İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/6421 E. 2018/2210 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/6421
- Karar No
- 2018/2210
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/792 Esas KARAR NO : 2024/853 Karar DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/09/2022 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/02/2023 KARAR TARİHİ : 20/09/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27.09.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkememizin ..... Esas sayılı asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının davalı borçlu şirketle sözlü olarak eser sözleşmesi akdettiğini, işbu sözleşme neticesinde işlerin yapıldığını ve akabinde davalıya faturalar keşide edildiğini, Müvekkilinin tüm işleri eksiksiz yaptığını ve davalı tarafça eksiksiz teslim alındığını, Söz konusu fatura bedelinin de davalı tarafça sonradan talep edilen ilave işlere ilişkin olduğunu, bu sebep dolayısıyla davacı müvekkil tarafından 22 Nisan 2022 tarihinde Beyoğlu ...... Noterliğinden ..... yevmiye No'su ile davalı tarafa ihtarname gönderildiğini, Davacı müvekkil tarafından gönderilen ihtarnameye davalı tarafça Kadıköy ..... Noterliğinin 28.04.2022 tarih ve ..... yevmiye nolu ihtarı ile cevap verildiğini, Davacının söz konusu fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduğunu, Davalı tarafından bu ödeme emrine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu beyan etmiştir, açıklanan ve sayın mahkemenizce re'sen dikkate alınacak sebeplerden dolayı; davalının, Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... e. sayılı dosyasına yapmış olduğu kötü niyetli ve haksız itirazın iptali ile takibin devamına, itiraz edilen miktarın 9650'si tutarında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizin ..... Esas sayılı asıl dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, davacı tarafından yapılan mermer işinin gerektiği şekilde ifa edilmediğini ve ayıplı iş yapıldığını, Davacıya bu durumun birçok defa sözlü olarak iletilmesiyle birlikte yazılı olaraktan ihtar edildiğini ve mermer işindeki ayıpları gidermesinin istendiğini, Ayıplı iş yapan davacı ayıplarını gidermek bir yana müvekkil firmaya sanki işleri gerektiği gibi yapmış gibi ve anlaşmayla da alakası olmayan bir tutarda fatura kestiğini beyan etmiş Sonuç Ve İstem: Yukarıda izah edilen açıklamalar karşısında fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Haksız ve mesnetsiz davanın reddine, huzurdaki takip ve dava kötü niyetli olarak ikame edildiğinden davacı aleyhine asıl alacağın 9620'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tanığı ...... beyanında: "Ben eski bankacıyım. Davacı şirketin yetkilisi ...... 'nın arkadaşıyım. Davalı ile ticari ilişkilerin olduğu dönemde ben şirkete gidip gelmekteydim. Bu sebeple dava konusu olaya vakıfım, ayrıca arkadaşım olması sebebiyle davacı şirketin finansal işlerini de yürütürdüm ancak aramızda herhangi bir iş ilişkisi mevcut değildi. ....... adlı kişi ile eski işimden dolayı tanışıklığım vardır. ....... davalı şirketin binasının kaba inşaatını yaptı. Kendisi daha sonra bu inşaatta mermer işlerinin olduğunu davacı tarafa iletti. Ben ve davacı şirketin yetkilisi ..... Bey davalı şirketin Çatalcadaki iş yerine gittik. Proje müdürü ..... Bey, davalı şirket sahibi ..... Bey ve ....... ile birlikte bir toplantı gerçekleştirdik. Biz bu mermer işine talip olduğumuz söyledik, numune getireceğimiz söyledik. Daha sonra anlaşmaya varıldı. İş yapılmaya başlandı. Ben iş yapılırken şantiyeye gitmeye başladım. Ben davalı şirketin ince işleri müdürü ile yapılan iş hususunda görüşüyordum, yapılan işten memnun olup olmadıklarını soruyordum. Kendisi de bana işle ilgili herhangi bir şikayetleri olmadığını, çalışan ustamızın becerikli olduğunu söyledi. Şirketin sahibi ile de şantiyeyi gezerken karşılaştık, şirket sahibi ...... bey yapılan işle ilgili herhangi bir sıkıntının olmadığını söyledi. Kısım kısım başka mermer işleri davalı tarafından davacı şirkete verildi, işler yapılmaya devam ediyordu. İş devam ederken davacı şirketin yetkilisi davalı şirketin inşaatına gidip görüşmeler yaptı. Bu görüşmeler sonrasında çıkıp beni aradı. Yapılan işlerden kaynaklı ara ödeme minvalinde 70.000,00-80.000,00TL'lik bir fatura kesmemi istedi. Bunu da kendisine davalı şirketin yetkilisi söylemiş, faturayı kes ödeme yapalım demiş, benim bildiğim kadarıyla bu kesilen fatura davaya konu faturadır. İş bu sırada devam ediyordu. Daha sonra fatura kesildi ancak bu faturaya davalı tarafça itiraz edildi. Benim var olduğum ve gördüğüm sırada bana iletilen herhangi bir ayıp itirazı olmadı. Bu fatura kesildikten sonra davacı bana davalı şirketin binanın girişindeki mermerlerin kalktığına yönelik bir ayıbın kendisine iletildiğini, bu sebeple de bu söz konusu faturanın kendilerine ödenmeyeceğini söyledi. Ben bunun üzerine davalı şirketin sahibi ile telefonda görüştüm. İşlerin devam ettiğini, aramızda sözleşmenin olmadığını söyledim, bir sorun varsa bu durumun düzeltilebileceğini, bu faturanın taraflarına ödenmesini istedim. Davalı şirket yetkilisi bana yapılan işin kışın yapıldığını, yapıştırmalardan kaynaklı işlerde patlamalar olacağını, 2-3 ay geçtikten sonra yapılan işlerin kontrolünü sağladıktan sonra bu faturanın ödeme husunun değerlendirilebileceğini söyledi. Daha sonra davacı şirketin yetkilisi bana bu itiraza konu eksikliklerin giderildiğin bana iletmiştir. Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır, tanıklık ücreti talebim yoktur," dedi. Davacı tanığı ...... beyanında: "Ben davacı şirket bünyesinde 2018-2021 yılları arasında çalıştım. Hali hazırda çalışmamaktayım. Ben mermer ustası ve montajcıyım. Ben davalının iş yerinde yapılan mermer işinde çalıştım. Ben orada mermer ustası olarak çalıştım. İlk önce iş yerinin içindeki basamakları yaptık, yaklaşık 4-5 ay kadar sürdü. Tahminimce 9. Ayda başlayıp, yılbaşından sonra da işe devam ediyorduk. Daha sonra binanın içerisinin döşemelerini yaptık, süpürgeliklerini ve denizliklerini taktık. Bu mermer işi devam ederken ben davalı şirketin yetkilisine önümüz kış dış cepheyi yapmayalım işte sıkıntı olur dedim. Şirket yetkilisi bana işlerin devam etmesini söyledi. Dış kısımdaki kapının önünün yapılmasını istedi. Çağrılmamız üzerine iş yerine gittik ve kapı önündeki mermerleri yapmaya başladık. Bu sırada kar yağdı. Yapmış olduğumuz harç kuru bir harçtır. Ben kendilerine kar suyunun basamakların içerisini girmesi halinde don olacağını ve basamakların söküleceğini, oynayacağını söyledim. Onlar da bize sizi ilgilendirmez yapın dediler. Biz de bunun üzerine yaptık. Hatta bana yapmazsanız cezai müeyyide uygulayacaklarını söylediler. Daha sonra ilkbaharda (Nisan-Mayıs) aynı iş yerine gittik, dış kapıda yapmış olduğumuz kapıdaki mermerlerin oynadığını gördük ve tamiratlarını yaptık. Tekrardan yetkiliden onay aldık. Bu sırada başka ekstra işler aldık ve onları da yaptık. Daha sonra bize yapmış olduğumuz mermerlerde renk değişikliği olduğu yönünde bir şikayet iletildi. Ben de kullanmış olduğumuz suyun kireçli su olduğunu bu sebeple mermerlerin renk değiştirebileceğini söyledim. Kullanmış olduğumuz taş baz altı dediğimiz bir taştır. Bu taş cilalı değildir, yüzeyi patinatoludur. Taşın özelliği sebebiyle bu şekliyle kusma olabilir. Davacı şirket davalı şirkete 3 çeşit taş götürdü. Davalı şirket en son götürdüğümüz ve kullandığımız taşı beğenmiş, onun beğenmesi üzerine bu taş uygulanmıştır. Bize kum, çimento ve su davalı şirket tarafından sağlandı, bize sağlanan suyun kireçli olup olmadığını ben bilmiyordum, sağlanan malzemeler doğrultusunda işlemimi gerçekleştirdim. Bu itiraz üzerine biz gene davalı iş yerine gittik, fakat bizi kapıdan içeri almadılar. Sizin burada yapacağınız bir iş yok, biz yaptırırız dediler. Dış cephede kullanılan bu üründe kireçli suyun teması halinde % 99 kusma renk değişikliği olur. Ben bu iş sebebiyle davalıdan bir kısım alacak kaldığını davacı şirketin yetkilisinden duydum. Ayrıca yapılan ek işlerin parasını da alamadığını söyledi. Yapmış olduğumuz denizliklerden ayrı bir ölçü verilerek yeniden denizlik yapıldı, bu ek işti. Kaplama yapılmayacak yerlerde kaplamalar yapıldı. Şu an ek işleri yönelik hatırladıklarım bu kadardır." dedi Davalı tanığı ...... beyanında : "Ben davalı şirket bünyesinde 3 yıldan beri çalışmaktayım. Ben formenlik yapmaktayım. Davacı şirketin davalıya yapmış olduğu mermer işine vakıfım. Davacının yapmış olduğu bina girişindeki rıhlarda ayrılmalar vardı. Düz zeminlerde su birikmesi, renk uyuşmazlığı oldu. Bir de bazı yerlerde patlamalar oldu. Biz bunu bildirdik, bunun üzerine davacı şirketten gene ustalar geldi. Tamir ettiler ancak yine aynı ayıplar, hatalar devam etti. Şu an da gene mevcuttur. Burası başka birisi tarafından yaptırılmamıştır, hali hazırda durmaktadır. Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır, tanıklık ücreti talebim yoktur". dedi. Davalı tanığı ..... beyanında : "Ben davalı şirket bünyesinde çalışmıyorum. Ben mimarım. Davalı şirketin yetkilisi benim arkadaşımdır, davalı iş yerinin bulunduğu yere zaman zaman gider kontrolünü yapardım. Davacı ile davalı arasındaki dava konusu mermer işine yönelik uyuşmazlığa vakıfım. Yapılan işte 3 tane problem mevcuttu. İlki, binanın girişindeki basamakların ayrıldığını gördüm, gözlemledim, ikincisi, binanın kenarında su birikmesi oluyordu. Meyili binaya doğru vermişler, dışarı doğru vermemişler. Suyun binanın yanında kaldığını gördüm, binanın yanında 2-3 metre şeklinde su kaldığını gördüm. Üçüncüsü, binanın dışında yapılan mermerlerde doku, renk farklılıkları vardı. Bu renk farkı alım sırasında tüm mermerlerin incelenmemesinden kaynaklı, farklı renklerin getirilmesinden kaynaklı olabilir. Yapılan işlemde kullanılan mermer davalının isteği ve talebi üzerine kullanılmıştır. Bu mermer seçilirken ben vakıftım. Bu kullanılan mermerin içerisinde biraz kireç taşı mevcuttur. Cilalı mermer değildir. Kullanılan mermere uygulanan suyun kireçli olması halinde renk değiştirip değiştirmeyeceğini bilmiyorum. Kullanılan su normal terkos suyuydu. Kullanılan suyu davacıya davalı temin etmiştir. Belli bir noktadan dolayı ben başka işleri gittim. Bu işlemin hepsine vakıf değilim. " dedi. Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas - ...... Karar sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ firma, ''..... Mahallesi No:77 Çatalca/İstanbul'' adresinde bulunan binanın giriş mermer merdiven yapım işleri için ....... Mermer Mobilya İnşaat Tur. Tic. Ltd. Şti. firması ile sözlü olarak anlaştığını ve işlerin bedelini eksiksiz olarak ödediğini, ancak ....... Mermer Mobilya İnşaat Tur. Tic. Ltd. Şti. firması tarafından üstlenilen işler gereği gibi ifa edilmediğini ve yapılan merdivenlerde açık ayıplar tespit edilmiş olduğunu, söz konusu ayıpların giderilmesi davalıdan istenmişse de davalı tarafından ayıpların giderilmesine yanaşılmadığını, davalı tarafından, üstlenilen işlerin gereği gibi ifa edilmemesi ve müvekkili firma tarafından anlaşılan tüm tutar ödenmesine rağmen; sanki alacaklıymış gibi müvekkili firmaya fatura keşide edildiğini ve faturaya itirazları üzerine ihtarname gönderilmiş olduğunu, Müvekkil tarafından ise hem ihtarnameye cevap hem de ayıpların giderilmesi için Kadıköy ..... Noterliği'nin ..... yevmiye numaralı 28/04/2022 tarihli ihtarnamesi ile ayıpların giderilmesi istenmişse de davalı tarafından söz konusu ayıpların giderilmesi için hiçbir adım atmadığını, söz konusu ayıpların tespiti için Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurulduğunu, Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ..... D.İş sayılı dosyası üzerinden 01/06/2022 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan raporda ayıplı işlerin mevcut malzemenin sökülerek yeniden kullanılması ile tekrar yapılmasının 45.000,00.-TL olabileceği bildirildiğini, bunun üzerine taraflarınca müvekkilinin tespit edilen zararları ile tespit dosyasında yapılan yargılama giderlerinin tahsili için Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişilmişse de davalı tarafından işbu takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, müvekkil firma tarafından, davalıya henüz iş tamamlanmadan ödemeleri yapılmış olduğunu, davalı taraf sanki alacaklıymış gibi müvekkili aleyhine icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açtığını, tüm bu nedenlerle; davalı tarafça Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyasına haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiği göz önüne alınarak; itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas - ..... Karar sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket, ''..... Mahallesi No: .... Çatalca/İstanbul adresinde bulunan davacıya ait fabrika binası ve eklentilerinin mermer işleri için davalı müvekkili olduğu şirket ile sözlü olarak anlaştıklarını, İşbu sözleşme neticesinde davacı tarafça istenilen tüm işler tam ve eksiksiz olarak yapıldığını ve akabinde davalıya faturalar keşide edildiğini, bu fatura bedelleri davacı tarafça davalı müvekkile ödendiğini, Daha sonra yapılan bu işlere ilave olarak başkaca mermer işleri davacı tarafça talep edildiğini söz konusu ilave işler yine davalı müvekkili tarafından belirlenen şekilde eksiksiz ve tam olarak yapılarak davalı tarafa teslim edildiğini ve fatura keşide edildiğini, davalı Müvekkil tüm işleri eksiksiz yaptığını ve davacı tarafça eksiksiz teslim alınmış olmasına rağmen davacı taraf, tarafına kesilen fatura bedellerini ödemediğini, tüm bu durumların üzerine davalı müvekkili olduğu şirket, yapılan işe karşılık kesilen fatura bedellerinin ödenmesini davacı taraftan talep ettiğini, ancak talebin sonuçsuz kalması üzerine davalı şirkete Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu ve Örnek No 7 Ödeme Emri tebliği edildiğini. Davacı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde bu ödeme emrine itiraz ettiğini, yapılan bu itiraz üzerine itirazın iptali istemli olarak Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ..... E. Sayılı dosya üzerinden yargılama devam ettiğini, davacı taraf Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülen ...... D.İş. Sayılı dosyasında davalı taraf olarak müvekkili şirketin ek bilirkişi raporu istemediğini belirttiğini, önemli olan müvekkili olduğu şirketin söz konusu raporu kabul etmeyerek itirazlarını sunmuş olması ve iddia edilen eksik ile ayıplı işlerin nedenleriyle izah edilmesi gerektiğini, yapılan itirazlar neticesinde ek rapor alınması mahkemenin takdirinde olan bir husus olmadığını, Söz konusu delil tespit dosyasındaki bilirkişinin raporunda belirttiği tespitlerin kabul edilmediği ve itiraz edildiği sabit olduğundan, bu rapora dayanarak huzurdaki iş bu davanın açılması da hukuka aykırı olduğunu, davacının kendi kusuru ile yapıldığını iş ve işlemlerde kusuru oluşması nedeniyle davalı müvekkilinin sorumluluğu olmayacağı gibi kabul anlamına gelmemek kaydıyla Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülen ..... D.İş. Sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda ki tespitlerin tek taraflı ve itirazlar değerlendirilmeden yapılmış olması nedeniyle fahiş zaman, miktar ve bedel tespit edildiği de açık olup biten bir işin düzenlenmesi ve yeniden yapılması (mermer ustası tarafından yapılacak olması gerekir olup bilirkişiler bu hususta uzman olmadığından) bu kadar fahiş zaman ve bedel içermeyeceğinden kabulü de mümkün olmadığını davalı tarafça faturalara ilişkin daha önce bir kısım ödemeler yapılmış olması davacı müvekkilini hizmet alındığını ve taraflarınca yapılan takibe yönelik itirazın kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, davacı müvekkilinin keşide etmiş olduğu bu faturalar müvekkilinin defter ve kayıtlarıyla da sabit olup tarafların arasındaki her ne kadar sözlü sözleşme olsa da davacı müvekkilin daha önce vermiş olduğu hizmetlerin ödemelerinin davalı tarafça yapılmış olması dikkate alındığında bu alacağın davacı müvekkilinin sağladığı hizmetten kaynaklandığından kuşku olmadığını, izah dilen sebeplerden dolayı davacı tarafın haksız ve mesnetsiz tüm iddialarını reddediklerini asıl borçlu taraf davacı şirket olup, alacağını ödememek adına huzurdaki işbu davayı açmış olup kötü niyetli hareket ederek borçlarını ödememe yolunu ve davalıyı zarara uğratma çabasında olduğunu, kaldı ki, davacının, davalı müvekkiline karşı işbu davayı ikame ettirmiş olması da yine davacının, davalı müvekkilden hizmet aldığını ispatlar nitelikte olduğunu, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen işbu davanın reddine, Kötü niyetli icra takibi yapılması (davacının borçlu olması ve borç miktarı ile iş bu davanın miktarı arasında fahiş miktar fark düşük olması) nedeniyle % 20 aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Dava masrafları ve ücret-i vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyetinin 31/07/2023 tarihinde mahkememize sunduğu raporda:" a) Davacının dava konusu faturaya ilişkin işleri yapmış olduğunu kanıtlaması halinde, bu işler sözlemede yer almasa dahi, bu işlerin bedelinin davacıya ödenmesi gerektiği, b) Yerinde yapılan teknik inceleme sonucunda; “dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde aralarında sözlü olarak anlaştıkları iş kapsamı detaylı olarak açıklanmamış, davacı fatura içeriğinin ilave ilişkin olduğunu iddia etmiş, davalı ise tüm iş kapsamının ödendiğini iddia etmiş, proje, metraj, hakkediş vb. gibi evraklar sunulmamış olduğundan davacı tarafın edinimini yerine getirip getirilmediği tespit edilememiştir. Keşif mahallinde gösterilen fabrika önündeki bazalt döşeme ve kaplama yapılması İcra takip tarihi itibari ile KDV dahil toplam rayiç bedeli 82.777,00TL olarak hesap ve takdir edilmiştir. Davacı tarafından fatura içeriğine ilişkin, proje, iş kalemleri, metraj , m2 birim fiyat analizi gibi evrakların dosyaya eklenmesi ile fatura bedeli ile tarafımca hesaplanan rayiç bedel arasındaki farkın tespiti mümkündür” kanısına varıldığı, ©) Dava konusu faturaya ilişkin işlerin davacı tarafından yapılıp yapılmadığı hususuyla ilgili yerinde yapılan inceleme sonucunda, 82.777-TL'lik iş yapıldığı anlaşıldığından davacının anılan bedeli talep edebileceği, tarafların diğer iddiaların ise ispata muhtaç olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyetinin 23/10/2023 tarihli mahkememize sunduğu ek raporda: "Kök rapordaki görüş ve kanaatinde bir değişiklik oluşmadığı, birleşen İstanbul ..... Asliye Ticaret Mah. .... E. sayılı dosyasındaki taleplerinde ispata muhtaç olduğu "sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyetinin 02/08/2024 tarihli mahkememize sunduğu raporda: "1. Dava konusu uyuşmazlık kapsamında asıl davacı tarafından incelemeye ibraz olunan ve onay durumları yukarıda gösterilen 2022 yılı ticari defterlerinin TTK ve davacı-birleşen davalı lehine delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu; Dava konusu uyuşmazlık kapsamında asıl davalı tarafından incelemeye ibraz olunan ve onay durumları yukarıda gösterilen 2022 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, anılan ticari defterlerin asıl davalı-birleşen davacı lehine delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu; . Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine asıl davaya konu başlatılan Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyasında icra takibi ile 137.408,64 TL tutarın tahsilinin talep edildiği; borcun sebebi olarak 01.04.2022 tarih, ...... no.lu, 137.408,64 TL bedelli faturanın gösterildiği; . Asıl davaya konu faturanın davacı-birleşen davalı ticari defterlerinde davalı- birleşen davacı adına borç kaydedildiği; karşılığında tahsilat kaydına rastlanmadığı, neticeten asıl davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibarıyla asıl davalı borç tutarının 137.408,64 TL olduğu; . Asıl davacı tarafından asıl davalı adına düzenlenen 01.04.2022 tarih, ...... no.lu, 137.408,64 TL bedelli faturanın asıl davalı ticari defterlerinde kaydına rastlanmadığı, zira anılan faturanın asıl davalı tarafından noter ihtarnamesi ile “taraflar arasındaki sözleşme gereği anlaşılan şekilde ve uygunlukta hizmet alınamadığı" gerekçesiyle asıl davacı yana iade edildiği; . Asıl davaya konu icra takibinde takip tarihi itibarıyla asıl davacı ticari defterlerine göre asıl davalı borç tutarı 137.408,64 TL iken, asıl davalı ticari defterlerine göre asıl davaya konu takip tarihi itibarıyla asıl davacıya borçlu olunmadığı gibi 45.000,00 TL alacaklı olduğunun . Nitekim, birleşen davada, birleşen davacı tarafından asıl dava davacısı-birleşen davalı “aleyhine Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü ...... E. Sayılı dosyasında 13.12.2022 tarihinde başlatılan icra takibi ile 45.000,00 TL asıl alacağın tahsilinin talep edildi; . Birleşen davacı ticari defterlerine göre 31.12.2021 dönem sonundan devreden 45.000,00 TL birleşen davalı borç tutarının 01.01.2022 dönem başı açılış bilançosuna yansıması sebebiyle taraflara ilişkin 2021 yılı muavin defter hesap özetlerinin tetkik edildiği; . Bu kapsamda taraflar arasında 2021 yılında alım satıma esas ticari ilişkinin varlığın anlaşıldığı, birleşen davalı tarafından birleşen davacı adına düzenlenen “Aksaray Yaylak Basamak Döşeme Süpürgelik” — mal/hizmet açıklaması ile düzenlenen 16.11.2021 tarih, ...... nolu, 268.431,97 TL bedelli faturanın her iki şirket ticari defterlerinde birbirini teyit eder nitelikte borç-alacak kayıtlarının yapıldığı; ancak birleşen davalı ticari defterlerinde işbu fatura karşılığı yapılan tahsilat tutarı 268.431,97 TL olmakla, HMK 222/2 hükümlerine tutulmadıkları anlaşılmakla, anılan ticari defterlerin asıl ödeme toplamının 313.431,97 TL olduğu; işbu ödemelerden fark tutara esas ..... Dekontu ile 05.11.2021 tarihinde yapılan 45.000,00 TL nin birleşen davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının anlaşıldığı; 10.Heyetimize tevdi edilen dosya münderecatından taraflar arasında davalının işyerindeki mermer işlerinin yapılması ile alakalı sözlü olarak bir sözleşme akdedildiği müşahede edildiği, davacı tarafından edim yükümlülüğünün yerine getirildiği ve ayrıca davalının birtakım ilave işlerinin yapıldığı ileri sürülerek bu işlerden kaynaklı alacağın tahsilinin talep edildiği, 11. Ancak 31.07.2023 tarihli raporda da ifade edildiği üzere taraflar arasındaki hukuki ilişki sözlü olarak yapıldığından dosya Mmünderecatın işin kapsamının anlaşılmasının mümkün olmadığı, zira davacı tarafından hangi edimlerin üstlenildiği ve hangi hususların ilave iş kapsamına girdiğinin tespitinin mümkün olmadığı, davacının talebi ilave işlere dayanmakta iken davalı ise tüm iş kapsamının ödendiğini iddia ettiği, bu yönü ile asıl dava yönünden davacı tarafın asıl edim yükümlülüğünün ve yaptığı ilave işlerin nelerden ibaret olduğu tespit edilemediğinden heyetimizce herhangi bir sonuca ulaşılamadığı, 12.Birleşen dava yönünden ise dosyaya mübrez belgelerden açık niteliğinde olduğu tespit edilen ayıplı ifanın hangi tarihte davalıya teslim edildiği tespit edilememekle birlikte davalı tarafından ihbarın 28/04/2022 tarihli ihbarname ile yapıldığının ifade edildiğ, bu yönü ile heyetimizce davalının ihbar yükümlülüğünün “uygun bir süre içinde” yerine getirilip getirilmediğinin de tespit edilemediği, 13.Tüm bu açıklamalardan sonuçla: * Şayet Sayın Mahkemece davalının ihbar külfetini “uygun bir süre içerisinde” gerçekleştirmediği kanaatinde olunması durumunda davalı eseri kabul etmiş sayılacağından ayıp hükümlerine dayalı olarak talepte bulunmasının mümkün olmayacağı; * Buna karşın Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise ihbar külfetini yerine getirmiş olduğundan davalı/karşı davacının ayıp hükümlerine istinaden talepte bulunabilmesinin mümkün olacağının ifade edilebileceği, 14.Sayın Mahkemece davalının ihbar külfetini yerine getirmediği kanaatte olunması ihtimalinde zarar talebinde bulunulmasının da mümkün olmayacağı, zira tazminat istenebilmesi için yüklenicinin ayıp ihbarını süresinde yapmış olması gerektiği, Ancak Sayın Mahkemece birleşen dosya davacısının ayıp bildirim süresini yerine getirdiği ve nihai olarak ayıbın koşullarının sağlandığı kanaatinde olunması durumunda birleşen dosya davacısının zarar talebinde bulunması mümkün olabileceği; Sayın Mahkemece bu kanaatte olunması durumuna binaen heyetimiz mali üyesince yapılan hesapta zararın 45.000,00-TL olduğunun ifade edilebileceği, 15.Anılan tespit altı çizildiği üzere muhasebesel olarak yapılmış olup, bu noktada uyuşmazlığın temel sebebi asıl davaya konu edilen fatura içeriği “Bazalt Basamak Döşeme ve Kaplama Yapılması” hizmetinin ifasının asıl davacı tarafından gereği gibi yerine getirilip getirilmediği, başka bir ifadeyle verilen hizmette ayıp olup olmadığı hususlarının heyetimiz üyesi teknik bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme neticesi varılan kanaat; Yukarıda detaylı olarak sıralanan ayıpların mermer kaplama işleri yapıldıktan sonra ortalama bir tüketici tarafından yapılan kontrolde tespit edilebilecek türden açık ayıp niteliğinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Şeklinde olup hukuki yorum ve nihai takdiri tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere işbu kanaatin benimsenmesi halinde asıl davada davacının davalıdan alacaklı olmadığı; birleşen davada ise birleşen davaya konu icra takip talebi ile birleşen davacının birleşen davalıdan 45.000,00 TL bedeli talep edebileceğinin değerlendirildiği; 16.Yukarıda arz edildiği üzere hukuki yorum ve nihai takdiri tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere asıl dava davacısının edimini gerektiği gibi, ayıpsız ifa ettiğinin benimsenmesi halinde de ise asıl davaya konu 137.408,64 TL bedelden 45.000,00 TL davalı avans hesap bakiyesinin mahsubu ile 92.408,64 TL bedeli talep edebileceğinin değerlendirildiği, "sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraf beyanları, bilirkişi raporu, icra dosyaları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Mahkememiz nezdinde açılan asıl dava taraflar arasındaki ihtilaf bulunmayan sözlü eser sözleşmesine dayalı olarak asıl davacı yüklenicinin davalı iş sahibine karşı açtığı sözleşme kapsamında olmadığı iddia edilen ekstra işlerin bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Karşı dava ise iş sahibi tarafından yükleniciye karşı açılan yapılan işin ayıplı olmasından kaynaklanan tazminat talebi hakkındadır. Bilindiği üzere 6098 sayılı Kanun uyarınca eser sözleşmesinin ana unsurları yüklenici tarafından yüklenilen işin taraflar arasındaki anlaşmaya göre yapılarak teslimi olup, iş sahibinin borcu ise bedelin ödenmesidir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan ilki taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesine göre meydana getirilen eserin kapsamı ve bedeli hususundadır. Asıl davada davacı tarafından; tarafların ilk anlaşmasından farklı olarak davalının talebi ile sonradan ekstra işler yapıldığı ancak davalı tarafından bedelinin ödenmediği iddia edilmiş olup, davalı ise sonradan talep üzerine ekstra iş yapılmadığını, tarafların anlaşmasının yapılan işlerin tamamını karşıladığı ve tamamının bedelinin peşin olarak ödendiği iddia edilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmelerinde bedele ilişkin hükümleri şu şekildedir: "MADDE 480-Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez." MADDE 481- Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir." İlgili hükümlerden görülebileceği üzere eser sözleşmelerinde bedel götürü bedel veya değere göre bedel olarak taraflarca serbestçe belirlenebilecektir. Sözleşme kapsamında eğer başlangıçta yapılan esere göre götürü bedel belirlenmiş ise sonradan yüklenici tarafından bedelin arttırılması istenemeyecek olup, eserin bedelinin önceden taraflarca götürü usulünde belirlenmemiş olması halinde yapılan işin değerine göre sonradan tespit edilecektir. Davacı taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesinin kapsamını aşar şekilde davalının sonradan ekstra işler talep ettiğini ve bunun bedelini alamadığını iddia etmiş olup, davalı ise söz konusu iddiaları kabul etmemiş, davacı yüklenici tarafından ilk anlaşılan kapsamda tüm işlerin yapıldığı ve bedelin peşin olarak iş bitmeden tamamen ödendiğini iddia etmiştir. Kanun'da aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle, sözleşme dışı fazla iş yapılması olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan yüklenici; sözleşme dışı fazla işler yaptığını kanıtlamak zorundadır. ("Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/6421 E., 2018/2210 K. Sayılı kararı") Bu noktada davacı yüklenici tarafından taraflar arasındaki ilk sözleşmenin kapsamı ve ekstra olduğu iddia edilen işlerin ilk sözleşme kapsamında olmadığı ve sonradan davalı iş sahibinin isteği ile yapıldığını, taraflar arasındaki bedel yönündeki anlaşmanın ise değere göre bedele yönelik olduğunu ispat etmelidir. Mahkememizce taraflarca bildirilen tanıklar dinlenmiş olup, davacı tanıklarının beyanları incelendiğinde; taraflar arasındaki sözlü sözleşmenin kapsamına dair herhangi bir kesin bilgilerinin olmadığı, davacının ustası tarafından bir takım ekstra işler yapıldığı beyan edilmiş ise de diğer tanıklar yönünde böyle bir beyanın olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacının ustası olan tanık beyanlarında özetle: "İlk önce iş yerinin içindeki basamakları yaptık, yaklaşık 4-5 ay kadar sürdü. Tahminimce 9. Ayda başlayıp, yılbaşından sonra da işe devam ediyorduk. Daha sonra binanın içerisinin döşemelerini yaptık, süpürgeliklerini ve denizliklerini taktık. Bu mermer işi devam ederken ben davalı şirketin yetkilisine önümüz kış dış cepheyi yapmayalım işte sıkıntı olur dedim. Şirket yetkilisi bana işlerin devam etmesini söyledi. Dış kısımdaki kapının önünün yapılmasını istedi. Çağrılmamız üzerine iş yerine gittik ve kapı önündeki mermerleri yapmaya başladık. " şeklinde beyanda bulunmuş olup, asıl davaya konu davacı tarafından sonradan yapılan ekstra işler olduğu iddia edilen faturanın dış kısımdaki mermerlere ilişkin olduğu anlaşılmakta olup, davacının iddiaları ve davacı tanığının beyanları bir arada değerlendirildiğinde tanık tarafından dış kısımdaki kapı önündeki mermer işlerinin iç kısımdaki işler bittikten sonra hemen başladığının ifade edildiği, davacı tanığı tarafından dış kısımdaki mermer işlerinin davalı yetkilisi tarafından beyan edilmesi üzerine davacı şirket yetkilisine hiç danışmadan işlere devam edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, dolayısıyla eser kapsamında çalışan tanık olarak gösterilen ustanın beyanı bir arada değerlendirildiğinde söz konusu işlerin sonradan talep edilen ekstra işler olarak değerlendirilemeyeceği, davacının iddiasını tanık beyanları ile ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Zira söz konusu işlerin tarafların ilk anlaşması kapsamında kalmadığı ve sonradan davalının talebi üzerine ekstra işler olması halinde bu dışarıdaki kapı önü mermerlerine yönelik işlere devam edilmesine dair kararın davacının ustası tarafından tek başına alınması ve şirket yetkilileri arasında herhangi bir anlaşma olmadan davacının ustasının yalnızca davalının yetkilisinin beyanı üzerine işlere devam etmesi hayatın olağan akışına aykırı görülmüştür. Davacı tanığı tarafından sonradan yapılan ekstra işlere ilişkin "Yapmış olduğumuz denizliklerden ayrı bir ölçü verilerek yeniden denizlik yapıldı, bu ek işti. Kaplama yapılmayacak yerlerde kaplamalar yapıldı. Şu an ek işleri yönelik hatırladıklarım bu kadardır." şeklinde beyanda bulunulmuş ise de davacının söz konusu iddiaları ispatlayan herhangi bir başka delil sunmadığı, davacı tarafından düzenlenen takibe konu faturada da detay belirtilmediği anlaşılmakla davacının iddiasını ispatlayamadığı değerlendirilmiştir. Bu bağlamda davacı tarafından taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesinin kapsamı dışında işler yapıldığı, ilk anlaşmadan farklı olarak sonradan davalının talebi üzerine bir takım işlerin yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakta olup, bu noktada davalı iş sahibinin iddiası doğrultusunda davacı tarafından yapılan işlerin tamamının taraflar arasındaki anlaşma kapsamında olduğunu kabul etmek gerekmiştir. Davacı tarafından ispatlanması gereken bir diğer husus taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesine yönelik anlaşmanın götürü bedel olarak anlaşılmadığıdır. Zira davalı taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesi kapsamında ekstra işler yapılmadığını, davacı tarafından yapılan tüm işlerin tarafların ilk anlaşması kapsamında olduğu ve bu kapsamda taraflarca anlaşılan tüm bedelin davacıya peşin olarak ödendiği savunmasında bulunmuş olup, yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafından tarafların anlaşması dışında ekstra olarak ilk sözleşme dışında takibe dayanak faturaya konu işlerin yapıldığı ispatlanamamış olup, davacının bu noktada yapılan işlerin bedeli noktasında tarafların götürü bedel olarak anlaşmadığını ispatlaması gerekmektedir. Zira davacının anlaşma kapsamı dışında ekstra işler yapmadığı iddiasını ispatlayamadığı gözetildiğinde ancak anlaşmanın götürü bedel olmadığını ispatlaması halinde yapılan işlerin değerine göre bedel talep edebileceği değerlendirilmektedir. Zira 6098 sayılı Kanun'un 480. Maddesi gereğince taraflarca eser sözleşmesinin bedelinin götürü bedel olarak belirlenmesi durumunda taraflarca sonradan bedelin arttırılması veya azaltılması talep edilemeyecektir. 6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğincen davalı taraf, bu iddiasını senetle ispat etmek zorundadır. Bu bağlamda davacı yüklenicinin taraflar arasındaki sözlü iş sözleşmesine istinaden anlaşılan bedeli yazılı belge ile ispatlaması gerekmektedir. Davacı tarafından davalıdan sadır taraflar arasında anlaşılan bedele ilişkin herhangi bir yazılı belge sunulmamıştır. Tarafların ticari defterleri Mahkememizce bilirkişilere inceletilmiş olup; davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye 28.09.2021 tarihinde 131.000,00-TL, 05.11.2021 tarihinde 45.000,00-TL, 18.11.2021 tarihinde 137.431,97-TL olmak üzere toplam 313.431,97-TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık tarafların ticari defterlerine göre 16.11.2021 tarihinde davacı yüklenici şirket tarafından davalı iş sahibi adına düzenlenen 268.431,97 TL bedelli faturanın (Aksaray Yaylak Basamak Döşeme Süpürgelik” olduğu anlaşılmıştır) bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda işbu davaya konu 2022 yılına ait "Bazalt Basamak Döşeme ve Kaplama Yapılması" açıklamalı 137.408,64 -TL tutarındaki davacı yüklenici tarafından kesilen faturadan önce davalının davacıya davacının kestiği fatura tutarından fazla olarak toplam 313.431,97-TL ödeme yaptığı buna karşılık davacı yüklenici tarafından kesilen faturanın 268.431,97 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumun davalı iş sahibinin anlaşılan bedelin peşin olarak ödendiği iddiası lehine olduğu değerlendirilmektedir. Zira bedelin değere göre belirlenmesi halinde iş sahibinin iş bitmeden yapılan işten fazla ödeme yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. Dolayısıyla 2021 yılı içerisinde davacı yüklenici tarafından kesilen ve yapılan işlere yönelik faturadan fazla miktarda iş sahibinin ödeme yapmasının beklenemeyeceği, yine bedelin yapılan işten ve kesilen faturadan fazla olarak iş sahibi tarafından iş bitmeden ödenmiş olmasının davalı iş sahibinin bedelin götürü olarak sabit belirlendiği ve tüm işleri kapsadığı iddiasını desteklediği dolayısıyla yapılan ödeme kayıtları, ödeme tarihleri ve buna karşılık davacı yüklenici tarafından kesilen fatura miktarının davalı iş sahibinin tüm anlaşılan işlerin bedelinin önceden ödendiği ve ödeme kapsamında kalmayan ekstra iş yapılmadığı, davacı tarafından yapılan tüm işlerin ilk anlaşma kapsamında bedeli ödenmiş işler olduğuna yönelik iddialarını desteklediği değerlendirilmiştir. Nitekim davacı yüklenici tarafından kesilen 137.431,97-TL'lik takibe dayanak fatura davalı iş sahibinin ticari defterlerine de işlenmemiş olup, ilgili faturanın davalı iş sahibi tarafından süresi içerisinde Büyükçekmece ...... Noterliğinin 08.04.2022 tarihli ..... yevmiye madde numaralı ihtarnamesi ile itiraz ve iade ettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının iddialarını davalının ticari defteri ile de ispat edemediği, aksine davalının 6102 sayılı TTK gereğince süresi içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiği anlaşılmakla davacının söz konusu deliller ile de iddialarını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda gelinen aşamada; davacı yüklenicinin tarafların ilk sözlü anlaşması dışında ekstra işler yaptığını dolayısıyla ekstra işlerin bedelini talep edebileceğini, taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesine istinaden bedelin değere göre bedel olarak belirlendiğini ve bedel miktarını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacının iddialarını ispatlayamadığı gözetilerek davalının savunması doğrultusunda; davacı tarafından yapılan tüm işlerin taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında önceden anlaşılan kapsam doğrultusunda yapıldığı, davacı tarafından sözleşme dışında ekstra iş yapılmadığı, yine davalının savunması doğrultusunda taraflarca yapılan sözleşme kapsamındaki tüm işlerin götürü bedel olarak belirlendiği ve davalı iş sahibi tarafından söz konusu götürü bedele istinaden işler tamamlanmadan davacıya 313.431,97-TL ödendiği, taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesine istinaden yapılan işlerin taraflarca götürü olarak anlaşılan toplam bedelinin 313.431,97-TL olduğunun kabulü gerekmiştir. Nitekim Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacı yüklenicinin 137.431,97-TL olarak fatura kestiği işlerin ayıpsız bedeli 82.777,00-TL olarak tespit edildiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından ödendiği kabul edilen ancak ticari deftere işlenmeyen davalının 05.11.2021 tarihli 45.000,00-TL ödemesinin de bu meblağdan düşüldüğünde geriye 37.777,00-TL bedelin kaldığı, davalı iş sahibi tarafından tespit ettirilen ayıpların düşülmesi sonucunda da söz konusu ayıpların meydana getirdiği zararın Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi ...... D.İş ..... sayılı dosyasında tespiti yapılan meblağdan daha düşük olduğu bu yönden de davacı yüklenicinin alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler ve yapılan değerlendirmeler ile deliller ve tarafların iddia ve savunmaları bir arada değerlendirildiğinde; davacının asıl davada davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacının kötü niyeti ispatlanamadığından davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen Dava Yönünden Yapılan Değerlendirme: Mahkememiz nezdindeki asıl davaya birleştirilen İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... E. Sayılı davasında davacı iş sahibi tarafından davalı yüklenici aleyhine taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesinin ayıplı ifası sebebiyle uğranılan zararın tazmini talebinden ibarettir. Davalı ise yapılan ve teslim edilen işlerin ayıplı olmadığını, ayıp varsa bile iş sahibinin tedarik ettiği malzeme ve taleplerden kaynaklandığını bu sebeple yüklenicinin sorumlu tutulamayacağını iddia etmektedir. Eser sözleşmesinde ayıptan sorumluluğa ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 474. Maddesi şu şekildedir: "MADDE 474- İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir." Bu kapsamda iş sahibi tarafından Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi ..... D.İş ..... sayılı dosyasında delil tespiti yaptırılmış olup, delil tespiti kapsamında yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi ..... D.İş ..... sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; yüklenici tarafından yapılan işlerin fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmadığının tespit edildiği ve düzeltilmesine yönelik masrafın 45.000,00-TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Yine Mahkememizce daha sonra aldırılan bilirkişi raporunda da yüklenicinin meydana getirdiği eseri ayıplı olarak yerine getirdiği, fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı tekrar tespit edilmiştir. Bu sebeple yüklenici tarafından yapılan işlerin ayıplı olduğu hususunda Mahkememiz kanaate ulaşmıştır. 6098 sayılı Kanun'un 474. Maddesine göre eser sözleşmesinde iş sahibinin eseri teslim aldıktan sonra gözden geçirme ve ihbar yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenici tarafından eserin tam olarak teslimine dair herhangi bir delil sunularak tarafların kabul ettiği teslim tarihi yüklenici tarafından ispatlanamadığından iş sahibinin yükleniciye yaptığı ihtarla makul süre içerisinde eserdeki ayıp hakkında yükleniciye bildirimde bulunduğunun kabulü gerekmiştir. Bu doğrultuda iş sahibinin gözden geçirme ve ihbar külfetini süresi içerisinde yerine getirdiği kabulü doğrultusunda (aksi ve teslim tarihi ve bildirim tarihi arasında makul süreden fazla sürenin geçtiği hususu yüklenici tarafından ispatlanamadığından) eser sözleşmesindeki ayıba yönelik iş sahibinin seçimlik haklarının incelenmesi gerekmektedir: 6098 sayılı Kanun'un 475. Maddesi şu şekildedir: "Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz. " İş sahibi tarafından yükleniciye gönderilen ihtarname ile eserin onarılması talep edilmiş ise de yüklenici tarafından bunun yerine getirilmediği taraf beyanları ile sabit olup, yüklenici tarafından ayıpların giderilmesi için iş sahibinin iş yerine gidildiği ancak onarım ve tespit için iş yerinin içerisine alınmadığı iddia edilmiş ise de bu iddia yüklenicinin tanık beyanları dışında herhangi bir delil ile desteklenmemiştir. Buna karşılık iş sahibi tarafından 28.04.2022 tarihli ihtarname ile ayıpların giderilmesi için yükleniciye süre verilmiş olup, yüklenicinin söz konusu ihtarname karşısında ayıpların giderilmesine yönelik herhangi bir işlem yaptığını veya işin ayıplı olmadığına dair herhangi bir ihtarname göndermediği görüldüğünden yüklenicinin bu iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Yüklenici tarafından meydana getirilen eserdeki ayıpların iş sahibinin seçimlerinden kaynaklandığı ve sonuçları ve meydana gelebilecek zararlar hususunda iş sahibinin uyarıldığı iddia edilmiş ise de yine yüklenicinin tanıkları dışında bu iddia herhangi bir delil ile desteklenmemiş olup, yüklenicinin basiretli tacir ve meydana getirilecek eser hususundaki uzmanlığı gözetildiğinde meydana gelebilecek zararlar ve işin gereği gibi olmaması hususunda iş sahibinin yalnızca sözlü olarak uyarılarak işe devam edilmesi hayatın olağan akışına aykırı görülmüş olup, yüklenicinin bu iddialarını da ispatlayamadığı değerlendirilmiştir. Sonuç itibariyle yüklenicinin meydana gelip ayıplardan sorumlu olduğu, yüklenici tarafından meydana getirilen eserin fen ve sanat kurallarına uygun olmadığının bilirkişilerce tespit edildiği, söz konusu aykırılıkların ilk görüşte tespit edilebileceğinin de tespit edilmesi karşısında yüklenicinin ayıp sebebiyle sözleşmeyi gereği gibi ifa etmediği ve ayıplardan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim iş sahibi tarafından ayıba karşı tekeffül hükümleri karşısında ayıplı işlerin onarılmasının yükleniciden talep edilmesine rağmen yüklenici tarafından verilen süre içerisinde ayıplı eserin onarılmadığı bu sebeple iş sahibinin uğradığı zararların tazminini isteyebileceği anlaşılmaktadır. Bu noktada Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi ..... D.İş ...... sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda iş sahibinin teslim aldığı ayıplı eser yönünden 45.000,00-TL zararının bulunduğu tespit edilmiş olup, yüklenici tarafından ayıplardan sorumlu olunmadığının ve kusurlu olmadığının ispat edilemediği gözetilerek birleşen dava yönünden iş sahibinin davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu doğrultuda davaya konu Gaziosmanpaşa İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı takip dosyasında takibe konu edilen 45.000,00-TL zarar bedeline ilişkin asıl alacak, 1.624,90-TL delil tespiti dosyasındaki yargılama giderinin talep edilebileceği anlaşılmakla toplam 46.624,90-TL asıl alacak yönünden iş sahibinin davasının kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir. İş sahibi birleşen davanın davacısı tarafından işlemiş faiz talep edilmiş ise de takibe konu alacaklar yönünden yüklenicinin usulüne uygun ihtarla temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından işlemiş faiz talep edemeyeceği anlaşılmakla bu yönden itirazın iptali talebi kabul edilmemiştir. Birleşen Davalı yüklenici tarafından işleyecek faiz oranına itiraz edilmiş ise de; birleşen davacı iş sahibi tarafından 1.624,90-TL delil tespiti dosyasındaki yargılama gideri yönünden yasal faiz talep edildiği, söz konusu talebin usul ve yasaya uygun olduğu, 45.000,00-TL zarar bedeli yönünden tarafların tacir olduğu ve söz konusu zararın tarafların ticari işleri kapsamında meydana geldiği gözetilerek yine iş sahibi birleşen davacı tarafından talep edilen işleyecek faiz oranının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle birleşen davalı yüklenicinin işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Birleşen davacı tarafından tazminat talep edilmiş ise de alacağın yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından da tazminat talep edilmiş ise de davanın reddedilen kısmının asıl alacağa ilişkin olmadığı anlaşılmakla davalının tazminat talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının ve davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, 3-Birleşen İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... E. Sayılı davası yönünden davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, Buna göre;davaya konu icra takip dosyasında 46.624,90-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranları yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 4-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, ASIL DAVA YÖNÜNDEN: a)Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.659,56-TL peşin harcın mahsubu ile 1.231,96-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) Davalı tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 8.253,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, -Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın davalı tarafa İADESİNE, b)Asıl Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 21.985,38-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN: 1-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 3.189,81-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 569,88-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.619,93-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında %99,84'ü olan 3.115,23-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 4,77-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 743,78-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan olmak üzere toplam 215-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren %99,84'ü olan 214,67-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 3-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.872,66-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 27,34-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ..... ¸e-imza Hakim ...... ¸e-imza