışı şirket ve davalı banka arasında bağıtlanan ... tarihli sözleşmeye dayalı olarak ... ... . Şti.'ne davalı bankaca açılan ve kullandırılan kredilerden davacının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, mülga Borçlar Kanunu kapsamında müteselsil kefaletin bulunduğu, dava dışı şirket ile davalı banka arasında imzalanan ... tarihli süresiz çerçeve sözleşmeye dayalı olarak dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden kat ve takip tarihi itibari ile devam eden muaccel kredilerden davacı ... 'in kefalet sorumluluğunun doğduğunu, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden ... kat tarihi itibari ile ... numaralı krediden ... TL ve ... numaralı krediden ... TL olmak üzere taksitli kredilerden takip tarihi itibari ile toplam ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi olmak üzere toplam ... TL asıl alacağa takipten itibaren %48,48 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi olduğunu, kredili mevduat hesabı yönünden; ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz ... TL gider vergisi olmak üzere toplam ... TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %30,24 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi ... ... ... tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; kök rapora yapılan itirazları yanıtlamıştır. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda menfi tespit davasının niteliğini, kefalet sözleşmesini ve geçerlilik şartların kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 581 ila 603 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesinde “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. Türk Borçlar Kanunu'nda kefalet sözleşmesinin geçerliliği 818 sayılı Borçlar Kanunu'ndan daha ağır şartlara bağlamıştır. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması, genel hükümlerin yanında, Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584 üncü maddelerde kefalet sözleşmesi için öngörülen koşulların varlığına bağlıdır. Bu koşullar mevcut ve geçerli borcun bulunması, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kefil evli ise eşin rızasının alınmasıdır. 818 sayılı Borçlar Kanununda yer almayan eşin rızasına ilişkin düzenleme, Türk Medeni Kanunun 193 üncü maddesinde öngörülen, eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi serbestçe yapabileceklerine ilişkin kurala Türk Borçlar Kanununun getirdiği bir istisna niteliğindedir. Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde "eşin rızası" başlıklı 584 üncü maddesi: “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yasama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez” şeklinde idi. Düzenlemenin ticaret hayatındaki sürat, güvenlik ve pratiklik ihtiyacına uygun olmadığı yönündeki yoğun yakınmalar üzerine 28/03/2013 tarihinde 6455 sayılı Kanunun 77 nci maddesi ile 584 üncü maddeye üçüncü fıkra olarak: “Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükmü eklenmiştir. Kanun metninden de görüldüğü üzere düzenlemede kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir (TBK m.584). Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez. Türk Borçlar Kanunu'nun 584/1 inci maddesine göre rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A.: Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “uygulama alanı” kenar başlıklı 603 üncü maddesinde “Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır” düzenlemesine yer verilmiştir. Mehaz İsviçre Borçlar Kanunu ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda karşılığı olmayan bu madde ile kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanması öngörülmüştür. Böylece kanunkoyucu kefalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulama alanını genişletmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/05/2017 tarih 2017/12-1135E. 2017/1012K. sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 586. maddesinde; ''Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.'' hükümleri düzenlenmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1. maddesine göre Türk Borçlar Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı Borçlar Kanunu uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından uygulama yeri bulunmamaktadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2014 tarih 2013/18631E. 2014/1721K. sayılı kararı). Taraflar arasında birden fazla sözleşme imzalanmış ise alacağın hangi sözleşmeden kaynaklandığı bilirkişi marifetiyle belirlenmelidir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2014 tarih 2014/12709E. 2014/17904K. sayılı kararı). 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1. maddesinde ifade edilen geçmişe etkili olmama prensibidir. Buna göre, “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.” Bu çerçevede, kural olarak, yürürlük tarihinden önce meydana gelen fiil ve işlemlere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmayacaktır. 818 sayılı Borçlar Kanunun kefalete ilişkin 484. Maddesinde “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes´ul olacağı muayyen bir mikdar iradesine mütevakkıftır.” denildiğinden yazılı olması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet miktarının gösterilmiş olması şarttır. Davamıza gelince; davacı genel kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla yer aldığı ilamsız takip nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. Davacı kefalet sözleşmelerinin geçerli olmadığını iddia etmekte, davalı ise sözleşmelerin geçerli olduğunu ileri sürmektedir. Davacının kefil olduğu iki adet sözleşme bulunmaktadır. Bunlardan biri ... tarihli davalı bankanın ... şubesi ile dava dışı ... ... . Ltd. Şti. arasında akdedilen ve davalı ile davalı dışı ... ... Ltd. Şti. ile ... kefil sıfatı ile yer aldığı genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesidir. Bu sözleşme akdedildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüktedir fakat ... tarihinde 6455 sayılı Kanunun 77. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 584. maddesine eklenen üçüncü fıkra henüz yoktur. Başka bir ifade ile eş rızası ticari işletme sahibi ve şirket ortaklarının mesleki faaliyetleri için verilen kefaletlerde de aranmaktadır. Davacı ... tarihli sözleşme akdedildiği zaman ... ... Ltd. Şti.'nin ortakları arasında yer almakta ise de gerek eş rızasının alınmaması gerekse kefalet tarihinin yazmaması nedeniyle kefalet sözleşmesi geçerli değildir. Taraflar arasında akdedilen bir diğer sözleşme ise ... tarihinde yapılan davalı bankanın ... şubesi ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında akdedilen ve davalı ile davalı dışı ... ... Ltd. Şti. ile ... ... kefil sıfatı ile yer aldığı genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesidir. Bu sözleşme akdedildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlüktedir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1. maddesine göre Türk Borçlar Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı Borçlar Kanunu uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. ... tarihli sözleşmede de 818 sayılı Borçlar Kanunun kefalete ilişkin düzenlemelerine uygun olarak akdedilmiştir. Kısacası taraflar arasındaki sözleşmelerden birinin geçersiz diğerinin de geçerli olması nedeni ile takibe konu kredilerin hangi sözleşmeye dayanılarak verildiği önem taşımaktadır. Bilirkişi ... ... ... arihli bilirkişi raporunda; davalı banka arasında imzalanan ... tarihli süresiz çerçeve sözleşmeye dayalı olarak dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden kat ve takip tarihi itibari ile devam eden muaccel kredilerden davacı ... ... 'in kefalet sorumluluğunun doğduğunu, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden ... kat tarihi itibari ile ... numaralı krediden ... TL ve ... numaralı krediden ... TL olmak üzere taksitli kredilerden takip tarihi itibari ile toplam ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, .... TL gider vergisi olmak üzere toplam ... TL olduğu kredili mevduat hesabı yönünden; ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz ... TL gider vergisi olmak üzere toplam ... TL olduğu belirlenmiştir. Hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporunda ... tarihli sözleşmeye dayanılarak kullandırılan kredinin ve sorumlu olunan miktarın belirlenmesi nedeni ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının kısmen KABUL kısmen REDDİNE, 2. Davacının Antalya ... Müdürlüğü'nün ... /... E. Sayılı takip dosyasında takip tarihi itibari ile; Taksitli ticari krediler yönünden; ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi olmak üzere toplam ... TL; Kredili mevduat hesabı yönünden; ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz ... TL gider vergisi olmak üzere toplam ... TL; Borçlu olduğuna; bunun dışında alacaklar yönünden borçlu olmadığının TESPİTİNE, 3. Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli .,... TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaldına, 5. Davacı tarafından yapılan ... TL tebligat, posta ve bilirkişi masrafının kabul ve ret oranları nazara alınarak ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7. Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, . Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9. Karar kesinleştiğinde Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 10. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.17/09/2020
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır