İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/1635 E. 2019/4470 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1635
- Karar No
- 2019/4470
T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO :.... KARAR NO : .... HAKİM : .... KATİP : .... DAVACI :.... VEKİLLERİ : .... DAVALI :.... VEKİLLERİ : .... DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) DAVA TARİHİ : 20/10/2015 KARAR TARİHİ : 10/05/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2023 Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkememizin 2015/1923 Esas Sayılı Dosyasında Yapılan Yargılamada; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30/06/2015 vade tarihli 20.000 USD bedelli senedi tahsil edilmesi için davalı bankaya teslim ettiğini, davaya konu senedin 02/07/2015 tarihinde .... Bankası Gatem Şubesine borçlular tarafından ödendiğini, daha sonra söz konusu işlemin iptal edildiğini, müvekkiline ait bononun üzerine ödendi ibaresiyle birlikte senedin yanlışlıkla iptal edildiğine, dair ibareler yazılarak müvekkiline iade edildiğini, davalı bankanın yetkisiz olarak müvekkilini hesabına müdahale ederek 20.000 USD bedelli senedi zayi ettiğini, bu nedenle itirazının iptali ile takibin dövize uygulanan en yüksek mevduat faiziyle devamına, haksız itirazdan dolayı davalı/borçlunun alacağın % 20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, dava konusu senedin senet borçlusu olmayan üçüncü bir şahıs tarafından ödendiğini, ödemedan kısa bir süre sonra şahsın banka şubesine dönerek yanlış senedi ödendiğini, ve teslim aldığını farkedince banka çalışanınca hesaptan 20.000 USD geri çekildiğini, senet aslının davacıya teslim edildiğini belirterek, kısaca davanın reddini savunmuştur. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesinde her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlarda doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari dava nitelikte çekişmesiz yargı işi olacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesini yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalarda birine dahil olması gerekir. Dava; davacı tarafla Gazianep 13. İcra Dairesinin 2015/137858 esas sayılı takip dosyasına süresinde davalının itiraz etmesi nedeniyle davanın icra takibinin devamını sağlamaya yönelik itirazın iptali davasıdır. Davanın konusu ve taraflar dikkate alındğında her ne kadar davalı taraf tacir sıfatına haiz ise de; davacının tacir sıfatına haiz olmadığı, icra takibine konu alacağın dolayısıyla açılan itirazın iptaline konu alacağın TTK' sayılan ististasnalardan birine dahil olmadığı bu suretle yargılama görev ve yetkisinin genel mahkemelerde olduğu sonuç ve kanaatine karar verilmiştir. Mahkememiz dosyası, görevsizlik kararı verilerek davacı vekilinin de talebi üzerine Gaziantep Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmiştir Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesince karşı görevsizlik verilerek görev uyuşmazlığı yönünden dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2018/312 Esas ve 2018/327 Karar sayılı ilamı ile;HMK'nın 21, 22 ve 23. Maddeleri gereğince Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin Yargı Yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir İstinaf sonrası mahkememizin 2018/477 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk dairesinin 2018/312 esas 2019/327 karar sayılı ilamı ile yargı yeri olarak mahkememiz belirlenmiş olup, istinaf ilamı üzerine dava dosyası mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yeni duruşma günü verilerek taraflara tebliğ edilmiştir. Mahkememizin 3 nolu celse 4 nolu ara kararı gereğince İstanbul Nöbetçi Ticaret Mahkemesine Talimat yazılarak dosyanın bankacı bilirkişi ....'e tevdi ile rapor hazırlanması istenilmiş olup İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince aldırılan raporda davalı banka 02/07/2015 olay günü başka bir müşterisine ait bono bedelini tahsil etmek isterken sehven davacıya ait bono bedelinin tahsil edildiğini, işlem saatinden 6 dakika sonra bonoyu ödeyen şahsın hatanın farkına varıp tekrar gişe görevlisine müracaatı ile yapılan hatanın düzeltildiğini, bu sırada bono metni üzerine düşülen ödendi ibaresi de davalı bankaca usulüne uygun olarak düşülen 2. Bir meşruhatla nötr hale getirildiğini, bu sırada davacı hesabına alacak kaydedilen bono bedeli tekrar borç kaydedilmek suretiyle hesabende gerekli tashih işlemi tamamlandığını, davacının kendisine ait olmayan bir paranın sehven hesabına yatırılmış olması nedeniyle bu bedeli icra takibi kanalıyla tahsil etmeye hakkı bulunmadığı düşünülmekte olduğunu mahkememize bildirmiştir. Mahkememizin 5 nolu celse 1 nolu ara kararı gereğince daha önce rapor hazırlayan ....'e tevdi edilerek dosyaya eklenen bilgi ve belgeler de dikkate alınarak ek rapor hazırlaması için İstanbul Asliye Ticaret mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş olup İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince aldırılan raporda davalı bankanın 02/07/2015 olay günü başka bir müşterisine ait bono bedelini tahsil etmek isterken sehven davacıya ait bono bedelinin tahsil edildiğini, işlem saatinden 6 dakika sonra bonoyu ödeyen şahsın hatanın farkına varıp tekrar gişe görevlisine müracaatı ile yapılan hatanın düzeltildiğini, bu sırada bono metni üzerine düşülen ödendi ibaresi de davalı bankaca usulüne uygun olarak düşülen 2. Bir meşruhatla nötr hale getirildiğini bu sırada davacı hesabına alacak kaydedilen bono bedelinin tekrar borç kaydedilmek suretiyle hesabende gerekli tashih işleminin tamamlandığını, davacının kendisine ait olmayan bir paranın sehven hesabına yatırılmış olması nedeniyle bu bedelin icra takibi kanalıyla tahsil etmeye hakkı bulunmadığını davalı bankanın o gün kime ait bonoyu tahsil ettiğine açıklık getirmiş olması nedeniyle davacının kendisine ait olmayan bir paradan dolayı icra takibi yapmasının yerinde olmadığını belirtilen nedenlerle kök raporda herhangi bir revizyon yapılamadığını, kök rapordaki görüş ve kanaatine aynen bağlı bulunduğunu mahkememize bildirmiştir. Davalı banka mahkememize verdiği cevapta sehven borçlusu .... alacaklısı .... olan senede ödeme işlemi yapılmış olduğunu yanlış tahsil edilen senedin sehven yapılan ödemesinin iptal edilip konu ile ilgili sehven tahsil edilen ödendi yazılan senedin üzerine işlemin sehven yapıldığı bildirilmiştir. Davalı banka müzekkere cevabında sehven yapılan ödemeye ilişkin 30/06/2015 tarihli 20.000,00 USD borçlusu ...., .... olan senedin 02/07/2015 tarihinde ödenmek üzere ....tarafından şubeye getirdiğini bildirdiğini, buna dair belgeleri mahkememiz dosyasına sunduğu anlaşılmıştır. Bankanın sehven yapmış olduğu bir işlemden dolayı davacının hesabına girmiş olmasının davacının gerçek anlamda hak sahibi olamayacağı kaldı ki davacı tarafından bu paranın tahsil edilmesi durumunda dahi Türk Borçlar Kanununda düzenlenen TBK 77 de düzenlenen Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. Davalı tarafça davacının alacaklı olduğu senede ait tahsilatın sehven yapıldığının ve çok kısa bir süre içerisinde bu hatanın giderilerek senedin üzerine yanlışlıkla ödendiği ibaresinin belirtilmek sureti ile davacıya teslim edilmesi karşısında davacı tarafça açılan icra takibinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin ise kötü niyetli olduğunun ispatlanamaması nedeni ile davalının kötü niyet talebi tazminatının reddine karar verilmiştir. Dosya davacı tarafın İstinaf başvurusu nedeni ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'ne gönderilmiştir. İstinaf incelemesinde; Dava, davalı banka tarafından davacının alacaklı olduğu senede senette borçlu olmayan üçüncü bir şahsın sehven ödeme yapması ve sonrasında işlemin geri alınması ve senet üzerine ödendi kaydı düşülmesinden dolayı oluşan zararın tazmini talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamının incelenmesinde; dava dayanağı bononun üzerine bankaca ödendi kaydı oluşturulması durumunun bononun kambiyo senedi vasfı olma özelliğini ortadan kaldırmayacağı ve senedin zayiine neden olmayacağı değerlendirilmiş ancak takip dosyasının incelenmesinde takip dayanağının söz konusu bono olduğu dolayısıyla dava ile bono bedelinin ödenmesinin de talep edildiği görülmekle, davacının dayandığı gerekçenin sadece zayi dayalı olmayıp aynı zamanda hesaba giren paranın kendi bilgisi dışında ismi dahi bankaca dava dosyasına bildirilemeyen 3. Kişiye yeniden ödendiği hususu dikkate alındığında davacının iradesi olmadan hesabından çıkış yapılması, çıkışı yapılan paranın ismi dahi belirlenemeyen 3. Kişiye verilmesi hususunun ve bunda bankanın kusurunun değerlendirilmeden ve davacının bu yöndeki talepleri karşılanmadan mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde deliller toplanıp değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİNİN 30/09/2022 TARİH 2021/557 ESAS VE 2022/1419 KARAR SAYILI ilamı sonrası yapılan yargılamada; Yeni duruşma gün ve saati taraflara tebliğ edilmiştir. Uyuşmazlığın niteliği bakımından yapılan değerlendirme; Tahsil cirosu, TTK m. 688’de, “Ciro, ‘bedeli tahsil içindir’, ‘vekâleten’ veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi veya sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebilir.” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. Senedin bankaya tahsil için verilmesi senet bedelinin senet borçlusundan yahut bankadan tahsil edilmesi amacıyla yapılabilir. Bu durumda gizli tahsil cirosu niteliğindedir. Hamili senet bedelinin tahsili gerçekleştirdikten sonra iktisap ettiği senet bedelini cirantasına iade etmekle yükümlüdür. Başka bir ifadeyle, bu halde maddi anlamda senedin mülkiyeti devreden cirantada kalmaya devam etmekte, devralan hamil ise cirantanın vekili olarak hareket etmektedir. (Öztan F., Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 1997, s. 617) Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere davacının bankaya bonoyu teslim etmesi gizli tahil cirosu niteliğinde olup davalı banka davacının vekili gibi hareket eder konumundadır. Tahsil cirosunda, tahsil cirosu ile senedi devralanın kusuru ile zayi olması veya tahsil edilememesi durumunda tahsil cirosu ile devralanın sorumluluğunu tartışmak gerekecektir. Tahsil cirosu hamili, senedin tahsili için gereken tüm özeni göstermek zorundadır (karş. TBK m. 506/f. 2). Tahsil cirosu hamilinin özen borcu, senedin tahsilinin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi için hayat tecrübeleri ve hayatın olağan akışına göre gerekli davranışlarda bulunmak ve bunu engelleyecek davranışlardan kaçınmaktır. Hamilin özen sorumluluğunun kapsamı belirlenirken, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınmalıdır. Bu kapsamda hamil, özen borcuna aykırı bir fiili nedeniyle meydana gelen zararlardan cirantasına karşı sorumlu olacaktır. Hamilin özen borcunu yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğrayan cirantanın hamilin sorumluluğuna giderek uğramış olduğu zararı tazmin edebilmesi için zararın tam manasıyla gerçekleşmesi gereklidir. Diğer bir ifadeyle, hamilin salt özen yükümlülüğüne aykırı bir fiil gerçekleştirmesi, doğrudan doğruya onun sorumluluğuna gidilmesi sonucunu doğurmaz. Nitekim bononun kaybedilmesi gibi bankanın bariz bir kusurun olduğu durumlarda Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi 2017/5081 Esas ve 2019/1907 Karar sayılı ilamında; "Mahkemece Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak, yapılan inceleme neticesinde keşideci hakkında Datça İcra Dairesinde 67 adet icra takibi bulunduğu, bu takiplerden sadece bir tanesinde infazen tahsilat yapıldığı ve bir tanesinde haricen tahsilat olduğu, diğer takiplerin takipsiz kaldığı, adına kayıtlı malvarlığı tespit edilemediği, bu haliyle bono kaybedilmemiş olsa dahi, vadesi sonunda davacı tarafından dava dışı borçlu tarafından ödenemeyeceği ve bonoyu kaybeden bankanın salt bononun kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir." denilmiştir. Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi 2015/14795 Esas ve 2016/4264 Karar sayılı ilamında; "Mahkemece, zayi olan senet borçlusu hakkında yürütülen icra takibinin itiraza uğramaksızın kesinleştiği, senedin tahsil edilememesinin senedin vade tarihi itibariyle borçlusunun borca batık olmasından kaynaklandığı, takibin semeresiz kalması ile davalı bankanın kusuru arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle davacı tarafından keşideci hakkında yapılan icra takibinde borcun kabul edilmesi borçlunun borcu ödeyecek malı olmaması nedeniyle aciz vesikası alınması, aciz vesikası uyarınca dava dışı borçlunun mal edinimi olduğu takdirde alacağın tahsili imkanı olması, bu nedenle dava konusu borçla davalı arasında illiyet bağının olmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA," denilmiştir. (Emsal kararlar için bknz. Y19HD 2018/1635 E. 2019/4470 K. sayılı ilamı, Y11HD 2015/10197 E. 2016/4690 K. sayılı ilamı, Y11HD 2015/9988 E. 2016/3243 K. sayılı ilamı) Mahkememizin 04/01/2023 tarihli duruşmasının 1 no.lu celsesinde davacı tarafa dava konusu bononun borçlularına ilişkin takip yapıplıp yapılmadığı, tahsil için yasal yolları başvurulup başvurulmadığı, yasal yolların tüketilip tüketilmediği hususunda beyanda bulunmak üzere kesin süre verilmiştir. Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 18/01/2023 tarihli beyan dilekçesi ile bononun tahsili için yasal yollara başvurmadıklarını bir dava veya icra takibi başlatmadıklarını beyan etmiştir. Davacı beyanından da anlaşılacağı davacı tarafından bononun tahsili için bütün yolların tüketilmediği ve bononun tahsil edilememesi ile davalı bankanın eylemi arasında uygun illiyet bağının olmadığı kanaati hasıl olmuştur. Davacı hesabına giren paranın başkasına ödenmesinde bankanın kusuru bakımından yapılan değerlendirme; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 30/09/2022 Tarih 2021/557 Esas Ve 2022/1419 Karar Sayılı İlamı'nda "davacının dayandığı gerekçenin sadece zayi dayalı olmayıp aynı zamanda hesaba giren paranın kendi bilgisi dışında ismi dahi bankaca dava dosyasına bildirilemeyen 3. Kişiye yeniden ödendiği hususu dikkate alındığında davacının iradesi olmadan hesabından çıkış yapılması, çıkışı yapılan paranın ismi dahi belirlenemeyen 3. Kişiye verilmesi hususunun ve bunda bankanın kusurunun değerlendirilmeden ve davacının bu yöndeki talepleri karşılanmadan mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu" değerlendirilmiştir. Kaldırma kararı öncesi davalı tarafından dosyaya sunulan delil ve belgeler tetkik edildiğinde 28/04/2019 tarihli müzekkere cevabında davalı banka davacı hesabına yatan paranın davacı hesabından çekilerek kimin hesabına gönderildiğini, hangi bononun karıştırıldığını, senedin asıl ödeme dekontu, senedi ödeyen 3. Kişinin kimlik belgesini ve ödeme anına dair CD görüntüleri mahkememize ibraz ettiği görülmüştür. Senedi ödeyen 3. Kişi olan ....'a tanık olarak dinlenmesi için usulüne uygun tebligat çıkarıldığı, çıkarılan tebligat üzerine Mahkememizin 12/04/2023 tarihli celsesinde tanık .... mahkeme huzuruna alınarak beyanları dinlenilmiş ve olay anına dair CD görüntüleri mahkememiz duruşma salonunda tüm taraflara ve tanığa izletilmiş olup; Tanık ....'ın beyanında özetle; Tarafları tanımadığını, olayı anlatılan kadarı ile, .... .... Bankası Pazaryeri Şubesi'ne patronları .... .... ve .... .... şuan ki unvanı .... .... ve Ortakları olarak geçtiğini, o tarihte .... .... ............ ortaklığı olarak geçen firmanın bir yer almak için anlaşma yapıldığını ve senetleri .... .... Bankası Pazaryeri Şubesi'ne ödeyerek aldığını, bu şekilde kendisinin birkaç kere işlem yaptığını, ödemeyi yapıp bonoyu şubeden teslim aldığını, daha sonradan borcu ödeyemediği için alım işleminin gerçekleşmediğini, kendisine izletilen CD görüntülerindeki kişinin kendisi olduğunu, bahse konu ödemeleri yaptığı dönemde ki görüntüler olduğunu, fakat tarafına bahsedilen olaya dair herhangi bir şey hatırlamadığını, böyle bir bononun yanlışlıkla kendisine verilmiş olması gerçekleşmiş olsa idi hatırlayacağını beyan etmiştir. Tanığa Tanığa yanlışlıkla kendisine teslim edildiği iddia edilen bono çalıştığı iş yerinin patronlarının borcuna ilişkin bono ve bankanın düzenlemiş olduğu 3 adet dekont gösterilerek imzaları ve bonoları hatırlayıp hatırlamadığı sorulduğunda tanık, borçlusu Şahinler olan bonoyu hatırladığını, üzerinde ....imzalı isim olan dekontta ki imzanın kendisine ait olduğunu, gösterilen dekontlardaki her iki imzanın da kendisine ait olduğunu, yanlışlıkla ödendiği iddia edilen borçlusu Mehmet Barak lehtarı .... olan bonoyu görmediğini, ilk defa gördüğünü, böyle bir olay olduğunu hatırlamadığını ama olmuş olabileceğini beyan etmiştir. Tanık anlatımları ve bankanın kaldırma kararı öncesi sunmuş olduğu evraklardan da anlaşılacağı üzere keşidecesi lehtarı ve düzenleme tarihi farklı fakat aynı vade tarihli ve aynı bedelli bonoların bankaya verilmiş olduğu, bankanın ödeme yapmaya gelen bono borçlusunun bonoları karıştırmış olmasının hayatın olağan akışı içerisinde olduğu, hatanın farkedilmesi üzerine düzeltildiği, bono üzerine bu hususun şerh düşüldüğü ve bu durumun da bononun kambiyo vasfına etki etmediği anlaşılmıştır. Davalı banka tarafından paranın gönderildiği hesabın kaldırma kararı öncesi mahkemeye ibraz edilen müzekkere cevabında bildirilmiş olması somut olayın durumu dikkate alındığında davalı bankanın kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur. Somut olaya ilişkin değerlendirme; Yukarıda davalı bankanın tahsil cirosu ile bononun hamili konumunda olduğu ve hangi şartlarda bankanın sorumluluğuna gidilebileceği hususu irdelendiğinden bu noktada tekrara düşülmeyecektir. Davacı tarafından bononun tahsili için gerekli işlemler yapılmadığından tahsil cirosu ile bono hamili konumunda olan davalının sorumluluğuna bu aşamada gidilemeyeceği kanaati hasıl olmuştur. Bunun yanında dosya tetkik edildiğinde davalı bankanın davacı hesabına giren paranın neden çekildiğini ve kimin hesabına gönderildiği noktasında kaldırma kararı öncesi yazılan müzekkere cevabında mahkememize bilgi verdiği görülmüştür. Davacının hesabına giren paranın başkasına ait bir ödemeye ilişkin olduğu açıktır. Bankayı sırf hesaba giren paranın davacının iradesi dışında çekilmesi halinde sorumlu tutmanın yargılama eli ile sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceği kuşkusuzdur. Olayın oluş şekli ve yukarıda davalı bankanın kusuruna ilişkin değerlendirmelerde açıklandığı üzere olayın oluşu hayatın olağan akışına uygun olmakla birlikte davalı bankaya kusur yüklenemeyeceği kanaati hasıl olmuştur. Tüm dosya kapsamı taraf beyanları, tanık beyanları, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve müzekkere cevapları birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 1.036,64 TL peşin harcın mahsubu ile fazladan alınan 856,74 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.712,32 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.