İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2015/3502 E. 2014/1091 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2015/3502
- Karar No
- 2014/1091
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/723 KARAR NO : 2024/228 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 28/07/2023 KARAR TARİHİ : 06/03/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 13.01.2013 tarihinde davacı müvekkilinin sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracının yaptığı kazada, davacı ile aynı araçta bulunan arkadaşı ....... hayatını kaybettiğini, müteveffanın desteğinden yoksun kalanların davacı ve davacının aracının ZMMM sigortası şirketi olan ...... Sigorta A.Ş.'ye karşı İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ...... E. Ve ...... K. Sayılı dosyası ile destekten yoksun kaldıklarına ilişkin maddi ve manevi tazminat davası açtığını, tazminat davasında 147.407,09-TL (...... yönünden) ve 34.068,80-TL (..... yönünden) maddi tazminatın müvekkilimiz açısından 13.01.2013 tarihinden sigorta şirketi ..... Sigorta A.Ş. Yönünden ise 03.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine karar verildiğini, mahkeme ilamının Kocaeli ...... İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, dosya borçlularının her ne kadar davacı müvekkili ile ...... Sigorta A.Ş. Olsa da; anılan sigorta şirketinin sigorta ruhsatının iptal edilmesi nedeniyle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 14. Maddesi gereğince ...... Sigorta A.Ş.'nin zorunlu sigorta branşlarında ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedeni zararların davalı ..... tarafından ödenmesi gerektiği iddiasıyla 20.01.2022 tarihinde dosyanın kapak hesabı 455.755,53-TL olarak hesaplanmış ve 21.01.2022 tarihinde 385.427,50-TL bedel ..... Sigorta A.Ş. Adına ..... tarafından ödendiğini, ..... tarafından davacı müvekkiline karşı Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyası ile 385.427,50-TL asıl alacak, 34.213,29-TL faiz olmak üzere takip çıkışı 419.640,79-TL olan ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin itiraz süresini kaçırması nedeniyle anılan haksız takip kesinleş icra takibinin haksız ve mesnedsiz olduğunu, davalı ...... davacı müvekkilime karşı rücu hakkı bulunmadığını, davalının talep ettiği bedelin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davalının davacı müvekkile rücu hakkı bulunmadığını, tazminat dosyasında tazminat ödeme yükümlüleri davacı müvekkili ve dava dışı ...... Sigorta A.Ş. olduğunu, buna rağmen güvence hesabı tarafından ödeme yapıldığını, güvence hesabının kendi iradesiyle icra dosyasına yapmış olduğu ödemeyi davacı müvekkiline rücu edebilmesinin mümkün olmadığını, kaza nedeniyle Lüleburgaz ....... Asliye Ceza Mahkemesi ..... E. ..... K. Sayılı dosyada yargılama yapıldığını, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmış olup 25.03.2014 tarihli ve Sayı:...... sayılı raporda (Ek-2 olarak sunuludur) "İrdeleme" başlığı altında davacının kaza sırasında 1.70 promil alkollü olduğu belirtildiğini, ancak kusur tespiti yapılırken "Sanık sürücü ...... sevk ve idaresindeki araçla meskun mahal içerisinde gece vakti, aydınlatmalı bölünmüş tek yönlü ve zeminin ıslak ve nemli olan yolda mahal şartlarına uygun hızda seyretmediği, direksiyon hakimiyetini kaybederek kendi etrafında dönerek sağ tarafta banket üzerinde park halinde bulunan araçlara çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla asli ve tam kusurludur" denildiğini, söz konusu kaza gerçekleştiğinde davacı müvekkilim aracını satın alalı henüz daha 1 ay bile olmamıştır ve yeni alıştığı aracının ıslak ve nemli zeminde kontrolüne hakim olamayarak zeminin etkisi ile söz konusu kazayı yaptığını, müvekkilimin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine yönelik huzurdaki menfi tespit davasını açmak gerektiğini, açılan takip haksız ve kötüniyetli olduğundan davalı aleyhine icra dosyası bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin işbu dava sonuçlanana ve davalının rücu hakkı olmadığı ispatlanana kadar telafisi güç ve imkansız zararlara uğramaması için tedbiren icra takibinin durdurulmasını talep etmiş sonuç olarak Bakırköy ....... İcra Müdürlüğünün .......E. Sayılı dosyasının haksız ve mesnedsiz olması ve müvekkilimin mağduriyetine yol açması nedeniyle tedbiren durdurulmasına, davacı müvekkilimin Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyasındaki 385.427,50-TL asıl alacak, 34.213,29-TL faiz olmak üzere takip çıkışı 419.640,79-TL nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, Davalı aleyhine icra dosyası bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; 13.01.2013 tarihinde davacı ..... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın hakimiyetini kaybederek kaza yapması sonucu araçta yolcu konumunda bulunan ..... vefat ettiğini, müteveffa hak sahipleri tarafından Kocaeli ....... İcra Müdürlüğü’nün ..... E.sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibine ait borcun tamamı olan 385.427,50 TL müvekkil tarafından 21/01/2022 tarihinde ödendiğini, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas sayısı ile rücuen başlatılan takip 16/01/2023 tarihli ödeme tarihi (21/01/2022) ile rücuen takip tarihi (16/01/2023) arasında 1 sene olup, yapılan icra takibi zamanaşımı süresi içinde olduğunu, davacının zamanaşımı defi’nin kabulü mümkün olmadığını, müvekkili güvence hesabının rücu hakkı doğduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk Trafik Sigortası Genel Şartları B-4.c maddesi gereği; Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, sigorta şirketinin araç işletenine / sürücüsüne rücu etme hakkı doğurduğunu, kaza anında ..... plakalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle meydana gelen zararı karşılayan güvence hesabının rücu hakkı doğduğunu, dava dilekçesinde alınan alkolün güvenli araç sürme yeteneğini engellemesi, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğinin sigortacı tarafından ispatlanması gerektiği belirtilmiş ise de bu husus İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... Esas sayılı dosyada tanzim edilen 18.01.2018 tarihli bilirkişi raporu ile “Kazanın münhasıran alkole bağlı gerçekleştiği” denilmek suretiyle tespit edildiğini, kazanın münhasıran alkole bağlı gerçekleştiği İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E., ..... K. Sayılı kararın gerekçesinde de belirtildiğini, ilgili kararın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi’nin ...... E., ..... K. Sayılı ilamı ile de onandığını, rücuya dayalı olarak başlatılan takibe konu kazada, davacı ..... ’ın alkollü olduğu ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği ve kaza ile davacının alkollü olması arasında illiyet bağı bulunduğu İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... E. Sayılı dosyasında tanzim edilen 18.01.2018 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, yeniden bilirkişi raporu tanzim edilmesi usul ekonomisine aykırı olup davanın reddi gerektiğini, haksız açılan bu dava sebebiyle müvekkili kurumun alacağının tehlikeye düştüğünü, davanın haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen takibi durdurmaya yönelik olduğunu, davacı aleyhine %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, takibin tedbiren durdurulması ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, kaza anında ...... plakalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle meydana gelen zararı karşılayan ...... rücu hakkı doğduğunu, işbu davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, alacağı geciktirmeye yönelik olduğunu, takibin durdurulması için yasal şartlar oluşmadığını, davacının kazada %100 kusurlu olduğu ve kazanın münhasıran alkol sebebiyle gerçekleştiğinin sabit olduğunu, .....’nın sigortasız araçların vermiş olduğu bedensel zararları karşılayan kamusal bir kurum olması, yapmış olduğu ödemeleri kusurlu taraftan tahsil etmesinin işleyişini devam ettirmesinde önemli bir etken olduğunu, müvekkili kurumca yapılmış olan işlemlerde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, müvekkili kurum tarafından tahsil edilmesi gereken rücuen alacak tutarının yasal bir alacak olduğunu ve herhangi bir usule aykırılık söz konusu olmadığını, zamanaşımı definin reddine, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün .....E sayılı dosyasının tedbiren durdurulması talebinin reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine, haksız açılan davanın reddi ile haksız itirazdan(borcu inkardan) ötürü % 20 inkar tazminatı, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas , Bakırköy ..... icra dairesinin ..... Esas, Lüleburgaz ..... Asliye Ceza Mahkemesinin E. ..... sayılı dosyasının, Kocaeli İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmıştır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Fakat menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Borçlar Kanununun 53. (TBK 74) maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay HGK'nın 24/12/2014 tarih ve ve 2014/4-846 E. - 2014/1091 K.) Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile belirlenen bu maddi olguların hukuk mahkemesi tarafından kabulü zorunludur. (Yargıtay 17. HD'nın 14/06/2016 tarih ve 2015/3502 E. - 2016/7282 K.) 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Sigorta şirketinin, ödediği tazminatı sigortalısına rücu edebilmesi için kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bir başka ifade ile sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması elzemdir. Aksi takdirde rücu koşulları oluşmaz. Kazanın oluşumda başkaca bir nedenin etken olup olmadığı ve kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespiti için nöroloji, trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişiler tarafından inceleme yapılmak suretiyle olayın oluşumunda tarafların kusur durumu ve kazanın salt alkolün etkisi ile gerekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekir. Yapılan inceleme neticesinde olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından sigorta şirketinin akidi olan araç malikine rücu hakkı söz konusu olacaktır. (Yargıtay HGK'nun 06/02/2014 tarih ve 2013/17-626 E. - 2014/126 K., 17.HD'nın 12/06/2012 tarih ve 2012/2554 E. - 2012/7657 K., 4.HD'nın 23.11.2021 tarih ve 2021/16576 E. - 2021/8995 K.) Öncelikle; 2918 Sayılı KTK'nın 48. maddesinde; "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" düzenlenmiştir. İlgili yasal düzenlemede daha önce " Uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olan kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır." denilerek, alkol oranına yasal bir sınır getirilmeyerek alkol oranına ilişkin düzenleme Yönetmelik ile yapılmışken, 24/05/2013 tarihinde kabul edilen 6487 Sayılı Yasanın 19. maddesi ile 2918 Sayılı Yasanın 48 maddesi yeniden düzenlenmiş, daha önceki yasal düzenlenmedeki alkol oranına yönelik "güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş" ibaresinden vazgeçilerek " (1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır. (2) Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılır" denilmiş, Madde'nin 5. fıkrasında ise önceki düzenlemeden farklı olarak, hususi araçlarda 0,50 promili aşan miktarda alkollü olarak araç kullanımı (ticari araçlarda alt sınır 0,21olarak uygulanır.) cezaya tabi kılınmıştır. Yapılan düzenleme ile alkol kullanımda daha önce Yönetmelik ile idare tarafından belirlenen sınır, yasa ile belirlenir hale gelmiştir. Karayolları ZMMS Genel Şartlarında da, 01/06/2015 tarihinden önceki düzenlemede alkol ve uyuşturucu etkisinde araç kullanımı durumdaki rücuya ilişkin B-4.d maddesinde; "Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay, yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa," denilerek, sigortanın sigortalısına rücu hakkı düzenlenmiş iken, 01/06/2015 tarihinde yapılan değişiklik ile 2918 Sayılı Yasanın 48. maddesindeki değişiklik ile uyumlu olarak B-4-c maddesinde; "Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar," nedeniyle yapılan ödeme nedeniyle sigortanın, sigortalısına rücu hakkı olduğu kabul edilmiştir. "...Bu çerçevede 01.06.2015 tarihli sigorta genel şartlarında kazanın, aracın, uyuşturucu madde veya 2918 sayılı KTK'nın 48. Maddesi, KTKY'nın 97. maddesi ile belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmesi rücu için yeterli sayılmıştır. Poliçe tanzim tarihinde geçerli olan 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4.c maddesi gereğince “aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” sigortalıdan rücuen talep edilebilir. 01.06 2015 tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartlarında alkollü sürücünün idaresinde bulunan araçla “alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa” ifadesi yer almadığından sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olması yeterli sayılmıştır. ..."T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi, ...... Esas, ..... Karar. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının usule ilişkin zamanaşımı itirazı bakımından davalının ödeme tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin başladığı, ödemenin 21.01.2022 tarihli olduğu anlaşılmakla zamanaşımına uğrayan alacak bakımından takibin başlatıldığı yönündeki itirazı reddedilmiştir. Esasa ilişkin olarak ise yukarıda da bahsedildiği gibi Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Fakat menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Davacı davalının rücu hakkının olmadığını, talep edilen bedelin zamanaşımına uğradığını, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleşmediğini, illiyet bağının olmadığını iddia etmektedir. Davacı bu iddialarını ispat ile yükümlüdür. Dava konusu maddi olaya ilişkin Lüleburgaz ..... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...... Esas ...... Karar sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada, davacının 170 promil alkollü olduğu ATK raporu ile asli ve tam kusurlu olduğundan bahisle bilinçli taksirle suçun işlendiğinden mahkumiyet kararı verildiği, Yargıtay ...... Ceza Dairesinin onama ile kararı ile 06.02.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yine dava konusu maddi olay nedeniyle İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkeme' sinin ..... Esas, ..... Karar Sayılı dava dosyası kapsamında 25.11.2019 tarihinde kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu dosya içerisinde mahkemece nörolog ve aktüer bilirkişiden rapor alındığı,18.01.2018 tarihli raporda kazanın münhasıran alkole bağlı gerçekleştiğinin tespit edilmiş, tarafların bu konudaki itirazları dikkate alınarak denetime elverişli rapor alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 204/1. fıkrası gereğince, ilamlar, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılır düzenlemesi ile birlikte, ceza davasındaki maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan mahkumiyet kararı ve onanan hukuk mahkemesinin kararı dikkate alındığında Yargıtay'ın içtihatlarında taraflar yönünden bu kararın kesin delil niteliğinde olduğunun belirtildiği, kaldı ki yukarıda bahsi geçen değişiklik ve Ankara BAM Kararından da 01/06/2015 tarihli Sigorta Genel Şartlarında kazanın, aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmesi rücu için yeterli sayıldığı anlaşılmakla yeniden aynı konuda bilirkişi incelemesi yapılmaksızın dosyadaki tüm bu deliller dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı taraf kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de yargılama sırasında davacının tedbir talebinin reddedildiği, davacının bu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu gösteren delil ve emarenin bulunmadığı anlaşılmakla bu talebi yerinden görülmemiş aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 1-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 269,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 2.340,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın reddi nedeniyle davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6- HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/03/2024 Katip ..... Hakim .... ¸ "iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."