İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2014/128 E. 2014/1397 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2014/128
Karar No
2014/1397
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2019/262 Esas KARAR NO :2024/582 DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) DAVA TARİHİ:03/10/2017 KARAR TARİHİ:23/09/2024 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Rekabet Kurulunun, ... Dosya No, ... Karar No ve 08.03.2013 tarihli kararı ile, aralarında davalı bankanın da bulunduğu 12 bankanın 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 tarihleri arasında kartel (uyumlu eylem/uzlaşma) oluşturduğunu, anılan kartel neticesinde faiz oranlarını birlikte belirlemeleri nedeniyle serbest piyasa koşullarının bozulduğunu, faiz oranlarının arttığını ve o yüzden de o dönemde çekilen krediler ve kredi kartlarına olağandan yüksek faiz, mevduatlara ise olağandan düşük faiz uygulandığını, anılan 12 bankanın haksız kazanç elde ederke, banka müşterileri olan tüketiciler, tacirler ve kamu kurumlarının mağdur edildiğini, konut kredilerinde 15 baz puanlık (0,15) İhtiyaç kredilerinde 10 baz puanlık (0,10) Taşıt kredilerinde 5-20 baz puan arasında uzlaşması (ortak faiz artırımı) söz konusu olduğunu, Madde 57. '' Her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veva hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur" "Madde 58- Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler. ÖDEDİKLERİ BEDELLE, rekabet smırianmasavdı ÖDEMEKTE OLACAKLARI BEDEL ARASINDAKİ FARKI zarar olarak talep edebilir. Rekabetin sıntrlanmasmdan etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlanntn tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün kârlar; geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararları yada ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktansa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, UĞRANILAN MADDİ ZARARIN ya da zarara neden olanların elde ettiği veva elde etmesi muhtemel olan karların ÜÇ KATI ORANINDA tazminata hükmedebilir." denilmekte olduğunu, müvekkili şirketin aralarında davalı bankanın da bulunduğu 12 bankanın uyumlu eylemi neticesinde belirlenen son fahiş faiz oranlan nedeniyle davalı bankadan kullanmış olduğu kredilere işletilen faizden maddi olarak son derece mağdur olmuş olduğunu, bununla birlikte bankadan kullanılmış olan kredi kartlarının hesap ekstrelerindc belirtilen dönem borçlarının tamamı ödenmediğinde, ödenmeyen kısma yine uyumlu eylemle belirlenen son derece fahiş faziler uygulanmış ve tahsil edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin, davalı banka nezdindeki kredili mevzuatına ise uyumlu eylemle Rekabet Kurulu'nun kararında da belirtildiği üzere son derece düşük faiz işletilmiş olduğunu belirterek, 12 bankanın anlaşması (uyumlu eylem) neticesinde gerçekleştiğinden ve zarar tutarı ancak bilirkişi tarafından yapılacak teknik inceleme sonucu belirlenebilecek olması nedeniyle, davalı bankanın müvekkil şirkete vermiş olduğu zararın 3 katının fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi incelemesi neticesinde ıslah edilmesi suretiyle şimdilik 3.480- TL'sinin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava tarihi itibariyle henüz doğmamış sözde zararın tazmininin talep edilemeyeceğini, erken açılan davanın bir dava şartı olan hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddine gerektiğini, davacının, müvekkili bankaya yönelttiği haksız dava ve rekabet ihlali iddiası, Rekabet Kurulunun henüz kesinleşmemiş 08 Mart 2013 tarihli ve ... sayılı kararına dayandırılmış olduklarını, 4054 Sayılı Kanun’da haksız fiile dayalı tazminat taleplerine ilişkin özel bir düzenleme olmadığından ve davaya konu Rekabet Kurulu Kararı dönemleri 21 Ağustos 2007-22 Eylül 2011 tarihleri olduğundan 6101 Sayılı “Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun”un “Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri” başlıklı 5/1. maddesi gereğince zaman aşımı sürelerine 818 Sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacağını, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 60. Maddesi, "haksız bir fiil nedeniyle tazminat davası açma hakkı zarar görenin, zararını ve faili öğrenmesinden itibaren başlayarak bir yıl sonra ve her halükarda fiilin vukuundan itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır" hükmü ve anılan hüküm uyarınca, haksız bir fiil nedeniyle tazminat davası açma hakkı zarar görenin, zararını ve faili öğrenmesinden itibaren başlayarak bir yıl sonra ve her halükarda fiilin vukuundan itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, hukuki menfaat yokluğu ve zamanaşımı itirazlarına halel gelmemek üzere, haksız davaya dayanak gösterilen rekabet kurulu kurulunun 8 Mart 2013 tarihli ve ... sayılı kararına karşı müvekkili banka tarafından ... 2. İdare Mahkemesinde iptal davası açıldığını, söz konusu rekabet kurulu kararı henüz kesinleşmediğinden HMK'nın 165/1 maddesi ve emsal Yargıtay içtihatları uyarınca rekabet kurulu kararının iptali talebiyle ... ... Mahkemesi davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, haksız fiil nedeniyle tazminat borcunun doğabilmesi için kusurlu davranış ile hukuka aykırı bir fiilin ortaya çıkması, zararın gerçekleşmesi ve hukuka aykırı fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu, bu koşullardan her hangi birinin gerçekleşmediği bir halde tazminat sorumluluğundan söze edilemeyeceğini, davacının her hangi bir zararı olmadığını, sözde zararın varlığının ispatlanamadığını, davacının basiretli tacir gibi davranma sorumluluğu mevcut olup, davacının kendi sorumluluğunu yerine getirmemiş olmasının sonuçlarının müvekkili bankaya yüklenmesinin beklenemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Davacı taraf delil olarak; Rekabet Kurulu'nun Kararı, Danıştay 13. Hukuk Dairesi ve ... 2i İdare Mahkemesi'nin ilgili kararları, tüketici mahkemesi ve hakem heyeti emsal kararları, haberler, davalı bankadan kullanılan kredilere ilişkin bilgiler, geri ödeme planları, işletilen faizler vs. ile ilgili diğer tüm bilgi ve belgeler, davalı banka nezdinde 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 tarihleri aralığında kullanılan kredi kartlarına ilişkin tüm hesap ekstreleri ve anılan kartlara kısmi ödeme nedeniyle işletilen, davalı banka nezdinde 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 tarihleri arasında kullanılan kredili mevduata ilişkin bilgi ve belgelerle, Yargıtay Kararları, doktrin, bilirkişi incelemesi ve sair her türlü yasal delillere dayanmıştır. Davalı taraf delil olarak; Kredi sözleşmesi, kredi kartı üyelik sözleşmesi, mevduat hesabı ekstresi, KMH hesap hareketleri, Yargıtay kararları, basın yayın organında yer alan haberler, ... 2. İdare Mahkemesinin 2014/128 E. 2014/1397 K. Sayılı kararı, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delillere dayanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tazminat talebine ilişkindir. Mahkememiz 17/12/2018 tarih ve 2017/879 Esas 2018/1192 Karar sayılı kararı ile "İddia, savunma toplanan deliller birlikte değerlendirilmiş, davanın davacı şirketin davalı bankanın müşterisi olmaktan kaynaklandığı, davacının burada tüketici sıfatında olduğu saptanmış, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri de birlikte değerlendirilmiş, dava konusu uyuşmazlık açısından mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmış olmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde karar verilmiş olduğu, Mahkememiz dosyasında verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonrasında 29/04/2019 tarih 2019/790 E. 2019/606 Karar sayılı ilamı ile: "davacı vekilinin istinaf başvusunun kabulü ile HMK’nun 353(1)a-3 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmek üzere Mahkemesine iadesine" şeklinde karar verilmiş olduğu ve Mahkememizin 2019/262 Esas sayılı numarasına kaydı yapıldığı görüldü. Davacı davasını, 4054 Sayılı Yasanın 57. ve 58. maddelerine dayandırarak açmıştır. Anılan kanunun 57. maddesinde, her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur olduğu; 58. maddesinde ise, zararın tazmini üst başlığı ile rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenlerin, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasa idi ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilecekleri, ortaya çıkan zararın tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakimin zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı tutarında tazminata hükmedebileceği belirtilmiştir. Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Davacının, davalı bankanın kartel faizi uygulanması nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı ve zararın miktarı noktalarında toplandığı görülmüştür. Her ne kadar davalı zamanaşımı defiinde bulunmuş ise de; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun ihlali nedeniyle açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresine ilişkin olarak açık bir hüküm yer almamaktadır. Bu nedenle haksız fiil alacağı için genel hüküm olan dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK ‘nun 72.maddesi uygulanacaktır.Anılan hüküm incelendiğinde, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır. Rekabet hukukunun ihlali dolayısı ile tazminat davası açma hakkı zarar görenin, zararı ve kanunun ifadesi ile tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren başlar. Burada önemli olan, zararı veya tazminat yükümlüsünü öğrenmektir. Süreklilik gösteren ihlallerde, fiilin sona erdiği tarihten itibaren, aralıklı olarak tekrar eden ihlaller bakımından ise, ayrı bir zamanaşımı süresi işlemeye başlayacaktır. Rekebetin Korunması Hakkındaki Kanunun 16. maddesi gereğince, idari para cezası verileceği 17. maddede ise nispi idari para cezaları düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/15 Esas, 2015/5128 Karar ve 13.04.2015 ve 30.03.2015 tarihli, 2014/13296 Esas, 2015/4424 Karar sayılı emsal ilamlarında “...Kabahatlar Kanunun 2. maddesinde idari yaptırım gerektiren eylemlerin, kabahat niteliğindeki suçlar olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır. 5326 sayılı Kabahatlar Kanunun 16. maddesinde ise, idari para cezası idari yaptırımlar arasında sayılmıştır. Yine aynı Kanunun soruşturma zamanaşımı başlıklı 20/4. maddesinde ise nispi para cezası gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak belirlenmiştir. Somut olayda, davacı tarafın tazminatı gerektiren olayı öğrendiği tarih, Rekabet Kurulunun gerekçeli kararını kamuya duyurduğu ... tarihi ile bu davaya esas dava tarihi birlikte değerlendirildiğinde dava zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır ....” gerekçesi ile hükmün bozulduğu emsal Yargıtay bozma ilamında aynı ifadelere yer verilmiştir. Somut olayda, davacının Rekabet Kurulu kararını öğrenme tarihi, dava dilekçesinde ki kabulüne göre, Rekabet Kurulunun gerekçeli kararını kamuya duyurduğu 08.03.2013 tarihidir. Rekabet Kurulu 08.03.2013 tarihli kararı ile idari para cezasına hükmetmiş ve iş bu dava ise yasal süre içerisinde yani 26.10.2016 tarihinde zamanaşımı süresi içinde açılmıştır. Emsal Yargıtay bozma ilamı ve olayda uygulanması gereken TBK 72. maddesi gereğince davanın ceza zamanaşımı süresi içinde açıldığı zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Tazminat taleplerine ilişkin olarak, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun 57 vd madde hükümlerinde, genel olarak, sözleşme dışı sorumluluk hallerinden haksız fiil sorumluluğunun düzenlendiği kabul edilmektedir. Bu nedenle rekabet hukukunda, haksız fiil unsurlarının ve tazminat taleplerine ilişkin değerlendirmelerin ele alınıp yorumlanması gerekmektedir. Genel olarak haksız fiilin unsurları; hukuka aykırılık, fiil, zarar, nedensellik bağı ve kusurdur. Somut olayda olduğu gibi, ihlalin varlığını tespit eden Rekabet Kurulu kararını takiben açılan tazminat davalarında, hukuken kurul kararı mahkeme için bağlayıcı niteliğe sahip olmasa da bu karar davacının ispat yükünü yerine getirmesinde yardımcı olacaktır. Ancak ... 2. İdare Mahkemesi'nin 2022/924 Esas, 2022/854 Karar sayılı kararı ile davaya dayanak yapılan Rekabet Kurulunun 08/03/2013 tarih ve 13-13-198-100 sayılı kararının iptaline karar verildiği ve kararın 24/10/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Şu halde rekabetin ihlali için açılan bir tazminat davasında zarar gördüğünü iddia eden davacının, ihlalin varlığı ile birlikte, zararını, zararın ihlal nedeniyle gerçekleştiğini ve zararın rekabet hukuku çerçevesinde tazmin edilebilir bir zarar olduğunu ve davalının kusurunu ispatlaması gerekir. Davacı davalı bankadan 2007-2011 yılları arasında ticari (rotatif, spot) kredi, kredili mevduat ve kredi kartı kullandığını ileri sürmüş, rekabet kurulu kararına ve banka kayıtlarına dayanmıştır. Davanın dayandığı Rekabet Kurulu kararında davalı bankanın anlaşmalı olarak yüksek faiz belirlediği tespit edilen ürünün kredi kartı olduğu, somut uyuşmazlık konusu ticari kredinin ve kredili mevduat hesabının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, kaldı ki yukarıda açıklandığı üzere davaya dayanak yapılan Rekabet Kurulu Kararının da iptaline karar verildiği, davacının dayandığı deliller ile hukuka aykırılığın (ihlalin) varlığını, davalının kusurunu, zararını ve ayrıca fiil ile zararı arasındaki illiyet bağını ispat etmediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin yatan 61,65 TL ' den mahsubu ile eksik kalan 365,95‬ TL ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 11,00 TL vekalet harcı ve 17,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 28,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 3.610,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine 6-Gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 23/09/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2014/128, K. 2014/1397, T. 26.10.2016, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2014-128-e-2014-1397-k-b36e46d60364