İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/2696 E. 2018/3431 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/2696
- Karar No
- 2018/3431
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/105 Esas KARAR NO : 2024/205 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/02/2023 KARAR TARİHİ : 19/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin reklam hizmet işlerini yaptığını, reklam hizmetleri karşılığında da davalı tarafa fatura tanzim edildiğini ve gönderildiğini, TTK md. 21/f.2 hükmünce fatura içeriğine davalı tarafça sekiz gün içerisinde herhangi bir itirazda bulunmaması sebebiyle faturaların içeriğinin kabul edildiği sonucuna varılabileceğini, borcun davacı tarafından yapılan tüm hatırlatmalara rağmen ödenmemesi üzerine Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 09/02/2018 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı tarafça takibe konu borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzere takibin durduğunu, 10/01/2023 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını beyan ederek; davanın kabulü ile Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ...... Esas numaralı dosyaya yapılan itirazın iptalini, alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanmasını, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER : Bakırköy ..... İcra Dairesi ’nün ...... esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının, bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Bakırköy ...... İcra Dairesi’nin ...... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 4.214,24-TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %9.54 yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi ...... ve ...... 'dan oluşan bilirkişi heyetinin 01/02/2023 tarihli raporunda; Davacı şirketin 2017 ve 2018 yılında e-defter mükellefi olduğu, yevmiye ve kebir defterlerinin e-beratlarının Maliye İdaresine yasal süresinde bildirildiği, envanter defterinin ise yasal defter tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, Davalı tarafça yasal defter ve dayanak belgelerin incelemeye ibraz edilmediği, bu nedenle davalı tarafın yasal defterleri üzerinde dava konusu olaylar yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, 06.02.2018 takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 4.000,00.-TL alacaklı olarak göründüğü, Davacı tarafça düzenlenen faturaların KDV hariç tutarı 423,75.-TL olduğundan ve söz konusu faturalar KDV hariç 5.000,00.-TL altında kaldığından BA-BS bildirimlerinde bildirme mecburiyeti bulunmadığı, dosyaya sunulu söz konusu BA-BS form bildirimlerinin bulunduğu Yenibosna Vergi Dairesi yazısında da tarafların söz konusu faturaları BA-BS formlarında bildirmedikleri, Davacı tarafça takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak miktarı ana para +faiz toplam (4.000.-TL + 12,97.-TL) = 4.012,97.-TL olarak hesaplanmıştır. Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme bulunması ve bu sözleşme kapsamında tarafların ticari ilişkilerini devam ettirdiği, uyuşmazlık konusunun davalı tarafça ödenmeyen 4.000.-TL'nin ödenmesi hususunda yoğunlaştığı, bu bağlamda FSEK 84'e göre hak ihlali olsaydı TTK 56 vd. nın söz konusu olacağı, ancak işbu davada hak ihlali değil de sözleşmeye uymamanın söz konusu olduğu, bu nedenle herhangi bir değerlendirme yapılamadığı hususunun sayın mahkemenin takdirinde olduğu." yönünde kanaat ve görüş bildirilmiştir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmesinde, dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı tarafın 2019-2020 yılına ait ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun tuttuğunu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu anlaşılmış olup davalı taraf ticari defterlerini sunmamıştır. Davacının ticari defterlerine göre; davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibarı ile 4.000,00.-TL alacaklı olduğu, davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, davalı tarafın defter ve belge ibraz etmeyerek HMK m. 222/3 hükmü gereği davacı tarafın defterlerinde yer alan kayıtları kabul etmiş sayılması gerekeceği, hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporu da dikkate alınarak açılan davanın faiz yönünden bilirkişice yapılan hesaplama da hükme esas alınarak kısmen kabulü ile; icra takibinde davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin kabul edilen miktar yönünden aynen devamına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile, asıl alacağın %20'sine tekabül eden 800,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulü ile 4.000,00-TL asıl alacak 12,97-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.012,97-TL yönünden davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin aynı şartlar altında bu miktar yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 800,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 5.335,00-TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 5.080,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-AAÜT gereğince hesap edilen 4.012,97 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden 149,00 TL'nin davacıdan 2.971,00 TL'nın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair,6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzünde davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/02/2024 Katip ..... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır