İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/2696 E. 2018/3431 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/2696
- Karar No
- 2018/3431
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/250 Esas KARAR NO : 2024/1023 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/03/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ülke çapında hizmet veren, sektörde öncü olan kurye hizmeti sağlayan nitelikli bir firma olduğunu, müvekkili firmanın davalı firma ile uzun süredir ticari ilişki içerisinde olduğunu, davalı firmanın müvekkilinden kurye hizmet satın almış olduğunu, davaya konu olayda ise, müvekkili firmanın davalı tarafa sağladığı kurye hizmetine istinaden ; 31/03/2023 tarihinde ......, 15/04/2023 tarihinde ..... nolu faturaları kesmiş olduğunu, ancak davalının bu peşin bedelli fatura karşılıklarını ödememiş olduğunu, davalının tüm talep ve aramalara rağmen yine müvekkili firmaya hiçbir ödeme yapmamış olduğunu, buna istinaden taraflarınca Büyükçekmece ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibine geçilmiş, davalının işbu icra takibine hiçbir yasal dayanağı olmaksızın itiraz etmiş, itiraz dilekçesinde şirketin ödeme emrinde belirtildiği şekilde ve tutarda bir borcu bulunmadığını belirtmiş olduğunu, öncelikle davalının sistem üzerinden kesilen E-faturaların tamamını onaylamış, faturaların hiçbirine karşı yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda da bulunmamış olduğunu, tüm bu sebeplerle taraflarınca yapılan zorunlu arabuluculuk başvurusunda davalı tarafın alacakları ödemeyi burada da reddetmiş, buna istinaden 12/12/2023 tarihinde anlaşmama son tutanağı tutulmuş olduğunu beyanla, haklı davanın kabulü ile, davalının Büyükçekmece ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile icra takibinin devamına, alacak likit olduğundan davalı aleyhine % 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; icra takibi ve takip konusu borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, icra takibine konu faturalara ve cari hesap tutarına ilişkin olarak müvekkili firma açısından temerrüt şartları gerçekleşmemiş olduğunu, davacının ve müvekkilinin tacir olması sebebiyle, müvekkili firmaya fatura alacaklarına ilişkin olarak temerrüte düşürmesi için yapılması gereken ihtar işlemi de yapılmaksızın söz konusu haksız icra takibine girişilmiş olduğunu, ayrıca davacı tarafça yapıldığı iddia edilen iş/ürün/hizmetlere ilişkin olarak herhangi bir sevk irsaliyesi sunulmamış olup, müvekkili firma tarafından da iddia edilen iş/ürün/hizmetlere ilişkin herhangi bir teslim alındığına dair herhangi bir ıslak imzalı evrak bulunmadığını, davacı firma tarafından söz konusu icra takibine yönelik olarak yapmış oldukları haklı itirazlara rağmen haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkâr tazminatı talebinin hukuka aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, çünkü işbu dava ve icra takibi konusu iddia edilen fatura alacaklarına ilişkin olarak yukarıda açıklamış oldukları üzere teslim ve temerrüt şartları gerçekleşmediğinden ve icra inkar tazminatına ilişkin olarak alacağın likit belirli bir alacak olmaması ve yargılama gerektirmesi sebebiyle işbu taleplerine de itiraz ediyor olduklarını beyanla; öncelikle davacı tarafça iddia edilen fatura alacaklarına ilişkin teslim ve temerrüt şartları gerçekleşmemiş olması sebebiyle davanın usul ve esastan reddine, takip konusu iddia edilen alacağı likit alacak olmaması ve yargılamayı gerektirmesi sebebiyle kötü niyet tazminatınında reddine, tüm yargılama masraf ve vekalet ücretlerinin yine karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, cari hesap ve fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarındadır. Büyükçekmece ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı şirket tarafından davalı takip borçlusu şirket aleyhine 42.344,89 TL 31/03/2023 tarihli fatura alacağı, 27.972,49 TL 15/04/2023 tarihli fatura alacağı olmak üzere toplam 70.317,38 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusu şirket tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durmuş olduğu anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 08/07/2024 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi ..... 23/09/2024 tarihli raporunda özetle; incelemeye ticari defterlerini sunan davacı tarafın 2023 yılı ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olduğunu, davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğunun, defterlerin birbirlerini doğrular nitelikte olduğunun, kayıtların usulünce yapıldığının ve lehinde delil niteliği taşıdığının kanaatine varılmış olup, nihai takdir ve değerlendirmenin mahkememize ait olduğunu, davacının Muavin defterine göre davacının davalıya toplam üç adet fatura düzenlediğinin, bu faturalardan bir tanesinin davalı tarafından ödendiğinin, kalan iki faturadan dolayı davacının davalıdan takip tarihi itibariyle takip tutarı kadar 70.317,38 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacının iddiası olan 3 adet satış faturasını 3 belge ile KDV hariç 71.389,50 TL tutarında BS (Satış Beyanı) verdiğinin tespit edilmiş olduğunu, davalının da yine aynı şekilde 3 adet belge ile KDV hariç 71.389,50 TL tutarında BA beyanı (Alım Beyanı) verdiğinin tespit edilmiş olduğunu, dolayısı ile tarafların BA-BS beyanlarının birbirleri ile mutabık olduklarının tespit edilmiş olduğunu, nihai takdir ve değerlendirmenin mahkememize ait olduğunu bildirmiştir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen toplam 70.317,38 TL bedelli cari hesap alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında her iki tarafın vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki kapsamında, davacı tarafın cari hesabına dayanak olan 2023 yılına ait faturaların her iki tarafça ba-bs formlarıyla vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura ve cari hesap bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. Her ne kadar davalı tarafça takibe konu faturalarda yer alan itiraz dilekçesinde teslim edilen ürünlerin bir kısmı yönünden ayıp iddiasında bulunulmuş ise de davalı tarafça bu hususta bir iade faturasının düzenlenerek davacı yana bildirilmediği, bu hususta ticari defter kayıtlarının ibraz edilmediği, ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde teslimden sonra adli merciler tarafından yapılmış bir delil tespiti ya da inceleme dosyaya ibraz edilmediği görülmekle, davalının bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. Davalı tarafın takibe konu bakiye faturalarda belirtilen iş/ürün/hizmet borcunun yerine getirilmediği iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından, davacının dava dilekçesindeki talep miktarı da gözetilerek itirazın iptali ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜNE; 1-Davalı tarafın Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, takibin aynen DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 14.063,47 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 4.803,38 TL harçtan peşin alınan 849,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.954,12 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 1.276,86 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 4.091,00 TL olmak üzere toplam 5.367,86 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/10/2024 Katip ...... Hakim .....