İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2014/18024 E. 2015/12808 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2014/18024
Karar No
2015/12808
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2015/941 Esas KARAR NO : 2025/746 DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ : 09/10/2015 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...... sicil nosunda kayıtlı davalı şirketin % 50 hissenin müvekkili ..... 'ya, % 23 hissenin ....., % 8,50 hissenin ....., % 8,50 hissenin ..... ve % 10 hissenin de ..... adına kayıtlı olduğunu, ...... ailesinin toplam % 50 oranındaki hissesini fiili olarak son 3 yıldan beri ..... tarafından temsil edildiğini, davalı şirketin 02.05.2012 tarihinde yapılan 2009- 2010 ve 2011 yıllarına ait Olağan Genel Kurul toplantısında şirket yönetim kuruluna ..... ve ..... seçilmelerine, başkan vekili ..... veya yönetim kurulu üyesi ...... 'den birisinin yönetim kurulu başkanı ...... ile birlikte atacakları müşterek imza ile davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmalarına karar verildiğini, ancak davalı şirketin sevk irsaliyeleri ve faturalarının ..... tarafından tek başına şirketin temsili ve ilzamı hükümlerine aykırı olarak düzenlenerek kullanılmakta olduğunu, şirket yönetim kurulunun baskı nedeniyle çalışamadığı gibi TTK'ya uygun çalışma için personel yapısının da mevcut olmadığını, mobbing yolu ile muhasebe personelinin istifaya zorlandığını, yeni personelin aynı sakıncalarla oluşturulamadığını, davalı şirketin resmi-gayri resmi nakit ve çek portföyünün .....'ün kontrolünde olduğunu, 2012 yılından bu yana fiziki kasa ve ödemeler ile ilgili bilgi föyünün kaldırıldığını, şirket kasasından ne şekilde kimlere ne ödeme yapıldığının belirsiz olduğunu, şirkete ait kambiyo evraklarının şirketin temsili ve ilzamı hükümlerine aykırı şekilde düzenlendiğini, çeklerin çıkışının resmi olarak yapılmadan tek imzalı olarak verilerek karşı taraftan tahsilat makbuzu ile kapatma yapılarak şirket yönetim kurulu iradesinin hiçe sayıldığını, ...... 'ün 29.09.2015 tarihinde müvekkilini telefonla arayarak hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, ertesi gün ise Tekirdağ, Malkara ilçesine gelerek davacı müvekkili ..... 'yı yumruk atarak darp ettiğini, bu olayla ilgili soruşturmanın Malkara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam ettiğini, müvekkilinin şirket mali müşavirinden talep ettiği muhasebe kayıtlarına ......'ün fiili engellemesi nedeniyle erişemediğini, ..... ile birlikte %50 hisseyi oluşturan diğer ortaklar ve aile bireylerinin bu hukuk dışı durumlara rıza gösterdiğini, bu durumun ise müvekkilinin hak kaybına neden olduğunu, davalı şirketin 29.05.2015 tarihinde yapılması kararlaştırılan 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının davalı şirket ortaklarının özellikle de ..... 'ün tutum, davranış ve yönetim anlayışı nedeniyle yapılamadığını, 02.05.2012 tarihinden itibaren göreve başlayan yönetim kurulunun 3 yıllık görev süresi 02.05.2015 tarihinde sona ermesine rağmen halen yeni bir yönetim kurulu seçilemediğini, bu nedenle davalı şirkette organ boşluğu ortaya çıktığını, müvekkilinin şirket ortaklarından .....'e gönderdiği 15.06.2015 tarihli e-mail ile davalı şirket yönetim kurulu yetkilerinin ..... tarafından hukuksuz olarak kullanılması, .....'ün tehditleri ve tüm bunlara diğer ortakların zımmen onay vermesi nedeniyle ortak çalışma imkanı ve kabiliyetinin ortadan kalktığını bildirdiğini ileri sürerek öncelikle davalı şirketin organsız kalması nedeniyle şirkete kayyım tayin edilmesini ve TTK 531 maddesi uyarınca davalı şirketin fesih ve tasfiyesini, veya fesih yerine müvekkilinin payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenerek işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmek suretiyle müvekkilinin ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket temsil kayyımı Yar.Doç.Dr...... cevap dilekçesinde; öncelikle usule ilişkin olarak dava konusu parayla ölçülen bir dava olduğundan Harçlar Kanunu ve HMK hükümleri uyarınca davacının dava değerini belirleyerek harcı tamamlaması gerektiğini, davacının ortaklık payının ödenerek ortaklıktan çıkartılması talebi yönünden zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan diğer ortakların davaya dahil edilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise; TTK 531 maddesi uyarınca şirketin feshinin dava edilebilmesi için ortada haklı sebeplerin bulunması gerektiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların hiçbirinin TK 531 maddesi anlanımda şirketin haklı sebeple feshini gerektirmediğini, 29.05.2015 tarihli genel kurul toplantı tutanağına bakıldığında toplantının yönetim kurulu başkanı davacı ...... 'nın başkanlığında açıldığı, toplantı başkanlığına ......'ün aday olması üzerine davacının itiraz ettiği, bu nedenle toplantının ileri bir tarihe ertelendiğinin açıkça görüleceğini, dolayısı ile genel kurul toplantısının yapılmasına ve kararların alınmasına bizzat davacının engel olduğunu,TTK 374 maddesi uyarınca şirketin yönetimi ve temsilinin yönetim kuruluna ait olup, muhasebe ve , finans denetiminin yönetim kurulunun devredilmez görevleri arasında bulunduğunu, şirkette ön muhasebe elemanının bulunmasının zorunlu bir husus olmadığını, kaldı ki muhasebe elemanının şirketten çıkmasının açılan davayla herhangi bir alakasının bulunmadığını, davalı şirketin banka hesaplarına ait şifrelerin davacının uhdesinde olup, davacının 21.03.2014 tarihinde ..... AVM'de aracı park ettikten sonra şirketin çeklerini, müşteri çeklerini ve bir miktarı parayı çaldırdığını, buna ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayet başvurusu yapıldığını, bu nedenlerle sonradan çek keşide edilmesi veya havale yapılmasının söz konusu olmadığını, davacının bankalara yaptığı başvurular nedeniyle bankalar nezdinde davalı şirketin diğer yönetim kurulu üyelerinin şirketin temsili hükümleri çerçevesinde herhangi bir işlem yapamaz hale geldiğini, üstelik şirketin çekleri çalındığından ve bankalarca yeni çek karnesi verilmediğinden çek keşide edilmesinin de söz konusu olmadığını, davalı şirket tarafından tedarikçilere müşteri çekleri verilmek zorunda kalınarak bu şekilde banka kredisinin ödenerek şirketin işleyişinin devam ettirilmeye çalışıldığını, bunun ise son derece doğal olan davacının eylemleri ve engellemeleri neticesinde yapılabilecek tek haklı yol olduğunu, kaldı ki davacı tarafın, şirketin temsili hükümlerine aykırı olarak davalı şirketin Mersin serbest bölgedeki mallarını tek başına ve diğer yönetim kurulu üyelerinin bilgisi haricinde sattığını, tek başına sözleşmeler yaparak faturalar kestiğini, ayrıca davacı ile ..... arasında Savcılık aşamasında olan olayın, davayla bir ilişkisinin bulunmadığını, dava dışı ortakların şirketle olan bağlantılarının şirketin haklı sebeple feshi davasında tartışılacak bir husus olmadığını, anonim şirket pay sahibinin tek borcunun taahhüt ettiği sermayeyi ödemek olduğunu, şirketle çalışma ilişkisini bitiren ortakların şirketten herhangi bir kazançları bulunmadığını, davalı şirketin diğer ortaklarından alınan bilgiye göre, şirketin bankalar nezdinde kredibilitesini artırmak amacıyla davacının ısrarlı yönlendirmeleri ile şirket bilançosunu ve malvarlığı durumunu iyileştirmek için dava dışı yönetim kurulu üyesi ......'e ait olan şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki arsanın inançlı temlik uyarınca şirkete devredildiğini, davacının şirketi kasıtlı olarak işlemez hale getirerek ve fesih davası açarak aslında .....'e ait olan arsa bedelinin yarısını ele geçirmeye çalıştığını bu bilgilendirme çerçevesinde davacının davayı açmakta iyi niyetli olmadığını belirterek, eksik harcın tamamlattırılmasına, tamamlanmadığı takdirde davanın usulden reddine, davalı şirketin diğer ortaklarının davaya dahil edilmesine, aksi takdirde haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; 6102 sayılı TTK'nun TTK 531. madde ve fıkrası uyarınca limited şirketin haklı sebeple tasfiyesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacının ortağı bulunduğu şirketten haklı sebeple çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı yada terditli olarak davalı şirketin TTK 531. maddesine göre haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı, tespit edilmiştir.Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, müzekkere cevapları ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; Başlangıçta alternatif çözüm olarak davacının çıkma payı bakımından Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas (..... Eski Esas) sayılı dosyasının İstinaf'tan tekrar döndüğü, önceki kararın kaldırıldığı, duruşma tarihinin 21/10/2025 olduğu anlaşılmış olup Makul yargılama süresi, dosyada sunulan deliller, işbu dosyadaki şirketin mevcut durumu dikkate alınarak Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas (..... Eski Esas) sayılı dosyasının beklenilmesi ara kararından rücu edilmesine karar verilerek yargılama alınan raporlar sunulan delillere göre devam edilmiş tahkikat aşamasının bitmesine karar verilmiştir. Buna göre; Davalı şirket anonim şirket olup 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü havidir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir. Haklı sebep kavramı hakkında bütün hukuki ilişkilerde geçerli genel bir tanım vermek güçtür çünkü haklı sebep her hukuki ilişkinin ve her somut olayın özelliklerine göre değişen nisbi bir kavramdır (Şükrü Yıldız, “Şirketin Haklı Nedenle Feshi ve Tasfiyesi ile Tasfiye Memurunun Tayini”, Hukuki Mütalaalar-2, İstanbul 2015, s. 90). Bununla birlikte, hakı sebep “pay sahibinin hak veya menfaatlerini sürekli olarak, ağır ve ciddi şekilde ihlal eden ve dürüstlük kuralı gereğince davacı pay sahibi yönünden ortaklığa devamı çekilmez kılan karar, işlem ve davranışlar” şeklinde tanımlanabilir (Ayşe Şahin, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, T.C Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Yayımlanmış Doktora Tezi, 2011; s. 97). Haklı sebepleri belirlemede kullanılabilecek temel kıstaslar; çoğunluk gücünün kötüye kullanılmış olması, şirketin amacına ulaşmasının tehlikeye düşmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi ve şirketin devamının nesnel olarak çekilmez hale gelmesi olarak gösterilmektedir (Nuri Erdem, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, T.C Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Bilim Dalı, Yayımlanmış Doktora Tezi, 2012, s. 106; Şahin, s. 111-112). Haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve (bozucu) yenilik doğaran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek veya değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. Somut olayda, haklı sebebin varlığı olayın niteliklerine ve koşullarına göre değerlendirilecek ve hakimin takdir yetkisi haklı nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden önem kazanacaktır. TTK 531'inci maddenin gerekçesine göre; haklı sebep tasarıda tanımlanmamış, haklı sebepler örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalması, haklı sebep sayılmıştır. Buna karşılık varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı olup olmadığına karar verecek olan mahkemedir. Mahkeme sebepleri haklı bulsa bile fesih kararı vermek zorunda değildir. Şirketin feshini haklı kılan sebeplerin varlığına rağmen, yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olacağına kanaat getiren mahkeme; şirketi feshetmek yerine, fesih talebinde bulunan pay sahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve kendilerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Davacıya paranın kimin tarafından ve nasıl ödeneceği, bu payların geçici olarak şirketin iktisap edip edemeyeceği yargı kararlarına ve öğretideki görüşlere göre belirlenecektir. Hakim, çoğunluğun davranışının haklı sebep olup olmadığını değerlendirirken TMK md. 2’de yer alan dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanımı yasağını esas almalıdır. Haklı sebepler yorumlanırken ikili sözleşmelerde uygulanan kriterlerden yararlanılabilirse de şirketler hukuku alanında bu kriterlerin birebir kullanılmasının mümkün olmadığına dikkat edilmelidir. Pay sahipleri arasında kişisel çekişmeler sermaye şirketlerinde kural olarak haklı sebep teşkil etmezler. Haklı sebebin nesnel olması aranır. Bununla birlikte bazı durumlarda şahıslar arasındaki ilişkiler de belirli bir ölçüde dikkate alınır. Örneğin aile tipi şirketlerde boşanmalar, aile üyeleri arasındaki çekişmeler, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, yine az sayıda ortağı olan küçük şirketlerde ortaklar arasındaki şahsi nitelikteki husumet ya da eşit paylara sahip olunan şirketlerde pay durumu haklı sebep olarak kabul edilebilir. Haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin yapısı, ortak sayısı, ortaklar arasındaki ilişkileri dikkate alınmalıdır. Örneğin iki ortak arasındaki ciddi bir anlaşmazlık, iki kişilik bir şirkette, şirketin çalışamaz duruma gelmesine neden olabilirken, daha fazla ortak sayısına sahip bir şirkette aynı anlaşmazlık şirketin faaliyetlerinin devamını etkilemeyebilir. Bunun yanı sıra talep edilen sonucun kabulünün menfaatler dengesine uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Feshi talep eden ortağın çıkması veya çıkarılması taraf menfaatlerine daha uygun ise feshe karar verilmemelidir. Taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığı hususu da değerlendirilmelidir. Haklı sebeple fesihte, ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkân kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir. Kişisel sebeplerin yanı sıra elbette nesnel sayılabilecek olgular da şirketin feshine yol açabilirler. Söz gelimi şirketin kar elde edemez hale gelmesi, uzun süredir gayrı faal olması da şirketin feshine sebebiyet verebilir. (Bkz. Yargıtay 11 HD'nin 01/12/2015 T., 2014/18024 E.,2015/12808 K. sayılı kararı) Bu genel açıklamalar ışığında huzurdaki dava değerlendirildiğinde, davacı ..... davalı Şirket hisselerinin %50’sinin sahibidir. Davacı .....fatını haiz olduğundan TK m. 531 uyarınca bu davayı açmaya yetkilidir. Gerek yukarıda yapılan teorik açıklamalar gerekse dosyada mevcut belge ve bilgiler ışığında, huzurdaki dava bakımından davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin haklı sebep olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Gerçekten de dosya içeriğinde mevcut; tarafların birbirlerine yönelttikleri isnatlar, Malkara Asliye Ceza Mahkemesi’nin ..... E., ..... K. Sayılı kararı ve sair hususlar bir arada değerlendirildiğinde, pay sahipleri arasında birçok çekişmenin (dava, şikayet vs) bulunduğu, ortaklar arasındaki güven duygusunun temelinden sarsıldığ ı görülmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından TK m. 531 ile ilgili verilen bir kararda, ortaklar arasında uzlaşma olanağının kalmayışı ve taraflar arasında birçok dava ve çekişmenin bulunması, haklı sebep olarak kabul edilmiştir .(12.10.2015, E. 2015/6768, K. 2015/10302). Somut olay bakımından şirketin uzun yıllardır herhangi bir ticari mali veya operasyonel faaliyette bulunmadığı, sadece gayrımenkulden kaynaklı kira gelirinin olduğu çalışan sayısının bir veya iki kişi oduğu dikkate alınmış olup mali tablolarında gelir veya gider hareketliliği olmadığı varlık ve yükümlülük kalemlerinde değişiklik yaşanmadığı fiilen üretim satış ya da hizmet sunumu gerçekleştirmediği neticeten şirketin faaliyet açısından inaktif durumda olduğu ve yalnızca resmi kayıtlar üzerinde varlığını sürdürdüğü Şirketin Gelir İdaresi Başkanlığına ve Sosyal Güvenlik Kurumu’naherhangi bir borcu bulunmadığı, gelen yazı cevaplarından anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle; Şirketin faaliyeti incelendiğinde kira geliri dışında gelirinin bulunmadığı söz konusu taşınmazla ilgili de Tapu iptali davasının bulunduğu dosyadaki diğer dava dosyaları ve delillerden de haklı sebeplerin somut olay bakımından gerçekleştiği, davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı kurluştan beri aktif ticari bir faaliyeti bulunmama yanında t şirketin bu dönemde gelir elde etmemesine rağmen artan yönetim giderlerinin tespit ediliği davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı dikkate alınarak gayrı faal şirket yönünden dosya kapsamına göre sunulan deliller, tespit ve değerlendirmeler bütün olarak değerlendirildiğinde, şirket ortaklarının pay sahibi olmalarından kaynaklı ekonomik beklentilerinin şirketin mevcut hali dikkate alındığında gerçekleşmeyeceğinin görüldüğü, ortaklık ilişkisinin bu şartlar altında sürdürülemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde gayrı faal bu şirket yönünden haklı sebeplerin somut olay bakımından gerçekleştiğinden davalı şirket hakkında fesih kararı verilmesi kanaatine ulaşılmıştır. Anılan gerekçelerle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..... numarasında kayıtlı ..... Gıda Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine,Tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak Mali Müşavir .....'in atanmasına, Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 20.000,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde yatırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, -İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..... numarasında kayıtlı ..... GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nin FESİH VE TASFİYESİNE, 2-Tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ......'in ATANMASINA, 3-Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 20.000,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde YATIRILMASINA, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 27,70-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 587,7‬0-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 27,70-TL peşin harç ve 27,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 55,4‬0-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 10.346,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, DDair 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/07/2025 Başkan ..... ¸e-imzalıdır Üye ...... ¸e-imzalıdır Üye ..... ¸e-imzalıdır Katip ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2014/18024, K. 2015/12808, T. 12.10.2015, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2014-18024-e-2015-12808-k-17e2753e735b