İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2015/2172 E. 2016/1209 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2015/2172
- Karar No
- 2016/1209
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO:2022/411 Esas KARAR NO :2024/561 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:09/06/2022 KARAR TARİHİ:02/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; İflas Hal. .... Tic. ve San. A.Ş. ile ... ... arasında ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'ın ise kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kat ihtarnamesi gönderildiğini ve akabinde borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhinde ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyadan takibe geçildiğini, davalı borçlu tarafından 13.03.2013 tarihinde itiraz edildiğini, takibin icra müdürlüğünce durdurulduğunu, davalı-borçlu tarafından yapılan itirazın tebliğe çıkartılmadığını, itirazın haricen öğrenilmekle işbu davanın süresinde açıldığını, icra takip dosyasındaki alacağın müvekkili şirkete 6098 s. Kanun m.183 vd. maddeleri uyarınca temlik edildiğini, dosyadaki tüm hak ve alacaklar bakımından her türlü işlem, takip ve dava bakımından müvekkili şirketin yetkili olduğunu, davalı borçlu takibe hiç borcu olmadığı iddiasına istinaden itiraz ettiğini bu itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı/borçlunun ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptaline, İİK m.67/2 hükmü gereğince alacak miktarının %20'sinden aşağı olmayan icra inkar tazminatına mahkumiyetine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davalı vekili tarafından 11/01/2023 tarihli celsede imzaya itiraz edilmiştir. ... Bam 3.Hukuk Dairesinin .... sayılı ilamında "Davalı istinaf dilekçesi içeriğine göre, davanın ve icra takibinin dayanağı olan kredi sözleşmesinde bulunan borçlu imzasının kendisine ait olmadığını iddia ederek imzaya itiraz etmiştir. İmzaya itiraz mutlak def'i olup, her aşamada, herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, yargılama süresince ileri sürülmemiş olsa bile istinaf aşamasındaki imzaya itiraz HMK'nın 357/1. Maddesinde öngörülen kısıtlamaya tabi olmadan incelenebilir. " gerekçesi ile imzaya itirazın mutlak def'i olup her zaman ileri sürülebileceği belirtilmiştir. HMK'nın sahtelik incelemesi başlıklı 211.maddesi " (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir." hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur ( Pekcanıtez, H./ Özekes, M./ Akkan, M./ Korkmaz, H.T.:Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1795). Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/2172 E., 2016/1209 K., 01/02/2016 tarihli kararında "Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, icra takibine dayanak yapılan 03.01.2003 tarihli kredi sözleşmesinin aslının ne dava dışı banka tarafından ne de davalı temlik alan tarafından dosyaya ibraz edilemediği, bir başka ifade ile, davalı alacaklının imzanın davacıya ait olduğunu ispat edemediği gerekçeleri ile davanın kabulüne davacının asıl borçlusu ... ... Yapı A.Ş. olan 03.01.2003 tarihli 150.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına, "gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin genel kredi sözleşmesine dayalı yapılan icra takibinde imzaya itiraz edilmesi halinde alacaklı tarafın sözleşme aslını sunamadığını bu şekilde sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğunu ispat edemediğini belirterek verdiği menfi tespit hükmünü onamıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında icra takibi yaptığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça kredi sözleşmesindeki imzaya itiraz edildiği, davacı vekilince sözleşme aslının dosyaya sunulamadığı, imzanın davalıya ait olduğunun ispat yükünün davacıda olduğu, ancak davacının bu ispat yükünü yerine getiremediği bu nedenle davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gözetilerek davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.078,01 TL harcın mahsubu ile artan 3.650,41 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 37.819,23 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.560 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Davacı vekilinin, davalı asil ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır