İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2015/2
Karar No
2017/1
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/492 KARAR NO : 2019/647 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/06/2016 KARAR TARİHİ : 16/10/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirkette olan alacağını almak amacıyla Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının haksız olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, takibe konu alacağın para alacağı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki hukuki ve borç ilişkisinden dolayı yetkili yerin belirlenmediğini, bu nedenle Borçlar Kanunu'na göre para borcu götürülecek borçlardan olduğunu, alacaklı şirketin adresinin ... olduğunu, davalı aleyhine Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı bulunduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. 5.Davalı ihtiyati haciz dosyasına ve takibe vekil aracılığı ile itiraz etmiş ise de iş bu dosyada vekil ile temsil edilmemiştir. Mahkememizce asile tebligat çıkartılmıştır. Çünkü; Vekilin umumî vekâletname ile yetkilendirilmiş olması, müvekkilin talimatı olmadan tüm davaları takip etme yetki ve zorunluluğunu ona yüklemez. Örneğin, hakkında icra takibi yapılan borçlu, vekili aracılığıyla takibe itiraz etmiş olsa dahi, alacaklının açtığı “itirazın iptali davası” bakımından, borçlunun takibe itiraz aşamasında tayin ettiği vekilin, bu davada da yetkili bulunup bulunmadığı davanın açılması sırasında belirli olmadığından, dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliği gerekir. Aksi takdirde usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmış olmaz.(Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 02.11.2004 tarih ve 2004/2041-5550 sayılı kararı). D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 6.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 7.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. 8.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 9.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 10.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; 11.Mahkememizce, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için karar verilmiş, mahkememiz dosyası malimüşavir bir bilirkişiye tevdi edilmiş, malimüşavir bilirkişi ... ... havale tarihli raporunda özetle; "davacının ticari defterlerinin yasal süresi içinde tasdik ettirildiği, davacının yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin bulunduğu, davacının defterlerinin lehlerine delil teşkil edeceği defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, dava konusu faturanın davacının ticari defter kayıtlarında yer aldığı, davacının defter kayıtlarına göre davalıdan hiç tahsilat yapılmadığı, tahsilat kaydının bulunmadığı, defter kayıtlarına göre davacı tarafından düzenlenen toplam ... TL fatura bedeli kadar davalının borçlu olduğu, faturalar üzerinde davalı kaşesi ve imza bulunduğu, imza sahibinin adı soyadının bulunmadığı, dava dosyasında örnekleri bulunan fatura suretlerinden faturaların kapalı mı açık mı düzenlendiğinin tespit edilemediği" şeklinde rapor tespit edilmiştir. 12.Davalının ticari defterleri için talimat yazılmış ancak davalı ticari defterlerini sunmamıştır. 13.Mahkememizce, ... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak dosya içerisinde bulunan irsaliyeli faturalardaki teslim alan imzası ile mutabakat mektubundaki imzaya ilişkin olarak davalı asilin beyanının tespiti için isticvap davetiyesi tebliğinin istenilmiştir. Talimat duruşmasına katılan davalı özetle; faturalardaki imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir ve imza örneklerini mahkemeye sunmuştur. 14.Davacı taraf elindeki belge asıllarını mahkemeye sunmuş ve Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından hazırlanan ... tarihli uzmanlık raporuna göre; (...), (...), (...) ve (...) numara ile tanımlanan inceleme konusu faturalar üzerinde atılı bulunan söz konusu imzaların, davalını eli ürünü olmadığı; (...) ve (...) numara ile tanımlanan inceleme konusu faturalar üzerinde atılı bulunan söz konusu imzaların, davalını eli ürünü olmadığı; (...) numara ile tanımlanan inceleme konusu belge üzerinde atılı imza bulunmadığından davalının mukayese imzaları arasında bir karşılaştırma yapılamadığı; (...-...) numara ile tanımlanan inceleme konusu suret belgeler üzerinde yapılan incelemelerde de suret olmaları sebebiyle davalıya aidiyetleri konusunda bir değerlendirme yapılamadığı belirtilmiştir. 15.Mahkememiz dosyasının aşamalarda, ziraat mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek, icra dosyası kapsamında haczedilen mallar ile dava konusu faturalardaki malların aynı olup olmadığı hususunda rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi ... tarihli ön raporunda faturaların okunaklı örneklerinin dosyaya sunulmasını talep etmiş, eksikliğin tamamlanması üzerine ziraat Mühedisi ... ... tarihli raporunda özetle; "Hacze konu olan ürünler ile dosya içerisinde bulunan ve davacı ...'ye ait olan faturalar karşılaştırıldığı zaman, haceze konulu mallar arasında bulunan 160 adet "... ... gübre 600 gr"... nolu faturada 40 adet "... 600 gr", ... nolu faturada 480 adet "... gr" ... nolu faturada 80 adet "... 600 Gr, olarak faturalandırıldığı, hacze konulu mallar arasında bulunan 17 adet "... ... ... 1 kg" ... nolu faturada 40 adet "... ... 1 kg" olarak faturalandırdığı, hacze konulu mallar arasında bulunan 4 adet ... ... 25 1 kg" ... nolu faturada 200 adet "... 1 kg" olarak faturalandırıldığı, hacze konulu mallar arasında bulunan 4 adet "... ... ..." ... nolu faturada 32 adet "... 5 kg" olarak faturalandığı, hacez konulu mallar arasında bulunan 19 adet "... ... gübre 1 kg" ... nolu faturada 5 adet "... -... kg " olarak faturalandığı, hacze konulu mallar arasında bulunan 4 adet "... 1 kg" ... nolu faturada 160 adet "... ... 1 kg" olarak faturalandığı, faturdaa bulunan diğer mallar hacze konulu mallar arasında olmadığını, 6 faturadaki toplam 20 kalem ürünler hacze konulu mallar ile karşılaştırıldığı zaman yukarıda karşılaştırma kısmında verilen sadece 8 kalem ürünün bulunduğu, kalan 12 kalem ürünün ise hacze konulu mallar arasında olmadığı" şeklinde rapor tespit edilmiştir. Bahsedilen ürünlerin genel özellikleri itibariyle hacze konu mallar içinde olduğu anlaşılmakla beraber, 8 adet ürünün tarafar arasında olan/doğan ticari ilişkiye ait ürünler olup olmadığı net değildir. Zira, 12 adet ürün de hacze konu mallar arasında değildir. 16.Ayrıca, davacı dava dilekçesinde münhasıran davalının defterlerine delil olarak dayanılmadığından, davalının defterini sunmaması davacı lehine yorumlanmak suretiyle davanın ispatlandığına karine oluşturmaz.(Yargıtay 19.HD.nin 24/10/2016 tarih ve 2016/3357 esas, 2016/13899 Karar; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11 HD., 2017/270 Esas, 2017/209 Karar). 17.Tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf üzerine düşen ispat külfetini yerine getirememiştir. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) 18.Davacı vekili, dava dilekçesinde yemin deliline açıkça dayanmamış, "her türlü yasal delil" ibaresini kullanmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 03.03.2017 gün ve 2015/2 E. 2017/1 K. no’lu kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde "sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller" gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa 'yemin teklifinde bulunma hakkı'nı hatırlatmayacağına oyçokluğu ile karar verilmiştir. Dava dilekçesinde, davacı taraf yemin deliline dayanmadığından, mahkememizce bu husus hatırlatılmamıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/1-281 E., 2010/323 K., 16.06.2010 tarih, Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleriyle açıklayıcı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.). 19.Tüm dosya kapsamı, yukarıda anlatılanlar ışığında, davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün tarihi ve niteliği dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu ret harcının davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 7-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2015/2, K. 2017/1, T. 16.06.2010, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2015-2-e-2017-1-k-c277ecb65665