İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/1187 E. 2021/747 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/1187
Karar No
2021/747
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/527 Esas - 2024/766 T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/527 KARAR NO : 2024/766 BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 07/07/2021 KARAR TARİHİ: 10/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 09/08/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP :Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ ...’nun %49 pay sahibi olduğu davalı ... Ticaret Ltd. Şti.' nin; %51 şirket hissedarı olan ve aynı zamanda şirket müdürü bulunan diğer ortak ...'in suç da teşkil etmekte olan kusurlu davranışları nedeniyle ortaklık ilişkisinin müvekkil ... için çekilmez hale geldiğini ve dürüstlük kurallarına göre müvekkil açısından bu hukuki ilişkinin sürdürülmesinin kendinden beklenemeyeceğini, diğer ortak ...'in hesaplarda şirkete ve müvekkile ihanet ettiğini, şirketin zararına hareket etmesi nedeniyle şirketin yeterince kar elde etmediğini yahut müvekkilin zararına hareket etmek suretiyle müvekkil kâr payını eksik hesaplandığını ve eksik ödendiğini, kendisine düşen asli görev ve borçları yerine getirmediğini, müvekkilinin şirketle fiili bağının kesildiğini, toplantılara davet edilmediğini, şirket hesap ve defterlerinin müvekkilden gizlendiğini, müvekkiline şirket hakkında bilgi vermekten kaçınıldığını, yapılan tüm iyi niyetli girişimlerin sonuçsuz kaldığını, diğer ortak ...'in şirketi tek başına yönetmeye kalkışıp müvekkilini işyerinden uzak tuttuğunu ve davalı şirket ile bağlantısını sağlayan ... gruplarından çıkardığını, aynı zamanda akraba olan ortaklar arasındaki aşağıda ayrıntılı izah edilecek olan tüm ihtilafların kalıcı hale geldiğini, diğer ortağın kötü niyetli tutumu ile mücadele ederek davalı şirket işleriyle ilgilenmenin, müvekkilinin ...'da ikamet ediyor olması nedeniyle zorlaştığını, bu nedenlerden ötürü Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3 maddesi uyarınca haklı nedenlerin varlığı sabit olup; davalı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesine karar verilmesini, müvekkiline davalı şirkete ortak olduğu tarihten itibaren ödenmemiş olan/eksik ödenmiş olan kar paylarının ödenmesine karar verilmesini, şirketin mal varlığının ve müvekkilin ortaklık haklarının korunabilmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, halen davalı şirketi yönetiminde yer alan diğer ortak ...'in görevini kötüye kullanması ve şirketi basiretli bir şekilde yönetememesi sebebiyle davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini, öncelikle Ankara Batı Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu ve arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşmama tutanağı düzenlendiğini beyanla, haklı sebeplerin varlığı nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3 vd. maddeleri çerçevesinde davalı şirketin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesine, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde TTK'nin 638 vd. maddeleri çerçevesinde istem yerine, müvekkile payının gerçek değerinin ödenmesine ve müvekkilin şirketten çıkarılmasına, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğu 31.08.2018 tarihinden itibaren eksik ödenmiş/ödenmemiş olan kâr payı alacaklarından şimdilik 10.000.00-TL'nin tahsili ile müvekkile ödenmesine, halen davalı şirketi yönetiminde yer alan yetkilinin görevini kötüye kullandığından ve şirketi basiretli bir şekilde yönetmediğinden davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına, şirketin mal varlığının korunabilmesi için tüm şirket malvarlığına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama masrafları ile avukatlık ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferilik ilişkisi kurmadan ileri sürüldüğünü, bir an için davanın terditli olarak ikame edildiği kabul edilse dahi 6102 sayılı TTK'nın "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklindeki 636/3 maddesi çerçevesinde davacının, diğer taleplerini fesih talebine bağlı olarak ileri süremeyeceğinin açık olduğunu, sayın Mahkemenin davacı tarafından belirlenen taleplerin sırasına uyma zorunluluğu bulunmamakta olup, bu aşamada davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, müvekkili davalı şirketin, ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki ilanla tescil edilerek kurulduğunu, ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki ilan ile dava dışı diğer ortak ...'in (...) adet hisse payını aynı zamanda halası olan davacı ...'ya devretmesi ile davacının, müvekkili davalı şirkete ortak olduğunu, müvekkili davalı şirketin, daha sonra ... A.Ş. ile 17/01/2019 tarihli lisans sözleşmesini imzalamış ve (20) yıl süre ile "..." lisanslı satış yerini işletme hakkını elde ettiğini, davacı, %49 hisse ile ortağı olduğu müvekkili şirketten, dava dışı diğer ortak ...'in kusurlu davranışları nedeniyle ayrılmak istediğini, bu nedenle şirketin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesini talep ettiğini, davacı tarafından dava dışı ortak hakkında her ne kadar suç duyurusunda bulunulmuş ise de, anılan ortak hakkında bugüne kadar herhangi bir kamu davası açılmadığı gibi, kesinleşmiş bir mahkeme ilamının da bulunmadığını, davacı her ne kadar dava dışı ortak yeğeni ile ailevi sorunlarının husule geldiğini ileri sürmekte ise de, bu gerekçenin, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi muvacehesinde müvekkilim davalı şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilemeyeceğini, davacının ...'da ikamet etmekte olduğunu, ara ara Türkiye'ye geldiğini, diğer ortağın şirket zararına hareket ettiğini ve şirketi basiretli bir şekilde yönetemediğini ileri sürdüğünü, davacının iddialarının aksine aynı zamanda şirket müdürü olan diğer ortağın müvekkili şirketin idaresini büyük emek ve mesai harcamak suretiyle yerine getirdiğini, müvekkili davalı şirketin idaresinde hiçbir boşluk olmadığını, dava dışı ortak, müdür olarak şirketin işlerini takip etmede, alınan kararların gerekliliğini araştırmada, defter ve kayıtların tutulmasında özen borcunu azami ölçüde yerine getirmekte olup, kendisine hiçbir kusur izafe edilemeyeceği ortadadır. davacının ...'da ikamet etmesi nedeni ile yine ...'da ikamet eden oğlu ...'yu şirkete temsilci ve yetkili olarak atadığını beyan ettiğini, davacının kendisinin yaşı ve yurt dışında bulunması nedeni ile müvekkili davalı şirketin idaresini diğer ortağa bıraktığını açıkça kabul ettiğini, davacının iddialarının 4721 sayılı TMK'nın 3. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralıyla bağdaşmadığını, dava dışı diğer ortğın, müvekkili davalı şirketin bazı borçlarını kendi cebinden ödediği gibi, müvekkili davalı şirket adına çekilen bir kısım kredilerde şahsi malvarlığı ile kefil olduğunu, davacının, müvekkili davalı şirketle alakalı hiçbir konuyla ilgilenmemekte olup, yalnızca diğer davalı ortağa karşı olan ailevi ve şahsi husumeti nedeni ile müvekkili davalı şirketin fesih ve tasfiyesini talep ettiğini, davacının, her ne kadar 6102 sayılı TTK ve şirket esas sözleşmesi hükümleri uyarınca oğlu ...'yu kendisine yetkili ve temsilci olarak atadığını iddia etmekte ise de, üçüncü kişi açısından geçerli bir temsil yetkisinin söz konusu olmadığını, şirket esas sözleşmesinde de ortak olmayan üçüncü kişinin ticari vekil olarak atanmasını düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmadığını, davacının, müvekkili davalı şirkete ortak olmasını müteakip 2019 ve 2020 yılları içerisinde esas sözleşmeye ve kanuna aykırı şekilde müvekkilim davalı şirket tarafından genel kurul yapılmadığını, nihayet müvekkili davalı şirketin esas sözleşmesindeki amaçları gerçekleştirmek için ... A.Ş. ile 17/01/2019 tarihinde lisans sözleşmesi imzalandığını beyan etmekle birlikte davalı müvekkili şirketin 2018-2019-2020 yılları olağan genel kurul toplantısı 07/04/2021 tarihinde usul ve yasaya uygun bir şekilde genel kurul yapıldığını, davacının, şirket yönetiminde bilgi ve tecrübe sahibi olmadığı gibi yurt dışından müvekkili davalı şirketin işleyişine herhangi bir katkı sağlamasının da mümkün olmadığını, diğer ortağın basiretli tacir olmadığı ve şirkete ihanet ettiği iddiasının haksız ve maksadını aşan bir ifade tarzı olup, davacının asıl niyetini de gözler önüne serdiğini, davacının dava dışı ortağın kendisi yerine imza atarak kendisini borçlandırıcı işlem altına soktuğunu iddia etmesine rağmen 2020 Aralık ayında gerçekleştirilen ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen sermaye arttırımı kararının üzerinden aylar geçmesinin ardından şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin işbu davayı ikame ettiğini, davacının halen bahse konu kararla ilgili olarak yasal yollara başvurmadığını, davacının dava dışı diğer ortak hakkında suç duyurusunda bulunmuş olmasının şirketin haklı nedenle feshi için yeterli bir sebep olmadığını, davacının, kar dağıtılmayan süreç içerisinde ortaklar genel kurulunda kar payının dağıtılmasını talep etme ve bu talebin reddine karar verilmesi halinde bu karara karşı iptal davası açma hakkı bulunmakta iken, iddia ettiği bu durumu şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine konu etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının, defterleri inceleme taleplerinin reddedildiğini iddia ettiğini, davacının, davalı müvekkili şirketin onayı ile şirketin muhasebecisinden defter ve belgeleri incelemek üzere almış, defter ve belgeler kendilerinde bir ay süre ile kalmış, ayrıca şirket muhasebecisinden iki gün boyunca bilgi aldığını, davacının, iddia ettiği gibi şirketle fiili bağı kesilmediğini ve davacının bilgi alma ve inceleme hakkı engellenmediğini, davacının, sermaye artırımı ile 490.000,00-TL borç taahhüt edildiğini iddia ettiğini, davalı müvekkili şirketin, sermaye artırımı yapmasının bir tercih değil, zorunluluk olduğunu, davalı müvekkili şirketin, büyümekte olan bir şirket olduğunu beyanla, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 636/3 vd. Maddeleri çerçevesinde davalı şirketin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, mahkeme aksi kanaatte ise TTK'nın 638 vd. Maddeleri çerçevesinde istem yerine, davacı payının gerçek değerinin ödenmesi ve davacı şirketten çıkarılmasına karar verilmesi, davacının ortak olduğu tarihten itibaren eksik ödenmiş kar payı bedellerinden şimdilik 10.000,00 TL'nin davacıya ödenmesi istemine ilişkindir. Davacı ile dava dışı ... adresinde faaliyet gösteren, ... Şirketi'nin ortakları olduğunu ticari defter kayıtlarına göre ortaklık yapısında ...'in %51 Hisse oranı olduğu, sermaye miktarının 510.000,00 TL olduğu, ...'nun %49 hisse oranı olduğu ve 490.000,00 TL sermaye miktarının olduğu, ... A.Ş. İle 17.01.2019 tarihli lisans sözleşmesini imzaladığı ve (20) yıl süre ile ''...'' lisanslı satış yerini işletme hakkını elde ettiğini görülmüştür. Dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek rapor hazırlanması istenmiş, anılan rapordan özetle; incelenen ticari defter ve evrak neticesinde haklı fesih sebeplerinden, şirketin belirli süre boyunca şirketin zarar etmesi, karlılığın hedeflenen seviyeye ulaşamaması, ortaklar arasında karşılıklı güven sarsıcı ve birlikte çalışmalarını zorlayan olayların olması, şirketin kötü bir yönetime sahip olması, ortakların kar paylarının ödenmemesine ilişkin sebeplerin incelenmesi kapsamında özellikle 2022 yılı sonu bilanço ve detay mizanının incelenmesi sonucunda da görüldüğü üzere mevcut sözleşmeler kapsamında yatırımlarını tamamlamış bir tesisin satışa tabi ürünlerde karlılık marjının yüksek düzeyde olduğu da dikkate alındığında; 580 geçmiş yıllar zararları hesabında 253.528,18 TL olmasının, şirketin uzman mütalaasında da belirtildiği üzere yıllık cirosunun 12.427.643,47 TL'ye yükselmiş olmasına karşın zarar ile kapatmış olmasının olağan bir durum olmadığı değerlendirilmiş ve asgari karlılık oranı üzerinden dahi yapılacak hesaplama ile 12.427.643,47 TL X %15 = 1.864.146,52 TL olması gerekirken 253.528,18 TL zarar ile karşılaşmasının ve yaklaşık olarak şirketin 2.100.000,00 TL civarında özsermayesinin azaltılması sonucu yaratacağı değerlendirilmiş olmakla birlikte davalı şirket ticari defterlerinde yapılan incelemelerde tespit edildiği üzere; bu hususta 2019 yılı zararının 145.676,51 TL olduğu, 2020 yılı zararının 6.798,05 TL olduğu da dikkate alındığında toplam zararın 2022 yılı sonunda 406.002,74 TL'yi bulması ve bu tutarda özsermayesini de kaybettiği değerlendirildiğinde, gerçekleşen bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olacağı değerlendirilmektedir. Şirket ortağından bilgilerin gizlenmesi kapsamında ise; Davacının şirket ile fiili bağının kesilmesi, toplantılara davet edilmemesi, şirket hesap ve defterlerinin davacı ortaktan gizlenmesi, davacı ortağa şirket hakkında bilgi vermekten kaçınılıyor olması, yapılan tüm iyi niyetli girişimlerin sonuçsuz kalması, diğer ortak şirket müdürü ...’in şirketi tek başına yönetmeye kalkışıp davacıyı işyerinden uzak tutması ve davalı şirket ile bağlantısını sağlayan ... gruplarından çıkarılması sonucunda davalı şirket müdüründen şüphelenildiği belirtilmiş olup, bu hususta Sn. Mahkemeye sunulan ... yazışmalarının incelenmesi sonucunda; şirketin gelir bilgilerine ilişkin şirket muhasebecilerine vermiş olduğu talimat nedeniyle davacı ortağa bilgi verilmesinin engellendiği tespit edilmiştir. 2020 yılında ciro bilgileri bu ... grubundan kısa süre paylaşılmış ise de aniden bu taleplerin reddedilmesi davacıyı bilgi almadan yoksun bırakıldığı görülmekte olduğu mütalaa edilmiştir. Ortaklar cari hesabında şirket ortağı ve müdürü ...'e para transferleri yapıldığı ve belirli sürelerle bu bedellerin iade edildiği, gider olarak kaydedilen hesaplar arasında şirketin iştigal konusu olmayan işlere ilişkin masraf kayıtlarının olduğu dikkate alındığında şirketin zarar etmesi neticesinde özkaynağını ve dolaylı olarak çıkma payı hesabını etkilediği değerlendirilmiştir. Ayrıca lisans sözleşmesinin yapıldığı 2020 yılında 5.155.116,64 TL ve 2021 yılında 9.201.350,11 TL net satış gerçekleştirdiği, bu dönemlere ilişkin karlılık tutarlarının gerçekleşmesinin 2020 yılında 6.798,05 TL zarar, 2021 yılında ise 303.224,39 TL Kar olarak ticari defter ve kayıtlara intikal ettirildiği görülmekte, basit bir hesaplamayla dahi hesaplanacak karın 2020 yılında 5.155.116,64 TL X %15 = 773.267,49 TL, 2021 yılında ise 9.201.350,11 TL X %15= 1.380.202,51 TL olarak hesaplanacağı dikkate alındığında bu süreçte öngörülenden farklı olarak neredeyse 1.800.000,00 TL tutarında eksik kar farkı oluştuğu da dikkate alındığında 2022 yılı sonu itibariyle de zarar etmiş olmasının davacı iddialarını güçlendirmekte olduğu, yapılan defter incelemelerinde özellikle 331 Ortaklara borçlar hesabındaki hareketlerden ve banka hareketlerinden davalı şirket müdürü ...'in şahsına borç para hareketleri olduğu, şirket ile ilişkilendirilmeyecek özel okul ücretlerinin ve özel harcamaların kayıt altına alındığı tespit edilmiş olup, davacı iddialarının mevcut davaya konu çıkma payı hesabını ve kar payı talebini etkilediği değerlendirilmiş olup, davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin sermaye artırım kararındaki uzulsuz işlemler ve ayrıca yapılan tespitlerde çıkma payı hesabını ve kar payı talebini etkileyecek unsurlar olması sebebiyle hesap hareketlerinden ve şirketin kar/zarar durumu da değerlendirilmek suretiyle yapılan incelemelerde sektör karlılık ortalamalarının çok altında karlılık tespit edildiği ve giderlere ilişkin bazı hesap girişlerinin şirket ile ilişkilendirilemediği, şirket ortaklarının dönemsel olarak şirketten yüksek tutarlarla borçlandığı ve bu borçların kapatıldığı hususları tespit edilmiş olup, özkaynağın giderek azalmasına sebep olduğu, 31.03.2023 tarihli mizan değerlendirmeye alınarak yapılan hisse değeri tespiti ve çıkma payı hesaplamasında; davalı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin reel özvarlığı toplamının rayiç değerlerle; 18.808.805,67 TL olduğu, Sn. Mahkemece davalı ...'nun ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi halinde; mevcut bilanço değerleri ile (kötü yönetim ve tespit edilen ilişkisiz hesapların ayrıştırılmadığı) durumda dahi; Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen ortağın ayrılma payının karar tarihine en yakın tarihteki şirket mal varlığının gerçek değerinin belirlenmesine göre hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hususunun da dikkate alınarak 31.03.2023 tarihi itibariyle ...'nun %49 hissesine düşen çıkma payının 9.216.314,78 TL olacağı, davacının, Kar payı talebine ilişkin hususun yine sektör fiyatları değerlendirilmek suretiyle yapılan hesaplamada; Davacı ortağın hisse değerinin hesaplanmasında hisse oranı %49 olduğu dikkate alındığında şirketin değeri hesabında bu dönemler içerisinde davacı ortağın özkaynak kaybının 3.900.000,00 TL X %49 = 1.911.000,00 TL olduğu ve hissesine düşen özkaynağının 1.911.000,00 TL değer kaybettirilmiş olduğu ve bu tutar üzerinden kar payından yoksun kaldığı tespit edilmiştir. Davacı ..., kendisinden habersiz sermaye artırım kararının alındığını, söz konusu kararda isminin bulunduğu yere atılı imzanın kendisine ait olmadığını, kendi adına atılan imzanın sahte olduğu, bu kararı kulanarak sermaye artırımı yapıldığı, kendisini maddi taahüte soktuğundan bahisle dava dışı ...'den şikayetçi olmuş, TCK madde 155/2, 207/1 ve 53/1'den iddianame düzenlenmiş, dosya Ankara Batı ... Asliye Ceza Mahkemesinde ... esasıyla görülmüş, söz konusu mahkemeye müzekkere yazılarak gerekli belgeler dosyaya eklenmiş,... ASLCM'den alınan bilirkişi raporuna göre, ... Şirketi Karar Defterine ait olduğu anlaşılan, 14.12.2020 tarihli ... sayılı Karar Metni Renkli Fotokopisi üzerinde bulunan “...'' ve ''...'' yazı ve imzalarının ... el ürünü olduğu, ...'nun el ürünü olmadığının tespit edildiği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, şirkete ait yasal defterlerin incelenmesi ile 2018 yılında ... Tic. Ltd. Şti/nin herhangi bir satışının bulunmadığı, şirketin 2018 yılında 9.918,45 TL zarar ettiği, 2019 yılında ... Tic. Lid. Ştinin herhangi bir satışının bulunmadığı, şirketin 2019 yılında 438.982,45 TL zarar ettiği, 2020 yılında ... Tic. Ltd. Şti.'nin 5.155.213,38 TL satışının olduğu, şirketin 2020 yılında 438.982,45 TL zarar ettiği, 2021 yılında ... Tic. Ltd. Şti.'nin 9.248.271,88 TL satışının olduğu, şirketin 2021 yılında 203.224,39 TL kar ettiği, Sanık tarafından 31.01.2021 tarihinde katılana 47.200,00 TL para gönderildiği, gönderilen tutarın kar payı olarak gönderilmediği, ortaktan alacak olarak yasal defterlere kaydının yapıldığı, ... Tic, Ltd. Şti. karar defterinin 14.12.2020 tarih ve ... sayılı kararına ait belgenin Ankara ... Noterliğinin 30.12.2020 tarih ve ... yevmiye numarasında tasdik edildiği ve söz konusu kararın dayanak gösterilmesi ile sermayenin 50.000,00 TL'den 1.000.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin ... tarih ve ... sayılı nüshasında yayınlandığı, Sermaye artırımına ilişkin yasal defter kaydının 31.12.2020 tarih ve ... yevmiye numarasında kayıtlı olduğu, bu şekilde; katılanın hissesine düşen sermayeye göre; 490.000,00 TL -24.500,00 =465.500.00 TL mali yükümlülük altına sokulduğunun tespit edildiği, bu hali ile sanığın ortak oldukları şirkette katılan adına sahte imza atmak sureti ile sermaye artımına ilişkin karar alıp bu sahte karar ile şirketin sermayesini artırmak sureti ile katılanı 465.500,00 TL tutarında ek mali yükümlülükle karşılaşmasına sebebiyet verdiği ve üzerine atılı hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği anlaşılmakla mahkeme tarafından cezalandırılması yönünde hüküm kurulmuştur. Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Örneğin Ankara BAM 21. HD bir kararında ( 2017/1187 E.,2021/747 K. ve 2017/1187 E., 2021/747 K.sayılı kararları) "davacı ortaklıktan çıkartılarak sermaye payının ödenmesini talep etmiş ise de, şirketin vergi kaydının terkin edilmiş olması, davacının %95 hisse sahibi ortak olması, ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamaması, şirket yöneticisi ve aynı zamanda büyük ortağı olan davacının şirketin borca batık olduğunu bildirirken bu şekilde şirketten çıkarılarak, çıkma payı ödenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, şirketin yönetilemediği, ortaklar arasında güvenin sarsıldığı dikkate alınarak haklı sebeple fesih koşulları oluştuğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince terditli talebin kabulü ile, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur." denilerek haklı nedenle feshe örnek vermiştir. Bilindiği gibi TTK'nun 638/2.maddesinde "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." haklı nedenle feshe dayanılarak dava açma koşullarının çerçevesi çizilmiş ve haklı sebeplere örnekler ise TTK'nun 245.maddesinde "Haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle; a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi,gibi hâller haklı sebeplerdendir." şeklinde sayılmıştır. Dosyada bulunan raporlar, tarafların sunmuş olduğu dilekçeler, sunulmuş olan ticari defterler uzman görüşü, Ankara Batı ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esaslı dosyası ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde dava dışı ve şirket ortağı olan ... ile davacı arasındaki ilişkinin çekilmez hale geldiğine Mahkememizce vicdanen kanaat getirilmiştir. Şöyle ki; somut olayda sektör karlılık ortalamalarının çok altında karlılık tespit edilmesi, sermaye artırım kararındaki usulsuz işlemler ve ayrıca yapılan tespitlerde çıkma payı hesabını ve kar payı talebini etkileyecek unsurların bulunması, şahsına borç para hareketlerinin olması, şirket ile ilişkilendirilmeyecek özel okul ücretlerinin ve özel harcamaların kayıt altına alındığı tespit edilmesi,bütün bunlara eylemleri ile diğer ortağın neden olduğu , bundan başka bu ortak hakkında ceza davası açılması sebepleriyle iş bu davanın kabulüne, davalı şirketin haklı nedenlerle feshine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, davalı şirketin haklı nedenlerle FESHİNE, karar tarihinden itibaren şirkete kayyım tayinine, 2-Kayyım olarak ...'in atanmasına, kendisine şirket bünyesinden karşılanmak üzere her ay 15.000.TL ödenmesine, kararın kesinleşmesinden sonra kayyımın tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine, kayyımın görevinin gerekçeli kararın yazımı ile başlamasına, 2-a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b)Davacı tarafından yatırılan 59,30TL peşin harç ve 59,30TL başvuru harcı olmak üzere toplam 118,60TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 15.000,00TL bilirkişi ücreti, 738,80TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 15.738,80TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Karardan sonraki yargılama giderinin davacının gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2024 Başkan Üye Üye Katip e-imza e-imza e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/1187, K. 2021/747, T. 31.12.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-1187-e-2021-747-k-ec28f9225a0a