İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/83 E. 2019/604 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/83
Karar No
2019/604
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/83 KARAR NO : 2019/604

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 10/02/2017 KARAR TARİHİ : 02/10/2019

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'nın malik/işleten olarak maliki bulunduğu ve diğer davalılardan ... düzenlenen ... poliçe nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ile sigortalı aracılığıyla davacının ... tarihindeki trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, davacının yaralanması ve kaza sonucu ortaya çıkan olgulara bağlı olarak manevi kişiliğinde ortaya çıkan zararın tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik ... TL sağlık tedavi giderlerinin davalı ... ve ... ...dan haksız fiil tarihi olan ... tarihinden itibaren reeskont faizi ile müştereken ve müteselsilen tazminine, haksız eylem nedeniyle şimdilik davalı ... ve ... den ... TL gelir ve iş gücü kaybının haksız fiil tarihi olan ... tarihinden itibaren reeskont faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının yaralanması ve kaza sonucu ortaya çıkan olgulara bağlı olarak manevi kişiliğinde ortaya çıkan zararın tazmini için şimdilik ... TL manevi tazminatın davalı ...'dan haksız fiil tarihi olan ... tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline, alacakların güvenceye alınması için ... plakalı aracın ve davalı ...'nın adına kayıtlı başkaca araç ve tapu kaydı bulunması halinde kayıtlarına teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı ... ... havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... günü ... ...da beklediği sırada ... caddesi yan yol ... ... ile kesiştiği kavşakta bulunan ... na ait ... zilinin çaldığını, zile gittiğinde kimsenin olmadığını, etrafına bakarken aracın aynasından bir kadının kaldırımdan inip dolmuş durağına geçerken düştüğünü gördüğünü, düşen kadına yardımcı olmak için hastaneye götürebileceğini söylediğini, kadının ise yardım istemediğini beyan ettiğini, daha sonra durağına geri döndüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 5.Davalı ... vekili ... havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının yasal mevzuat gereği öncelikle kurumlarına bir idari başvuruyla talepçi olması ve talebinin reddedilmesi durumunda dava açması gerektiğini, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, açılmış bulunan davada kurumlarının herhangi bir husumeti de bulunmadığını, davanın kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunan şahıslara, onların sigorta şirketlerine ve özellikle de davacı tarafın uğradığı kazada kurumlarının ödediği bedel dışında ayrıca ödeme yaptıysa ... ... ne karşı yöneltilmesi gerektiğini, esasa ilişkin ise davacıya kurumlarının ödemiş olduğu ... TL'lik ödemenin dışında talep ettiği ... TL'lik ödemeyi gösterir herhangi bir delili bulunmadığından davanın esas yönüyle de reddi gerektiğini beyan etmiştir. 6.Davalı ... vekili ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için ZMSS Genel Şartlarında belirtilen gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve ödeme süresinin dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olması gerektiğini, davacı taraf her ne kadar sigortaya yazılı başvuru yaptığını ileri sürmüşse de iş bu yasal düzenlemelerde yer alan hususları yerine getirmemiş olduğundan, yazılı başvuru yaptığının kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu, sigortalısı ...'nın sevk ve idaresinde olan ... plakalı araç için; müvekkil şirketçe, ... - ... tarihleri arasında, ... no’lu poliçe numarası ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiğini, davalı kooperatifin sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı bulunduğunu, ayrıca sigorta şirketi sigortalısının kusuru oranında gerçek hasarı ödemekle yükümlü olduğunu, davacının davasını ispatlayacak herhangi bir delil dosyaya sunulmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; kusur ve sakatlık oranının tespitinden sonra gerçek zararın varlığı ve miktarının belirlenebilmesi için, aktüeryal hesaplama yapılması zorunluluğu bulunduğunu, haksız ve mesnetsiz açılan davanın usulden ve esastan tamamen reddine, masraf, faiz ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 7.Dava, haksız fiilden kaynaklı maddi manevi tazminat talebinden ibarettir. 8.Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. İş bu davada ispat yükü davacıdadır. 9.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; mahkememizce ATK dan, dava konusu kazaya ilişkin kusur raporu düzenlenmiştir. 10.Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından hazırlanan ... tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; meydana gelen trafik kazasında "Sürücü ...'nın %100(yüzdeyüz)oranında kusurlu, yaya ...'ın kusursuz olduğu" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Aynı olaya ilişkin Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında aldırılan ... tarihli bilirkişi raporunda da; "Sürücü ...'nın %100(yüzdeyüz)oranında kusurlu, yaya ...'ın kusursuz olduğu" belirtilmiştir. Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında aldırılan ... tarihli ATK kusur raporunda da; "Sürücü ...'nın %100(yüzdeyüz)oranında kusurlu, yaya ...'ın kusursuz olduğu" belirtilmiştir. 11.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-50 esas , 2011/231 karar nolu 27/04/2011 karar tarihli kararında da belirtildiği üzere; maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesinin tespitleri hukuk mahkemesini bağlayacağından, eğer ki raporlar arasında bir çelişki/maddi vakıaya ilişkin bir uyumsuzluk gözükür ise ceza mahkemesinin kararı beklenmelidir. Bunun dışında durumlar içinse; Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin, 2018/2037 Esas, 2018/6418 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ceza mahkemeleri tarafından verilen kararların hukuk mahkemelerine etkisi hususu Anayasa Mahkemesi' nin 2013/4701 başvuru numaralı, 23/01/2014 karar tarihli kararında değerlendirilmiş olup, söz konusu karara göre; "...58. Hukuk ve ceza davalarının konuları, tarafları ve amaçları farklı olduğundan, ceza mahkemesi kararları, hukuk davaları için kural olarak kesin hüküm oluşturmaz. Haksız fiil nedeniyle açılan tazminat davalarını çözmek bütünüyle hukuk hâkiminin görevi içindedir. Bir "bekletici sorun" iddiası karşısında kalan hâkimin, görevi dışındaki bu iddianın mutlaka görevli mahkemede çözülmesini bekleme yükümlülüğü yoktur. Kendisi de birçok durumlarda ileri sürülen hususu karara bağlayabilir. Kaldı ki, mülga 818 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla bağlı ise de, maddi olayı tespit etmeyen beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz. Onun için hukuk hâkimi, topladığı deliller doğrultusunda karar verebilir. Ceza mahkemesinin delilleri tespit ve takdiri ile hukuk mahkemesinin delilleri tespit ve takdirinin farklı olmasının bir sonucu olarak, bir olayda sebep sonuç bağı bulunmadığına dair ceza mahkemesi kararı dahi hukuk hâkimini bağlamayabilir. Kaldı ki AİHM de, Türk hukuk sistemine göre, hukuk mahkemelerinin ceza mahkemeleri kararlarına tabi olmadığını, bu nedenle ceza davasının sonucunu beklemek için yargılamayı uzun bir süre ertelemek durumunda bulunmadığını belirtmektedir. (bkz. Mustafa Türkoğlu / Türkiye, B. No. 58922/00, 8/8/2006, § 40)." hususları belirtilmiştir. 12.Mahkememizce aldırılan ATK kusur raporu ile ceza mahkemesindeki rapor birbirini teyit etmiştir. Bu nedenle, kusur raporuna itirazlar yerinde bulunmamıştır. Maddi vakıanın vukuu hakkında raporlar birbirini teyit etmektedir. 13.Maluliyet hususuna bakıldığında; buna ilişkin alınacak raporların olay(kaza) tarihlerine göre; 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ila 31.08.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ile 31.05.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihinden sonra ise, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi., 2018/763 esas, 2018/681 karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi., 2017/529 esas, 2017/803 karar sayılı emsal ilamlar) 14.Dosya meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralamanın davacıda geçici veya sürekli iş göremezliğe neden olup olmadığı, oldu ise iş göremezlik süresi veya sürekli iş göremezlik oranının ne olduğu hususlarında rapor aldırılmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başakanlığı ... İhtisas Kurulunun ... tarihli raporunda özetle; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre; "E)Tablo 2.3’ e göre kişinin özürlülük oranı: %8 (yüzde sekiz) olduğu, F)Humerus parçalı kırığına bağlı iyileşme süresinin 120 gün (yüzyirmi gün)e kadar uzayabileceği" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. 15.Mahkememizce aktüer bilirkişiden hesap raporu aldırılmıştır. Aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen ... havale tarihli raporda özetle; "... ... tarihinde trafik kazası sonucu %11,1 oranında sürekli, 6 ay geçici iş göremezlik durumuna düşen (MADDİ HATA) davacı ...'in; -Geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının ... (TL) , -Sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının ...(TL) ve -... dışı tedavi, yol, refakat ve bakım giderlerinden kaynaklanan zararı ... (TL) olduğu hesaplanmıştır. " şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. 16.Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 17.Davacı vekili, aşamalarda taleplerini ıslah etmiştir ve ıslah dilekçesi davalılara HMK m. 177/2 gereği tebliğ edilmiştir. 18.Mahkememizce ... tarihli celsede, aktüer bilirkişiden ... tarihli aktüerya bilirkişi raporunun sonuç kısmında sehven maluliyet oranı ve geçici iş göremezlik süresi ile davacının isimlerinin yanlış yazıldığı anlaşılmakla gerek bu hususun düzeltilmesi gerekse davacı vekili tarafından sunulan ... havale tarihli ıslah dilekçesi ekinde sunulan özel muayene ve tedavi masrafları belgeleri dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılaması amacıyla ek rapor alınması yönünde ara karar kurulmuştur. 19. ... havale tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda özetle; "... ... tarihinde trafik kazası sonucu %8 oranında sürekli, 120 gün geçici iş göremezlik durumuna düşen davacı ...'ın; -Geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının ... (TL) , -Sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının ...(TL) ve -... dışı tedavi, yol, refakat ve bakım giderlerinden kaynaklanan zararı ... (TL) olduğu hesaplanmıştır. " şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. 20.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 21.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 22. Hesap/aktüer raporunda bir çelişki mevcut değildir. Şöyle ki, kök raporun ilk sayfasında da esas alınan maluliyet oranları açıkça belirtilmektedir. Sadece raporun son kısmında muhtemelen kes-kopyala-yapıştır yönteminden kaynaklanan veriler yazılmıştır. Ancak, maluliyet hesaplamaları, dosya kapsamında aldırılan ATK maluliyet raporuna göre yapılmıştır. Ek raporda bu husus denetime elverişlilik açısından netleştirilmiştir. Bu yönden rapora yapılan itirazlar yerinde değildir. Maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre yapılmıştır. Maluliyet raporuna itirazlar yerinde görülmediğinden ve mahkememizce de yeniden maluliyet raporu alınması yönünde bir kanaat edinilmediğinden, maluliyet raporu yerinde ve usule uygun bulunduğundan; 20/02/2019 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 15/2 maddesi gereği bir değerlendirme yapılmayıp yeniden rapor aldırılmamıştır( Adana Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/347 esas, 2019/1133 karar; 2019/421 esas, 2019/1099 karar sayılı emsal ilamları) Yukarıdaki bölümlerde anlatıldığı gibi kusur raporu da dosya kapsamına uygundur. 23.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. 24.Yine dosyaya bakıldığında söylemek gerekir ki; 25.02.2011 tarihinde 6111 sayılı ‘Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’ yürürlüğe girmiştir. ..., ... sayılı Kanun ile değiştirilen ... sayılı Kanun'un .... maddesi kapsamında, tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri, ... sayılı Kanun kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden ... sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir.(Yargıtay 17 HD., 2016/6410 esas, 2019/1533 karar sayılı emsal ilam) 25.Davalı ... nın buna ilişkin cevap dilekçesinde ve aşamalarda itiraz/beyan dilekçelerinde yaptığı beyanlar mahkememizce yerinde bulunmuştur. Belgeli tedavi giderlerinden ... sorumludur ve dosyadaki/... nın cevap dilekçesi ekindeki bilgi ve belgelerden, sorumluluğu yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, dava dilekçesindeki talepler yönünden, davalı ... nın kabule göre pasif husumet ehliyeti mevcut değildir. 26.Somut olayda, davacı vekili, ıslah dilekçesinde, ekte sunulan evraktan anlaşılacağı üzere davacının yaptığı özel muayene ve tedavi gideri masrafını da eklediğini belirtmiştir. 27.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/2-695 esas, 2016/522 karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’da yargılamanın makul sürede bitirilmesini sağlamak amacıyla düzenlemeler yapılmış ve bu amaca ulaşılabilmesi için önemli bir katkı sağlayan delillerin bildirilme zamanı özel olarak düzenlenmiştir. Delillerin belirli bir zaman dilimi içinde gösterilip sunulması yargılamayı çabuklaştıracak olmasının yanı sıra, taraflara da gösterilen delillerden haberdar olarak zamanında bunlara karşı delil veya görüş bildirebilme imkânı tanıyacak, böylece uyuşmazlıklar en kısa sürede adilane çözüme kavuşacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun sisteminde, ön inceleme duruşmasında tayin edilen kesin süreye uyulmaması, vazgeçme yaptırımına bağlanarak, davayı uzatıcı bu kötüniyetli davranışlar engellenmeye çalışılmıştır. Zira, dilekçelere eklenip sunulmamış, daha sonra ön incelemede ek olarak bildirilen süre içinde de verilmemiş delillere, tahkikat içinde kural olarak (m. 145, c. 1) dayanılamaz. Tahkikatın amacı, kural olarak delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir; aksi halde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar. Bu sebeple, 145. maddede belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında, sonradan delil sunulması halinde bu deliller dikkate alınmamalıdır (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2015, 3. Bası, s. 328, 332).Dilekçelerin teatisi aşamaları bu şekilde net sürelere bağlı olarak düzenlendikten sonra yasa koyucu, “delil” bildirmenin “süreye” bağlı olduğunu tekrar vurgulayan 145. maddeye yer vermiştir. Anılan hüküm aynen; “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” şeklindedir. 28.Bu açıklamalar ışığında bakıldığında; davacı tedavi, yol, bakım ve refakat giderlerini dava dilekçesinde talep etmiştir. Islah dilekçesi ile talep miktarlarını artırmış yani kısmi ıslah dilekçesi vermiştir. Kabule göre, davacının yaptığı usuli işlem ıslahla yeni bir talep ekleme değil (ki usulen bu mümkündür), talebine dayanak delili ıslah dilekçesi içinde mahkemeye sunmaktır. Söz konusu taleplerine ilişkin bir delili dosyaya ıslah dilekçesi ile sunmuştur ancak yukarıda da belirtildiği üzere, yasada belirtilen sürede bu delilini sunmamıştır. Yargıtay 11. HD nin 2015/11858 esas, 2016/9302 karar sayılı emsal ilamı geerği, yeni delil ıslah yolu ile sunulabilir ise de ıslah dilekçesinde bu yönde bir iradenin olmadığı, sadece taleplerin artırıldığı anlaşılmaktadır. Kabule göre; HMK m. 145 gereği de delilin kabul edilmesine olanak yoktur. Söz konusu belge 2016 yılına aittir ve belgenin dosyaya sunulma tarihi 2018 dir. Daha önce sunulmamanın kusurdan ileri gelmediğine ilişkin bir beyan veya belge dosyada mevcut değildir. Ayrıca, iş bu belge üzerinde bilirkişi tarafından ... ödemesi kapsamında olup olmadığına ilişkin inceleme yaptırılması gerekmektedir ki bu ise yargılamayı uzatacaktır. Bu nedenlerle, HMK m. 145 in şartlarının da oluşmadığı, daha önce yasal sürelerde sunulma ihtimali olan bir delilin sunulmadığı kanaati ile, iş bu giderler değerlendirmeye alınmamıştır. Ancak, sonuçta, yargılama giderleri hesaplanırken toplam talep edilen miktar dikkate alınmıştır. 29.Davacı vekili, dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde talep ettiği tazminat miktarlarına haksız fiil tarihinden itibaren tüm davalılar için faiz işletilmesini talep etmiştir. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. 2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. 30.Dosyada, davacının sigorta şirketine başvurduğu, hasar dosyasının açıldığı (dosya arasındadır) anlaşılmakla beraber başvuru tarihine ilişkin bir denetime elverişlilik açısından belgeye/tebligat parçasına rastlanmamıştır. Bu husus son celsede, davacı vekiline sorulmuş ve davacı vekili, sigorta vekili ile görüşmelerinde kendilerine başvurunun ... tarihinde geldiğini beyan ettiklerini, bu tarihin kendilerinin de kabulünde olduğunu, tebligat belgesini temin edemediklerini beyan etmiştir. Davalı vekilinin, bu kabule ilişkin dosyaya yansıyan beyanı olmadığından, mahkememizce, davalı sigorta şirketi yönünden faiz başlangıcı dava tarihi olarak belirlenmiştir. 31.Davacı taraf manevi tazminat talebinde bulunmuştur. 32.Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki ; Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de ; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. 33.Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. 34.Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonimik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(EDİŞ, Seyfullah; Hukukun Uygulanmasında Yargıca Tanınmış Takdir Yetkisi). 35.Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, gerçek kişilerin sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırılmıştır. Olayın oluşu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur durumları, maluliyet oranı, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler göz önünde tutarak, göz önüne alınarak ... TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu kaaatine varılmıştır. 36.Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, dosyada alınan bilirkişi raporları dikkate alınarak; davanın, davalı ... yönünden reddine, davacının sürekli/geçici iş göremezlik tazminat talebinin diğer davalılar yönünden kabulü ile; ... TL geçici iş gücü kaybı tazminatı, ... TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı toplamı ... TL nin, davalı ...'dan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile , davalı ... şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, davacının tedavi giderlerine yönelik talebinin kısmen kabulü ile; ... TL nin davalı ...'dan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile , davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... 'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda anlaşıldığı üzere; 1-Davanın, davalı ... yönünden REDDİNE, 2-Davacının sürekli/geçici iş göremezlik tazminat talebinin diğer davalılar yönünden KABULÜ İLE; ... TL geçici iş gücü kaybı tazminatı, ... TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı toplamı ... TL nin, davalı ...'dan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile , davalı ... şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 3-Davacının tedavi giderlerine yönelik talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL nin davalı ...'dan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... 'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin harç ve aşamalarda yatırılan ... TL harç toplamı ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalı ... dışındaki davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 8-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalı ... dışındaki davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin haklılık oranı gereği; ... TL sinin, ... TL lik bölümünden davalılar ... şirketi ve ...'dan müteselsilen, arta kalan ... TL sinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine,davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, arta kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına; (denetime elverişlilik açısından; manevi tazminata ilişkin yargılama kısmının çıkarılması neticesi yapılan oranlama gereği %99,23 inden sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Çünkü davada sigorta şirketinden talep edilen miktar ... TL olup, aleyhine kurulan hüküm ... TL dir. ...*.../...=...)(Dosyada toplam talep; ... TL; hüküm toplamı; ... TLdir. ...*.../...=...) 10-Davacı taraf kendisini maddi tazminat talebinde vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalı ... dışındaki davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davalılar ... ve ..., davacı tarafın maddi tazminat talebinde kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, reddedilen kısım üzerinden AAÜT m. 3/2 ve m. 13/2 gereği hesaplanan ... TL nin davacı taraftan alınarak davalı ... dışındaki davalılara verilmesine, 12-Davacı taraf kendisini manevi tazminat talebinde vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalı ... 'dan alınarak davacı tarafa verilmesine, 13-Davalı ... davacının manevi tazminat talebi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT m. 10 hükmü de dikkate alınarak, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine, 14-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; AAÜT m. 7 gereği (husumet) ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ya verilmesine, 15-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 16-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair; davacı vekili ..., davalı ... vekili ... ile davalı ... vekili ...'ın yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2019

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/83, K. 2019/604, T. 02.10.2019, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-83-e-2019-604-k-3cb196ad3a6d