İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2015/1296 E. 2018/54 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2015/1296
- Karar No
- 2018/54
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/1296 Esas
KARAR NO : 2018/54 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
DAVA TARİHİ: 22/10/2015
KARAR TARİHİ: 17/01/2018
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... AŞ vekilinin 21.10.2015 tarihli dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin alkollü içki satışı yapan şirket olup, davalı ..., ... ve dava dışı ... adi ortaklığıyla perakende satış konusunda 22.05.2012 tarihinde 3 farklı mal alım satım sözleşmesi ve buna bağlı yatırım destek sözleşmesi akdettiğini, imzalanan sözleşme uyarınca davalının müvekkilinden 9315 litre şarap, 8438 litre rakı ve 8134 ithal içki alacağını kabul ve beyan ettiğini, buna karşılık 140.000 TL + KDV, 40.000 TL + KDV ve 80.000 TL + KDV olmak üzere toplam 260.000,00 TL + KDV = 306.800,00 TL nin kendisine yatırım desteği olarak nakden ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin nakdi yardımı 12.06.2012 ve 07.08.2012 tarihlerinde 2 farklı ödeme ile yerine getirdiğini, söz konusu ödemelerin davalı borçluya ait hesaba yatırıldığını, davalının nakdi desteğe mahsuben müvekkilinin adına hizmet bedeli altında 03.08.2012 tarihli ... numaralı 169.000 TL + KDV, 29.05.2012 tarihli ... nolu 49.000 TL + KDV, 29.05.2012 tarihli ... nolu 14.000 TL + KDV, 29.05.2012 tarihli ... nolu 28.000 TL + KDV olmak üzere toplam 306.800,00 TL lik fatura kestiğini, ancak davalının taahhüt ettiği ürünleri satın almayarak gerek mal satım sözleşmesine gerekse yatırım destek sözleşmesi hükümlerine aykırı davrandığını, ödeme dekontları ile kendisine yatırılmış olan miktar kadar müvekkilinden haksız kazanç sağladığını, davalı aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... icra dosyasıyla icra takibine geçildiğini, 306.800 TL nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesinin istendiği, bu icra takibine davalı ...'in 10.09.2015, diğer davalı ...'ın 07.09.2015 tarihinde itiraz ettiğini, diğer borçlu ...'ın ise itiraz etmediğini, davalı ...'in itirazında adi ortaklığın tasfiye davası açmadığını, ancak açacağını, adi ortaklıktan çıkmış sayılması gerektiğini bildirdiğini, davalı yanın iddialarının kabul edilemez olduğunu, davalıların kurduğu ... Restaurant adlı 3 kişilik ortaklıktan oluşan adi ortaklığın aralarında bir sözleşmenin bulunduğunu, BK m.625/1-2 fıkrasındaki adi ortaklığın temsil, yönetim ve sorumluluk çerçevesinin kapsamında her bir ortağın şirketi temsil edebileceği, davalı ...'in ortaklıktan ayrıldığı ve kamu kuruluşlarına bildirdiği iddiasının kabul edilemeyeceğini, müvekkili ile davalı borçlular arasında imzalanan sözleşmenin hangi dönemleri kapsadığı ve ne şekilde alım yapılacağı hususunun ayrı ayrı imza altına alındığı, takibe konu miktar adi ortaklığa ait ortak hesaba yatırıldığını, davalı adi ortaklığın düzenlediği faturalarda da her 3 ortağın isimlerinin yer aldığı, TEMERRÜT FAİZİ TALEPLERİNDEN vazgeçtiklerini belirterek itirazın iptalini, takibin devamına İİK m.67/2 gereğince % 20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekillinin 09.12.2015 tarihli cevap dilekçesinde; davacı tarafın dayandığı sözleşmelerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, icra takibi ve dava ile bu sözleşmelerden haberdar olduğunu, icra takibi borçluları olarak görülen kişiler ile müvekkilinin adi ortaklık yapmış ise de bu adi ortaklıktan ayrıldığını, dava konusu sözleşmeleri kimin imzaladığını bilmediğini, adi ortaklık adına herhangi bir kişinin temsilci atanmadığını, bu durumda BK m.625'in uygulanması gerektiğini, bu maddenin 1. fıkrasına göre bütün ortakların ortaklığı yönetme hakkına sahip olduğu, 2. fıkraya göre "... Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir." ibaresinin yer aldığını, müvekkilinin bu sözleşmeler konusunda bilgi sahibi olmadığını, davacı şirketin basiretli bir tacir olarak adi ortaklığa temsile yetkili kişiyi tespit etmesi gerektiği, adi ortaklığın her ortak tarafından temsil edilebileceğini belirtildiği, sözleşmeleri imzalamayan, sözleşmeler hakkında bilgisi olmayan ortakların sorumlu olamayacağını, davacı kiminle sözleşme imzaladıysa ona muhattap alması gerektiğini, müvekkilinin 27.07.2012 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını, bu durumu vergi dairesine bildirdiğini ve vergi kaydını sildirdiğini, yatırımın aktarılması için kesilen faturalardan birinin 03.08.2012 tarihli 198.420 TL bedelli fatura olduğunu, bu bedelin banka hesabına 07.08.2012 tarihinde yatırıldığını, davacı şirketin ibraz edilen sözleşmenin tanzim tarihlerinin Haziran 2012 olup bazılarında süre yer almadığını, bazılarında ise en az 5 yıl yer aldığını, sözleşme sürelerinin henüz tamamlanmadığı, kalan süre içerisinde işletmeyi işleten kişinin mal alım taahhüdünü yerine getirmesi gerektiği, henüz bu ihtimalin gerçekleşmediği, davacının iddiasını kanıtlaması gerektiği, talep edilen bedelin miktarın içerisinde 46.800 TL lik KDV bulunduğunu, KDV miktarının davacının zararı olmadığını, faturayı kesenin KDV miktarını vergi dairesine ödediğini, davacının da aynı miktarda KDV yi mahsup ettiği, rekabetin korunması hakkındaki kanun m.56'ya göre anlaşmanın geçersiz olduğunu, tütün mamüller ve alkollü içkiler satışı ve sunumuna ilişkin yönetmeliğin 22-5/a maddesinde "piyasa istikrarını bozacak, tüketici seçeneklerini azaltacak, perakende satıcının ürün bulundurma zorunluluğunu engelleyecek, diğer firma faaliyetlerini engelleyecek ya da zorlaştıracak uygulamalar yapılamaz," 22-5/b maddesinde " b) Perakende satıcılarla yapılacak her türlü anlaşmalarda; herhangi bir firmanın ürünleri lehine münhasır uygulama getiren veya üstünlük sağlayan ya da rekabeti diğer firmalar aleyhine kısıtlayıcı veya zorlaştırıcı koşullar yer alamaz. Bu tip anlaşmaların tarafı olanlar birlikte sorumlu kabul edilir. " 22-5/c maddesinde " c) Perakende satıcılara ürün temininde bağlı satış içeren pazarlama yöntemlerini uygulayamaz." hükümleri yer aldığını belirterek davacının davasının reddine, % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin 24.12.2015 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkilin davacıya bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin 2012 yılında bu ortaklıktan ayrıldığını, maliyeye ve diğer kurumlara bu durumu bildirdiğini, davacı taraf ile imzalandığı iddia edilen ödeme emrinde belirtilen 22.05.2012 tarihli mal alım sözleşmesi, yatırım destek sözleşmesi üzerinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, sözleşmenin müvekkili bağlamadığını, bu adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin dava açılacağını, bu davanın sonucunun beklenmesinin gerektiğini, davacı şirket ile müvekkilinin ticari ilişki içerisine girmediğini, kendilerinden mal ve hizmet almadığını, ayrıca alacağa % 20 icra inkar tazminatı istenemeyeceğini belirterek davanın reddini, % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 11.01.2016 tarihli replik dilekçesinde; ...'in ... ve ... hakkında adi ortaklık kurduğunu kabul ettiğini, bu ortaklıktan ayrıldığını, sözleşmelerden sorumlu olmadığını, bilgisi ve rızası dışında sözleşmeler yapıldığını iddia ettiğini, TBK m.625'e göre ortaklardan her birinin yönetici ortaklık sıfatıyla ortaklığı yönettiğini, davalı yanın sözleşmeden haberdar olmamasının adi ortaklığın iç ilişkisini ilgilendirdiğini, dışa karşı tam malvarlığıyla ve sınırsız sorumlu olduklarını, davalı ...'in ortaklıktan ayrıldıktan sonra diğer ortakların adi ortaklığa ait fatura düzenlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, açılacak olan adi ortaklığın feshi davasının bu dava için bekletici mesele olamayacağını belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava; bayilik sözleşmesinin feshine dayalı olarak adi ortaklığa karşı yapılan takibe itirazın iptali davasıdır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası, 22.05.2012 tarihli mal alım sözleşmesi, 22.05.2012 tarihli yatırım destek sözleşmesi, davalı tarafın düzenlemiş olduğu hizmet bedeli altında 03.08.2012 tarihli ... numaralı 169.000 TL + KDV, 29.05.2012 tarihli ... nolu 49.000 TL + KDV, 29.05.2012 tarihli ... nolu 14.000 TL + KDV, 29.05.2012 tarihli ... nolu 28.000 TL + KDV olmak üzere toplam 306.800,00 TL bedelli faturalar, tarafların ve davacı distribütörü ... Şti' nin defter ve kayıtları incelenmiş, bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında; takip alacaklısı ... AŞ ni takip borçlusu ..., ..., ... aleyhine 306.800 TL asıl alacak, 85.302,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 392.102,17 TL üzerinden 20.08.2015 tarihinde ilamsız takip talebine geçtiği, takip dayanağının 22.05.2012 tarihli mal alım sözleşmeleri ile yatırım destek sözleşmeleri kapsamında davalıların düzenlediği hizmet bedeli altında 03.08.2012 tarihli ... numaralı 169.000 TL + KDV, 29.05.2012 tarihli ... nolu 49.000 TL + KDV, 29.05.2012 tarihli ... nolu 14.000 TL + KDV, 29.05.2012 tarihli ... nolu 28.000 TL + KDV olmak üzere toplam 306.800,00 TL bedelli faturalara istinaden takibe geçtiği, borçlulara ödeme emrinin gönderildiği, borçlulardan ...'e 03.09.2015, ...'a 02.09.2015 tarihinde tebligat yapıldığı, ...'a ise 22.09.2015 tarihinde tebligat yapıldığı, borçlulardan ...'ın 07.09.2015 tarihinde takibe itiraz ettiği, davalı ...'in ise 10.09.2015 tarihinde takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu belirlenmiştir.
Davacı tarafın defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için İstanbul Nöb. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, bilirkişi ... ve ...'ten alınan 23.1.2017 tarihli raporda; tarafların iddia ve talepleri değerlendirilerek davacıya ait 2011, 2012 ve 2013 yılı defter ve kayıtları incelendiği davacının defterlerinin lehine delil olma özelliği taşıdığı, davacıya ait kayıtların incelenmesi yönünde davalılar tarafından 9315 litre şarap 8438 litre rakı ve 8134 litre ithal içki satın alınmasının talep edildiği, 2012 yılında davalıların 288 litre şarap 18 litre rakı 15 litre ithal içki aldıkları 2013 yılında herhangi bir alım yapmadıkları, davacının 29.05.2012 ve 03.08.2012 tarihli ... numaralı faturalarla davalılara 306.800 TL ödeme yaptığı, davalıların aralarında adi şirket ilişkisinin bulunduğu, adi şirketin ortaklarından biri veya birkaçının veya ortaklık dışında bir şahsın adi şirketi temsil ve izanla yetkili kılınabileceği, davalıların vergi kayıtları ve müstenidatının evrak vergi uzmanı ve mali müşavir bilirkişilerce incelenmesiyle vergi kayıtlarını kapatana kadar şirkete ortak olduklarının kabul edilmesi gerektiğini ayrıca davacının davalılara aktardığı paraların tahsil edilip edilmediğinin incelenmesi gerektiğini, böyle bir tahsilatın bulunması halinde sözleşmeyi kabul ettiklerinin farz edileceğini, aksi halde bu davalıların sorumlu olmayacağını belirtmişlerdir.
Bu rapordan sonra Mahkememizce davacı şirketin distribütörü ... Şti defter ve kayıtları da incelenerek davalıların itirazları kapsamında Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinde yer alan adi ortaklığın feshine ilişkin evrak ve kayıtlar da getirtilerek bilirkişi ... ve ...' ten rapor alınmasına karar verilmiştir.
Ancak yargılama devam ederken davacı vekilinin 16.01.2018 tarihli dilekçesi ile taraflar arasında anlaşma sağlandığından davadan feragat ettiğini beyan ettiğine ilişkin dilekçesi ile 17.01.2018 tarihinde yapılan celsedeki feragat beyanını içeren talebi ile davalı tarafların yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığı gözetilerek HMK m. 307 ve devamına davacının davasından feragati nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacının davasından feragati nedeniyle HMK m. 307 ve devamına göre KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 35,90-TL harcın davacı tarafça yatırılan 3.278,87-TL harçtan mahsubu ile artan 3.242,97-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Yargılama giderinin davacı tarafın üzerinde bırakılmasına,
Davalıların yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
HMK m. 333 gereğince gider avansından artanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/01/2018
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı