İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2015/8100 E. 2015/12880 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2015/8100
Karar No
2015/12880
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2019 KARAR NO : 2019 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALI : VEKİLİ : Av. ... DAVA : Borçtan Kurtulma Davası DAVA TARİHİ : 11/01/2018 KARAR TARİHİ : 31/10/2019 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/12/2019 Mahkememizde görülmekte olan Borçtan Kurtulma Davası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili beyanlarında; takibe konu senedin kira sözleşmesi kapsamında verildiğine dair ellerinde yazılı bir belge olmadığını, ancak takibe konu senedin sözleşmenin bir bütünü olduğunu, senedin kesilmek suretiyle sözleşmeden ayrılarak takibe konu edildiğini, davalı ile dava dışı üçüncü kişi olan davacının sahibi olduğu şirket arasında kira sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin bütünündeki senede de davacının isminin yazıldığını, senedin sözleşmeden kesilerek takip konusu edildiğini, davalı defterlerine münhasır olarak dayanıklarını, defterler incelendiğinde davacının davalıya hiç bir borcunun olmadığı ve takibe konu senet dolayısıyla da bir borcun olmadığının anlaşılacağını, davalı defterleri incelenmesini talep etmiştir. Davalı vekili beyanlarında; kambiyo senedinin illetten mücerret olduğunu, iddialarını yazılı delile ispatlamalıdır, ticari defter ve kayıtlarla kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığının ispatlanamayacağını, davalı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava Bursa 14.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takip konusu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Dava mahkememizin Bursa 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında verdiği görevsizlik kararı ile gelmiştir. Dava kambiyo senedine ilişkin olduğundan ve kira sözleşmesi nedeniyle verildiğine dair yazılı bir delil bulunmadığından mahkememizin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Takibe dayanak belgenin kambiyo senedi niteliğinde bono olduğu anlaşılmaktadır. Davacı kira sözleşmesi kapsamında teminat amacıyla takibe konu senedi verdiğini, senedin teminat senedi olduğunu buna ilişkin kaydın senede yazıldığını ancak teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı bulunan yerin senetten kesildiğini öne sürmüştür. Takibe ve davaya konu senet bono niteliğindeki kambiyo senedi olduğundan, bilindiği üzere kambiyo senetleri (ticari senetler) ihdasi (kurucu) nitelikteki senetlerdendir. Gerçekten, bir borç için kambiyo yükleniminde bulunulması borcun yenilenmesi (tecdidi) sonucunu doğurmaz(BK., m. 133). Bu durumdaki bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri asıl borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü halinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Kambiyo taahhüdünde bulunulmasına neden olan ve temel ilişkideki asli para edimini teskil eden “temel alacak”, o kambiyo taahhüdünün hukuki sebebini olusturur. Ancak, kambiyo taahhüdünün geçerliliği sebebe bağlı olmayıp, bu senetler maddi anlamda soyut (mücerret) senetlerdir. Kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi gereğince temel alacağın mevcut olmaması, geçersiz olması kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta, fakat sebepteki /temel iliskideki) sakatlık kambiyo borçlusuna“nedensiz zenginlesme defi” öne sürme hakkını vermektedir. Bu davayı açan davacı, kambiyo senedinin hükümsüzlüğünü öne sürmemekte, tersine kambiyo taahhüdünün varlığını kabul etmektedir. Ancak, borçlu, temel ilişkiden bir alacak hakkı doğmadığı halde, kambiyo senedi alacağının istenmesi nedensiz zenginlesme olusturduğundan kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını öne sürmektedir. Bu noktada menfi tespit isteminde bulunan; temel ilişkinin varlığını, temel ilişkide ki sözleşmenin türünü, kambiyo senedinin hangi nedenle ve sözleşmesel ilişki nedeniyle verildiğini ispatladıktan sonra bu temel ilişkideki hangi nedenlerden dolayı kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Burada iki aşamalı bir ispat yükü söz konusudur ve ispat yükü de menfi tespit isteminde bulunan kişi üzerindedir. Buna ilişkin ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği takdirde kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi ve mücerretlik ilkesi gereğince temel ilişkiden bağımsız borç ilişkisi yaratacağından kambiyo senetleri nedeniyle sorumlu olunacaktır. Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Takibe ve davaya konu bono bir yazılı delil olduğundan davacının bu yazılı delile karşı ispat yükü yukarıda belirtildiği üzere davacı taraf üzerindedir. Bilindiği üzere HMK Madde 201'e göre; senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Yazılı delille ispatı gerekir. Davacı tarafça dosyaya buna ilişkin bildirilmiş ve sunulmuş yazılı delil de bulunmaktadır. Davacı tarafın senedin teminat senedi olduğuna dair kısmın senetten kesilmesi ve bu yönde bilirkişi raporu alınmasına dair talebi de değerlendirilecek olursa davacının bu iddiası yine kambiyo senedinin niteliğine ilişkin olup yazılı delil ile ispatı gerekin. Yani senedin o kısmında teminat senedi yazıp yazmadığı, senedin kesilip kesilmediğinin bilirkişi raporuyla tespit edilmesi ispata yeterli olmayacaktır. Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 15.10.2015 tarih 2015/8100 E. 2015/12880 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere (Bursa C. Başsavcılığı'nın ... Sr. sayılı ceza soruşturması dosyasında alınan 14.06.2012 tarihli Jandarma Kriminal Laboratuarı uzmanlık raporunda, dava konusu senedin sol kısmının diğer üç kenardan farklı olduğu, söz konusu bölümün kesici bir alet yardımıyla kesildiği tespit edilmiş ise de, kesilen kısımda senedin teminat olup olmadığı, teminat olduğu yazılı ise hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı olup olmadığı hususunda bir belirleme yapılması mümkün olmadığı gibi, bu yönde bir tespite dair yazılı delil de sunulmamıştır. Hal böyle olunca, davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasını yazılı delil ile ispat yükü altında bulunduğu gözetilerek, var ise bu yöndeki deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir iken, usule uygun olmadığı halde tanık da dinlenmek suretiyle, yazılı ve yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.) senede karşı bu tür iddialar yazılı delil ile ispatı gerekir. Bu konuda ticari defter ve belgelerin incelenmesi sonuca etki etmeyecektir. Bu sebeple davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 44,40 TL harcın başlangıçta alınan 132,95 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 88,50 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 2.725,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yargı Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/10/2019 Katip ... Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2015/8100, K. 2015/12880, T. 14.06.2012, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2015-8100-e-2015-12880-k-9581890d7a32