İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/41 E. 2019/508 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/41
Karar No
2019/508
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/41 KARAR NO : 2019/508

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 23/01/2017 KARAR TARİHİ : 09/09/2019

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in eşi, ... ve ...'nın babaları olan müteveffa ... ...'nın ... tarihinde ... ili ... ilçesi ... Mah. ... Cad. ... da geçirmiş olduğu çift taraflı trafik kazası neticesinde yaralandığını ve tedavi gördüğü ... ... Hastanesinde ... tarihinde vefat ettiğini, trafik kazasına karışan ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinden Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, aracın işleteninin davalı ... olup, sürücüsünün davalı ... olduğunu, davalı ...'ın ise işveren konumundu bulunduğunu, kazanın oluşumunda davalı ...'nın tam kusurlu bulunduğunu, eşini/babalarını bu elim trafik kazasında kaybeden davacıların hem derin bir ıstırap içine girmiş hemde davacı ...'in, eşinin maddi desteğinden yoksun kaldığını, davacı ...'in başka bir geçim kaynağı bulunmadığını, ...'un ölümü nedeniyle ailede çok büyük üzüntü yaşattığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, davacılardan ... için ... TL, destekten yoksun kalma tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan ... tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılardan ... için ... TL, oğlu ... için ... TL, kızı ... için ... TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan ... tarihinden itibaren faizi ile birlikte sigorta şirketi hariç olmak üzere diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, kazaya neden olan ... plakalı araç olmak üzere davalıların malvarlıkları üzerine dava değeri kadar ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili ... havale tarihli cevap dilekçesinde; ... plakalı araç ve kullanıcısı olan davalı ... isimli şahsın kurumları ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, ... plakalı aracın ... bünyesinde olduğunun tespit edildiğini, aracın sürücüsü ... isimli şahsında yine ... bünyesinde ... personel olarak görev yaptığının belirlendiğini, bu nedenlerle davanın davalı kuruma yöneltilmesinin yerinde ve hukuki bulunmadığını, davanın davalı kurum yönünden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini, dava nedeniyle zamanaşımı itirazları bulunduğunu, esasa ilişkin ise; olayda yaşamını yitiren şahsın alkol kontrolünün yapılıp yapılmadığına ilişkin bir bilgi bulunmadığını, müteveffanın kazada kusuru bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; davacılar vekilinin soyut iddiası dışında bu durumu ispat eden herhangi bir belge bulunmadığını, aksine kaza tutanağında hayatını kaybeden kişinin kural ihlalinde bulunduğunun belirtildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili ... tarihli cevap dilekçesinde; kazaya karışan davalı ...'ün ...nin ... olan davalı şirketin SGK kayıtları ile sabit olacağı üzere belirli süreli iş sözleşmesi ile ... olarak çalıştığını, kazaya karışan aracın davalı firmaya ait bulunduğunu, çalışma sürecinde çalışan ...'ün sürekli ve düzenli olarak uyması gereken kurallar ve işi ile ilgili sınırlamalar konusunda uyarıldığını, sürücülük konusunda ... .../... numaralı ... nin ... araç kullanımında iş sağlığı ve güvenliği çalışma talimatı imzası karşılığında bizzat kendisine tebliğ edildiğini, davalı şirketin yürüttüğü işin ...nin ... ... projesi olup, yaklaşık ... nakil vasıtası ve ... personel ile yapılan ve oluşturulan ekiplerle yürütülen bir iş olduğunu, bu ekiplerin trafikteki durumları dahil hareketlerinin tamamının gerek dijital ortamda, gerekse sahada takip suretiyle sürekli denetlendiğini, çalışanı seçilmesinde ve işiyle ilgili çalışana verilen talimatlarda ve çalışması sırasında gözetim ve denetimde basiretli bir tacirin tüm özen yükümlülüğü yerine getirdiğini belirterek, davacıların haksız taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Vekili ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın ... numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile müvekkili şirkete sigortalı bulunduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte sigorta şirketinin ölüm ve cismani zarar nedeniyle sorumluluğun sigortalısının kusuruna bağlı olup, Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesinde kaza ve şahıs başına verilen teminat limitleri dahilinde olduğunu, trafik kazası tutanağında ise meydana gelen kazada müteveffa ... ...'nın taşıtlara ilişkin geçiş önceliği kurallarına riayet etmediğinden 2918 sayılı Trafik Kanununun 84/h maddesi gereği kusurlu olduğunun anlaşıldığını, davacı tarafın kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olmayıp davalı şirket açısından tazminata hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Dahili davalı ... vekili ... havale tarihli cevap dilekçesinde; davanın hizmet kusuru nedeniyle (yol çalışması neticesi bölünmüş yolun tek şerite düşerek trafiğe açık olduğu gerekçesiyle kazanın meydana geldiği) tazminat niteliğinde olduğunu, hizmet kusuruna dayanılarak idare aleyhine açılacak tam yargı davalarının idari yargıda görülmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarının bu yönde olduğunu, bu nedenle davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kazaya konu yer olan ... ilçesi ... Caddesinin davalı idarenin sorumluluğunda olmayan bir yer olup, bu yolun bakım ve onarımının dava dışı kurum olan ... tarafından yapıldığını, bu nedenle davanın davalı idare yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, dava ile doğrudan ilgisi olan ...nün davaya dahil edilmesi gerektiğini, idarenin, idari faaliyetlerinden dolayı sorumlu olabilmesi yani tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın doğmuş olması, zararı doğuran işlem ve eylemin idareye mal edilebilmesi, zarar ile idarenin işlem veya eylemi arasında bir illiyet bağının bulunması gerektiğini, bu şartlardan birinin yokluğunun, idarenin hukuki sorumluluğunu da ortadan kaldıracağını, dava konusu edilen hukuki olayda yukarıdaki şartların bulunmadığını,i bu nedenle haksız ve mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddini istemiştir. Davacılar vekili mahkememize sunduğu ... tarihli dilekçesinde özetle; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan fezlekede, kazaya karışan ... tescil plakalı aracı işverenin, ... değil ... olduğunu beyanla HMK m. 124/3'ün maddesi gereğince "Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir." hükmüne uygun olarak, davalı ...'ın, ... (Adres: ... Mahallesi ... Bulvarı No:.. ... .../...) olarak değiştirilmesini talep etmiştir. ... tarihli dilekçesi ile de ; davalı ... yerine ...'nin davaya dahil edilmesini talep etmiştir. Mahkememizce davacının yukarıda belirtilen dilekçeleri dikkate alınarak ... tarihli celsede ; davaya ... yönünden devam edilmesine, taraf değişikliği nedeni ile ...'ın uyap sistem üzerindeki davalı kaydının silinmesine karar verilmiştir. Mahkememizce davalı ... ne müzekkere yazılarak davalı işleten ... ile aralarındaki hizmet sözleşmesi dosyamız arasına celp edilmiş, ayrıca davalı ...'ün kaza tarihi olan ... tarihi itibari ile ...'nin çalışanı olup olmadığı sorulmuş, ...'ün davalı ... çalışanı olduğu, davalı şirket ile ... arasında kira sözleşmesi bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında; Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına müzekkere yazılarak tarafların kusurlarının sayısal olarak tespiti istenilmiş, Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesin'den düzenlenen ... havale tarihli rapora göre; meydana gelen trafik kazasında "...A)Sürücü ...'ün %15 oranında kusurlu olduğuna, B)Sürücü ... ...'nın %85 oranında kusurlu olduğuna" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Gerçek kişi tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının tespiti için adreslerine göre ilgili kolluğa müzekkere yazılmıştır. Mahkememizce dosya talep edilebilecek maddi tazminat miktarının tespiti için aktüerya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi ... ... havale tarihli raporunda sonuç olarak; "... ... tarihinde trafik kazası sonucu ... tarihinde hayatını kaybeden ... ...'nın geride kalan hak sahibi; davacı eşi ...'nın toplam destekten yoksun kalma zararı ... TL olup, davalı taraf %85 kusuruna isabet eden miktar ... TL olarak hesaplandı" sonuç ve kanaatine varmıştır. Dosya aktüerya bilirkişi raporunda kusur oranının müteveffa yönünden mahkememizce alınan bilirkişi raporundaki kusur oranına göre değerlendirilmediği görülmekle bilirkişiden bu hususta ek rapor alınmış, bilirkişi ... ... havale tarihli raporda özetle; "... ... tarihinde trafik kazası sonucu ... tarihinde hayatını kaybeden ... ...'nın geride kalan hak sahibi; davacı eşi ...'nın toplam destekten yoksun kalma zararı ... TL olup, davalı taraf %15 kusuruna isabet eden miktar ... TL olarak hesaplandı" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Davacı vekili harçlandırdığı ıslah dilekçesi ile davacı ... için talep ettikleri ... TL destekten yoksun kalma tazminatını ... TL arttırarak toplam ... TL. arttırarak ... TL olarak ıslah etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, TBK 49 vd. Maddelerine dayalı haksız fiil niteliğindeki ölümlü trafik kazası nedeniyle kusurlu olduğu belirtilen işleten, sürücü ve ZMMS aleyhine açılan destekten yoksun kalma tazminatı ile sigorta şirketi dışındaki işleten ve sürücü aleyhine açılan manevi tazminat istemine ilişkindir. 2918 Sayılı Kanunun 90. maddesinde "zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK 53.maddesinde de ölüm halinde uğranılan zararlar belirtilmiş, 3.bendinde "...ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları zararlar..."'ın talep edilebileceği belirtilmiştir. Aynı kanunun 55.maddesinde de, "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz..." şeklinde tazminatın belirlenmesine ilişkin esaslar belirtilmiştir. Davacıların maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Davalı ... nin işletenlik sıfatının bulunup bulunmadığı, buna göre davada pasif husumet ehliyetinin olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirmede; Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 01/06/2016 gün, 2016/4042 Esas, 2016/6675 Karar sayılı emsal içtihadında; "...2918 sayılı KTK'nin hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı Yasa'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere İşlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hâkimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şarttır. ... Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler de gözönünde bulundurularak, öncelikle kira sözleşmesinin bir suretinin davalı taraftan istenmesi, daha sonra taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanmanın davalı ...’ye devredilip devredilmediği, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, buna göre davalı şirketin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi..."şeklinde belirtilmiştir. Mahkememizce davalı ...'nin kaza tarihi itibari ile işleten sıfatının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin yapılan değerlendirmede; ... plakalı aracın davalı ... yönünden işletenlik sıfatını oluşturacak şekilde trafik kaydının bulunduğu, ... ... ile arasında uzun süreli kira akdinin bulunmadığı, davalı ...nin ... tarihli yazı cevabından anlaşılmış olmakla davalı ... yönünden işletenliğin sonuçlarını doğacak pasif husumetin olmadığı anlaşılmakla dava şartı yokluğu nedeni ile aleyhine açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalılar ..., ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede; Davacının manevi tazminat istemine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, Ölen destek ... ...'nın eşi davacı ...'nın desteği olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Ölen ... ...'nın sevk ve idaresinde bulunan motosiklet ile seyir halinde iken kazanın meydana geldiği, ... C.Başsavcılığı'nın ve ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin uyap sistem üzerinden getirtilen dosyasında bulunan kayıt ve belgelerden kafa travması sonucu vefat ettiği, kask kullanmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11/12/2017 tarih 2015/5825 Esas, 2017/11486 Karar sayılı emsal içtihadında; "...davacılar desteğinin, kendi can güvenliği açısından kullanması zorunlu olan koruyucu kaskı takmadan, motorsiklette yolculuk ettiği; kazada kafa travması geçirdiği, kafa kemiklerinde kırıklar oluşması ve beyin kanaması nedeniyle öldüğü; bu itibarla, davacılar desteğinin ölüm sebebi de gözetildiğinde, kendi can güvenliği için kask takmayıp tehlikeli biçimde yolculuk etmek suretiyle zararın doğumunda ya da artmasında etkili olduğu olayda, müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemece; KTK'da asli kusur sayılan, trafik işaretlerine uymama ve kırmızı ışıkta geçme kuralını ihlal eden davalı sürücünün tam kusurlu eylemi nedeniyle kazanın gerçekleştiği, kazanın oluşumunda davalı sürücü dışında kusurlu kimsenin bulunmadığı, desteğin yolculuk esnasında koruyucu kask takmamasının ancak müterafik kusur olarak değerlendirilebileceği hususları gözetilmek suretiyle; davalı sürücünün tam kusuruna göre tazminat hesaplaması yapılması konusunda, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, BK'nun 44. maddesi (TBK 52. md) uyarınca maddi tazminattan makul oranda hakkaniyete uygun müterafik kusur indirimi (Dairemiz'in yerleşik uygulamaları ile bu oran %20) yapılması ile oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi..." gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda; Yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede: Mahkememizce hükme esas alınan Ankara Adli Tıp kurumu Trafik İhtisas Dairesinin ... tarihli bilirkişi raporunda davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun %15 olduğu, müteveffa ... ...'nın ise kazanın meydana gelmesinde %85 oranında kusurlu olduğu, kusuruna isabet kısım yönünden aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan tazminat miktarından mahkememizce %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davacı ... yönünden ... TL maddi tazminatın davalılar ..., ... ve ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin kısım yönünden davacı tarafın talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacıların manevi tazminat istemine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nun 49. maddesinde ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' Aynı yasanın 56/2 maddesine göre ''...ölüm hâlinde...ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.'' Bu durumda uyuşmazlığın talep edilebilecek manevi tazminat miktarı hususunda toplandığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce " Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranlarını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal, ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere manevi tazminat ne bir ceza ve ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Davanın bu alanda gördüğü iş cismani zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmaktan, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekten, bir teselli, bir avunma ve ruhu tatmin aracı olmaktan ibarettir. Takdir hakkının söz konusu olduğu bütün hallerde hakim hak ve nesafetle hüküm vermek zorunluluğundadır. Hakimin hak ve nesafetle hüküm vermesi de genel olarak Türk toplumunun sosyal ekonomik ve moral yapısının ve özellikle de tarafların gerçek durumlarının gerektirdiği hak ve adalete uygun sonucu bulması demektir. Bu bakımdan takdir edilecek manevi tazminatın miktarı haksız eylemi özlenir hale getirecek özellikle mağdur için haksız zenginleşecek miktarda olmamalıdır. Manevi tazminat; zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır." ilkeleri doğrultusunda yapılan değerlendirmede olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kazaya karışan aracın sürücülerinin kusur oranları dikkate alınarak davacı eş ... için ... TL, diğer davacılar müteveffanın çocukları ... ... ve ... için ayrı ayrı ...'er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'nden müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18/03/2019 tarih, 2016/8095 Esas, 2019/3078 Karar sayılı emsal içtihadında; "...İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin murislerinin ölümü nedeniyle ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi..." şeklinde belirtilmiş olmakla, ihtiyari dava arkadaşı olan her bir davacı için hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara göre ayrı ayrı davacılar lehine vekalet ücretine hükmetmek gerekmiş, Açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere, Davacıların davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 1-Davacı ... yönünden ... TL maddi tazminatın davalılardan ..., ...'den kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalılardan ... Yönünden (ihbar tarihi olan ... tarihinden 8 gün sonrası olmak üzere hesaplanan ... tarihinden itibaren ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), müteselsilen tahsili ile, davacıya verilmesine, 2-Davacıların manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile, davacı ... için ... TL manevi tazminatın davacılar ... ... ve ... için ... er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılar ... ve ...'nden müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Davalı ... yönünden pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE, 4-Davacıların fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, 5-Harçlar Yasası uyarınca maddi tazminat yönünden alınması gereken ... TL karar harcından peşin alınan ... TL harç ile ıslah ile alınan ... TL harçlardan düşüldükten sonra eksik kalan ... TL harcın davalılardan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 6-Harçlar Yasası uyarınca manevi tazminat yönünden alınması gereken ... TL karar harcından peşin alınan ... TL harç düşüldükten sonra eksik kalan ... TL harcın davalılar ... ve ...'nden müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 7-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince maddi tazminat davası yönünden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı ...'ya VERİLMESİNE, 8-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince manevi tazminat davası yönünden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalılılar ..., ...'nden müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, 9-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince maddi tazminat davası yönünden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalılar ... ve ...'ye VERİLMESİNE, 10-Davalı ... ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince maddi tazminat davası yönünden ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalı ... na VERİLMESİNE, 11-Davalılar ..., ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince manevi tazminat davası yönünden ... TL vekalet ücretinin her bir davalı yönünden ayrı ayrı davacılardan alınarak davalılar ..., ... na VERİLMESİNE, 12-Davacılar tarafından maddi tazminat davası yönünden yapılan ... TL davetiye, ... TL müzekkere, ... TL adli tıp ve bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranı gözetilerek ... TL gider ile toplam ... TL ilk dava ve ıslah harcı toplamı olan ... TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, davacılar tarafından yapılan bakiye giderlerin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 13-Davacılar tarafından manevi tazminat davası yönünden yapılan ... TL ilk dava masrafının davalılar ..., ...'den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, davacılar tarafından yapılan bakiye giderlerin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 14-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/09/2019

Katip ... ¸E- İmzalı

Hakim ... ¸E- İmzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/41, K. 2019/508, T. 09.09.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-41-e-2019-508-k-355427bc720f